Anlamak masraflı iştir; Emek ister, gayret ister, samimiyet ister. Yanlış anlamak kolaydır oysa. Biraz kötü niyet, biraz da cahillik kâfidir / Sezai Karakoç
Bu özel,kişisel sayfadan kimseye hakaret edilmez,iftira atılmaz,kişilik haklarına saldırılmaz. Ama bana hakaret ve küfür edenlerden yargı önünde hesap sorulmadan geçilmez. Ceza alacağını anlayınca ağlaşıp yalvar yakar olanların gözünün yaşına bakılmaz. Yanlarına kâr bırakılmaz!
No one knows the exact time and place of the next large quake. But planetary positions can certainly give us some clues. We take the 1766 #Istanbul#earthquake as an example. It was two days from Full Moon (high tidal stress), and a unique double right angle of Venus:Mercury-Uranus.
These right angles, especially with Venus, play a key role in our #SSGI models, which are based on long-time observations no one has ever done before. Hence the long red-purple arc when the earthquake occurred. This would be a typical warning time.
TRT tabii'de yayınlanan "Oyunbozan: Millî Kod" belgeseli, Türkiye'nin yazılım bağımsızlığını ve millî kod üretme iradesini anlatıyor. Ancak belgeselin en büyük zafiyeti, bu hikâyenin gerçek başlangıç noktasını neredeyse tamamen görmezden gelmesidir.
Bir belgeselin eksik kalması doğaldır; ancak konusu doğrudan "Millî Kod" olan bir yapımın, Türkiye'de askerî alanda millî yazılım devrimini başlatan kurumu ve insanları anmaması tarihî açıdan ciddi bir boşluktur.
Türkiye'de millî savunma yazılımı hikâyesi ne 2004'te başlamıştır ne de ilk örneklerini insansız sistemlerde vermiştir. Bu hikâyenin gerçek başlangıcı, 1975 yılında Kıbrıs Barış Harekatı sonrası Gölcük Tersanesi'nde kurulan 160 APGE Müdürlüğü ile atılmış, ardından SAPAN, Uzun Ufuk, K5, YAZGEM, ARMERKOM ve nihayet GENESIS projeleriyle olgunlaşmıştır. Bugün ADVENT'e, MİLGEM'e ve ağ destekli harekât mimarisine uzanan bütün teknolojik zincirin ilk halkaları işte bu dönemde döşenmiştir.
Belgeselde MİLGEM'den uzun uzun söz ediliyor. Ancak MİLGEM'i yalnızca çelikten inşa edilmiş bir gemi gibi anlatmak büyük bir eksikliktir. Çünkü bir savaş gemisini savaş gemisi yapan çeliği değil, sensörlerini, silahlarını ve komuta-kontrol mimarisini bir araya getiren savaş yönetim yazılımıdır.
Bu nedenle MİLGEM'in gerçek doğumu, sadece kızağa ilk sacın konulmasıyla değil, yıllar önce Deniz Kuvvetleri mühendislerinin savaş yönetim sistemlerinin kaynak kodlarını çözmeye, kendi yazılımlarını geliştirmeye ve yabancı firmalara bağımlılığı kırmaya karar vermeleriyle başlamıştır. Bu tarih anlatılmadan MİLGEM'in hikâyesi eksik kalır.
1990'lı yıllarda kurulan YAZGEM (Yazılım Geliştirme Merkezi), Deniz Kuvvetleri tarihinde bir dönüm noktasıdır. 16.Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Vural Bayazıt tarafından bizzat direktif verilerek Hollanda'da HSA (Sonradan Thales) Firmasında ileri yazılım eğitimi alan genç denizci mühendis subaylarımız, ilk kez savaş yönetim sistemlerinin yazılımına müdahale edebilecek seviyeye ulaşmış, yabancı firmaların dahi tespit edemediği yazılım hatalarını ortaya koymuş, ardından K5 komuta kontrol konsollarını, Link-11 projelerini, Savaş Harekât Merkezi simülatörlerini ve daha sonra GENESIS'e dönüşecek yazılım altyapısını geliştirmişlerdir. Türkiye'nin ilk gerçek askerî yazılım ekosistemi burada doğmuştur.
