🔥 ETSY 101 | ADIM 1 : SATACAK DİJİTAL ÜRÜN BULMA REHBERİ
Ertelemek için bir şansın kalmadı, 0'dan ürün bulmayı bile gösteriyorum sana. Örnekle beraber anlatıyorum.⏰
‼️ Oku, KAYDET ve bu gönderiye erişim ver ki devam adımları gelsin. Sana sıfırdan göstereceğim Etsy'den nasıl para kazanacağını.
Anlamadığın bir şey olursa benden yardım iste, çözelim. Bedava he, bir şey istemiyorum senden.
Hepinizin sorunu ve problemi aynı. Tamam Etsy'e girelimde ne satacağız, satacak ürün nasıl bulacağız ?
Herkesin yaptığını yapıp "wall art, t-shirt" yaparsan olmaz.
Milyonlarca listing'in içinde kaybolacaksın. Emeğine yazık.
Verilere bakacaksın. Trendlere, arama hacmine, güncel satıyor mu ? Satıyorsa nasıl satıyor. Anlatıyorum :
ℹ️ AŞAMA 1 - Alura ile Keyword Araştırması :
https://t.co/wDp3pOocjI'ya girdin. Üyelik oluşturdun, günde 5 sorguya kadar ücretsiz, daha fazla istiyorsan 2 kahve parası.
Videolara ekledim, izle.
Panelden keywordslere tıkladın, filtrele şimdi boş listingleri geçeceğiz.
- Competition level : Very low, low, medium seç. Rekabeti bol ürünlerden uzak duracağız.
Burada vakit geçir, ürünleri incele.
Aradığımız şartlar :
- AI ile veya Canva'dan üretilebiliyor olması
- Rekabetin düşük olması,
- Kelimenin trendinin yükselen trend'de olması.
Mesela bir tanesi dikkatimi çekti :
"Wedding welcome sign"
Düğünlerde kullanılmak için girişe koyulan hoşgeldiniz posteri, tuvali.
Düğün mevsimi o yüzden trend yükseliyor. Bingo.
ℹ️ AŞAMA 2 - Keyword'ün Ürünlerini Bulma
Kelimemizi bulduk, "wedding welcome sign".
Panelden product'a girdim. Kelimemi yazıyorum ancak başka fikirlerde almak için "Wedding" olarak filtreledim, bakacağım başka hangi ürünler satıyor.
Filtreliyorum :
- Listing age : max 60 gün (güncel satanları bulmamız lazım)
- Item type : Digital item (sadece dijital ürünleri göster)
- Monthly sales : Minimum 10 (aylık en az 10 satışı olan satan ürünleri göster)
Burada da dolaşıyorum keyword'üm gerçekten başarılı mı, satan ürünleri var mı, bu kategoride başka hangi ürünler satıyor.
Veriler güzel Alura'yı başarıyla tamamladık.
ℹ️ AŞAMA 3 - Alura Verilerini Etsy ile Doğrulama
Etsy'e girdin, kelimeni yazdın.
"Wedding welcome sign" burayı da filtreleyeceğiz.
- Digital downloads only
- Etsy's pick - star seller olarak seçtim yukarıda ki URL'den star'ı best olarak değiştirdim. (daha önce göstermiştim, best sellerları bulma hack'i bu)
Artık önümde sadece rekabetin az olduğunu bildiğim, yükselişte olan ve para kazanan bir kelimenin EN İYİ LİSTELERİ VAR.
Bak gösteriyorum videoda ürün başı neredeyse 2.000 dolar kazanmış bu listingler.
ℹ️ AŞAMA 4 - ÜRÜN ÜRETME
Dünyanın en basit ürünü, ya kişiye özel çocukluk fotoğraflarıyla hazırlamışlar ya da düzenlenilebilir Canva template'ini satıyorlar.
