@ozan_gndz79@Sevgi56174192 Sen daha derin bir hezayan içindesin AKP aparatı. Mücadeleyi amerikan uşaklarına karşı yapsanıza. Sizde puşluk olmasa akp sizi yol açar mı?
Deniz Göktaş, zekası, politik mizahı ve cesaretiyle, mizah yoluyla bile olsa hiç bir eleştiriye, hiç bir itiraza tahammülü olmayan bu çürümüş saray ve tek dama rejiminin bütün cilasını söküp attı.
Halkın ve emekçilerin büyük çoğunluğu küçük bir zengin sömürücü azınlığın ve onlar adına ülkeyi yönetenlerin zulmü altında inlerken, saray soytarılığı yaparak ve suya sabuna dokunmadan kendini mizahçı, aydın ya da sanatçı sayanlara inat, hepimiz adına bir ifade özgürlüğü eylemine imza attı.
@idgoktas artık sadece ona İmran’ın, Deniz’in adını veren bir baba ve annenin oğlu değil, hepimizin, milyonların kardeşi, dostu ve yoldaşıdır.
Ve öyle lafta değil, kelimenin en gerçek manasıyla #DenizGöktaşYalnızDeğildir
“Deniz Göktaş’ın gözaltına alınması, gösteride yer alan diktatörlük eleştirisinin teyidi niteliğindedir.
Deniz Göktaş’ın gözaltına alınması ve NATO tutuklamaları sömürü düzenini tahkim etmek üzere girişilen faşizmin inşası yolunda gelinen aşamanın önemli bir göstergesidir.
Tek adam rejiminin düşünceye, mizaha, eleştiriye tahammülü yok. Bu anlayış ülkeyi yönetemez.”
#DenizGöktaşYalnızDeğildir
@idgoktas
Denizler Susturulamaz!
Bugün, düşüncelerini mizah yoluyla ifade eden komedyen Deniz Göktaş, sanatını icra ettiği, düşündüğü ve konuştuğu için gözaltına alınmıştır.
Demokrasiyle yönetilen ülkelerde sanatçı ve aydından beklenen; toplumun yaşadığı sorunlara dikkat çekmesi, görülmeyeni göstermesi, söylenmeyeni söylemesi, gerektiğinde eleştirmesi, düşündüklerini özgürce ifade ederek kamusal tartışmaya katkı sunmasıdır. Sanatın işlevi; en karanlık anda ışık olması ve karanlığı aydınlatmasıdır. Bu, ifade özgürlüğünü kullanan herkes için bir hak; sanatçı için ise mesleğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Elbette sanatın muhalif yönünü yok ederek aslında sanatı ortadan kaldırmak isteyen, mizah gibi güçlü bir alanı sessizleştirmek isteyenlerin yukarıda belirtilen evrensel değerleri ne kadar idrak edebildiği halen tartışmalıdır.
Uzun yıllardır karanlığa işaret eden, eleştiren, sorgulayan herkes susturulmaya çalışılmaktadır. Bir şakanın dahi yargısal müdahalenin konusu hâline gelebildiği bir ortamda, Deniz Göktaş'ın gösterisi de ilk yayımlandığı andan itibaren toplumun farklı kesimlerinde tartışılmıştır. Bunun nedeni söylenenlerin suç teşkil etmesi değil, ifade özgürlüğünün giderek daha fazla baskı altına alınması olmuştur.
Ve beklenen(!) gerçekleşmiş; Deniz, özgür bir ülkede olması gerektiği gibi düşüncelerini açıkladığı ve sanatını icra ettiği için gözaltına alınmıştır. İfade özgürlüğünün yargı eliyle bastırılmaya çalışıldığı bu uygulama yasal bir zemine oturmadığı gibi meşru da değildir.
Tek adam rejimlerinin en büyük korkusu, gülen ve güldüren toplumdur.
İzmir Barosu olarak toplumu susturmaya ve yıldırmaya yönelik bu politikaları asla kabul etmiyoruz. Mizah başta olmak üzere sanatın her dalı ülkenin, toplumun ilerlemesi için zorunlu alanlardır. Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalı; ifade özgürlüğü üzerindeki yargısal baskıya son verilmelidir. Espriden suç unsuru cımbızlamaya çalışmanın yine en başta mizah konusu olacağı açıktır.