Belgesel "millî kod" derken aslında Türkiye'nin bu alandaki ilk büyük başarısını anlatması gerekirken, GENESIS adını bir kez bile anmıyor. Oysa GENESIS sadece bir bilgisayar programı değildir. GENESIS, Türkiye'nin ilk millî savaş yönetim sistemi; yabancı kaynak kodlarına bağımlılığı kıran, gemi üzerindeki sensörleri, silahları ve komuta-kontrol sistemini tek bir millî mimari altında birleştiren stratejik bir devrimdir. Daha da önemlisi GENESIS, daha sonra geliştirilecek ADVENT savaş yönetim sisteminin ve MİLGEM'in dijital omurgasının temelini oluşturmuştur. Türkiye'nin "millî kod" hikâyesi anlatılacaksa, bunun merkezinde GENESIS olmak zorundadır.
Belgeselde ayrıca bu dönüşümün fikir babaları ve kurumsal öncüleri de görünmez hâle getirilmiştir. 16. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Vural Bayazıt, daha 1994 yılında MİLGEM fikrini devlet politikası hâline getirmek için Başbakanlığa resmî yazı yazan komutandır.
MİLGEM'i teoriden pratiğe geçiren ve başaran 20.Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, MİLGEM'in gerçek anlamda ancak millî savaş yönetim sistemi, millî sensörler, milli silahlar ve millî yazılım geliştirildiğinde başarıya ulaşacağını yıllar öncesinden ortaya koymuş, YAZGEM ve daha sonra ARMERKOM projelerine güçlü destek vermiştir.
Bunlar yalnızca idari kararlar değil, Türkiye'nin teknoloji bağımsızlığına yön veren stratejik tercihlerdir.
Fakat en büyük eksiklik belki de isimleri hiç bilinmeyen Deniz Kuvvetlerinin Bahriye Mektebi mezunu onlarca mühendisidir. Yurt içi ve dışında en seçkin üniversitelerde öğrenim gören ve temelden muharip subay olan bu beyin takımı olmasa milli koddan bahsedemezdik.
Bugün herkes MİLGEM'in, ADVENT'in ve millî yazılımların başarısından söz ediyor. Oysa bu başarının temeli, Gölcük'te YAZGEM'de daha sonra ARMERKOM'da çalışan, gecelerini milyonlarca satırlık kaynak kodlarının başında geçiren, yabancı sistemleri satır satır inceleyen, gerektiğinde dünyanın en büyük savunma şirketlerinin yazılım hatalarını düzeltecek seviyeye ulaşan denizci mühendislerin emeğidir.
Onlar olmadan ne GENESIS doğabilirdi ne ARMERKOM kurulabilirdi ne de bugün "millî kod" diye övündüğümüz ekosistem ortaya çıkabilirdi.
Kısacası, "Millî Kod" belgeseli önemli bir konuya dikkat çekiyor, ancak millî yazılımın gerçek tarihini anlatmıyor, geçmişin bu süreçteki en önemli olaylarına vefa göstermiyor.
Türkiye'nin savunma yazılımı devrimi, 1975'te Gölück Tersanesinde APGE ile başlayan, YAZGEM'de şekillenen, K5 ile olgunlaşan, GENESIS ile dünyaya örnek olan ve ARMERKOM üzerinden MİLGEM ile ADVENT'e uzanan uzun bir kurumsal yürüyüştür. Bu yürüyüşün mimarlarını, mühendislerini ve komutanlarını anlatmadan yazılan bir "Millî Kod" hikâyesi, ne kadar iyi niyetli olursa olsun, tarihî bakımdan eksik kalır.
Olur da belgeseli yapanlar ve katkı sağlayanlar bir daha TRT için belgesel yaparlarsa önce Merhum Ormairal Özden Örnek'in MİLGEM'in Hikayesi kitabını okusunlar.
Zamanları yoksa aşağıdaki Substack makalemi okumalarını tavsiye ederim. O zaman Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Donanmasının nasıl yükselerek bugünlere geldiğini daha iyi anlarlar.
https://t.co/1N2hc18GqY
Irak'a ait petrolün izinsiz ve düşük fiyatla satılması nedeniyle Türkiye'ye kesilen 1,5 milyar dolarlık uluslararası tahkim cezasının 673 milyon dolarlık kısmının, Türkiye'nin İsrail ve Yunanistan'a düşük fiyatla sattığı petrolden kaynaklandığı ortaya çıktı.
Mutlak Butlancıların Samsun'a reva gördüğü isim ortada: Mehmet Pank.
Bu isim, daha önce CHP üyesi ve yönetimlerde görev almış bir isim. Ama asıl mesele şu: 2024 yerel seçimlerinden hemen önce CHP'den istifa edip İYİ Parti'ye geçen, İYİ Parti listesinden İlkadım Belediye Meclis Üyesi seçilen bir isim.
