Bengaldeşli engellinin bile aşabildiği bir sınır güvenliğimiz var demektir. Adam ülkesinden çıkıyor, İstanbul’un ortasına martı yakalıyor. Bacaklarını ve kanatlarını kırıyor. @zaferpartisi
MİT raporuna rağmen Eski AKP Genelbaşkan yardımcısının kardeşi, Genelkurmay başkanı özel kalemi Mehmet Dişli'yi kim görevde tuttu?
MİT'in raporuna rağmen Darbeci, Fetöcu subayları kimler tasfiye etmeyip, terfi ettirdi?
Savcılarımızın 15 Temmuz öncesindeki YAŞ kararları ile ilgili cesur sorular sorması gerek değil mi?
Ama 80 darbesinde işi sağlama almışlar Anayasa Madde 125 YAŞ terfileri yargıya kapalı sorgulanamaz!?
HSK kararları yargıya kapalı sorgulanamaz!?
Peki yargıya ve orduya Fetöcuları, vatan hainlerini, darbecileri kim doldurdu, şehitlerimizin sorumlusu kim nasıl hesap soracağız?
Aradan 9 yıl geçti, meclisteki ve dışardaki bu yeni yeni siyasi partilerin YAŞ ve HSK kararları yargıya açılsın demesi gerekiyor, diyorlar mı?
#HainsizTürkiye
@cvpgenelmerkez
PKK, NATO-Mossad/CIA'ya bağlı bir alt terör ve istihbarat örgütüdür.
İhtiyaca göre, ABD- İsrail ve AB Sermayesinin lehine, Türkiye, Suriye, İran ve Irak'ı istikrarsızlaştırmak ve bu ülkelerdeki rejimleri gericileştirmek amacıyla kullanılmaktadır.
ABD ve Israil bunların yularını bıraktığı anda 3-4 taraflı sonsuza kadar sürecek bir Kürt-Kürt-Kürt içsavaşı başlar.
Türk, Fars ve Arap Halkları'nın aleyhine olan Kürtler'in de aleyhinedir.
100 yıllık tarihi anlayan bunu da anlar.
1912-1913 Balkan Savaşları sırasında yurtlarından edilen Türkler, yaya ve kağnılarla zorlu bir göç yolculuğuna çıkmıştı.
Bu büyük kafilelerin Doğu Trakya'da İstanbul yönüne ilerlerken önemli geçiş ve toplanma duraklarından biri de Silivri idi.
Kaybolan bir gençlik, yaşanmamış bir çocukluk, beyni anlamadığı yabancı kelimelerle dolu bir toplum, transa girmiş bir halk. Neden Kuran kurslarında Türkçesi öğretilmez? Neden hafızlar arapçasını ezberler de Türkçesini bilmez? Çünkü bilinçsiz asker lazım
Onlar Bizim İçin Eksildiler…
Güven Park’ta seslerini duyurmaya çalışan er gazilerimizi ve ailelerini ziyaret ettim.
Kiminin bacağı, bacakları yok…
Kiminin kolu, kolları yok…
Kiminin gözü, gözleri yok…
Kiminin ise kolları, bacakları ve gözleri… Birkaçı, hatta hepsi birden yok.
Bir an kendinizi onların yerine koyun.
Verir miydiniz?
Onlar verdi.
Sizin için… Vatan için, devlet için, gelecek için, askerlik onuru ve milletin namusu için canlarını ortaya koyup bedenlerinden parçalar verdiler.
Ve giden o kollar, o bacaklar, o gözler bir daha hiç geri dönmedi; dönmeyecek de.
Hayatlarının baharında kaybettikleri uzuvlar, kalan ömürlerine de damgasını vurdu.
Devlet için çıktıkları görevden; kolsuz, bacaksız, gözsüz ya da ağır yaralı olarak döndüler.
Kaybettikleri uzuvlarla birlikte hayatın yükünü ve ekmek kavgasını omuzlamak zorunda kaldılar.
