"Gaziantep’ten gelen acı haberle yüreğimiz yandı. Meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı; yaralanan 16 vatandaşımıza acil şifalar diliyorum. Dualarımız yaralılarımızla. Milletimizin başı sağ olsun."
Bugün kendisini "idealist" olarak tanımlayan ama zamanla gücün ve paranın çarkları arasında tamamen kimliğini kaybedenlerin ibretlik bir ahvalini izliyoruz.Yola çıkarken dürüstlükten, ahlaktan ve topluma hizmetten dem vuranlar; ne yazık ki ekonomik imkanlarla, makamlarla ve dünyevi cazibeyle tanıştıklarında en büyük sınavı verdiler. Dünün "idealist" söylemleri, bugünün ihale hırslarına, kolay yoldan zenginleşme arzularına ve paraya tamah eden bir yaşam biçimine kurban edildi.Maddi çıkarlar ve nüfuz elde etme yarışı büyüdükçe, o imkanların uğruna harcanacağı iddia edilen tüm insani ve fikri değerler sinsice rafa kaldırıldı. Bir zamanlar adaleti ve hakkı savunanların, zamanla haksız kazançlara göz yumacak veya bizzat parçası olacak kadar yozlaşması, modern zamanların en büyük samimiyet krizidir. Konfor alanlarını koruma hırsı ve kaybetme korkusu, entelektüel ve ahlaki omurgayı tamamen çürüttü.İnandığı tüm değerleri modern hayatın sunduğu dünyevi ödüllere, lükse ve ceplerini dolduran imkanlara kurban edenler; zihinleri cüzdanları ile statüleri arasına sıkışmış birer figüre dönüştüler. Kendilerini ne kadar haklı çıkarmaya çalışırlarsa çalışsınlar, bu derin yozlaşmanın geri dönüşü yoktur.İşte tam da bu ahvali, her şeyin başlangıcını ve acı sonunu on yıllar öncesinden gören Üstad Sezai Karakoç tek bir cümleyle yüzümüze çarpıyor:
“Dava için para kazanmaya giden adamların hiçbiri eve geri dönmedi.”
CUMA ÖZKARA
Milli Yol Partisi Genel Sekreteri
Deniz ufkunda parlayan Türk’ün sarsılmaz iradesi! Akdeniz’i Türk gölü yapan şanlı Preveze Deniz Zaferi’nin yıl dönümü ve Mavi Vatan’ımızın sarsılmaz muhafızı Türk Deniz Kuvvetleri’mizin günü kutlu olsun.
Kökümüzden aldığımız güçle, denizlerimizde ebediyen bağımsız!
Ne Mutlu Türk'üm Diyene!
CUMA ÖZKARA
Milli Yol Partisi Genel Sekreteri
#PrevezeDenizZaferi #DenizKuvvetleriGünü #MaviVatan #MilliYolPartisi
Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde hak arayan emeklilerimizin eyleminde yaşanan acı olay ve bir vatandaşımızın hayatını kaybetmesi, ülkemizdeki ekonomik darboğazın ve geçim sıkıntısının ne denli ağır bir boyuta ulaştığını en çarpıcı şekilde göstermiştir. Hayatını kaybeden emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’na Allah'tan rahmet, kederli ailesine sabırlar diliyorum.Bu müessif hadise, bireysel bir trajedinin çok ötesinde; makroekonomik politikaların, yüksek enflasyonun ve gerileyen alım gücünün haneler üzerinde yarattığı sosyo-ekonomik baskının somut bir yansımasıdır. Bir ömür boyu kamuda dirsek çürütmüş, devletine sadakatle hizmet etmiş insanların hayatlarının son baharında temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanması, toplumsal gelir adaletsizliğinin en net göstergesidir.Bugün emeklilerimizin en temel talebi olan seyyanen zam ve maaş düzenlemeleri, bir lütuf veya sosyal yardım değil; yıllarca ödenen primlerin, dökülen alın terinin ve anayasal güvence altındaki insanca yaşam hakkının hukuki bir gereğidir. Çarşıdaki, pazardaki yüksek enflasyon karşısında eriyen maaşlar, sadece emeklilerimizi değil; artan genç işsizliğiyle birlikte tüm aile fertlerini zincirleme bir ekonomik çıkmaza sürüklemektedir."Para için değil, onur için" diyerek hak arayan milyonlarca vatandaşımızın çığlığına kulak verilmesi, ekonomik kaynakların dağılımında adaletin sağlanması ve sosyal devlet ilkesinin eksiksiz uygulanması ivedi bir zorunluluktur.Unutulmamalıdır ki; bir devletin gücü ve saygınlığı, sarf ettiği bütçelerle değil, ömrünü o devlete adamış emeklisine sunduğu yaşam standardıyla ölçülür. Alın terinin hakkını vermek bir tercih değil, sosyal devlet olmanın en temel şartıdır.
