Bütün bu gelişmeler birbirinden bağımsız adli ve siyasi olaylar olarak değerlendirilebilse de daha köklü ve yapısal sorunlarla birlikte ele alınmalıdır.
O sebeple her nerede ve kiminle ilgili olursa olsun; yolsuzluk, usulsüzlük, kamu malının istismarı, kuralların ihlali ve benzeri bir suç varsa, hukuk çerçevesinde suçun niteliğine, suç isnadının yöneltildiği kişinin kimliğine ve kişiliğine bakılmaksızın üzerine gidilmelidir.
MHP Genel Başkanı
Devlet BAHÇELİ
Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanımız Sayın Alparslan Doğan, Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul İl Başkanımız Sayın Volkan Yılmaz ve kıymetli ülküdaşlarımız ile birlikte; Şehit İl Başkanımız merhum Recep Haşatlı ve evladı Mustafa Haşatlı’yı şehadetlerinin yıl dönümü münasebetiyle Merkezefendi Mezarlığı’ndaki kabirleri başında dualarla andık.
Aziz ruhlarını rahmet, minnet ve dualarla anıyoruz.
@ayyildirim1@Aalparslandogan
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli: Türkiye yıllara sari birikmiş sorunlarını çöze çöze, tecrübeyle, akılla daha iyiye, daha müreffeh bir yarına ulaşma gayesiyle hareket etmektedir.
Yakın tarihimize bakıldığında terör, uygulanan ekonomik yaptırımlar, 15 Temmuz hain kalkışması, asrın felaketi 6 Şubat Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremler, ABD-İsrail İran savaşı, Ukrayna Rusya Savaşı, Suriye de yaşanan iç çatışmalar, diğer jeopolitik riskler ve göç, ayrıca yaşanan demokrasi dışı müdahaleler gibi Türkiye hasımlarıyla yapılan işbirlikleri sonucu ülkemizin sokulmak istendiği cendere nedeniyle ülkemiz; önemli ekonomik maliyetlerle karşı karşıya kalmıştır.
40 yılı aşkın süredir mücadele edilen PKK terörünün Türkiye ekonomisine hesaplanabilir yaklaşık asgari maliyeti, Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle 2,3 trilyon dolardır. (TASAV çalışması 1984-2024, 2 trilyon170 milyar dolardır.)
Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin asgari maliyeti 110 milyar doları aşmıştır.
ABD/İsrail-İran savaşı; Hazine ve Maliye Bakanlığı açıklamalarına göre piyasa müdahaleleri ve rezerv etkisi, enflasyon etkisi, enerji ve akaryakıt maliyetleri, dış ticaret ve turizm riskleri ile finansal piyasalara olan etkileriyle Türkiye ekonomisine önemli bir maliyet yüklemiştir.
Küresel petrol arzında yaşanan kesintiler geçmiş dönemlerdeki benzer şoklardan daha büyük olmuştur. Petrol fiyatlarının piyasalarda yüksek seviyelerde fiyatlanmasının doğrudan ve dolaylı etkileri nedeniyle enflasyon hedefleri sapma göstermiştir.
Savaş, yalnızca enerji piyasalarını değil, gübreden çip üretiminde kullanılan ham maddelere kadar birçok stratejik ürünü etkilemiş, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar finansal koşulları sıkılaştırmış, dış ticaret dengesini olumsuz etkilemiştir.
Kuşkusuz Türkiye jeopolitik açıdan zorlu bir bölgededir ve savaşların yarattığı belirsizlikler önemli bir risk oluşturmuştur. Yukarıda vurguladığım; ülkemizi kalkınması yolunda sekteye uğratan bu gelişmeler aynı zamanda da ekonomik istikrarı engellemiş, sürdürülebilir bir düzen oluşmasına mani olmuştur.
Küresel ölçekte yaşanan krizlerin faturası kırılganlığın yüksek olması nedeniyle ülkemiz üzerine daha fazla hissedilmiştir.
Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul İl Başkanımız Sn. Volkan Yılmaz ve kıymetli ülküdaşlarımız ile birlikte; Şehit İl Başkanımız merhum Recep Haşatlı ve evladı Mustafa Haşatlı’yı şehadetlerinin yıl dönümü münasebetiyle Merkezefendi Mezarlığı’ndaki kabirleri başında dualarla andık.
