Bayramınız mübarek olsun.
Kurbanlarınız; Allah’a yakınlığınızı ve teslimiyetinizi artırsın, takvanızı göklere yükseltsin.
Ve bir gün…
Kudüs özgürlüğün tekbirleriyle yankılansın; İslam ümmeti, dağılmışlığın küllerinden doğrulup yeniden izzet günlerine kavuşsun.
Bayram; sadece evlere değil, kalplere, şehirlere ve ümmetin yaralı coğrafyasına da huzur indirsin.
ARKADAŞLARIMIZDAN HABER ALAMIYORUZ! 🚨
Sumud Filosu ile Gazze’deki ablukayı kırmak ve bölgeye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan platform üyelerimiz Hüseyin Kılıç, Mehmet Harput, Abdülmecid Bağçivan, Asrın Fahrettin Tok, İbrahim İshak ve Muhammed Salih Dallı, uluslararası sularda işgalci İsrail tarafından hukuksuzca kaçırıldı.
Sumud Filosu aktivistlerine ve arkadaşlarımıza yapılan bu alçakça muameleyi asla kabul etmiyoruz! İsrail, tüm dünyanın gözü önünde bir insanlık suçu daha işledi; bizler Filistin gönüllüleri olarak bu suça sessiz kalmayacağız. Arkadaşlarımız ve diğer tüm aktivistler serbest bırakılana dek kamuoyu baskısı oluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz!✊🏻
Bu zulme sessiz kalmayın! Sumud Filosu aktivistlerinin sesi olmak için paylaşın, destek olun.🇵🇸
Günlük çıkanlar da ciroya dahildir. Hayatından çıkmanın gerekliliğine kanaat getirilmişse, çıkanın da bir gelir olduğunu unutma; zira çıkan geliri oluşturmak yani kaliteyi meydana getirmek için çıkar. Koşulları kolaylaştır, izin ver, kendine saygı duy, karşıdakine saygı duy ve çıkmasına müsade et. En fazla geliri meydana getiren bir giderdir.
Dünya hayatı kısadır ama herkese bir kıssadır. İlgi görmek ya da kendini kanıtlamak için ise onca şey, öylesi boştan bir hissedir. Doğrusu kendini bulmak, erdemi yakalamak, doğru insanlarla olmak, sevinci ve acıyı yerli yerinde paylaşmaktır. Gerisi ise hayatında en fazla ya gelir ya da giderdir.
Bayramınız mübarek olsun. Allah aileniz ve sevdiklerinizle nice hayırlı bayramları görmeyi nasip etsin. Rabbim ramazan boyunca yaptığınız ibadetlerinizi kabul eylesin.
Süreç, gözlerimizin önünde bambaşka bir yöne doğru ilerliyor.
Bazı Siyonist tarihçilerin bile dikkat çektiği bir gerçek var: Tarih boyunca Yahudi devletlerinin ömrü çoğu zaman ortalama 80 yıl civarında olmuştur. Bugün yaşanan gelişmelere bakınca, Şeyh Ahmet Yasin'in de ifade ettiği bu tarihsel eşiğe yaklaştığımızı düşünüyorum.
Daha düne kadar Şam’ın düşmesi birçok kişi için uzak bir ihtimal, hatta neredeyse hayal gibi görülüyordu. Fakat bunun gerçekleşmiş olması hem bizi şaşırtmış hem de çok sevindirmiştir.
Bugün ise aynı şekilde uzak bir hayal gibi görünen Kudüs’ün fethi meselesinin, Allah’ın yardımıyla sandığımızdan daha yakın olabileceğini hissediyorum. Bu büyük şerefi Allah kime nasip eder, bunu elbette yalnızca O bilir. İran’ın böyle bir sonuca ulaşabileceğini düşünmüyorum; fakat yine de en doğrusunu Allah bilir.
Her şeye rağmen İran’ın şu anda İsrail’i zayıflatan bir pozisyonda olması, bölgesel dengeler açısından önemli bir gelişmedir. Rabbim bunun vesilesiyle onları hem inanç hem de siyasi politikalar bakımından doğru yola yöneltsin ve hidayete erdirsin.