CUMA ÖZKARA
Milli Yol Partisi Genel Sekreteri
#Emekli #Ekonomi #Ankara #SeyyanenZam #AliŞekeroğlu
@cumaozkara38@abakingurlek Üç beş kişiyi içeri tıktırıp,perde arkasındakilere yine ulaşılamayacaklar,senaryo bu.
İktidar hiçbir zaman güven vermemiştir adil değildir
@cumaozkara38@abakingurlek Ülkücü kesimin ağzına bir parmak bal çalmak olarak bakıyorum,çünkü yakında seçim var, tabanlarının kaydığını gördüler,Yemezler sayın Gürlek
Ekonomi yönetiminin "paranızı enflasyona ezdirmeyin" çağrılarıyla güvenli liman diyerek borsaya yönlendirilen işçinin, memurun ve emeklinin alın teri, ne yazık ki piyasadaki sert dalgalanmalar ve denetim yetersizlikleri nedeniyle büyük bir değer kaybına uğradı. Kağıt üstündeki ekonomik veriler sokağın ve piyasanın gerçeklerine çarpınca, olan yine tasarruflarını korumaya çalışan vatandaşa oldu. Yaşanan likidite sıkışıklığı ve fon krizleri nedeniyle Borsa İstanbul'da haftalardır ciddi bir çalkantı yaşanırken, sığ ve riskli şirketleri ayıklamak adına BIST 100 endeksindeki şirketlerin yaklaşık dörtte birinin endeks dışı bırakılması piyasadaki risk boyutunu gözler önüne serdi. Piyasada spekülatif hareketlerle fiyatları suni şekilde şişirenlerin faturası, içeride kilitli kalan binlerce küçük yatırımcıya kesildi. Sermaye Piyasası Kurulu’nun ve ekonomi yönetiminin ancak mağduriyetler büyüdükten sonra devreye giren gecikmiş incelemeleri ve müdahaleleri, sistemdeki kurumsal denetim açıklarını kapatmaya yetmemektedir. Küçük esnafın, memurun ve işçinin birikimleri eridikten sonra yapılan müdahaleler kamu vicdanını yaralamaktadır. Finansal ekosistemdeki yönetim hatalarının ve gözetim eksikliklerinin faturasını halk ödemek zorunda değildir. Vatandaşımız cebindeki paranın hangi hatalı ekonomik tercihler yüzünden eridiğini çok iyi görmektedir.Milli Yol Partisi olarak, yatırımcıyı korumayan bu adaletsiz işleyişi kökten değiştirecek kurumsal çözüm önerilerimizi paylaşıyoruz. Kapalı kapılar ardındaki usulsüz fiyat hareketlerine son verilmesi için SPK ve Borsa İstanbul, yapay zekayla desteklenen anlık takip sistemine geçmeli; sığ hisselerdeki suni şişirmeler ve şüpheli fon hareketleri daha ilk dakikada otomatik olarak engellenmelidir. Tıpkı bankalardaki mevduat güvencesi gibi, borsada da küçük yatırımcıyı koruyacak bağımsız bir "Küçük Yatırımcı Koruma Fonu" kurulmalı; denetim eksikliklerinden veya manipülatif fon tasfiyelerinden kaynaklanan krizlerde vatandaşın uğradığı zararlar bu fon aracılığıyla yasal olarak tazmin edilmelidir. Finansal altyapısı ve üretimi yetersiz şirketlerin alelacele halka arz edilmesine geçit verilmemeli, fiili dolaşım oranı düşük şirketlerin endeks ağırlığı sınırlandırılarak hisseler üzerinden haksız kazanç sağlanması kurumsal olarak imkansız hale getirilmelidir. Piyasa dolandırıcılığı ve manipülasyon fiillerine karışanlara yönelik cezai yaptırımlar ciddi oranda artırılmalı, haksız kazanç sağlayan sorumluların mal varlıklarına yönelik tedbirler gecikmeksizin uygulanmalıdır. Son olarak devlet, borsada tasarruflarını değerlendirmek isteyen çalışan ve emeklilere ücretsiz, tarafsız ve kamu güvenceli finansal okuryazarlık ile danışmanlık rehberliği sağlamalı, vatandaşın tuzağa düşmesi önlenmelidir. Vatandaşın birikimini korumak bir lütuf değil, sosyal devletin asli görevidir. Yatırımcının dostu, şeffaf, güvenli ve adil bir piyasa düzenini mutlaka tesis edeceğiz
CUMA ÖZKARA
Milli Yol Partisi Genel Sekreteri
#Borsa #BIST100 #KüçükYatırımcı #Geçinemiyoruz #BorsaGümledi #SPK #Reform #MilliYolPartisi
Çocukların elinde silah değil, kalem olmalı!
