Adalet Bakanı Akın Gürlek'in eşi SPK'da yönetim kurulu üyesi. Ve bu konuda da Adalet Bakanlığının doğru dürüst bir sesi çıkmıyor.
Şimdi çok garip ilişkiler var. Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı kardeşim? Bakın her gün, her gün yeni skandallar patlıyor. Maliye Bakan Yardımcısının oğlu gözaltına alınıyor, bir bakıyorsunuz adam fon vurgunu vurmuş. Her gün her yerden patlak veriyor. Yani memleketin malı, parası o kadar çokmuş ki arkadaşlar, yiye yiye bitirememişler. Katrilyonlar yemişler. Yemeye devam ederken yakalanmışlar, birileri de kurban veriyor. 'Ya şu kurbanımızı kabul edin, Fatma Betül Sayan Kaya kurbanımızı kabul edin, bize bulaşmayın, dokunmayın' diyorlar. Biz de diyoruz ki, yok öyle yağma.
Efsaneyi hatırlayalım:
.
-Cem Küçük:O parayı oraya fetö koydu.
-Salim Şen: Niye o zaman Süleyman Aslan'a geri verildiğinde kabul etti o parayı?
-Cem Küçük: 😵💫🤐
.
#soygun#tera#ponzi
Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Salih Tanrıkulu aynı zamanda Borsa İstanbul A.Ş. Yönetim Kurulu’nda ve Denetim Komitesi Başkanlığı görevinde. Elif Gülşah Gürlek hem hakim, hem de SPK Kurul üyesi. SPK üyeliği için ise "hakim" sınıfından bir kontenjan şartı yok. Bunca işsizlik varken neden bazı kişiler kamuda böyle çifter çifter görev alıyorlar?
ÖMER KÖSE' yi UNUTMAMAYACIZ ⚠️🚨
İstanbul Terörle Mücadele Şubesinin eski müdürü Ömer Köse’ye cezaevinde “su bile” verilmiyor
Ömer Köse 13 YILDIR hücrede tutuluyor
Ömer Köse İşkence Altında bunu biliyor musunuz?..
⁉️Cezaevleri DolduTaştı ⁉️
ṢU TAG'A BİR EL ATSAK GÜZEL İNSANLAR
Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nda hukuk uzmanı olarak çalışan KHK'lı Yusuf Bilge Tunç,6 Ağustos 2019'dan beri kayıp
Baba Mustafa Tunç:
"Hapiste olsa gider ziyaret edersin,ne olduğunu bilmemek kadar acı bir şey yok"
Vicdanlar Konuşsun
⚖️AİHM bugün açıkladığı Benli/Türkiye kararında, başvurucunun cezaevindeyken avukatıyla yaptığı görüşmelerin denetlenmesi ve eşiyle olan mektuplaşmalarının UYAP sistemine kaydedilip saklanması nedeniyle AİHS'in 8. maddesinde güvence altına alınan özel hayata ve haberleşme gizliliğine saygı hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
⚖️Başvuruya konu olayda başvurucu, 15 Temmuz sonrası tutuklanmış ve Şanlıurfa T Tipi Kapalı Cezaevi'ne nakledilmiştir. Bu süreçte, başsavcılığın 667 sayılı KHK'ya dayanarak gönderdiği talimat doğrultusunda; başvuranın avukatıyla yaptığı 15 görüşme bir infaz koruma memurunun huzurunda izlenmiş ve kayıt altına alınmıştır. Ayrıca başvuranın cezaevine gelen ve giden tüm özel mektupları UYAP'a taranıp kaydedilmiştir. Ulusal makamlar nezdindeki itirazları reddedilince de dosya AİHM'e taşınmıştır.
⚖️AİHM, avukat görüşmelerinin izlenip kayda alınması yönünden yaptığı incelemede, savcılara tutukluların avukatlarıyla iletişimine kısıtlama getirme konusunda tanınan takdir yetkisinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, bu yetkinin kapsamı ile kullanım biçiminin tanımlanmadığını ve yeterli güvenceler içermediğini belirtmiştir. Daha önceki Canavcı ve Diğerleri/Türkiye kararına atıfta bulunan Mahkeme, bu durumun keyfiliğe açık olduğunu, AİHS'in 8. maddesinin 2. fıkrasındaki "kanunilik" şartını karşılamadığını ve Türkiye'nin 21 Temmuz 2016 tarihli askıya alma bildiriminin de bu hukuki eksiklikleri haklı gösteremeyeceğini vurgulayarak ihlal kararı vermiştir.
⚖️Özel yazışmaların UYAP'a kaydedilmesi ve saklanması hususunda ise Mahkeme, Nuh Uzun ve Diğerleri/Türkiye kararına atıf yapmıştır. Yazışmaların taranarak kaydedilmesine dayanak gösterilen Adalet Bakanlığı CTE Genel Müdürlüğü yazılarının tutukluluklara tebliğ edilmediğini, dolayısıyla "kanunun kalitesi" şartını sağlamadığını ve keyfi müdahalelere karşı yeterli yasal koruma sunmadığını belirtmiştir. Hükümetin, söz konusu kayıtların sonradan silindiği yönündeki savunmasını ise bu yasal güvencelerin çok geç yürürlüğe girdiği gerekçesiyle reddederek haberleşme gizliliğinin de ihlal edildiğine hükmetmiştir.
⚖️Mahkeme, başvurana manevi tazminat olarak 2.000 euro, avukatlık masraf ve giderleri için ise 500 euro olmak üzere toplam 2.500 euro ödenmesine karar vermiştir.
🔗https://t.co/VmSas0Wrqg