Aziz ruhlarını rahmet, minnet ve dualarla anıyoruz.
Evlerinin Önünde Uğradıkları Saldırı Sonucu Şehit Olan Merhum İstanbul İl Başkanımız Recep Haşatlı ve 17 Yaşındaki Evladı Mustafa Haşatlı’yı Şehadetlerinin Yıl Dönümünde Rahmet ve Dualarla Anıyoruz.
Evlerinin Önünde Uğradıkları Saldırı Sonucu Şehit Olan Merhum İstanbul İl Başkanımız Recep Haşatlı ve 17 Yaşındaki Evladı Mustafa Haşatlı’yı Şehadetlerinin Yıl Dönümünde Rahmet ve Dualarla Anıyoruz.
Evlerinin önünde uğradıkları saldırı sonucu şehit edilen merhum MHP İstanbul İl Başkanı Recep HAŞATLI’yı, oğlu Mustafa HAŞATLI’yı ve iş yerinde kurşunlanarak şehit edilen Ülkücü Şehidimiz Hüsnü TEPE’yi şehadetlerinin yıl dönümünde rahmet ve dualarla anıyoruz.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli: 3 Ekim 2009 tarihinde Nahçıvan’da Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan tarafından Nahçıvan Anlaşması imzalanmış bu tarih, Türk dünyasında çok taraflı iş birliğinin kurumsal bir zemine taşınması bakımından müstesna bir dönüm noktası olmuştur.
Anlaşma ile Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin, bilinen adıyla Türk Keneşi’nin kuruluşunun temelleri atılmıştır.
Nahçıvan Anlaşması Türk devletleri arasındaki tarihi, kültürel ve beşerî bağların çağın şartlarına uygun bir kurumsal yapı içerisinde geliştirilmesi bakımından bir iradenin tezahürüdür.
Bu irade, 2010 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen zirveyle kurumsal mahiyet kazanmış ve Türk Keneşi faaliyetlerine başlamıştır.
Geçen süre içerisinde Türk devletleri arasındaki münasebetler; siyasi ve diplomatik temaslardan ekonomiye, ulaştırmadan enerjiye, eğitimden kültüre, güvenlikten bilim ve teknolojiye kadar uzanan geniş bir iş birliği perspektifiyle derinlik kazanmıştır. Böylece tarihi bağlar, yalnızca geçmişin hatırası olarak korunmamış geleceğin müşterek imkânlarını şekillendiren bir zemine dönüştürülmüştür.
12 Kasım 2021 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen 8. Zirve’de Türk Keneşi’nin adı “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak değiştirilmiş, Türk dünyasındaki iş birliği daha kapsamlı ve kurumsal bir hüviyete kavuşturulmuştur.
Bugün Türk Devletleri Teşkilatı; Türk devletlerinin ortak meselelerini istişare, dayanışma ve iş birliği anlayışı içerisinde ele alan, siyasi, ekonomik, kültürel ve stratejik alanlarda ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlayan önemli bir uluslararası teşkilat olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.
Türk dünyasının istikbali tarihi hafızanın muhafazası, kültürel bağların güçlendirilmesi ve sahip olunan müşterek mirasın bilim, teknoloji, ekonomi, eğitim ve diplomasi alanlarında somut kazanımlara dönüştürülmesiyle şekillenecektir.
Nahçıvan Anlaşması ile ortaya konulan iradenin, Türk dünyasının geleceğine uzanan kurumsal vizyonun temel taşlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu iradenin daha ileri seviyelere taşınması; devletlerimiz arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi, ortak menfaatlerin korunması ve Türk dünyasının bölgesel ve küresel ölçekte daha etkin bir konuma ulaşması bakımından önem arz etmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak; “Dilde, fikirde, işte birlik” ülküsünü Türk dünyasında kurumsal bir anlayışa dönüştürmek, soydaşlarımızı aynı ülkü ve gelecek tasavvuru etrafında buluşturmak için mücadele eden bütün mefkûre sahiplerini saygıyla yâd ediyoruz.
