Bugün 6 Şubat… Kaybettiklerimizi rahmetle, saygıyla anıyoruz.
Ama onları bizden koparan ihmalleri de unutmuyoruz.
Hesap vermesi gerekenler hâlâ susuyorsa, bu acı daha da büyür.
Bu ülke kaderine terk edilemez.
Hem yasımızı tutuyoruz hem de adalet istiyoruz.
Unutmadık, unutturmayacağız. 🖤
#6Şubat #DepremŞehitleri
Ülkede binlerce yetenekli, ehil, başarılı insan varken defalarca başarısız olmuş bir ismi yeniden göreve getirmek bu millete de, bu devlete de büyük bir haksızlık olur.
Yazık bu ülkeye, gerçekten çok yazık.
Eğer doğruysa, Ali Babacan’ı yeniden Bakan yapılacakmış.
Arkadaşlar, biz ne zaman devlet ciddiyetine yakışır bir tutum sergileyeceğiz? Ne zaman aynı hataları tekrar etmememiz gerektiğini öğreneceğiz?
Babacan döneminde AK Parti ekonomide çöküş yaşamadı mı?
Dışişleri Bakanlığı’nda, Ekonomi Bakanlığı’nda kayda değer bir başarısı oldu mu? O dönemde ülkenin en stratejik kurumları “özelleştirme” adı altında yabancıların eline geçmedi mi?
Tüpraş’ı, Telekom’u hatırlayın, yüzlerce kamu kuruluşu onun döneminde elden çıkarılmadı mı?
FETÖ’nün devletin her kademesine sızdığı yıllar değil miydi o dönem?
Hadi bunları yöneticilik kısmına yazalım…
Peki, siyasetçi olarak ne yaptı?
“Altılı Masa” adı verilen ucube yapının bir parçası olmadı mı? Orada hangi başarıya imza attı?
Seçime bile giremeden, CHP’nin kontenjanından “bedava milletvekilliği” kazanmadı mı?
Bugün partisinin oyu yüzde bire bile ulaşamıyor, anketlerde adı dahi geçmiyor.
Şimdi, tüm bu başarısızlıklar ve AK Parti’ye ihanet niteliğindeki siyasi tutumu ortadayken, eğer gerçekten yeniden Bakan yapılacaksa, bu olsa olsa siyasi aklın iflasıdır.
Ülkede binlerce yetenekli, ehil, başarılı insan varken defalarca başarısız olmuş bir ismi yeniden göreve getirmek bu millete de, bu devlete de büyük bir haksızlık olur.
Yazık bu ülkeye, gerçekten çok yazık.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halkın iradesiyle göreve seçilen Sayın Tufan Erhürman’ı en içten dileklerimle tebrik ediyorum.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halkın iradesiyle göreve seçilen Sayın Tufan Erhürman’ı en içten dileklerimle tebrik ediyorum.
Yeni dönemin, kardeşliğimiz adına barış, adalet ve refah getirmesini diliyor şahsını ve CTP camiasını yürekten kutluyorum.
Yeni Kıbrıs Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman’ı hep birlikte tebrik ediyoruz. Artık şu ilkeyi kalıcı bir alışkanlık haline getirmeliyiz:
Bir lideri tanısak da tanımasak da, sevsek de sevmesek de eğer o kişi millî iradenin oylarıyla seçilmişse, ona saygı duymayı bilmeliyiz.
Bazı cahil trollerin yaptığı gibi, daha ilk günden olumsuz tahminlerde bulunmak, karamsar senaryolar yazmak kimseye fayda sağlamaz.
Biraz sabır gösterelim.
Sayın Erhürman’ın vizyonunu, ferasetini, Türkiye’ye olan bağlılığını görelim. Değerlendirmeyi ondan sonra yapalım.
Yerli ve Millî Parti olarak bu konudaki duruşumuz nettir. Sayın Cumhurbaşkanı, ne siyasete ne de devlet yönetimine yabancı bir isimdir.