Kendisinin CHP'deki görevleri ve üyeliği bahane edilerek İYİ Parti tarafından CHP seçmeninin kafa karışıklığına yol açılmış ve bu nedenle CHP'nin İlkadım'da belediye başkanlığını kaybetmesine sebep olmuştur. Yani en son yerel seçimlerde CHP'ye ihanet ederek başka parti listesinden seçime giren ve CHP'nin seçim kaybetmesine sebep olan bir isim!
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Mutlak Butlan kadrosu, Samsun'da CHP'nin başına bula bula, yerel seçimde partisine sırtını dönmüş, rakip partiden meclis üyesi olmuş birini bulmuştur. Bu bir tesadüf değil, bir tercihtir.
Bu atama, Mutlak Butlancıların kiminle iş tuttuğunu da açıkça ortaya koymaktadır. Partisine ihanet etmiş birini il başkanlığına layık görenlerin, CHP'yi değil başka hesapları savunduğu artık tartışmaya bile gerek bırakmayacak kadar açıktır.
Samsun CHP'lisi bu atamayı tanımayacak, bu ihaneti unutmayacaktır.
Bugün de Samsun sokaklarındayız. Gençlerin, kadınların, emeklilerin, emekçilerin yanında; halkı canından bezdiren bu AKP zulmüne karşı omuz omuza.
Tarlasında ürününü kaldıramayan çiftçinin, ekonomik krizde kepenk indiren esnafın, işini büyütemeyen işverenin derdi bizim derdimiz. Bu mücadelede yalnız bırakmayacağız.
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel ve Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu ile birlikte yürüdüğümüz bu yolda geri adım yok. Samsun, bu yolda üstüne düşeni yapmaya devam edecek.
Mehmet Özdağ
Seçilmiş CHP Samsun İl Başkanı
Levent Üzümcü ev hapsiyle serbest bırakıldı.
Bir sanatçının geçenin bir yarısı Balıkesir'den gözaltına alındıktan sonra apar topar İstanbul'a getirilmesi başlı başına bir gözdağıdır.
Ev hapsi kararı da ifade özgürlüğünü sınırlama çabasıdır.
Geçmiş olsun Levent Abi
❓X temsilcisine sorduk:
Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun X hesabı 8 Mayıs’tan bu yana engellenmiş durumda. Bu, ifade özgürlüğünün ağır bir ihlalidir.
X platformu, bu engellemeyi ifade özgürlüğünün, siyaset yapma özgürlüğünün ve toplumla iletişim kurma hakkının ihlali olarak görmüyor mu?
Ekrem İmamoğlu, 25,1 milyon yurttaşımızın bizzat destek verdiği ve 15,5 milyon yurttaşımızın Cumhurbaşkanı adayıdır.
❗Bu yanlış uygulamaya derhal son verilmelidir.
Tedbiren göreve gelmiş mutlak butlan heyetinin telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracak kararlar almaya devam ettiğini görüyoruz.
Bugün itibariyle;
Zonguldak, Edirne, Isparta, Kastamonu, Konya, Yalova, Tokat ve Rize İl Başkanlarımız ile çok sayıda Merkez İlçe Başkanımızın ve kurullarımızın görevden alındığı duyurulmuştur.
Bu kararı kınıyorum!
Bu kararların bile isteye bir kırılma yaratacağı açıktır.
Yöneticilerimizin seçimle kazandıkları yetkilerin sistematik bir şekilde masa başında sonlandırılması, üyelerimizin iradesini yok saymaktır.
Seçilmiş başkanlarımızın ve kurullarımızın yanındayız!
#SmartRobinKazandırır
🏆Dünya Kadınları Koşusu
🇹🇷Ankara,1200m çim
🥇Tom Raider
(Smart Robin-Queen Of The Storm by Indigo Red)🙏🍀🧿👏
🥉Dravion
(Satono Ares-Ciripaha by Big Brown)
CHP'li Deniz Yavuzyılmaz,
"Nihai tahkim kararına göre, bu cezanın 673 milyon dolarlık kısmı usulsüz taşınan 233 milyon varil petrolün varil başına 5 dolar 77 sent daha ucuza satılmasından kaynaklanıyor.
Peki bu kaçak ve kelepir petrolü kimler satın aldı?
Irak Enerji Enstitüsü'nün raporuna göre bu petrolü tabii ki
İsrail satın aldı,
Yunanistan satın aldı,
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve birkaç ülke daha satın aldı.
Yani AKP ne yaptı? Doğu Akdeniz'de karşımızda ittifak kuran bu ülkelere ucuz petrol taşınmasına yasa dışı yoldan aracılık etti.
