Dana öncede sert bir eleştiri yazısı ile bu durumu ifade etmiştim ve hem #enflasyon oluşmasına hemde halkın sebze ve meyveye ulaşamamasına sebep olduklarını belirtmiştim.
Devletin ilgili organı olan @TCTarim tarafından tüm aracılar ivedilikle devreden çıkartılar bu ürünlerin halkımıza "direkt" ulaşması sağlanmalıdır.
Bir dönem hatırlarsınız devletimiz domates ve patates'i bu şekilde satmıştı.
#TarladanHalka diye bir kampanya başlatacaksın; Koyacaksın şehir meydanlarına halk pazarlarını çatır çatır satacaksın.
Hem istihdam oluşur, hem çiftçi kazanır, hem toprak bereketlenir, hemde insanımız kaliteli ürün yer!
Kazanan sadece Devlet, HALK ve Çiftçi olur olur !
@Akparti@herkesicinCHP@TC_icisleri@RTErdogan
NOT: Sende #TarladanHalka tagı ile bu paylaşıma destek ol sesimizi yetkililere duyuralım dostum 🫡
@finansalozgur94 Erdoğan gelse gelmesede borsa zaten Kasım 2027 de 25.000 ini geçer. Bir de muhalefet bu haldeyken demişsin, muhalefeti karıştıran yada bu hale getirende zaten Erdoğan değil mi!
KK’nun geldiği nokta,
Türk siyaset tarihinin en dramatik düşüşlerinden biri olarak kayda geçecek niteliktedir.
KK siyaseti artık; kronik bir yenilgi alışkanlığı, stratejik vizyon eksikliği, ‘helalleşme’ retoriğinin ardına gizlenen derin bir hırs ve sorumluluktan kaçışın sembolü haline gelmiştir.
Pişkinlik ile pervasızlığın, tecrübesizlik ile kibirin, siyasi acziyet ile halka rağmen halkçılık iddiasının böylesine iç içe geçtiği bir tablo, insanda hem hayret hem de hüzün uyandırmaktadır.
Rabbim, hiçbir siyasetçiyi bu derece ağır bir ahlaki ve entelektüel düşkünlüğe maruz bırakmasın.
***
1- Eğer Tayyip gözlerimi kaparım , işimi yaparım dese bile;
2- SEÇSİS ile seçim hileleri önlenebilecekse,
YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK HEVESLİLERİNE ONURSAL CUMHURİYET BAŞSAVCISI
SABİH KANADOĞLU'NDAN UYARI
***
Kimse kendi kendine gelin, güvey olmasın!
***
YENİ ANAYASA
***
Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun Yeni Anayasa konusundaki görüşleri:
***
1. Bu meclis; dört yıl için yasama yetkisi almıştır.
2. Meclis üyeleri mevcut anayasaya sadakat yemini etmiştir.
3. 1. ve 2. maddelerde belirtilen nedenlerle bu meclisin bir yeni anayasa yapma yetkisi yoktur.
4. Yeni bir anayasa yapma şartları oluşturmak için,
a. Önce halkın yeni bir anayasa isteyip istemediği halkoylamasına sunulur.
b. Nitelikli çoğunlukla kabul edildiği takdirde barajsız bir seçimle bir kurucu meclis oluşturulur.
c. Bu kurucu meclisin hazırlayacağı yeni anayasa taslağı yeniden referanduma sunulur.
***
EĞER; ÜLKENİZİ SEVİYOR VE KORUMAK İSTİYORSANIZ , BU YORUMUN YAYILMASINA PAYLAŞARAK YARDIMCI OLUNUZ ...
Levent Gültekin'den tarihi iddia
"86 milyonun önünde, 2002'den beri kurgulanan, başrollerinde siyasilerin olduğu bir filmi izliyoruz
Kemal Kılıçdaroğlu'nun 2023 adaylığı da butlan da kurgu
Bundan sonra sırada Anayasa değişikliği var. Halk pes ederse herşey biter" #ButlanKararı
Bir sabah uyanıyorsun, oy verdiğin belediye başkanı gidiyor.
Bir sabah uyanıyorsun, seçtiğin genel başkan gidiyor.
Bir sabah uyanıyorsun, oy verdiğin parti gidiyor.
Bir sabah uyanıyorsun, 30 yıl önce aldığın diploma iptal ediliyor.
Bir sabah uyanıyorsun, gittiğin üniversite kapanıyor.
Bir sabah uyanıyorsun, banka hesaplarına bloke geliyor.
Bir sabah uyanıyorsun, twit attığın için sen gidiyorsun.
Hayırlı sabahlar...
Burası Yeni Türkiye;
Bir kararname, bir fezleke, bir iddianame…
🔘Bir gün öğrencisi olduğun üniversite yoktur.
🔘Ertesi gün oy verdiğin belediye başkanı yoktur.
🔘Sonraki gün oy verdiğin parti yoktur.
Başkanlık rejimi budur !
Dur hele sen daha dur....
CHP’ye mutlak butlan kararı çıkmasının ardından, Muharrem İnce’nin Kemal Kılıçdaroğlu için yıllar önce söyledikleri gündem oldu.
"Kim sarayın adamı, kim sarayla mücadele ediyor bunu zaman içerisinde anlarsınız…"
💥 Merkez Bankası'nda çöküş... İki saatte 14 milyar dolar gitti. Borsa'daki 2 trilyon liralık çöküş... Yarın bitmez.