Satan ürünleri incele, yorumlarını oku (müşterilerin şikayet ettiği kısımları bul) ürünü geliştirerek yapay zeka'dan tekrar üret.
GPT, Gemini, Claude ne istersen kullanabilirsin.
At ürün görselini "bu üründen ilham al ancak x detaylarını da ekleyerek özgünleştir"
Artık satan bir kelimen ve ürünün var.
Ürünü SEO kurallarına göre listele, bir kaç varyasyonunu üret.
E tamam bunu yükledik başka ne ürün yükleyeceğiz ?
Senin artık "wedding" niche'inde bir mağazadan var.
Alura ve Etsy'de wedding ile alakalı ne satıyorsa aynı yöntemlerle araştır, üret ve o niche'i domine et.
Tebrikler, artık veriye dayalı bir mağazan var ve SEO'yu doğru yaparsan satışlarını almaya başlayacaksın.
SEO kurallarını daha önce paylaşmıştım, alta ekliyorum tekrardan. Oku uygula.
Bu anlattığım adımları doğru uygularsan çocuk bile yapar. Başlayalım.
yarın işimi kaybetsem ve 12 ayda geliri sıfırdan kurmam gerekse, panik yapmazdım. claude’u açıp sırayla şu 5 promptu girerdim.
KAYDET VE 1. ADIMI OKU!!
çünkü asıl sorun para değil, hangi beceriyi kime satacağını bilmemek. bu promptlar onu çözüyor. birincisi:
beceri envanteri. şu promptu gir:
“sen deneyimli bir kariyer ve iş modeli stratejistisin. geçmişimi para kazandırabilecek hizmet fikirlerine çevireceksin. önce bana şu 4 soruyu sor: hangi işlerde çalıştım, neyi başkalarından hızlı yapıyorum, haftada kaç saat ayırabilirim, hangi araçları biliyorum. cevaplarımı alınca talep ihtimali yüksek 5 somut hizmet fikri çıkar, her birini tek cümlede tarif et ve neden bana uygun olduğunu yaz.”
•Çok konuşmazdı♥
•Daima düşünceliydi♥
•Kötü söz söylemezdi♥
•Boş şeylerle uğraşmazdı♥
•Dünya işleri için kızmazdı♥
•Lüzumsuz yere konuşmazdı♥
•Umanı umutsuzluğa düşürmezdi♥
•Kimsenin kusurunu araştırmazdı♥
•Vakar ve sükunetle rahatça yürürdü♥
•Susması konuşmasından uzun sürerdi♥
•Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi♥
•Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı♥
•Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı♥
•Sıkıntılı halinde kabalaşmaz,bağırmazdı♥
•Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi♥
•Sade kıyafetler giyer,gösterişten hoşlanmazdı♥
•Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı♥
•Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü♥
•Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı♥
•Sıradan değildi,ama sıradan insanlar gibi yaşardı♥
•Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi♥
•Kimse hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi♥
•Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir baletle dururdu♥
•Adet üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı♥
•Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı♥
•Fakirlerle birlikte yerdi,Öyle ki onlardan ayırt edilmezdi♥
•Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi♥
•Düşmanlarını affetmekle kalmaz,onlara şeref ve değerde verirdi♥
•Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı♥
•Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı♥
•Adımlarını geniş atar,yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi♥
•Dostlarına şöyle derdi, Dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi♥ ol,
•Sabahları evinden çıkarken şöyle derdi,’’İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve saptırmaktan,kanmaktan ve kandırmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısız etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım’’♥
Allahumme Salli Ala SeyyidinaMuhammedin Ve Ala Ali Seyyidina Muhammed.s.a.v
O, HZ.MUHAMMED (sallallahu aleyhi ve sellem) PEYGAMBERİMİZDİR.
Bir gün ben olurum ya da olmam, başkası olur ya da olmaz önemli değil.
Ama bu satırlar kalsın.
Çünkü bunlar, bir adamın kendine yazdığı kanunlardır.