Daha önce Başbakanlık görevinde bulunmuş, Ankara’daki diplomatik dengeleri yakından tanıyan, tecrübeli bir devlet adamıdır.
Hem Kıbrıs’ı hem dünyayı iyi bilir.
Kıbrıs’ın, Ankara’nın garantörlüğü olmadan ayakta kalamayacağını da en iyi bilen isimlerden biridir.
Bu nedenle, kendisine zaman tanıyalım. Eminiz ki, o da İsrail’in, Amerika’nın ve Rumların sinsi planlarını ancak Türkiye’nin desteği ile aşabileceğini gayet iyi bilmektedir.
Kıbrıs bizim canımızdır, kanımızdır.
Gerekirse bu uğurda her fedakârlığı yaparız.
Sayın Cumhurbaşkanı’da bir Türk olarak bu gerçeği, kalbinde ve ruhunda her daim hissedecektir.
Türkiye artık cezalandırarak değil, onararak adalet üretmek zorundadır.
Cezaevleri bugün 290 bin kapasiteye karşı 400 bini aşkın insanla doludur.
Bu sayı sadece bir istatistik değil, toplumsal çürümenin, ekonomik adaletsizliğin ve umutsuzluğun göstergesidir.
Adalet, intikam duygusuyla değil; bilim, vicdan ve devlet aklıyla sağlanır.
Bugün binlerce genç, tek bir hatadan dolayı yıllarca toplum dışına itiliyor.
Oysa devletin görevi cezalandırmak değil, topluma yeniden kazandırmaktır.
🔹 Devletimize karşı işlenmiş Terör, cinsel suçlar ve kadın cinayetleri, uyuşturucu baronları bu kapsamda asla yer alamaz.
🔹 Fakat ekonomik suçlar, gençlik hataları, borç, pişmanlık ve adli kontrol altına alınabilecek fiiller için yeniden bir şans verilmelidir.
🔹 Bu af, bir “cezasızlık” değil; insan onurunu ve ikinci bir yaşam hakkını savunan bir reform olmalıdır.
Unutmayalım:
Bir ülkenin büyüklüğü hapishanelerinin doluluğuyla değil, insanına yeniden umut verebilme gücüyle ölçülür.
#GenelAfReformu #AdaletİçinAf #YeniBirSayfa
Affetmek, unutmamak ama yeniden kazandırmaktır.
Bugün cezaevlerinde 300 bini aşkın insan, 3 kişilik koğuşlarda 10-12 kişi kalıyor.
%70’i suçu ilk kez işlemiş, %80’i eğitim ve iş imkânı yoksunluğundan suça sürüklenmiş.
Binlerce anne, baba, genç… topluma yeniden kazandırılmayı bekliyor.
Genel af, katillerin veya terör suçlularının değil,
pişman olan, topluma zarar vermemiş,
bir hata sonucu hayatı kararanların umududur.
Affetmek devletin değil, milletin vicdanının sesidir. 🇹🇷
#GenelAf #Adalet
Yerli ve Milli Parti olarak biz diyoruz ki:
Devlet bizimdir, biz Devletiz.
Devletin bekası için gerekirse eleştirilmek pahasına da olsa doğruları söyleriz, dışarıda bizi temsil edenleri korur, yüceltiriz.
Bin kere söyledim, on bin kere daha söylerim:
Gazze’de barışın sağlanmasında Trump kadar, Türkiye’nin akıllı ve kararlı dış politikasının da büyük payı vardır.
Ne yazık ki, bizim bazı trollerimiz, ileri görüşten yoksun siyasetçilerimiz ve artık ciddiye bile alınmayan taraflı medya mensupları bu gerçeği görmezden geliyorlar.
Beyler, Gazze’de atılan her barış adımında, kazanılan her diplomatik başarıda Türkiye’nin imzası vardır.