Ortaya çıkan cezayı da hiç utanmadan, sıkılmadan Türkiye Cumhuriyeti'nin sırtına yükledi.
Bu mu sizin yerliliğiniz, bu mu milliliğiniz, bu mu vatanseverliğiniz?"
SON DAKİKA | Haluk Levent'in hakimlik ifadesinde iktidara yönelik iddialarda bulunduğu ortaya çıktı:
"3 yıldır çileler çektik ama bunları ifade edemedik. Ya derneğe el konulursa korkusu bizi hep susmaya itti.
Dönem dönem kimi bakanlıkların, kimi bakan yardımcıları ile şirketler arasında gönderildik, getirildik. Hükümet organlarının birçok politikacısı AHBAP derneğine aracılar gönderdi. 2,5 yıldır sistematik olarak yapacağımız birçok yardım zarara uğratıldı."
(Halk TV)
Merkezi Yönetim bütçesi faize akmaya devam ediyor.
İlk 6 ayda 1 trilyon 464 milyar lira bütçeden faiz ödendi.
Her 100 liranın 17 lirası faize gitti.
Her 100 liranın 14 lirası eğitime, 9 lirası sağlığa harcandı.
Yaptığımız uyarı “5 gün” sonra olsa da Dışişleri Bakanlığı tarafından bugün gündeme getirilmiş !
Denizcilerimizin hayatı ve denizlerdeki varlıklarımız önemlidir, ani ve dinamik reaksiyon / uyarılar zorunludur.
"OLAN ŞEY SARAYLA BİRLİKTE YENİ MHP YARATMAK!"
Can Uğur: "Gülşah Durbay, hasta yatağındayken iğrenç iftiralar atan kadını Ankara il yönetimine soktu. Böyle bir Kılıçdaroğlu ve ekibinden bahsediyoruz. Kılıçdaroğlu, bunu partiye yönelik operasyon ekseninde yapıyor.
Mesele, baba ocağı meselesini aşmış durumda. İyi niyetli iki grubun mücadelesi değil bu."
⛽ EPDK verilerine göre Haziran 2016’da Türkiye’de benzinin litresi ortalama 4,49 TL, motorinin litresi ise 3,82 TL idi.
- Haziran 2026’da benzin 62,77 TL’ye
- Motorin 65,42 TL’ye yükseldi.
Yani son 10 yılda;
📌 Benzin 14 katına çıktı.
📌 Motorin 17 katına çıktı.
- Benzindeki artış %1.298 (yazıyla “bin iki yüz doksan sekiz”)
- Motorindeki artış ise %1.612 (yazıyla “bin altı yüz on iki”) 🤯🚀
Akaryakıt yalnızca araç sahiplerinin gideri değildir. Nakliyeden tarıma, üretimden market raflarına kadar ekonomideki hemen her fiyatın içine girer ve doğrudan etkiler.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevi’sinde geçen bu hikâye, zahiri bilgi ile irfan arasındaki farkı vurgular.
Devesine iki büyük çuval yükleyip ortasına oturan bir bedevî ile yolda karşılaştığı kibirli bir filozofun sohbetini konu alır. Filozof, bedevînin yükünü ve kendisini küçümseyerek devedeki çuvallarda ne olduğunu sorar. Bedevi bir çuvalda buğday, diğerinde ise buğdayın dengede durması için kum olduğunu söyler.
Filozof, "Kum yerine neden buğdayı iki ayrı çuvala koyup yükü hafifletmedin?" diyerek mantık yürütmesi ve bedevînin cevabı, filozofun uzun uzun düşündüğü ve sonunda hayran kaldığı basit ama derin bir hayat dersine dönüşür.
Ve...
Mevlânâ noktayı koyar; Fikir ona derler ki, yol açsın, yol ona derler ki, hakîkate ulaşsın.
Bilgi, yaşama iyilik ve kolaylık katmıyorsa, sahibine ağır bir yük olmaktan başka bir şey değildir.
Hayata ve ruha şifâ olmayan bir fikir, ne kadar süslü olursa olsun cevheri eksik bir hazinedir.
Kayyım filan ortalık yangın yeriyken bakın Türkiye'de ne oluyor...
"Dijital Türkiye" söylemleri havada kalıyor.
TÜİK verisine göre kendi kullanımına ait bilgisayarı olan 6-15 yaş arasındaki çocukların oranı üç yılda 10,6 puan düştü:
%46,3'ten %35,7'ye.
Teknolojiye erişim lüks değil, temel bir eğitim hakkıdır