🇬🇧 Londra'da BBVA'nın Türkiye Yatırım Konferansı'nda Mehmet Şimşek'in yüzüne bakıp salonu terk etti banka ve fon müdürleri.
💢 "Bizimle alay mı ediyorsunuz? Siz burada konuşurken, Türkiye'de ana muhalefet partisine kayyım tayin edildi." dediler ve salonu terk edip gittiler.
💡 Şimşek yerin dibine geçti.
💵 Yarın evdeki gümüşlere kadar satacaklar. Zecri tedbirler (Polisiye) de masada. Herkese geçmiş olsun.
Doğduğu gün ailesi tarafından bir çöplüğe bırakılarak terk edilen Murat Akman, çocukluğunu çocuk esirgeme kurumunda geçirdi.
Kurumu evi gibi benimsemişti, fakat 18 yaşına geldiğinde, istemese de, yasalar gereği ayrılmak zorunda kaldı.
Yine de oradaki öğretmeniyle bağını hiç koparmadı ve elinden geldiğince kurumda kalan çocuklara destek olmaya devam etti.
Askerlik görevini komando olarak yerine getirirken, devletten aldığı maaşı yine çocuk esirgeme kurumundaki çocukların ihtiyaçlarını karşılamak için gönderdi.
Her operasyona çıkmadan önce, hayatını kaybetme ihtimaline karşı, “son mektubu” olabileceğini düşündüğü bir yazıyı kaleme alıyor ve çocukluk arkadaşı olan birine ulaştırılmak üzere bir silah arkadaşına emanet ediyordu.
Bir gün, Murat Akman’ın geri dönmediği bir operasyon sonrası, mektubu emanet ettiği asker arkadaşı, onu vasiyet edildiği kişiye teslim etti.
Murat’ın birlikte büyüdüğü o arkadaşı, şehidin isteği üzerine mektubu bir medya kuruluşuna belirli bir bedel karşılığında devretti.
Gazetenin ödediği bu ücret, Murat’ın büyüdüğü çocuk esirgeme kurumuna bağışlandı.
Ve Murat Akman’ın mektubu, şehit olduktan sonra gazetede yayımlandı.
“Bu yazı bir komando erin mektubudur.
Eğer bu satırları bir gazetede okuyorsanız, ben artık hayatta değilim demektir.
Bir ailem olsaydı, bu mektubu onlara gönderirdim ama benim kimsem yok.
Şu anda koğuştaki ranzamda oturuyorum.
Yanımda Adana’dan, Ağrı’dan, Sivas’tan, Edirne’den, Diyarbakır’dan, Ankara’dan, Antalya’dan, İzmir’den, Urfa’dan, Trabzon’dan…
Kısacası Türkiye’nin dört bir yanından gelen, birbirini tanımayan ama birbirinin canını korumaya ant içmiş birçok asker var.
Birazdan göreve çıkacağız, tek dileğimiz kimseye zarar gelmeden geri dönmek.
Ölme ihtimalini düşünerek mektup yazmak çok zor.
İnsan ölümü aklına getirmek istemiyor; hep bir umut var ya hani, “belki sağ dönerim” diye.
Askerliğim bitince bu mektubu yırtıp atacaktım ama eğer bu satırları okuyorsanız, demek ki atamadım.
Zaten kalem tutmakta pek iyi değilimdir; ben silah tutmayı daha iyi bilirim.
Siz öğrettiniz bana o silahı tutmayı — sizi korumak için.
Garip olan şu ki, siz bu mektubu okurken ben neden öldüğümü bile bilmiyor olacağım.
Belki bir mayına bastım, belki de kurşunlara hedef oldum.
Soruyorum size: Bilen var mı, ben ne uğruna öldüm?
Kışlada her televizyona baktığımda, insanların birbirini öldürdüğünü, birbirine zarar verdiğini gördüm.
Müziğin sesi yüksek diye komşusunu vuranlar,
Gücü sadece kadına yetenler,
On lirası için adam öldürenler,
Kız arkadaşına baktı diye bıçak çekenler…
Söyleyin bana, ben kimi korumak için öldüm?
Eti az pişti diye garsona bağıran adam;
Ben sen rahat uyu diye kurşunların arasında yaşadım.
Arabasını solladılar diye öfkeyle levye kapıp inen adam;
Beni doğurduğu gün çöp bidonuna atan annem;
Söyleyin, ben kimin uğruna öldüm?
Yetimhanede de, askerde de, en güzel şeyin ekmeği paylaşmak olduğunu öğrendik biz.
Peki size ne paylaşmayı öğrettiler?
Ben sizleri önce Allah’a, sonra birbirinize emanet ediyorum.
Ben sizden razı oldum, Allah da sizden razı olsun.
Murat Akman – 1996
Bu yazıyı sık sık paylaşırım.
Neden mi?
Belki birilerinin vicdanı sızlar diye…
Ama nedense bir kaç kişi dışında okuyan yoktur....🙏💓😨
Sonuna Kadar Okuduysan LÜTFEN PAYLAŞIM YAPMAYI UNUTMA Kİ GÖRMEYEN OKUMAYAN KALMASIN🙏🙏