Türklük idealini yüreğinde taşıyarak ömrünü bu kutlu davaya vakfeden, gerektiğinde canını bu yola adayan bütün dava ve fikir insanlarımızın aziz hatıralarını hürmetle anıyor; onların bıraktığı fikri ve manevi mirası gelecek nesillere aktarmayı tarihi bir sorumluluk kabul ediyoruz.
Bugün Türk dünyasının birlik ve dayanışması için emek veren, Türk milletinin geleceğine katkı sunan bütün gönül erlerine de şükranlarımızı arz ediyoruz.
Bu anlamlı tarih vesilesiyle 3 Ekim Türk Dünyası Günü’nü kutluyor; Türk devletleri ve soydaşlarımız arasındaki kardeşlik hukukunun, dayanışmanın ve iş birliğinin daha da güçlenmesini temenni ediyoruz.
Türk dünyasının birliği, dirliği ve istikbali daim olsun.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli: 3 Ekim 2009 tarihinde Nahçıvan’da Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan tarafından Nahçıvan Anlaşması imzalanmış bu tarih, Türk dünyasında çok taraflı iş birliğinin kurumsal bir zemine taşınması bakımından müstesna bir dönüm noktası olmuştur.
Anlaşma ile Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin, bilinen adıyla Türk Keneşi’nin kuruluşunun temelleri atılmıştır.
Nahçıvan Anlaşması Türk devletleri arasındaki tarihi, kültürel ve beşerî bağların çağın şartlarına uygun bir kurumsal yapı içerisinde geliştirilmesi bakımından bir iradenin tezahürüdür.
Bu irade, 2010 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen zirveyle kurumsal mahiyet kazanmış ve Türk Keneşi faaliyetlerine başlamıştır.
Geçen süre içerisinde Türk devletleri arasındaki münasebetler; siyasi ve diplomatik temaslardan ekonomiye, ulaştırmadan enerjiye, eğitimden kültüre, güvenlikten bilim ve teknolojiye kadar uzanan geniş bir iş birliği perspektifiyle derinlik kazanmıştır. Böylece tarihi bağlar, yalnızca geçmişin hatırası olarak korunmamış geleceğin müşterek imkânlarını şekillendiren bir zemine dönüştürülmüştür.
12 Kasım 2021 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen 8. Zirve’de Türk Keneşi’nin adı “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak değiştirilmiş, Türk dünyasındaki iş birliği daha kapsamlı ve kurumsal bir hüviyete kavuşturulmuştur.
Bugün Türk Devletleri Teşkilatı; Türk devletlerinin ortak meselelerini istişare, dayanışma ve iş birliği anlayışı içerisinde ele alan, siyasi, ekonomik, kültürel ve stratejik alanlarda ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlayan önemli bir uluslararası teşkilat olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.
Türk dünyasının istikbali tarihi hafızanın muhafazası, kültürel bağların güçlendirilmesi ve sahip olunan müşterek mirasın bilim, teknoloji, ekonomi, eğitim ve diplomasi alanlarında somut kazanımlara dönüştürülmesiyle şekillenecektir.
Nahçıvan Anlaşması ile ortaya konulan iradenin, Türk dünyasının geleceğine uzanan kurumsal vizyonun temel taşlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu iradenin daha ileri seviyelere taşınması; devletlerimiz arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi, ortak menfaatlerin korunması ve Türk dünyasının bölgesel ve küresel ölçekte daha etkin bir konuma ulaşması bakımından önem arz etmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak; “Dilde, fikirde, işte birlik” ülküsünü Türk dünyasında kurumsal bir anlayışa dönüştürmek, soydaşlarımızı aynı ülkü ve gelecek tasavvuru etrafında buluşturmak için mücadele eden bütün mefkûre sahiplerini saygıyla yâd ediyoruz.
Türklük idealini yüreğinde taşıyarak ömrünü bu kutlu davaya vakfeden, gerektiğinde canını bu yola adayan bütün dava ve fikir insanlarımızın aziz hatıralarını hürmetle anıyor; onların bıraktığı fikri ve manevi mirası gelecek nesillere aktarmayı tarihi bir sorumluluk kabul ediyoruz.
