Asıl tartışılması gereken konu da bu. Bir toplumun kendi devletine duyduğu güven sorgulanmadan, yaşananları tam anlamıyla değerlendirmek mümkün değil.
@Ahmet_Davutoglu@BMustafaGozel
Bugün herkes, Kızılay'ın deprem döneminde çadır sattığı Ahbap'a yapılan bağışların hesabını soruyor.
Peki kimse şu soruyu soruyor mu?
Binlerce insan neden bağışını devlete değil de özel bir derneğe yapmayı tercih etti?
#AhbapDerneği#Kızılay
Karşılıksız çekler artıyorsa, bu sadece bir ticari evrak meselesi değildir; piyasada güvenin, üreticinin ve esnafın nefesinin tükendiğinin göstergesidir.
Sanayici üretemiyor, esnaf tahsil edemiyor, işçi geleceğini göremiyor.
Ekonomi kâğıt üzerinde değil, sahada batıyor.
Parti Yönetim Kurulu Toplantımız, Genel Başkanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığında, Parti Genel Merkezimizde gerçekleştirilmiştir.
Toplantımızda alınan kararların milletimiz ve memleketimiz adına hayırlar getirmesini temenni ederiz.
@Ahmet_Davutoglu@BMustafaGozel
Ligi 2. sırada bitiren takımın bayrağı köprüye asılıyor, şampiyon olan takımın adı bile geçmiyor.
Eğer mesele spor başarısıysa önce şampiyonun bayrağı asılır. Eğer farklı kriterler varsa, bunu da açıkça söylemek gerekir.
@Ahmet_Davutoglu@BMustafaGozel
Sayın Genel Başkan Yardımcımızın açıklaması, aziz Türk milletinin yüreğinden geçenlerin açık bir ifadesidir. Milli vicdanın sesi olan bu kararlı duruş, milletimizin hissiyatına tercüman olmuş ve yüreğine su serpmiştir.
@Ahmet_Davutoglu@BMustafaGozel
Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın hayallerine ilham veren, onları daha güçlü bir yarına hazırlayan en değerli miras; bağımsızlık ve milli egemenliktir.
🇹🇷 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!
#23Nisan#UlusalEgemenlik#ÇocukBayramı
Sayın Genel Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nu ASKON Konya olarak ağırlamanın mutluluğunu yaşadık.
Son dönemde dünyada yaşanan krizleri ele aldığımız programımız son derece verimli geçti.
Nazik ziyaretleri ve kıymetli değerlendirmeleri için kendilerine teşekkür ederiz.
Uzunca bir süre teşrik-i mesai yürüttüğümüz İtalya eski Başbakanı Sayın Enrico Letta, Yunanistan eski Dışişleri Bakanı Sayın Dimitris Avramopoulos ve Hollanda eski Dışişleri Bakanı Sayın Frans Timmermans ile Romanya’da “Güneydoğu Avrupa’nın Bir Sonraki Büyük Atılımı” başlıklı panelde bir araya geldik.
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin geleceğini, bölgemizde yaşanan çok boyutlu gelişmeleri ve şekillenmekte olan yeni dünya düzeninin dinamiklerini enine boyuna ele alarak kapsamlı istişarelerde bulunduk.
Ortak tarih, ortak medeniyet ve ortak gelecek perspektifiyle birbirine bağlı bu coğrafyada, diyalog ve iş birliğinin; akıl ve vizyonla birleştiği bir geleceği inşa etmenin her zamankinden daha hayati olduğunu bir kez daha gördük.
Türkiye’de ticaretin en büyük sorunlarından biri hâlâ sahte ve kopya çek dolandırıcılığı. Üreten, yatırım yapan, istihdam sağlayan firmalar korunmazken dolandırıcılar sistemde açık bulmaya devam ediyor. Çek sistemi acilen daha güvenli ve denetlenebilir hale getirilmeli.