Önce kendinle ilgili gerçekler:
Hiç kimse senden üstün değil. Ben de dahil.
Birinden daha iyi olabilirsin, bir başkası senden daha iyi olabilir bu bir sıralama değil, bir gerçektir.
Kimsenin önünde küçülme, kimsenin önünde şişme.
İnsanları dinle, anla ama kendi bildiğin gerçeklerle yaşa.
Herkesi duy, kimseye teslim olma.
Yaptıklarından pişman olma.
Pişmanlık seni geçmişe bağlar; ders ise geleceğe taşır.
Olanı değiştiremezsin, ama ondan öğrenebilirsin.
Kaybetmek diye bir şey yoktur ya kazanırsın, ya öğrenirsin.
Bugün ne düşündüğün, yarın nasıl yaşayacağını belirler.
O yüzden zihnine dikkat et çünkü zihnin, yarının taslağıdır.
Duruşunla ilgili gerçekler:
Saygısızlığa tahammülün olmasın.
Camdan değilsin, kırılmazsın gerektiğinde dik dur, gerektiğinde karşılık ver.
Çünkü bir adamın gözünün içine bakılır orada korku görünürse, ciddiye alınmaz.
Hiçbir şeyden gözün korkmasın.
Korku bir illüzyondur çoğu zaman başına gelmeyecek şeylerin provasıdır. Ondan sıyrıl.
Kendini kullandırma.
İnsanlar sana merhamet etmeyecek, sen de gereksiz yere merhamete kapılma.
Ama bunu zalimlikle karıştırma mesele acımasız olmak değil, ezilmemektir.
Herkese abi çekip peşinden gitme.
Abisi çok olan, abi olamaz.
Kendi ayağının üstünde dur, kendi adınla var ol.
Karakterinden ödün verme.
Sen nasıl bir adamsan öyle ortamlarda bulunursun değerin, çevrende yankılanır.
İnsanlarla ilgili gerçekler:
Kimseye kolay güvenme, ama herkesi de düşman belleme.
Her yüzüne gülen dost değildir; her seni eleştiren düşman değildir.
Farkı görmeyi öğren bu, hayatın en pahalı dersidir.
Manipülasyonun ne olduğunu bil ki, sana uygulanırken fark edesin. Bileni kandıramazlar.
İnsanı en çok yine insan hasta eder.
Kimsenin seni içten içe çürütmesine izin verme.
Bazı insanlardan uzaklaşmak, bir kayıp değil, bir tedavidir.
İnsanları yargılama.
Çünkü herkes kendi tekâmül yolunda, kendi dersini alıyor.
Senin "kötü" gördüğün, belki kendi sınavının ortasındadır.
Sözünle ve onurunla ilgili gerçekler:
Tutmayacağın sözü verme.
Çünkü tutulmayan her söz, önce karşındakine, sonra kendine olan saygını aşındırır.
Kimsenin duygusuyla oynama.
Nasıl bir insansan, baştan söyle.
Dürüstlük bazen sert olur ama oyundan her zaman asildir.
İnsanlarla konuşurken taktik kasma, kendin ol.
Çünkü en büyük güç, hesapsız olabilmektir rol yapan yorulur, kendi olan rahattır.
Ve en derin gerçekler:
Bu dünya, bizim asıl evimiz değil.
Burası bir geçiş, bir okul, bir ders yeri.
Acıdan kaçma yeri değil acının aslında bir öğretmen olduğunu anlayacak kıvama gelme yeridir.
Bu hayatı sadece sen yaşıyorsun.
Ne yaşadığını tam olarak yalnızca sen ve evren biliyor.
O yüzden insanların sana ne dediğini fazla kafaya takma kendi yolundan şaşma.
Çoğunluk gaflettedir, çoğunluk uykudadır.
Bu bir hakaret değil, bir gözlemdir.