Bugün Türk dünyasının birlik ve dayanışması için emek veren, Türk milletinin geleceğine katkı sunan bütün gönül erlerine de şükranlarımızı arz ediyoruz.
Bu anlamlı tarih vesilesiyle 3 Ekim Türk Dünyası Günü’nü kutluyor; Türk devletleri ve soydaşlarımız arasındaki kardeşlik hukukunun, dayanışmanın ve iş birliğinin daha da güçlenmesini temenni ediyoruz.
Türk dünyasının birliği, dirliği ve istikbali daim olsun.
Türkiye, dünyada ve bölgemizde yaşanan tüm gelişmelerden ders çıkararak ve tecrübe edinerek en güçlü silahı olan iç cephe gücünü korumak istiyor. Türk bayrağı altında yaşayan, etnik kökeni ve mezhebi ne olursa olsun herkesin kardeşlik hukukuna sarılmasını, “Yalnız çok az şey yapabiliriz; birlikte çok şey.” ölçüsünde çok güçlü hale getirmek istiyor.
Her daim Türk milletinin birliği, beraberliği ve dayanışması adına öncü siyaset geliştiren MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, o yüzden “iç cepheyi güçlü kılma iradesini” çok önemsiyor. Türk-Kürt kardeşliğinin sarsılmaz çizgisini her daim koruması, Alevi-Sünni ayrışması yapmak isteyenler karşısında sağduyulu adımları çok somut bir şekilde ortadadır.
@Yildiraycicek9
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfımız tarafından Türk gençliğinin hizmetine sunulan Ülkü Ocakları Uzaktan Eğitim Merkezi #ÜOUZEM programının tanıtımını yaparak, “İlk Dersimiz Ülkü Ocakları Uzaktan Eğitim Merkezi’nden” konulu eğitim semineri gerçekleştirdik.
Program içerisinde temel derslerin yanı sıra; Türk tarihi, Türk kültürü, milli ve manevi değerler, kişisel gelişim ve çeşitli eğitim içerikleri bulunan #ÜOUZEM’i gençlerimizin hizmetine sunduk.📚
Eğitimle güçlenen, bilgiyle donanan bir nesil için çalışmalarımız devam ediyor. 🇹🇷
@ayyildirim1@Aalparslandogan@istanbulocak@IBurakII
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli: Sözde kurallara dayalı uluslararası sistemin itibar ve inandırıcılığının kalmadığını uzun zamandır dile getiriyoruz. İkinci Dünya Savaşı’nı müteakip galip ülkelerin, değer ve kurumlarının referansıyla şekillendirilen mevcut uluslararası sistem geldiğimiz aşamada kendi kuruluş değerleriyle de bağdaşmayan bir hal almıştır. Haklının güçsüz, güçlünün haklı olduğu adaletsiz bir yapının sürdürülebilir olması da mümkün değildir. Nitekim 81’inci Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısının yapıldığı 21’inci yüzyılın ikinci çeyreğinde hala işgaller, haksız saldırılar, devletlerin egemenlik haklarının ihlali gibi uluslararası hukuka aykırı eylemler dünya huzurunu baltalamakta, barış ve güvenliği tehdit etmektedir.
Böyle bir ortamda Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, 22 Eylülde BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada hem bölgesel ve küresel düzeyde yaşanan haksızlıklara, hem de BM’nin yenilenme ihtiyacına değinerek Güvenlik Konseyinin reforme edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Bu kapsamda 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin Devleti'nin vücut bulacağı günleri göreceğimize işaret etmiş ayrıca Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi ve maruz bırakıldığı gayriinsani izolasyonun artık son bulması gerektiğini vurgulayarak Uluslararası toplumu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımaya ve bu devletle siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler tesis etmeye davet etmiştir.