Sekizinci on yılın eşiği, yani yaklaşık 80 yıllık tarihsel dönüm noktasının dolması pek yakın. Tarih bazen beklenmedik anlarda yön değiştirir; belki de bugün, böyle bir dönüm noktasının arifesindeyiz. 80 olmazsa da İsrail için son pek uzakta değil; belki 3 yıl belki 5 yıl belki de daha erken! Allah daha iyi bilir.
Rus siyaset bilimci Alexander Dugin:
Dindar Siyonistler Netanyahu'yu İsrail'in son başbakanı olarak görüyorlar.
Onlara göre, ondan sonra Mesih gelecek.
Dolayısıyla, muhtemel ölümü sadece bir savaş kaybı veya İranlıların başarılı misillemesi olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor.
Kıyamet boyutu artık hayati önem taşıyor.
Verdiği zekatı, karşıdakinin nasıl kullanacağını bile tayin etmenin kibri...
Ör: Gıda kolisi!
Türkiye'de gerçekten kıtlık var da bizim mi haberimiz yok anlamadım ki!Fakirlik ayrı, kıtlık ayrı...
İnsan gibi zekatınızı para olarak verin de, fakir adam onu nasıl kullanacağına kendisi karar versin bari! İhtiyaç sahibinin para kullanma iradesine bile ipotek koyuluyor! Yani buna fakirliği giderme niyeti denmez; buna bedenin yetmiyormuş gibi iradenle de fakir kal demek gibi bir şey!
Bir de zekatı atom parçacıklarına bölme olayı var! Adamın 1 milyon zekatı varsa, onu 1 milyona bölüp dağıtıyor! Yani insan gibi 5-10 kişinin ciddi bir problemini çözmek varken, kimsenin problemini çözmeyecek bir yöntemle zekatı bölüştürmek akıl işi mi?
Allah para vermiş ama akıl vermemiş! Senin bin tl niyetiyle böldüğün paranın bir karşılığı yok! Bir de o bin tl için elli reklam ritüel icra ediyorsun!
Hamaney'in öldürülmesi, rejimin düşeceği manasına gelmez.
ABD'nin Venezuela'da Maduro'yu kaçırmasıyla yönetimi lehine çevirmesi hamlesi, İran'da çalışmaz! Halk desteği olmadan rejim düşmez.
Ancak kısmi halk desteği ve ciddi bir medya iletişim manipülasyonunun etkili kullanılması halinde rejimin düşme tehlikesi söz konusu olabilir. Yine de rejimde askeri darbe için müsait koşullar mevcut değil diye düşünüyorum.
Savaş kısa sürerse rejim değişikliği zor lakin bir iç savaş söz konusu olursa durum değişir.
HAMANEY VURULDU MU?
Şu ana kadar gözlemlerim Hamaney'in öldürüldüğünü gösteriyor.
ABD ve İsrail en üst düzey liderlikten öldürüldüğünü duyurdu.
ABD bugüne kadar bir düşmanını öldürdüm dediğinde son 20 yılda neredeyse tümü gerçekleşti.
İran'ın saldırılarında cüretkarlık artıyor. Bu da Hamaney'in gerçekten öldüğüne işaret etmekte.
İran'ın ne siyasi duruşu bize uyar ne de akidevi yapısı!
Burada mesele ABD ve İsrail emperyalizmine karşı durmaktır. Iran'ın istikrarı bölgesel dengeler açısından önemlidir. Halkın selametini temenni ederiz ancak Molla rejiminin elleri Sunni halkların kanıyla kirlenmiştir! Irak, Suriye ve Afganistan'daki ABD işbirliği malumdur.
Bunu bilir unutmayız ancak emperyalizmin karşısındayız.
ABD ve İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılar, müzakere kapısının tamamen kapanmadığı da dikkate alındığında, İran’ı sahada mutlak olarak teslim almak için değil; masada daha fazla taviz vermeye zorlamak amacı taşımaktadır.
Zira mevcut konjonktürde İran üzerinde mutlak askerî veya siyasî bir Batı hegemonyası kurmak saha realitesi bağlamında gerçekçi değildir.
ABD ve İsrail’in nihai hedefi İran’da doğrudan bir rejim değişikliği gerçekleştirmek ya da Venezuela örneğinde olduğu gibi ülkeyi bütünüyle teslim almak değildir. Venezuela’nın jeopolitik konumu, ABD’nin mutlak etkisini tahkim etmesine elverişliydi. Oysa İran’ın jeopolitik derinliği, kısmi bölgesel nüfuzu, askerî kapasitesi ve yönetim biçimi sahada mutlak askerî ve siyasî hegemonya kurulmasını son derece zorlaştırmaktadır. Nitekim bunu sağlayabilecek vekalet bir güç de şu an için bulunmamaktadır.