Manisa Turgutlu'daki okul saldırısı hepimiz için bir alarm zilidir. Okul çevrelerinde güvenlik artırılmalı, silaha erişim engellenmelidir. Geleceğimizi korumak hepimizin sorumluluğudur.
CUMA ÖZKARA
Milli Yol Partisi Genel Sekreteri
#Manisa #Turgutlu #GüvenliOkullar #MilliYolPartisi
Eskiden insanlar namusuyla, alnının teriyle para kazanırdı. Bugün namuslu kalıp helal lokma yemek adeta bir hayal oldu. Dürüst yaşamanın bedeli; derin bir psikolojik yorgunluk ve haksızlıklara karşı bitmek bilmeyen bir içsel direniştir.Toplumda haksız para kazanan birçok kesim; dürüst insanlardan daha rahat, daha lüks ve kaygısız bir hayat sürüyor. Kaynağı belirsiz zenginliklerini sergileyen fenomenler, vergi ödemeyenler, liyakati hiçe sayıp torpille koltuk dolduranlar ve fırsatçılar… Hepsi aynı derin sorunun bir parçası. Bu tablo sadece ekonomik bir zorluk değil, toplumun vicdanını ve hak duygusunu yaralayan bir değerler krizidir.Yıllarca dirsek çürüten, çalışan, vergisini ödeyen ve kurallara uyan temiz insanlar ne yazık ki geri plana itiliyor. Emek değersizleşiyor, hak duygusu zedeleniyor ve en acısı genç nesillere sunulan rol modeller tamamen yozlaşıyor. "Kuralına göre oynayan kaybeder" algısı, bu toplumun geleceğine ve gençlerinin umuduna vurulan en büyük darbedir.Haksızlığın prim yaptığı bu gidişata karşı namusuyla ayakta kalmaya çalışmak, artık en asil ve sabırlı mücadeledir. Haksız kazançla örülen o sahte refah kuleleri kalıcı olamaz. Temel değerlerini kaybeden bir toplum, eninde sonunda geleceğini de kaybeder.Her şeye rağmen omurgasını dik tutan, kazancına leke sürmeyen ve vicdanından ödün vermeyen o sessiz çoğunluğa selam olsun. Bu ülkenin gerçek değerini sırtlayanlar, o parayı dürüstçe kazanan gururlu insanlardır. Unutulmamalıdır ki; bütün bu toplumsal yozlaşmanın asıl sebebi, sistemdeki yasal boşluklar, haksız kazanç sağlayanların asla yakalanmayacaklarından emin olmalarının verdiği o rahatlık ve cezaların caydırıcılığının yetersizliğidir.
Tek kurtuluş ise bu sistemin kökten yeniden inşasıdır.
CUMA ÖZKARA
Milli Yol Partisi Genel Sekreteri
Rakamlarla göz boyamayı bırakın, gerçek enflasyon pazarda, markette halkı eziyor!
Türkiye ekonomisinin tek ve gerçek sorunu: Bitmek bilmeyen hayat pahalılığı. Enflasyon sadece etiketlerin değişmesi değil; paramızın pul olması, maaşların cebe girmeden erimesi ve geçim derdinin derinleşmesi demek.Şu an piyasayı tıkayan 3 büyük dert var:
1)Geçim Derdi: Kağıt üstünde rakamlar düşse de pazarda, markette, kirada durum aynı. İşçi, memur, emekli ne kadar zam alırsa alsın, hayat pahalılığı karşısında nefes alamıyor.
