Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının bize bıraktığı miras, Mehmet Güneş isimli devrimcinin mahkemede haykırdıklarıdır:
-Bütün Türkiye ayaklarınızın altında olabilir, bu düzendeki herşey sizin olabilir
-Ama asla bir Deniz Gezmiş'iniz olmayacak!
-Çünkü davası olmayanın Deniz'i olmaz!
Başaran Aksu manifesto gibi konuşma yapmış.
Ne Selçuk Kozağaçlı ile Can Atalay'ı unutmuş ne tutuklu gazetecileri. 23 Nisan'dan Beypazarı, Çayırhan ve Nallıhan'dan Ankara'ye gelen ama parasızlıktan yemek ısmarlayamadıkları madenci eşleri ve çocuklarını da anmış tutuklu işçi önderleri Mehmet Türkmen, Kamber Saygılı ve Hakkı ustayı da. Finale de "1 Mayıs'ta Taksim'e" çağrısı yakışmış.
Eczaneye gidip kendi adına madenciler için ilaç alanlar; açlık grevindeler diye su, limonata, şeker getirenler; bir yerden elektrik kablosu çekip madenciler için çay demleyenler; çoluk çocuklarıyla gelip polis bariyerlerinin arkasından destek için slogan atanlar; korkanlar, öfkelenenler, uzaktan izleyenler; bariyerlerin önünde bekleyenler ve bariyerleri yıkanlar; madencilerin çocuklarına oyuncak getirenler; kazandıklarını öğrendiklerinde "koş koş kazandılar" diye birbirilerini telefonla arayıp haber verenler; ayrılık vakti gelince gözleri dolanlar... @Basaranaksu_ 'la, Gökay başkanla ve işçi Adem'le sarılıp vedalaşıp parktan eve giderken yolda Nazım'ın "onlar" şiiri geldi aklıma; her şeyiyle halk böyle bir şey değil mi... Siyasal birliğini ve gücünü azıcık bile gösterdiğinde yolları kapattıkları onlarca polis aracı da, diktikleri yüzlerce polis de, hiçbir şey engel olamıyor. Belki duygusal gerekçelerle, madencilere ve ailelerine üzüldüklerinden, belki daha objektif nedenlerle, onu bilemeyiz ama Ankaralıların ya da o anda yolu parktan geçenlerin bir bölümü bu eylemin parçası oldu. Bu da temelde işçi sınıfının harekete geçtiğinde toplumu mobilize edebilmesiyle ilgili; bu kapasite asla kaybolmayacak. Doruk maden işçilerinin eylemi bunu bir kez daha kanıtladı.
"Bunlar büyüyecek, hepimiz karşılarında küçüleceğiz. Bunlara beyefendi diyeceğiz, önlerinde secde edeceğiz. Eğer insanlara bunu dayatıyorsanız yasalaştırın köleliği, biz de buna uyalım. Yüzlerce parti var sağından soluna, öfkeli olmanız!"
Açlık grevinin 3. günündeyiz.
#MadencininEliniTut
#HakkımıVerDorukMadencilik
İsmail Arı'nın anne ve babasını kutluyorum. Otuz yaşındaymış. Ne kadar cesur, namuslu bir evlat yetiştirmişler. O yaştakiler playstation oynuyor yav.
Güçlünün değil haklının kazanmasını diliyorum. Bütün kalbimle.
@t0plumuhalif8 Var olun çocuklar. Bakanlar, okul müdürleri sizleri görmese de iyi ki varsınız. Biz sizleri gördük ve çok sevdik. Aileleriniz ve bizler sizlerle gurur duyduk. En büyük alkışlar size 👏👏👏👏👏
@uluser Kadın epilepsi nöbeti geçiriyor. Nöbet türüne de "rotatuar nobet" deniyor. Frontal veya temporal lobdan köken alır. Kadın azrail görmüyor. Ölüm de değil. Rotatuar nöbet
Kartalkaya'da 36 çocuk yanarak öldü...
Öyle büyük bir katliamdı ki savcılık, otelin yalnızca 7'inci katına kadar olan koridorların kamera görüntülerini dosyaya koyabildi.
Asıl kıyamet 8, 9, 10, 11 ve 12'inci katlarda yaşandı. Bu katların koridorlarında çocuklar çaresizce oraya buraya koşarken kameralar çekiyordu. Bu çaresizliği "Türkiye izlemesin" diye son 5 katın kamera görüntüleri dosyaya konulmadı. Kayıtlar "yok" dendi.
Çocuklar, yangında annelerinin-babalarının kucaklarında can verdi. Anneler-babalar çaresizce çocuklarının ölümüne tanıklık yapmak zorunda kaldı bu ülkede.
Kimi babalar, belki kurtulur diyerek çocuklarını üst katlardan aşağı atmak zorunda kaldı.
Ama bu ülkede; oteli denetlemeye gidip yangın güvenliğiyle ilgili ciddi eksiklikleri tespit edemeyen kamu görevlileri halen ellerini kollarını sallayarak geziyor. Devletten maaş alıyor.
10 ay geçti, Bolu Cumhuriyet Başsavcısı, bu sorumlulara halen neden dava açmıyor?