Şimdi ise haklarını arıyorlar.
Seslerini sağır kulaklara duyurmaya çalışıyorlar.
İstedikleri şeyler aslında çok açık ve çok basit:
* Rütbe ayrımı yapılmaksızın emsal statü verilmesi.
* Özlük haklarındaki farklılıkların giderilmesi ve sosyal haklarda eşitliğin sağlanması.
* Maaş, sosyal yardım ve istihdam haklarının güçlendirilmesi; insanca yaşayabilecekleri bir gelir düzeyine ulaşılması.
* Ortez ve protez hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması, bürokrasinin azaltılması ve bu hizmetlerin yalnızca Ankara ile sınırlı kalmaması. İçlerinde, zaten kısıtlı olan maaşlarının yarısını, dörtte üçünü tedavi ve ilaç masraflarına harcadıklarını söyleyenler var.
* Haklarının, “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilişkilendirilmesini de reddediyorlar. “Teröristler için yasa çıkarılmaya kalkılmışken bize de bir şey vermeye kalkmasınlar. Biz onurlu insanlarız. Gerekirse açlıktan ölmeye razıyız.” diyorlar.
* “Kimileri işlerine geldiğinde bizi hatırlıyor, fotoğraf çektiriyorlar; ama haklarımız söz konusu olduğunda yıllardır bizi oyalıyorlar.” diyorlar.
Bu insanlar, hayatlarının baharında yükümlü er olarak dağa çıktılar.
Vatan, millet, devlet ve askerlik onuru için canlarını ortaya koydular.
Bugün taşıdıkları eksiklikler, bu millet için ödedikleri bedelin nişanesidir.
Onlar bizim onurumuzdur.
Devletin onurudur.
Milletin onurudur.
Ve bize Hakk’ın emanetidir.
Gaziler, bu milletin yaşayan vicdanıdır.
Baş üstünde taşınması gereken değerlerdir.
Eğer bu insanlar haklarını aramak için günlerdir bir parkta geceleyip gündüzleri seslerini duyurmaya çalışıyorsa, ortada gerçekten bir sorun var demektir.
Üstelik bu sadece idari ya da mali bir sorun değil… kavramsal, vicdani ve vefa ile ilgili bir sorundur.
//
Bir de gazi oldukları hâlde “uzuv kaybetmedikleri gerekçesiyle” gazi sayılmayan gazilerimiz var.
Gazilik, özünde yalnızca devletin verdiği bir unvan değildir.
Hakk’a aittir.
Yaradan’ın insana emaneti olan vatan, devlet, yaşam, onur ve namus uğruna verilen mücadelenin; dökülen kanın, alınan yaranın ve çekilen çilenin karşılığıdır, nişanıdır.
Hakk’ın verdiği unvan hak edenden esirgenir mi hiç?
Doğru olan; hak edilmiş bu unvanı tartışmaya açmak değil; onu hak ettiği değere yükseltmek, sahibine teslim etmektir.
//
Bu vesileyle bir önerim de var.
Mücadele alanlarından geçmiş yaralı ya da yarasız, ama canını ortaya koymuş, ter dökmüş, çile çekmiş milyonlarca askerimiz, polisimiz, istihbaratçımız ve korucumuz var.
Devletimiz bu vatan evlatlarına “Cumhurbaşkanı, Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı imzalı” birer “Şeref Belgesi” verse…
İnsanlar o belgeyi evlerinin en güzel köşesine assa…
Çocukları, torunları, torunlarının torunları; “Benim atam bu vatan için mücadele etti.” diyerek gurur duysa, aidiyetini hissetse…
İnanıyorum ki sırf bu belge bile gelecek kuşakların vatana ve devlete sahip çıkmasında güçlü bir ruh, derin bir aidiyet ve kalıcı bir referans olur.
//
Devletimizin, gazilerimizle ilgili bu sorunları en kısa zamanda çözeceğine inanıyorum.