3)Fabrikaların Zorlanması:Biz harcadığımız için ekonomi büyüyor görünüyor ama fabrikalarda üretim yavaşlıyor. Bu da ileride işsizlik ve durgunluk tehlikesi demek.
3)Nakit Sıkıntısı: Merkez Bankası faizi %37'de tuttuğu için kredi çekmek ateş pahası. Şirketler çarkı döndürecek nakit bulamazken, doların yerinde sayması ihracatçıyı zorluyor.
Peki bu girdaptan nasıl çıkılır? İşte yapılması gereken 4 temel çözüm:
1)Üretimde Dışa Bağımlılığı Bitirmek:Sanayide ve tarımda ara mallarını dışarıdan ithal etmek yerine içeride üretmeliyiz. Çiftçiye mazot, gübre ve tohum desteği verilerek gıda üretimi artırılmalı, tarladan sofraya aracı zinciri denetlenmelidir.
2)Kamuda Tasarruf ve Vergi Adaleti: Enflasyonla mücadeleyi sadece vatandaş değil, kamu da yapmalıdır. Lüks harcamalar kesilmeli, bütçe açığı kapatılmalıdır. Ayrıca az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınan adil bir sisteme geçilmelidir.
3)Güven ve Hukukun Üstünlüğü: Yatırımcının uzun vadeli fabrika açması ve istihdam yaratması için adalet sisteminin tam bağımsız olması şarttır. Kuralların sürekli değişmediği bir piyasa, ekonomiye kalıcı güven getirir.
4)Katma Değerli İhracat: Sadece ham madde satarak büyüyemeyiz. Eğitim ve teşvikler yazılım, teknoloji ve yüksek gelir getiren sanayi kollarına kaydırılmalıdır.
Özetle; faiz ve dolar hamleleri anlık pansuman oluyor. Asıl çözüm kendi malımızı üretmekten, israfı kesmekten ve piyasaya güven vermekten geçiyor.
CUMA ÖZKARA
Milli Yol Partisi Genel Sekreteri
#ekonomi #enflasyon #geçimderdi #hayatpahalılığı #çözüm
Avrupa’da mazotun 150 TL, bizde ise 100 TL olduğunu söyleyerek "ucuzuz" algısı yapmayı bırakın Sayın Bakan Mehmet Şimşek; asıl acı gerçek olan satın alma gücünü konuşalım.Sadece etiketleri karşılaştırmak gerçekleri gizlemektir; çünkü uluslararası istatistiklere göre Türkiye’deki alım gücü AB ortalamasının %30’dan fazla altında kalıyor. Asıl uçurum fiyatlarda değil maaşlarda saklıdır. Bugün Almanya veya Fransa’daki bir asgari ücretli maaşıyla rahatça 1.000 litreden fazla mazot alıp deposunu defalarca fulleyebilirken, Türkiye’deki bir asgari ücretli tüm maaşını yatırsa ancak 300 litre civarında mazot alabiliyor.Gelelim vergi meselesine; akaryakıt fiyatının %55 ila %65'i vergiye gidiyor. Fakat Avrupa bu vergileri yüksek gelirliden ve şirket kazançlarından toplarken, bizde bütçe açıkları zenginle fakiri ayırt etmeyen maktu ÖTV ve %20 KDV gibi dolaylı vergilerle kapatılıyor. Yani lüks cipi fulleyen zenginle, traktörüne yakıt koyan çiftçi devlete aynı maktu vergiyi ödüyor. Üstelik mazota yapılan her zam tüm halkı vuruyor. Merkez Bankası verilerine göre, akaryakıta gelen her %10'luk zam, nakliye ve lojistik maliyetlerini artırarak genel enflasyonu net 1 puan yukarı taşıyor. Kamyonun, tırın ve traktörün yaktığı mazot pahalandıkça tarladaki üründen marketteki süte kadar her şeye zam geliyor. Vergiyi Avrupa seviyesinde alıp halka Üçüncü Dünya ülkesi alım gücü sunarak ekonomi övmek gerçek hayatla uyuşmuyor.
Cuma ÖZKARA
Milli Yol Partisi Genel Sekreteri
@milliyolgm
#Akaryakıt #Zam #MehmetŞimşek #SatınAlmaGücü
#Enflasyon #Ekonomi