Ama siz, “Aman AK Parti iktidar puan kazanmasın” diye bu gerçeği saklamaya çalışıyorsunuz.
Yerli ve Milli Parti olarak biz diyoruz ki:
Devlet bizimdir, biz Devletiz.
Devletin bekası için gerekirse eleştirilmek pahasına da olsa doğruları söyleriz, dışarıda bizi temsil edenleri korur, yüceltiriz.
“Kim puan kazanmış, kim kaybetmiş” gibi zavallı tartışmalar Orta Çağ siyasetinin kalıntılarıdır.
Bugün mesele; puan değil, Türkiye’nin itibarıdır.
Bu ülkenin dış politikasını desteklemeyen, ülkesinin başarısını küçümseyen ahmak takımlar şunu bilsin:
Bu millet feraset sahibidir, izan sahibidir, vatanına aşıktır.
O yüzden kör kütük partilerin oyu sıfıra inerken, 2 yıllık Yerli ve Milli Parti akıl ve vicdan dolu politikasıyla çoktan %3’ü bulmuştur.
Efendiler, bu millet sizi de, bizi de görüyor. Ferasetli Türk milleti, kimin memleketi için çalıştığını, kimin koltuk için konuştuğunu iyi bilir.
60 ili ve bağlı ilçeleri kuran, Yargıtayın resmi verilerine göre 50.000’e yakın üyesi ile Türkiye’nin 9’uncu partisi olup yapılacak ilk seçimlere katılma hakkını elde eden, Çankayada Devasa Genel Merkezi olan bir partiyi tanımıyorsanız, oraya çıkmayın.
Ayıp oluyor,
5. Ekim’de Halk Tv’de Sinem Fıstıkoğlu’nun “Sansürsüz” isimli programında, ekrana bir anket geliyor, orada pek çok parti var. Yerli ve Milli Parti de %2,2 almış. Cemal Enginyurt isimli bir Milletvekili, bütün partileri bırakmış, her nedense bize takılmış. Diyor ki bu kelebek logolu parti ne? Genel Başkanı kim? Tanıyan var mı?
Üstelik orada bulunan, Hukukçu veya Gazeteci geçinen tipler de bu çirkinliğe alet olup “tanımıyoruz” v.s demeye başladılar.
Bu kadar cahili TV’ye çıkarmak bizim değil Halk Tv’nin ayıbıdır.
40 yıl CHP’ye söven, Mecliste Milletvekili döven, ülkücü geçinip şimdi CHP’nin militanı olan Cemal Engin Yurt’a bir şey demiyorum. O zaten Milletvekilliğinden ziyade Kırkpınar Güreşlerinin cazgırlarına benziyor.
Ben, bir siyasi programa katılan oradaki şahısları kınıyorum.
60 ili ve bağlı ilçeleri kuran, Yargıtayın resmi verilerine göre 50.000’e yakın üyesi ile Türkiye’nin 9’uncu partisi olup yapılacak ilk seçimlere katılma hakkını elde eden, Çankayada Devasa Genel Merkezi olan bir partiyi tanımıyorsanız, oraya çıkmayın.
Ayıp oluyor, cahilliğiniz belli oluyor.
Bir dahaki sefere, bir zahmet Google’a bakın da, milleti üstünüze güldürmeyin.
Birinci sloganımız:
“Her pazar bir ildeyiz, seçim pazarı iktidardayız.”
İkinci sloganımız:
“Teoman Mutlu – Türkiye seninle MUTLU.”
Yerli ve milli parti Türkiye geleceği için kuruldu
Mecliste bu kadar parti var.
Dışarıda da bir sürü parti var. Toplamda yaklaşık 200 parti mevcut.
Yerli ve Milli Parti dışında, size bir tek partinin şehir şehir gezip toplantı yaptığını gördünüz mü?
Biz her hafta bir şehirdeyiz. Hem halkı dinliyoruz, hem de projelerimizi ve kadromuzu tanıtıyoruz.