İsrail’in bir savaş suçu niteliği taşıyan kız çocuklarının bulunduğu ilkokulu bombalayarak yaptığı katliamdan sonra İran Dini Lideri Ali Hamaney’e gerçekleştirdiği suikast hukuk ve sınır tanımaz saldırganlığının yeni bir örneğidir. Diplomatik bir çözüm için müzakereler sürerken başlatılan İsrail-ABD ortak saldırılarında şehit düşen İranlı kardeşlerimize rahmet diliyor, dost ve kardeş İran halkına taziyelerimi sunuyorum.
Bu saldırganlığın temel nedeni genelde İslam dünyasının özelde bölge ülkelerinin iç çelişkilerle parçalanmışlığıdır. İslam dünyası bugün emperyalist “böl-yönet” taktiğinin tuzağına düşmüş bulunmaktadır.
Bu bağlamda, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşı İran ile komşu Körfez ülkeleri arasındaki bir savaşa dönüştürme çabalarını büyük bir kaygıyla izliyorum.
İran yönetimini en çok da soykırımcı siyonist İsrail yönetimini memnun edecek olan bu tuzağa düşmeme, Körfez ülkelerini de bir gün kendilerine de yönelebilecek bu siyonist saldırganlığa doğrudan veya dolaylı bir şekilde destek vermeme çağrısında bulunuyorum.
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çağrım ise başta İran ile Suudi Arabistan olmak üzere İran ile komşu körfez ülkeleri arasında acil bir kriz kontrol diplomasisi yaparak bölgemizin İran-Irak savaşı benzeri bir kardeş kavgasına sürüklenmesinin önüne geçmektir.
Bölgedeki bütün kardeş ülke liderlerine çağrım kısa dönemli çıkarlar uğruna tarihe bölgemizde İsrail hegemonyasının kurulduğu bir dönemin liderleri olarak geçmelerine sebep olacak politikalardan uzak durmalarıdır. Gün kısır çekişmelerle parçalanma günü değil, basiret ve vizyon ile biraraya gelme günüdür.
Konu Grönland olduğunda uluslararası hukuk adına ayağına kalkan, Rusya Ukrayna’ya saldırdığında harekete geçen ancak Gazze soykırımı yaşandığında ve Müslüman ülkelere saldırı olduğunda Trump’a destek veren Avrupalı liderlere de çağrım kendi savunageldikleri ilkelerde tutarlı olmalarıdır. Avrupa’yı uluslararası güç dengesinde düşüşe götüren temel sebep dış tehditler değil bu ilkesizliklerdir. Unutulmasın ki Ortadoğu’daki her savaş başta Avrupa olmak üzere küresel ekonomi-politik dengeleri sarsacaktır.
ABD’nin sağduyulu siyasetçilerine ve halkına çağrım ise “Önce Amerika” ilkesinden “Önce İsrail” ilkesine dönüşen Trump politikaları karşısında seslerini yükseltmeleridir. Uzun dönemde Amerikan-karşıtlığını küresel ölçekte tırmandıracak bu politikaların temel amacı bu sene ABD ve İsrail’de gerçekleşecek seçimlerde Trump ve Netanyahu’ya avantaj sağlamaktır. ABD’nin uzun dönemli küresel algısı iki kural tanımaz liderin kısa dönemli politik hesaplarına kurban edilmemelidir.
Dünya ve insanlık adım adım büyük bir felakete doğru giderken dini ve ulusal kimliği ne olursa olsun sağduyu, vicdan ve hikmet sahibi bütün liderler ve aydınlar ortak bir barış vizyonuyla harekete geçmelidir. Yoksa bugünün liderlerinin hatalarının bedellerini gelecek nesiller ödeyecektir.
Bir ay önce aşağıdaki yayında dilegetirmiştik suikast planını.
Bundan sonrası da en az bu suikast kadar kritik. ABD, çıldırmış israil saldırganlığına destek olup İran'da uzun soluklu çatışma ile bölgeyi kaosa mı sürükleyecek yoksa Hamaney ve diğer üst düzey isimleri katletmekle yetinip yeni isimler ile anlaşma yoluna mı gidecek.
Türkiye'nin ikinci senaryoda kararlı bir tutumla ısrarcı olması gerek.