Cumhurbaşkanımızın Blomberg için yazdığı makalede de son yıllarda dünyanın karşı karşıya olduğu krizlerin çözümünü birkaç başkentin iradesine bırakmanın bugünün gerçekleriyle bağdaşmadığını, küresel karar alma mekanizmalarının bugünün şartlarına uyum sağlamasının artık ertelenemez olduğuna dikkat çekmiştir.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde daha etkin, adil ve hesap verebilir bir temsil anlayışının zorunluluk arz ettiğini, bunun yolunun da temsili genişletmenin yanında, liderlik sorumluluğunu adil biçimde paylaşmaktan geçtiğini, farklı coğrafyaların tecrübesini, kapasitesini ve iradesini küresel ve bölgesel meselelerin çözümüne dâhil etmek mecburiyetinde olduğumuzu, 'Dünya 5'ten büyüktür' çağrısının bu yönüyle daha geniş bir sorumluluk anlayışına davet olduğunu, reform ihtiyacını artık somut bir yol haritasına dönüştürmenin zorunlu bulunduğunu ve bu yol haritasının merkezinde ise veto imtiyazının kaldırılmasının yer aldığını belirtmiştir.
Nitekim BM Genel Sekreteri Guterres’in veda hitabında BMGK’nın Afrika’sız yapısını "savunulamaz" ilan edip Batı Şeria’da etnik temizlik yapıldığını itiraf etmesi ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Gazze’yi "utanç manzarası" olarak niteleyip veto sınırlama teklifi sunması, küresel sistemin iflasını en yetkili ağızlardan tescil etmiş, yıllardan beri dile getirdiğimiz uluslararası sistemin anarşik ve arızalı yapısına yönelik eleştirilerimizi haklı çıkarmıştır.
Zeytin Dalı Harekât Bölgesinde görevi esnasında rahatsızlanan ve kaldırıldığı hastanede şehit olan Tank Uzman Çavuş Coşkun SEVİM'e Allah’tan rahmet, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı diliyoruz.
📚 ÜOUZEM KAYITLARIMIZI GERÇEKLEŞTİRİYORUZ 🇹🇷
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfımızın Uzaktan Eğitim Merkezi (ÜOUZEM) kayıtlarımızı gerçekleştiriyoruz.
Gençlerimizin eğitimine katkı sunan bu kıymetli eğitim programı vesilesiyle, gençlerimize sağladığı destekler ve hediyeler için Genel Başkanımız Sayın Ahmet Yiğit Yıldırım’a teşekkür ediyoruz.
Gençlerimizin eğitim yolculuğuna katkı sunmaya devam ediyoruz.
@ayyildirim1@Aalparslandogan@MuratYukselMY@SametKaragl25@Semihkizgin
Ülkü Ocakları Genel Başkanımız Sn. Ahmet Yiğit Yıldırım, İzmir/Kınık Bağalan Köyü’nde Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin adını vermiş olduğu Çağrı Bey Anaokulu’nun açılışını gerçekleştirdi.
#TeknOcak takımlarımızdan MURAY Su Altı Roket Takımı, TEKNOFEST Mavi Vatan kapsamında düzenlenen Su Altı Roket Yarışması’nda Türkiye ikincisi oldu.
Takım üyelerimizi ve süreçte emeği geçen herkesi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. 🇹🇷
https://t.co/rd3pazlbub
Ülkü Ocakları Fatih İlçe Başkanlığımızın faaliyete geçen yeni hizmet binasını ziyaret ederek, pazartesi günü ilk kez okul sıralarıyla buluşacak kardeşlerimizle bir araya geldik.
Minik yavrularımıza yeni eğitim-öğretim hayatlarında başarılar diliyor; her birinin gözlerindeki umut ve heyecanın daim olmasını temenni ediyoruz.🇹🇷
@ayyildirim1@Aalparslandogan
Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanlığı olarak, 12 Eylül’de şehadete yürüyen ülkücü şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyoruz.
Şehitlerimizi anmak ve aziz hatıralarını yaşatmak amacıyla tüm ilçelerimizde eş zamanlı olarak resim sergileri düzenlenmiş, lokma ve lokum ikramında bulunulmuştur.
Aziz ruhları şad, mekânları cennet olsun. 🇹🇷
@ayyildirim1@Aalparslandogan
Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanlığı olarak, 12 Eylül’de şehadete yürüyen ülkücü şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyoruz.
Şehitlerimizi anmak ve aziz hatıralarını yaşatmak amacıyla tüm ilçelerimizde eş zamanlı olarak resim sergileri düzenlenmiş, lokma ve lokum ikramında bulunulmuştur.
Aziz ruhları şad, mekânları cennet olsun. 🇹🇷