Birinci sloganımız:
“Her pazar bir ildeyiz, seçim pazarı iktidardayız.”
İkinci sloganımız:
“Teoman Mutlu – Türkiye seninle MUTLU.”
Kervanımız yola çıktı. Bu pazar İzmir’deyiz. Atatürk’ü bağrında misafir eden, bağımsızlığın simgesi olan topraklarda; umutların, çiçeklerin açtığı İzmir’deyiz.
Tıpkı Denizli gibi, tıpkı Ağrı gibi…
Haftaya Niğde’deyiz. Ziyaretlerimiz sürecek. Çünkü Türkiye biziz, biz Türkiye’yiz!
Bir tabela asmakla, palavra nutuklar atmakla siyaset yapılmaz. Bizim teşkilatımız tam kadro çalışıyor.
Bugün %3 olan oyumuz, şehir yapılanmamız tamamlandığında %7’ye ulaşacak. Ve Allah’ın izniyle, o gün geldiğinde barajı aşmış olacağız.
Daha zamanımız var. Yüreğimiz de, sabrımız da var.
Tek ihtiyacımız, bu Büyük Milletimizin artık gerçekleri görmesidir.
Defalarca denenmişleri bir daha denemeyin. Yanlış yapanlara, yönetemeyenlere yeni bir şans vermeyin.
Bilenler gelsin.
Ehil olanlar gelsin.
Liyakatliler gelsin.
Ve en önemlisi, kendini değil; vatanını, milletini düşünenler gelsin.
Yerli ve Milli Parti, işte bu anlayışla kuruldu. Bugün Türkiye’de başka bağımsız parti yok. Aman dikkat!
Çünkü başka Türkiye de yok!
Türkiye’de maalesef siyaset kurumu dar bir bakış açısına hapsolmuş durumda. İleriye dönük vizyonu, planı, programı olan bir siyasi hareket neredeyse yok.
Tüm partiler günü kurtarma telaşında. Ne yarın var gündemlerinde, ne gelecek nesiller.
AK Parti, Devlet Planlama Teşkilatı’nı kapatarak zaten ipin ucunu kaçırdı.
Planlama ortadan kalkınca liyakat yerini kayırmacılığa, sistematik çalışma ise günübirlik politikalara bıraktı.
Sonuç ortada: AK Parti’nin oyları %50’lerden %25’lere geriledi.
CHP’ye gelince… 31 Mart’ı iyi okuyamadı, üflese yıkılacak iktidara gitti. Yumuşama adı altında, çizgisini ve bununla birlikte halktaki umutları kaybetti, umutları yok etti.
Bugün halk ne iktidardan umutlu, ne de muhalefetten.
Şimdi iki tarafa da açıkça soruyorum:
İktidar cephesi!
23 yıldır yapamadığınızı bundan sonra nasıl yapacaksınız? Planınız ne? Projeniz ne?
Muhalefet cephesi!
Her gün aynı isimleri, aynı yüzleri, aynı miting sloganlarını dinliyoruz.
Ekrem aşağı, Ekrem yukarı… Peki siz bu ülkeyi böyle mi yöneteceksiniz?
Anketlere bakın!
AK Parti’nin tüm oyları toplansa %40’ı geçmiyor.
CHP etrafında toplanacak muhalefet oylarının toplamı da en fazla %40 civarında.
Peki %50+1 oy nerede?
Bu kafalarla %50+1’i kim nasıl bulacak?
Cevap açık: İşin çözümü kararsız seçmende. Peki bu insanlar niye kararsız? Çünkü hiçbir parti onların beklentilerine karşılık veremedi.
Sizler, kötü tercih ve kısır politikalarınızla bu kitleyi kaybettiniz.
Bu insanlar artık kimseye güvenmiyor, yeniden karar vermeye yanaşmıyor.
Ama unutmayın; bu millet her seçimde ferasetiyle en doğru kararı vermiştir.