O yüzden çoğunluğun gittiği yoldan gitme sürünün izi, çoğu zaman uçuruma çıkar. Kendi hikâyeni kendin yaz.
Muhtaç olduğun kudret, dışarıda bir yerde değil kendi damarlarında, kendi içinde.
Bilgelik ruhunda saklı; onu başkasında arama, içinde uyandır. Bilgelik dediğin şey çoğu zaman uygulanan farkındalıktır.
Aklın hür olsun.
Çünkü zincirlerin en ağırı, görünmeyenidir zihnine vurulandır.
Buraya kadar okuduysan, demek ki için hâlâ özgürlüğe aç.
O zaman şunu hiç unutma.
Hür yaşa. Hür öl. Gerisi teferruattır.
Rus bir doktorun hazırladığı sırt ve disk ağrılarını ameliyatsız olarak ortadan kaldıran özel egzersizler.
Günde 15 dakikanızı ayırmanız yeterli olacaktır..
Bizden öncekilerin çektiği sıkıntıları yaşamadan cennete giremeyeceğimizi biliyoruz. Bakara suresinin 214. ayetinin mesajı bu yönde.
İnsan merak ediyor. İmanı sebebiyle geçmişte testere ile kesilenler, ateşlerde yakılanlar var. Yakın tarihte ve bugün eziyetlere, ağır işkencelere uğrayanlar var. Biz ise bunları ekranlardan izliyoruz.
Canıyla sınananlara göre bir şey çekmiyoruz. Hatta bolluk içinde olanlarımız var. Böyle bir durumda bizim cennete girmemiz hayal mi?
Elbette hayal değil! Cennet haktır. Herkes için cennet fırsatı vardır. Hem de en üst noktada, Firdevs cennetlerinde ağırlanmak mümkündür.
Meseleyi ele alırken duygularımızla değil, aklımızla değerlendirmek gerekiyor. Canını verenler, hicret edenler, eziyet görenler, işkence çekenler, ne için bunları yaptı? İmanlarından vazgeçmemek için... Geçici dünya karşılığında ebedi ahireti satmamak için...
İmtihanlar ne olursa olsun, herkes için cennete giriş şifresi aynıdır, o da imandır. Allah'a inancı nedeniyle ateşte yakılanlar ağır bir bedel ödediği gibi haramlara yanaşmamak için nefsiyle bir ömür mücadele edenler de ağır bir bedel ödüyor.
Ne hapislerde çürüyenlerin imtihanı daha zor, ne de şehirlerde günahların arasında yürüyenlerin daha hafif! İkisi de iman mücadelesi olması bakımından birbirinin muadili.
Yeni doğmuş bebeklerin ölümünü görüp çaresizlikle sıranın kendine geleceğini bilerek yaşamak büyük bir acı da çoğu insanın normalleştirdiği zinaya karşı hayat boyu direnebilmek çok büyük bir sınav değil mi?
Bazımız için imanın karşısında ölüm duruyorken bir başkamız için inancı karşısında zina, faiz, kul ve kamu hakkı yemek gibi haramlar duruyor.
Her birimiz yaşadığı dönemin tercihini yapıyor. Dünyanın eğlencesi, zevki, şehveti, haramları mı yoksa cennetin dikenli yolları arasında iman ve ibadet merkezli bir hayat mı?
Bir şey daha var: Bugün canımızla sınanmıyoruz diye yarın da böyle olacağının garantisi yok!
Bugünün zengini yarının fakiri olabiliyor da bir gün kendi evimizden hicrete zorlandığımız günlerin gelmeyeceği ne malum?
Allah'tan afiyet isteriz elbette ama başımıza gelene de razı olmalıyız.
"Takıntı yaptığım düşüncelerden nasıl kurtulurum?" diye bir soru geldi. Cevap vereyim.
Önce şunu bil: takıntılı olduğunu fark etmek ilk adımdır.
Hangi düşünceye takıldığını gör.