Çünkü bunlar sadece gazilerin meselesi değildir…
Devletin devletliği, milletin vefası meselesidir.
Saygılarımla
Abdullah Ağar
22 Temmuz 2026
Kapasite kullanım oranı açıklandı: 73.8 Bu rakam çok ciddi tehlike sinyalleri veriyor. İşletmelerin kapandığını, 3 vardiya çalışan işletmelerin 2'ye veya 1'e düştüğünü gösteriyor. Reel sektör adeta çöküyor. Şimşek Memedin programı memleketin canına okumaya başladı. Yürütülemez.
Ümit Özdağ'dan Özgür Özel'e sert sözler:
"Atatürk'ün kurduğu devleti Abdullah Öcalan'a vermeyi teklif eden Özgür Özel'in arkasından gitmeyin.
Şeyh Sait'e vatan haini diyemeyen Özgür Özel, Atatürkçü olamaz."
Utanmadan sıkılmadan bamya tarlalarına osb kurmaya kalktılar. Amasya Çambükü köyünde tarlalarında bamya hasadını bile yapmalarına izin verilmeyen köylü kadınlar candarma tarafından coplandı. Menekşe hanım ve arkadaşları Ankara'ya kadar gelerek yapılanları paylaştılar. Direndiler, vali bile yanlarında olması gerekirken karşılarında idi. Ama yılmadılar, davayı kazandılar.
Ama ormanlarımızı, zeytinliklerimizi, meralarımızı, tarım alanlarımızı gaspetmeye ısrarla devam ediyorlar.
Üreticiler, "Tarım alanları amaç dışı kullanılamaz" diye biliyorlardı. Hep öyle biliyorduk. Bir de üstüne rezerv yasa çıkardılar. Eli öpülesi çiftçilerimiz bize gıda üretirken teşvik edilmeyi bırakın, horlandılar; itilip kakıldılar.
Araplar bizim dönere, şavırma diyor. Bu, gerçekte Türkçe "çevirme" sözünden alıntı. Bizim çevirme sözünü şavırma yaptılar.
Araplar Türkçe baklava sözünü de olduğu gibi bizden aldı. Baklavaya, "baklava" diyorlar.
Araplar parmak izine de "basma" diyor. Bu da Türkçedeki parmak basma sozünden alıntı.
Araplar takım sözünü de Türkçeden aldı. Çoğul olarak ise etkâm sözünü ürettiler.
Araplar testi anlamındaki küp sözünü de Türkçeden aldı. Bu söz çoğul olarak ekvab biçiminde Kur'an'da da geçiyor.
Arapçada böyle binlerce Türkçe sözcük var. Ancak kimileri bunları bilmiyor.
Öğreteceğim...
Ocak ayında Özkürt Özerk, bunları söylemişti..
Şimdi CHP'li, Dem'li, Suriyeli kurmançlar arkanda dursun....
Türk Irkı olarak bizi ilgilendiren birşey yok...
Apo denen köpek;
"Türk'ten Kürt'ü ayırsan Türk kalmaz" demiş.
Türkler,bilinen 8000 yıllık tarihinin yalnızca son 1000 yılında Kürtlerle bir arada yaşadı.
Biz Türk milleti olarak varlığımızı hiçbir topluluğa borçlu değiliz.
Bu düşünce Türkün zihnine sokulmak istenen bir zehir.
6 ayda 2 milyar dolar, yılda 4 milyar dolar, yardımlarla 5 milyar dolar, imam hatipler, meslek öğretmenleri ile gider yıllık 10 milyar dolar.
Volvo 1 milyar dolara Çinlilere satıldı.
Din yüzünden neler kaçırdığımızı anlayın....
ABD'Lİ savcı BHARARA Osman Gökçek'in Reza Zarrab'dan aldığı 350 milyon $ rüşvetin SWIFT dekonutlarını yayınladı.
Osman Gökçek şikayetçi, İZMİR'in eski Büyükşehir Belediye Başkanı ise tutuklu.
Adalet bu mu?