Yine öyle yapacaktır.
Sandık günü geldiğinde, cevabı millet verecek, hesap kesilecektir.
Böyle devam ederse, ilk seçim büyük sürprizlere gebedir.
AK Parti’de, CHP’de bu sonuçtan memnun olmayacaktır.
Millet ise onları değil, geleceğini seçecektir. Ne yapalım? Kendi düşen ağlamaz arkadaşlar…
Dün, pazar günü Ağrı’daydım.
Önceki hafta ise Denizli’deydim.
“Her pazar birlikteyiz, Seçim Pazarı, İktidardayız!” sloganıyla her hafta halkımızın arasına iniyor, milletimizin nabzını tutuyoruz.
Trolleri, paralı klavye şövalyelerini, yandaş–candaş–paralı takımları geçiniz. Medya baronlarını, menfaat gruplarını geçiniz.
Her devlette çıkar peşinde koşan küçük, bozulmuş tipler olur; ama biz bunlara takılmadan yolumuza devam ediyoruz.
Gördüğüm manzara nettir:
Bu ülkenin ezici çoğunluğu namuslu, vatansever ve vicdan sahibidir.
Ancak halkımız, siyasetten ve mevcut liderlerden o kadar uzaklaşmış, o kadar umutsuz hale gelmiş ki inançları sarsılmış. Ülkeyi ve siyaseti bu hale getirenleri Allah affetsin!
Bir ülkeyi yönetmeye talip olan kişi, önce dik durmalı, her gün farklı bir çizgide görünmemelidir. Halk boşuna nefret etmiyor.
Bu ülke artık eskimiş partilerden, köhnemiş anlayışlardan ve koltuk sevdalısı Genel Başkanlardan bıkmıştır.
Artık bu ülke, genç, enerjik, dünyayı tanıyan, lisan bilen, donanımlı insanları istiyor. İşte biz bu yüzden Yerli ve Milli Parti’yi kurduk.
Ekip muhteşem. Bu hareket, X Nesli’nin manifestosudur.
Tam bağımsız, kimseden talimat almayan tek partiyiz. Biz yalnızca Allah’a secde ederiz.
Ve bugün, halk nihayet bizi gördü.
Akın akın geliyorlar. Her gün büyüyoruz. Ama biz şımarmayacağız!
Çünkü biliyoruz ki her adımda sorumluluğumuz daha da artıyor.
Allah, vatan hizmeti yolunda bizlere güç, sabır ve feraset versin.
Yolumuz kutlu, davamız daim olsun.
Belki miting yaptıkça pahalılık biter, belki konuşa konuşa işsizlik azalır!
Belki Ekrem Bey’i ziyaret ettikçe Cumhuriyet kurtulur, Demokrasi yerleşir, her şey, her şey düzelir!
Bu kafayla devam edin.
Hemen sözün başında açıkça belirteyim:
Klavye delikanlılarının, trol hesaplarının ve sanal saldırganların hiçbirini ciddiye almam.
Son günlerde bazıları çıkmış, ben iktidarla uğraşmıyormuşum, sadece muhalefeti eleştiriyormuşum.
Peki, kim demiş bunu?
Ben iktidarla neden uğraşayım?
İktidar 23 yıldır aynı. Yorulmuş, yıpranmış, artık halkın güvenini kaybetmiş durumda.
Zaten oyları yüzde 50’lerden 30’lara düştü. Gidecekler!
Yıkılmak üzere olan bir yapıyla neden uğraşayım?
Ama CHP başka!
Bugün “iktidar adayı” görüntüsünde, seçimden sonra bu ülkeyi, bu milleti, çocuklarımızın geleceğini onlar yönetecek.
O halde bu partiyi sorgulamak, eleştirmek, hatalarını göstermek hepimizin hakkı, hatta görevidir.