Göremediğin şeyle savaşamazsın.
Takıntı tek başına kötü bir şey değil nereden baktığına bağlı.
Gelişime takıntılı olmak güzeldir.
Ama her şeyin fazlası zarar.
Takıntıların yüzünden hayatını yaşamıyorsan zarardasın.
Çünkü genelde insanların takıldığı şeyler negatiftir.
(Bunun bir sebebi: beyin, tehlikeyi çözülmemiş bırakmaktan rahatsız olur. Olumlu bir anı kafanda dönmez ama bir hakaret, bir pişmanlık, bir korku saatlerce döner. Çünkü beyin onu "çözülmemiş tehdit" olarak işaretler ve "hallet" diye sürekli önüne getirir. Sorun şu: o düşünceyi ne kadar evirip çevirirsen, beyin onu o kadar önemli sanır ve daha çok getirir. Takıntı, beslendikçe büyüyen bir şeydir. Üstüne gittikçe güçlenir.)
Birinin sana yaptığı bir şeye takılıp kafanda kuruyorsan yine zarardasın.
İstemediğin birinden istemediğin bir hareket gördüysen, cevabını anında ver.
Yoksa eve gelir, o anı kafanda yüz kere oynatır, takıntı yaparsın.
Zaten insanların hareketlerine takılmak başlı başına saçmalık.
O adamın yaptığı hareket onun karakteriyle ilgilidir seninle değil.
Birinin kabalığı, kıskançlığı, terbiyesizliği onun aynasıdır, senin değil. Cevabını ver, geç.
Onun çöpünü kafanda taşıma.
Takıntından kurtulmanın en hızlı yolu şu soruyu sormaktır:
"Bu takıntı bana ne kazandırıyor?"
Cevap her zaman aynı: hiçbir şey.
Sadece enerjini yiyor, huzurunu çalıyor, seni bugünden koparıp geçmişe ya da olmayan bir geleceğe hapsediyor.
Çünkü takıntılı düşünce bir yanılsama yaratır: sanki o şeyi yeterince düşünürsen çözeceksin.
Ama düşünmek çözmek değildir.
Aynı düşünceyi yüz kere döndürmek, seni bir milim ileri götürmez sadece yorar.
Eyleme dönüşmeyen düşünce, boşta dönen motordur: gürültü yapar, yakıt yakar, ama araba yerinde durur.
Ya o düşünceyi bir eyleme çevireceksin, ya da bırakacaksın.
Üçüncü yol sürekli düşünmek sadece kendine işkencedir
Kendime bakıyorum hayatta takıntı yaptığım bir şey yok. Rahatım.
Önceden vardı.
Bazı şeyleri çok büyütür, kafamda kurardım.
Sonra fark ettim ki bunlar anlamsız kuruntular silsilesinden ibaret.
Tek takıntım, daha iyi olmak için çabalamak.
Ama onu bile kendime yük etmiyorum, kendimi onunla deli etmiyorum.
Çünkü takıntı da bir bağımlılıktır ve kurtulunması gerekir.
Kurtulmanın yolu rahatlıktan geçer.
İnsan rahat olmadığı sürece hiçbir şey yapamaz.
Rahat değilsen konuşamazsın. Dövüşemezsin.
Aklını doğru çalıştıramazsın. Gergin zihin, kilitli zihindir.
Birinci kural: rahatlık.
Neden?
Çünkü zihin ancak gevşekken net düşünür.
Stres altındaki beyin, hayatta kalma moduna geçer daralır, sadece tehdide odaklanır, çözüm üretemez.
Bu yüzden en zekice fikirler sana hep gevşek anlarda gelir: duşta, yürürken, uyumadan önce.
Kasıldıkça değil, bıraktıkça çözersin.
Takıntı kasılmadır; rahatlık ise zihnin nefes almasıdır.
İkinci kural: kendi düşüncelerinin farkında olmak ve kendine telkin vermek.
