A Haber’in servis ettiği Oğuzhan Uğur’un gözaltına alınma anına ait bu görüntüler polis kamerasıyla mı, basın kamerasıyla mı çekildi?
Eğer polis kamerasıyla çekildiyse, bu görüntüler A Haber’e hangi usulle ulaştı?
Eğer basın kamerasıyla çekildiyse, gözaltı işlemi sırasında basın organı olay yerinde hangi kapsamda bulunuyordu?
Bu yayın biçimi, kamuoyunda kişi hakkında peşin hüküm oluşmasına ve itibarının zedelenmesine yol açmaz mı?
Haluk Levent, ifadesinde Süleyman Soylu’yu anlatmak isteyince kriz çıktı, ifadeye 2 saat ara verildi. İfadeden sonra da Haluk Levent’in siyasilerle ilgili anlatmak istedikleri tutanağı geçirilmedi.
TSK'dan ihraç edilen genç doktor Efran Tumaris Usul:
-Kurum içinde sayısız tutanak tuttum, dilekçe yazdım, her kademeye ulaşmaya çalıştım, CİMER'e başvurdum, savcılığa suç duyurusunda bulundum.
-Erlere tarihi geçmiş ilaç vermem isteniyordu. Bu yüzden erlere ilaç veremiyordum. Yeni ilaç alındığında bile erlere bu ilaçlar verilmiyordu.
-Enfeksiyon vakaları artınca, musluk suyu içtiklerini, içme suyu temini yapılmadığını, kantinde parayla bile su satılmadığını söylüyorlardı.
-Uyuz vakaları artıyordu, erlere 15-16 gündür banyo yaptırılmadığını öğrendim.
-Uyuz olmayan bir eri 17-18 gün bir odada karantinaya almışlar, erin psikolojisi bozulmuş. Ben uyuz olmadığını söylediğimde, benim mesleki bilgimi aşağılayan cümleler kuruluyordu.
-Revirdeki oksijen tüpleri boştu. Bir atak hastasına oksijen tüpleri boş olduğu için müdahalede bulunamadım.
-Doktorun görev tanımında olmamasına rağmen erlere aşı yapıyordum, çünkü acemi birliğinde yapılması gereken aşılar 3-4 ay geçmesine rağmen yapılmıyordu.
-Er kafa travması geçiriyor, başka gün başka bir er iç kanama geçiriyor, ambulans yok. Çünkü rütbeli personel ambulansı şahsi işi için götürmüş.
-Sevmedikleri erlere sevk, rapor, istirahat verdiğimde, numara yaptıkları söyleniyor ve bu kararlarım uygulanmıyordu.
-Bulaşık yıkayan erlerin elleri egzama oluyordu, uyarıyordum ama bir eldiven bile verilmiyordu.
-Yemekhaneye gelmem istenmiyordu, yemeğimi erlerle gönderiyorlardı. Ben asker kızıyım, babam rütbeli olmasına rağmen hayatında bir ere kendi yemeğini taşıttırdığını görmedim.
Alın size halkın nasıl kandırıldığına yeni bir örnek;
Oğluma @Migros_Turkiye den @AlgidaTurkiye dondurma aldık. "Çubuklarda bedava kampanyası" yazıyordu. Gerçekten bedava çıktı. Tekrar gittik Migros'a, biz veremeyiz dediler. Bölge sorumsunu aradık, "yok öyle bir şey" dedi. Dolandırıldık o halde deyince "ben vereyim 50 lira, kes sesini" dedi. Mesele 50 liralık dondurma değil, milleti böyle kandıracak cesareti nereden buluyorlar? Biz 50 lirada boğulduk, konu 50 bin olsa kapıya mafya gelecek her halde. Üç kuruşluk adam bize "kes sesini" dedi ya bir de. Umarım bir açıklamanız vardır @AlgidaTurkiye
Katil israil güçlerinin açtığı ateş sonucu şehit edilen Filistinli kaleci Salim Al-Ashqar’a Allah’tan rahmet diliyorum.
An itibarıyla Dünya Kupası’nda mücadele eden futbolcu sayısı yaklaşık 572.
Şehit olan Filistinli futbolcuların sayısı ise 567!
Rakamlar bazen çok şey anlatır. Bu da onlardan biri...
Türkiye'de yeni statlara 2 milyar dolardan fazla yatırım yapıldı. Açılışlar yapıldı ancak ülkede futbol ilerlemedi.
Çünkü betona yatırım yapanlar, o statlarda oynayacak gençleri keşfedecek ekiplere ve antrenörlere yatırım yapmadılar.
Şu an Türkiye'de futbolu yönetenlerin sadece %7'si futbolun içinden geliyor.