Eğer sosyal medya ekibi bunu anlayamadıysa, o zaman ikinci bölüme geçelim:
Kendini yönetemeyen, içinde birlik ve samimiyet olmayan, birbirine güvenmeyen bir partiye ben nasıl güveneyim?
Ekrem Bey’den başka bir tek projesi olmayan, vatandaşa umut veremeyen bir partiye bu millet nasıl inansın?
Her açıklamaları ayrı bir skandal!
Şimdi de “Biz Meclis’i değil, Tayyip Bey’i boykot ettik” diyerek yeni bir palavra ortaya atmışlar.
Sayın Erdoğan’ı protesto ediyorsan, o zaman 31 Mart seçimlerinin galibi iken ayağına neden gittin?
Neden onun karşısında çocuklar gibi sus pus oldun, neden el pençe divan durdun?
Allah aşkına, bir bilene sorun!
Çırpındıkça batıyorsunuz, konuştukça oy kaybediyorsunuz. Siyaset böyle yapılmaz!
En azından bari susun, toplumu daha fazla germeyin. Madem başka bir şey yapamıyorsunuz, gidin mitinglerinize devam edin!
Belki miting yaptıkça pahalılık biter, belki konuşa konuşa işsizlik azalır!
Belki Ekrem Bey’i ziyaret ettikçe Cumhuriyet kurtulur, Demokrasi yerleşir, her şey, her şey düzelir!
Bu kafayla devam edin.
Gel Af!
Geçmişin yükünü affetmek, geleceğin kapılarını aralamaktır. Genel af, milletin bağrında yeni bir sayfa açmak, kardeşliği ve birliği yeniden diriltmektir.
-Öğrenci affı
-Sicil affı
-Ehliyet affı
-Beraat etmiş KHK’lıların işe geri dönüşleri.
-Terörsüz Türkiye için
#genelaf
Türkiye nin en büyük sorunu “kart-ı Rical”yani Devlet adamı yokluğu
Evet biz Devlet Adamlığına talibiz. Yerli ve milli partimiz bu devlet adamlığı için en iyi bir partidir
Türkiye’nin en büyük sorunu “Kaht-ı Rical”, yani Devlet Adamı Yokluğudur.
Evet, iddia ediyorum ve bu iddiamı herkesle tartışmaya hazırım.
Her şeyi üretebiliriz; uçak da yaparız, bilgisayar da.
Ama bir türlü Devlet Adamı yetiştiremiyoruz.
Millet bunu açıkça görüyor. Bir Demirel, bir Özal, bir Erbakan gibi lider var mı?
Her gün kavga eden, bugün “ak” dediğine yarın “kara” diyen, bugün el ele göründüğüyle ertesi gün düşmanca davranan Genel Başkanlar var.
Sorun Devlet Adamı yokluğudur.
Peki, Devlet Adamı nasıl davranır?
İçeride eğriye eğri, doğruya doğru der; hangi partiden olursa olsun doğruları över.
Birliğini korur, devletin yüce menfaatlerini düşünür.
Dışarıda ise hükümet mensuplarını sevmese bile ölümüne destekler; parti farkı gözetmeden seçilmiş her yetkiliyi dışarıda savunur. Çünkü bu devletin gururu ve onurudur.
Bugünkü Genel Başkanlar ne yapıyor?
Adeta üzerlerine ölü toprağı serpilmiş. Ne bir proje var, ne halka dönük bir çalışma.
CHP yalnızca Ekrem Bey’e çalışıyor.
DEM yalnızca Apo’ya hizmet ediyor.
MHP, bunlara güvenmediği için Ak Parti’yi desteklemeye çalışıyor.
İYİ Parti ise göstermelik bir siyaset sergiliyor.
Yeni kurulan partiler içinde ise YMP başka çalışan yok. Çoğu bir oda, bir masa ile partilicilik oynuyor.
Oysa bu ülkenin ihtiyacı; ciddi, ağırbaşlı, cesur ama edepli Devlet Adamlarıdır.