Kendine de isminle seslen: "Mehmet, şu an takıntı yapıyorsun. Bunun farkında ol. Bu takıntı sana bir şey kazandırmıyor, seni negatife sokuyor. Rahat olmalıyım. Hayatın ya da düşüncelerimin bana düşman olduğu yok bunu kendi kafamda kuruyorum."
Kendine üçüncü kişiyle, isminle seslenmek küçük bir numara gibi görünür ama işe yarar.
Çünkü "ben berbat durumdayım" dediğinde düşüncenin içinde boğulursun; "Mehmet, sakin ol" dediğinde bir adım geri çekilip ona dışarıdan bakarsın.
O an, düşünceyle aranı açmışsındır. Ve aranı açtığın düşünce, seni yönetmeyi bırakır. Sen düşünceni izleyebiliyorsan, o düşünce sen değilsin onun efendisisin.
Böyle böyle, kendi düşünceni fark edip, kendini rahatlatıp, kendine telkin vereceksin.
Hafife alma takıntı, kontrolden çıkarsa insanı ciddi şekilde sıkıntıya sokar, kriz bile yaşatabilir.
(Ve şunu açıkça söyleyeyim: eğer takıntılı düşünceler hayatını gerçekten ele geçirdiyse uyuyamıyorsan, günün işlevini bozuyorsa, kendi telkininle dağıtamadığın bir döngüye girdiysen bu artık irade meselesi değildir ve utanılacak bir şey de değildir. Böyle bir noktadaysan, bir uzmanla, bir psikologla konuşmak en akıllı harekettir. Güçlü insan, yardım almanın gücü zayıflatmadığını bilen insandır. Kendi başına taşınmayan yük, doğru ele verilir.)
Ama çoğu takıntı o noktada değildir çoğu, kafanda büyüttüğün bir kuruntudur. Fark et, sor, rahatla, geç.
Hayatta kendini deli edecek bir şey yok.
Hayat, sen izin vermedikçe sana düşman değildir.
Düşüncelerin misafirdir gelir, gider.
Sen onları ağırla ama içine yerleştirme.
Hangi düşünceye kapını sonuna kadar açacağına sen karar verirsin.
Rahat ol. Geç. Yaşamaya bak.
etsy'de siparişi geç göndermen felaket değil. felaket olan, müşteriyi karanlıkta bırakman.
çoğu satıcı panik yapıyor. "kargoya geç verdim, hesabım yandı" diye.
oysa etsy'nin asıl baktığı şey gecikme değil. iletişim.
şöyle düşün. müşteri bir tarih bekliyor. o tarih geçti, senden ses yok. işte o zaman case açıyor, kötü yorum yazıyor, hesabın zarar görüyor.
ama sen önceden mesaj atsan. "siparişiniz birkaç gün gecikecek, en geç şu tarihte yola çıkıyor" desen.
müşteri sorun etmiyor. çünkü insan beklemekten değil, bilmemekten rahatsız oluyor.
ne yapmalı? gecikme olacaksa ship date'i güncelle. müşteriye kısa bir not at. ne zaman, neden, ne yapıyorsun yaz.
bu üç tarafı birden koruyor. müşteri memnun, algoritma seni "iletişim kuran satıcı" diye seviyor, hesabın temiz kalıyor.
bu sadece etsy değil. iş, ilişki, her yerde aynı. insanlar hatayı affeder, sessizliği affetmez.
geç kalmak güveni bozmaz. haber vermemek bozar.
@ustaelement Benim daha maaşım yatmadan vergi kesiyor devlet baba. Haziran ayında ikiye katlıyor vergi. Aralık ayına kadar devam. Siz ne yapıyorsunuz? Yıllarca yatırma yatırma vergiyi. Hoopp, vergi affı. İstediğin zaman ürüne zam koy. Nasıl hesap vereceksiniz?