2026 Dünya Kupası'na giden takımın %35'i de Avrupa'da yetişen futbolculardan oluşuyor.
Futbolcuyu bırakın, 30 yıldır iç savaşta olan Somali'den bir hakem Dünya Kupası'na seçilirken, yüz milyonlarca dolar yatırım yapılan Türkiye'den bu kalitede bir tane hakem çıkmadı.
Türkiye'deki futbol sorunu, ülkedeki diğer sorunlar gibi kronik.
Kulüp başkanları da kendileri zenginleşirken, yönettikleri kulüpler birer birer battı ve biri bile hesap vermedi.
Slaven Bilić'in dediği gibi: "Türkiye'de temel problem şu: Bilgili olanların yetkisi yok, yetkisi olanların da bilgisi yok."
Milli Takım kampındaki oyunculara, “Her galibiyetten sonra koştur koştur soyunma odasına inip video çeken Spor Bakanı herhangi bir mağlubiyetten sonra soyunma odasına gelip destek oldu mu?” dedim. “Hayır” dediler. Ve daha da acısı son maçı beklemeden Sayın Bakan uçağa atlayıp Türkiye’ye geri dönmüş. Ülkenin spor bakanının Milli Takım’ına yaptığı şu muamele inanılır gibi değil. Bu çocukların önünde daha uzun yıllar, büyük başarılar var. Bizim Cocuklar kazanınca mı “bizim” Sayın Bakan? Çok yazık…
Canan Karatay’ı programa davet etmek icin yardımcısını aradım. Asistanı tv mi youtube mi youtube ise “Canan Hanım yerine ben geliyorum” dedi. “Siz hekim misiniz” diye sordum. “Diploma yok ama sağlık konusuna fazlasıyla hakimim” dedi. Canan Hanım’a tavsiyem ismininin önündeki Dr’yi kaldırıp sonuna LTD ŞTİ koysun. Zamanı gelmiş.
Bu elim hadise tüm yönleriyle aydınlatılmalıdır. Hayatının baharında bir öğretmenimizi kaybettik. Sorumlular hesap vermelidir.
#Irmaköğretmeniçinadalet
Gencecik Irmak öğretmene bir kadın okul müdürü tokat atıyor ve o müdür görevden alınmıyor, kadını 90 km öteye lojmanı olmayan okula gönderiyorlar, yani bu kadar insafsızlık olur mu? Resmen mobbing, nerede o okul müdürü, göz yuman milli eğitim müdürü? Gereken cezayı alacaklar mı?
Sümela Manastırına çıkış.
Mali fiş yok, pos yok ve TEKEL.
Mehmet Şimşek de yapay zeka ile mükellef kovalasın..
Doğal zekalı bir maliye memuru ziyaret etmedi mi acaba Sümela’yı? 🤦🏻♂️@HMBakanligi@ticaret
Oğlumuz Umut, Osman Yüksel Serdengeçti İmam Hatip Ortaokulu'nda yaşadığı bıçaklama olayı sonrası sesimizi duyurmak ve adaleti sağlamak için buradayız. Okul ve ders saatleri içerisinde, sınıf içinde gerçekleşen bu korkunç olayda oğlum sol bacağından ağır yaralandı.
Bu olay sonucunda oğlumuzun gülüşü solabilir, yaşama sevinci elinden alınabilir; belki de biz ona sarılmak yerine toprağına sarılıyor olabilirdik.
Ancak maalesef bu olayın üstü kapatıldı, gerçekler gizlendi ve gizlenmeye de devam ediyor. Çünkü yaşadığımız olayda gereken yerlerde gereken tanıdıklarımızın olmaması nedeniyle adaleti sağlayamadık. Bu haksızlığın üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz.
Bizler bu olayın görmezden gelinmemesini, olayda bulunan veya bulunmaya cesaret göstermiş sorumluların tespit edilip gereken cezaları alması için destek bekliyoruz. Adalet herkesin hakkı ama bu tarz olaylara göz yummak vicdan meselesidir. Bu olayın unutulup üstünün kapatılmasına izin vermeyelim.
Sesimizi duyurmak, sorumluların ortaya çıkmasını, olayın yeniden incelenmesini ve adaletin duvardaki bir yazıdan ibaret olmadığını görmek istiyoruz. Okulda taşkınlık yapan çocuklar değil, geleceğe umut olan evlatlar görmek istiyoruz.
Bu sadece bizim çocuğumuzun canı değil; hepinizin çocuğunun, nice umutların canıdır. Kimsenin acısı sessiz kalmasın diye adalet istiyoruz.
#Adaletİstiyoruz #ÇocuklarımızaDokunma #umuticinadalet @YMinguzzi78568@adalet_bakanlik
https://t.co/768T0VMwxL