Koltuk peşinde koşan değil, devletin yükünü omuzlayan adamlara ihtiyaç var.
Biz Yerli ve Milli Parti, bu boşluğu Allah’ın izniyle dolduracağız.
Bizi iyi takip edin. Bizde zigzag yok, bizde yalpalama yok. İlk ne söylediysek, bugün de aynı noktadayız.
Koltuk onların olsun, biz Devlet Adamlığına talibiz.
Türkiye’de sanki akıl, mantık ve sağduyu kaybolmuş durumda.
Koca koca liderler ve halkın umut bağladığı partiler çıkıp, “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan meşruiyetini kaybetti” diyor ya da daha da ileri giderek, “Tayyip Bey meşruiyeti dışarıda arıyor” şeklinde büyük laflar ediyorlar.
Ben sayın Erdoğan’ı şahsen tanımam. Ne uzaktan ne yakından bir merhabamız bile olmamıştır. Türkiye’nin tek bağımsız partisinin Genel Başkanı olarak konuşuyorum ve bu boş iddiaları dillendiren siyasilerden çok daha gencim.
Ancak şunu söylemek benim en doğal hakkımdır. İster şu partiden, ister bu partiden olsun, seçilmiş kişilere saygı göstermeyenler, demokrasiyi özümsememiş demektir.
Eski kafalı ve toplumu kutuplaştırmaktan başka hiçbir meziyeti olmayan siyasilere son sözüm şudur:
Biraz ders çalışın, açın lügata bakın. Meşruiyet; yasallık, yani hukuka uygunluk demektir.
Hangi Yüksek Seçim Kurulu, hangi Yüksek Mahkeme “sayın Erdoğan meşru değildir” diye bir karar verdi? Ya da hangi seçimde sayın Erdoğan yenildi de meşruiyetini kaybetti?
Gerekçeniz nedir?
Böylesi bir akılsızlık kabul edilemez. Yarın başka bir partiden bir Cumhurbaşkanı seçilse, bu kez karşı cenahtan “o da meşru değil” denilirse, biz demokrasiyi nasıl inşa edeceğiz?
Koltuk uğruna, makam uğruna bu şekilde akıl tutulması yaşayanları şaşkınlıkla izliyorum.
Yerli ve Milli Parti, fanatizmi, taraf tutma uğruna kör olanları şiddetle kınamaktadır.
Sayın Trump bilmelidir ki; seçilmiş Cumhurbaşkanımıza meşruiyet veren makam Washington değil, aziz milletimizin iradesidir.
Egemenlik milletindir, meşruiyet de milletin oylarıyla tescil edilir.
MEŞRUİYETİMİZİ MİLLET VERİR!
ABD Başkanı “Tayyip’e meşruiyet verelim” sözleri günlerdir medyada tartışılıyor.
Arkadaşlar, şunu net olarak bilelim:
Bir kişiye meşruiyeti yalnızca millet verir. Halk oy vermiş, seçim hukuki süreçlerden geçmiş ve sonuçlar onaylanmışsa meşruiyet tamdır.
ABD Başkanı, ne bizim amirimizdir ne de milletimizin tertemiz oylarını onaylayan bir makamdır. Bu sözler, milletimizin iradesini küçümsemektir.
Bizim için meşruiyetin kaynağı millettir. Dışarıdan bir ülkenin veya bir kişinin meşruiyet “vermesi” gibi bir anlayışı asla kabul etmeyiz.
Yerli ve Milli Parti olarak, hangi partiden olursa olsun seçilmiş kişilerin meşruiyetinin tartışılmasını reddederiz. Türkiye tam bağımsız bir devlettir ve hiçbir yabancı gücün onayına ihtiyaç duymaz.
Sayın Trump bilmelidir ki; seçilmiş Cumhurbaşkanımıza meşruiyet veren makam Washington değil, aziz milletimizin iradesidir.
Egemenlik milletindir, meşruiyet de milletin oylarıyla tescil edilir.