Bununla birlikte ABD’nin temel hedefi İran’ın Rusya ve Çin ile olan işbirliğini tamamen sona erdirmek de değildir. Ancak Washington, İran’ın bölgesel etkisini zayıflatarak, Doğu eksenli bloklaşma içerisindeki konumunu ve stratejik ittifakını parçalamayı ve bu işbirliğini daha kırılgan hâle getirmeyi amaçlamaktadır.
Dolayısıyla ABD/İsrail'in nihai amacı; İran’ın askerî kapasitesini zayıflatmak, nükleer programını sınırlandırmak veya işlevsiz hâle getirmek, Rusya ve Çin’in İran üzerinden bölgesel nüfuzunu kısmen azaltmak ve daraltmak, müzakere masasında İran’dan kapsamlı ve kalıcı tavizler koparmaktır.
Bu bağlamda ABD’nin daha geniş stratejik hedefi, Rusya ve Çin’in enerji kaynaklarına erişimini sınırlamak, Orta Doğu’daki etki alanlarını daraltmak ve bölgesel güç dengesini kendi lehine yeniden şekillendirmeye çalışmaktır. Bu anlamda İran'ın, Irak üzerindeki nüfuzu da pazarlık konularından biri olabilir.
Gizliden çekilen bir terör eylemi!
Eskiden "Cuma namazı skandalı" diye öğrencilerin cuma namazına gitmesini son dakika skandal haberi olarak verirlerdi.
Bu sürece ve haber diline vakıf olmayanlar, aşağıdaki görüntülerin ne kadar muhteşem olduğunu anlayamaz.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ramazan'daki bu etkinlikleri gerçekten takdire şayan. Sayın Yusuf Tekin Beyi (@Yusuf__Tekin) tebrik ediyor; bu toplumun inanç ve değerlerine uygun bir dönüşüm sürecini icra etme çabalarını sonuna kadar destekliyoruz.
🤗 Sevgili Evlatlarımız,
💕 Sizinle her an özel, sizinle çıktığımız her yolculuk değerli, sizinle her dua anlamlı… 🤲
Henüz bir buçuk yaşındaki Hasan Hüseyin Alp’in de dediği gibi:
🌙 “Ramamay kuytu oyşun!”🌙
#MaarifinKalbindeRamazan
Yine başörtülü bir hanımefendi dini değerlerinden dolayı "yobaz" olmakla itham edildi.
Yetkilileri, savcı olduğunu söyleyerek dini değerleri aşağılayan ve görevi baskı aracı olarak kullanarak toplumu ve düzeni tehtid eden bu şahsa gereğini yapmaları için göreve davet ediyoruz. @TC_icisleri@abakingurlek
HEP BİRLİKTE ORUÇ HEP BİRLİKTE BAYRAM
Ramazan orucunun başlangıcını belirlemekte asıl olan hilalin gözlemlenmesidir. Nitekim Allah Resulü (s.a.v.): “Hilali görünce oruç tutun, tekrar görünce bayram edin.” buyurmuştur.
Bu rivayet, rü’yet-i hilalin temel esas olduğunu göstermektedir. Ancak tarih boyunca hilalin tespiti noktasında yöntem farklılıkları ortaya çıkmış; çıplak gözle görme, şahitlik esaslı tespit, teleskop kullanımı ve günümüzde astronomik hesaplamalar gibi farklı tekniklerden söz edebiliriz.
Bu yöntem farklılıkları sebebiyle İslam ülkeleri arasında oruca başlama ve bayram etme tarihleri zaman zaman farklılık arz etmektedir. Aynı ülke içerisinde, hatta aynı şehirde yaşayan veya aynı aileden bireylerin bile bu konuda ihtilaf etmektedir.
Oysa Ramazan ve bayramlar sadece bireysel ibadet zamanları değil; aynı zamanda ümmet bilincinin, toplumsal birlikteliğin ve ortak şuurun inşa edildiği önemli günlerdendir. Aynı mahallede bir kısmın oruçlu, bir kısmın bayram yapıyor olması; yine aynı aile içinde farklı günlerde iftar, sahur ya da bayram yaşanması, fıkhî bir ihtilaftan ziyade toplumsal bir uzlaşıya zarar verme ihtimali doğurmaktadır.
