İslam düşmanlığı turnuvasında Geert Wilders ile grup birinciliğine oynarsınız siz.
Tesettürlü diye kız çocuklarını buzlamışlar bir de ahlaksızlar.
Yarı çıplak vaziyette bir erkek çocuğuyla vals yapsalardı kin kusmak yerine ağzılarında salyayla överlerdi.
Kötüsünüz, saf hem de.
İki küçük kız, anneleriyle birlikte bayramlık bir şeyler almak için çarşıda dolaşıyordu.
Yarı yıkılmış bir giyim mağazasına girdiler; Anneleri ise mağazanın kapısında bekliyordu. O anda ansızın siyonist bir bombardıman gerçekleşti.
İki kız çocuğu korkuyla dışarı fırlayıp annelerinin şefkat dolu kucağına sığınmak istedi…
Ama karşılarında annelerini şehit edilmiş halde buldular.
Mübarek olsun ey Müslümanlar, ey garantörler… Kurban Bayramınız mübarek olsun!
Dün avukatının ziyareti sonrası nişanlısına gönderdiği mesajda şöyle dedi:
“Durumumuz son derece zor... Gufran, bize neler olduğunu, nasıl bir hayat yaşadığımızı bilmiyorsun; bilmen de çok zordur... Her an aşağılanan köleler gibiyiz... En azından şunu söyleyeyim: Her gün defalarca, çıplak şekilde, onur kırıcı ve aşağılayıcı aramalara maruz bırakılıyoruz... Hücrelerden kıyafetlerimiz olmadan çıkmaya zorlanıyor ve arama birlikleri hücrelerin içindeki işlemlerini tamamlayana kadar bu halde bekletiliyoruz.”
|| Filistinli esir Hasan Selame
Tam 30 SENE önce...! İsrail işgal güçlerine ait bir askerî kontrol noktası tarafından aniden durdurulduğunda araçtan inerek kaçmaya çalıştı. İşgal askerleri peşinden ateş açtı ve ağır yaralandı. Yürüyemeyecek hâle gelince bazı Filistinliler onu alarak Güney Batı Şeria’daki El-Halil kentinde bulunan El-Âliye Hastanesi’ne yetiştirdi. Durumunun ağır olması nedeniyle doğrudan ameliyata alındı; Ancak İsrail işgal güçleri 17 Mayıs 1996'da hastaneye baskın düzenleyerek onu esir aldı. O tarihten bu yana, yaşayanların mezarı olarak nitelenen Siyonist zindanlarda tutuluyor.
Hasan Selame hakkında 48 kez müebbet hapis cezası verildi (48 × 99 yıl). Bu ceza, Abdullah el-Berğusi ve İbrahim Hamid'den sonra Filistinli esirler arasında verilen en ağır üçüncü müebbet hükmü olarak kabul ediliyor. Esir alındığı sırada işgal güçlerinin kurşunlarıyla yaralıydı; buna rağmen o hâliyle sorgulandı ve ağır işkencelere maruz bırakıldı.
Ona yöneltilen asıl “suçlama”, Filistinli olması; toprağının işgalini reddetmesi ve güç dengesizliğiyle küresel adaletsizliğe rağmen işgalci katillere boyun eğmemesidir.
Annesi, çocuk yaşta -ya da gençliğinin daha başında- tıpkı kutsal yurtları gibi zorla elinden alınan oğlunu yeniden görebilmek için onun özgürlüğüne kavuşmasını yıllarca bekledi... Ancak hasret ve kahır içinde, gözleri yollarda kaldı; ona kavuşamadan hayata veda etti.
"Vahdet ve Kurtuluş Önderimiz Hz. Muhammed (sav)" temalı Mevlid-i Nebi etkinliğinde buluşuyoruz! 🌹
🗓️ 12 Nisan Pazar
🕒 13.30
📍 Otogar Yanı Mevlid Alanı