Bu noktada Allah Resulü’nün şu hadisi birlikte Ramazan ve bayram kanaatini/fetvasını tercih etmemizi önceleyebilmektedir:
اَلصَّوْمُ يَوْمَ تَصُومُونَ، وَالْفِطْرُ يَوْمَ تُفْطِرُونَ، وَاْلأَضْحَى يَوْمَ تُضَحُّونَ
(Ebu Davud, Tirmizi)
“Oruç, birlikte oruç tuttuğunuz gündür; bayram, birlikte bayram ettiğiniz gündür; kurban da birlikte kurban kestiğiniz gündedir.”
Bu hadis ile ibadetlerin toplumsal boyutuna işaret etmekle birlikte bayram ve orucun, bireysel değil, cemaat/toplum şuuru ile anlam kazandığını ifade edebiliriz. İslam hukukunda da “imamın hükmü ihtilafı kaldırır” kaidesi gereği, toplum düzenini sağlamak adına otoritenin belirlediği gün üzerinden birlik sağlanması da güçlü bir içtihattır. Burada imam halife veya sistem şeriat olmazsa da nihayetinde verilen islami hükmün sistematik olarak işlediğinde hükmü icra eden de muhatabı Müslüman toplumdur. Dolayısıyla şer'i kaidelere aykırı olmadıkça bu tür durumlarda birliği öncelemek daha hayırlıdır. (Allahu a'lem)
Şayet mesele, açık ve kesin bir nassın inkârı değil de yöntem farklılığından kaynaklanan bir içtihat ihtilafı ise; bu durumda birliği öncelemek, fitne ve ayrışmayı engellemek daha evla görülebilir. Çünkü şeriatın maksatlarından biri de toplumda düzeni ve bütünlüğü muhafaza etmektir.
Dolayısıyla hilali takip etmek esastır; ancak hilalin tespiti yöntemlerinden doğan ihtilaf sebebiyle toplum içinde bölünme yaşanıyorsa, Allah Resulü’nün yukarıdaki hadisini esas alarak cemaatle/toplumla birlikte hareket etmeyi tercih etmek, maslahat ve birlik açısından daha hayırlı bir yol olarak değerlendirilebilir.
Burada hangi yöntemin daha iyi veya doğru olduğunu tartışmak yerine, aynı ülkede yaşayan Müslümanların birlikte ramazan ve bayram etmesinin önemine değinmeye çalıştık. Diğer fetvaları tercih etmek isteyenler de olabilir; onlara da yanlış yapıyorsunuz demek doğru değildir.
@zevraayse Konu da tam olarak bu! Allah Resulü Medine'de İslam Devleti kurarken" diyorsunuz. Konuştuğumuz konu zaten ilahi nizam koşullarının olmamasıyla alakalı. Varmış gibi bir beklenti doğru çözüm üretmez?
Ya herro ya merro yani...
Umduğunuz sistem ile bulduğunuz sistemin birbiriyle çatışma hali durumu problemi için İslam'ın bir çözüm üretemeyeceğini dolaylı olarak söylemiş oluyorsunuz.
İslam'ın en kötü ve en zayıf dönemleri için -kısmi de olsa- ortaya koyacağı çözümleri yok mu? Yani mesela ilahi nizamın hakim olmadığı bir sistemde bir Müslümanın en asgari düzeyde bile olsa İslam'a ve Müslümanlara faydalı olabileceği bir pozisyonda olması kötü ve usule uygun olmayan bir durum mudur?
Gücünüzün olmadığı yerde sanki bütün imkanlar varmış da; olmasına rağmen yapılmıyormuş gibi davranmaya gerek yok. En asgari düzeyde bir faydanın bile İslam'da karşılığı vardır.
Tam bir “ideal düzen” yok diye, hiçbir hayırlı iş yapılmaması gerektiği sonucu İslam'i değildir.
Ali Yerlikaya'nın (@AliYerlikaya) yerine gelen yeni İçişleri Bakanı @miamustafacftci'nin hafız olması bizi ilgilendirmez. Adil mi, değil mi; ona bakarız.
Kur'an ile hükmedecek mi, etmeyecek mi?