Gönül isterdi ki Hindistan’da bir aşrama kapanayım ama bahtımızda 1 ay askerlik var. Şimdi sıfır teknoloji ve iletişim, düzenli uyku-beslenme, disiplin ve kendinle vakit geçirmece. Bol kitap ve radyo.
yaklaşması gibi. Burada tüm dünya dillerinde tek tanım var. Kahpelik. Üstelik cesaret gösteremeyecek kadar arkadan arkadan. Ben bağnaz olmuyorum ya da siz entellektüel olmuyorsunuz. Çürümüş oluyorsunuz.
Herhangi bir kültür ya da din öğretisinden doğmuş bir ahlaktan bahsetmiyorum. Aksine tüm normları kırmış, yozlaşmaktan doğan ve insanın kendi etik değerleriyle oluşturduğu bir ahlak sisteminden bahsediyorum. Örneğin; dost diye derdini açtığın adamın size ait bir bağa sinsice
Tekamül bitti.
Geçen yıl çok güzel hayallerle yola çıktım. Güzel bir ekibim olsun, başarılı işler yapalım. Her şey yerine oturunca evlenir baba olurum falan filan.. Temeli attım çok da güzel başladı ama sonra bu hikaye noldu biliyor musunuz? İhanetlerle dolu bir hikayeye döndü.
Artık üzülemiyorum, şaşıramıyorum. İyi tarafı ne yapacağımı o kadar iyi biliyorum ki bu kurduğum hayalleri kimseyle paylaşmadan da başaracağımı biliyorum. Bu pes etmek değildi yeniden hizalanmaktı.
Şimdi yıllarca kaçtığım askerliğe koşa koşa gitmek istiyorum. Her şeyden ve herkesten uzak kendimle delirmeyi zirvede bırakmaya ve yolu bulmaya.
(Bu arada beni verdikleri yer RDM diye geçiyormuş devletimde deliliğimi tescillemiş.)
Aklımı kaybetmemek için savaştığım günleri sadece ben biliyorum. Kendimden başka kimsemin olmadığını öğrendim. İlk önce en güvendiklerim sattı. Yine de zalimleşemedim. Adam satmadım. Düştüm ama yıkılmadım. En zor günlerimde hayatımı daha da zorlaştıran herkese teşekkür ederim.
"Yalnızlık, ihtiyaç duymamasıdır / Sana, kendin dahil hiç kimsenin"
"Yılgınım yaratmaktan/ tekrar tekrar inancımı"
"Yaralı yanımı kullanmak istemedin, yapayalnızdım" @KaralCevdet
Herkes seni tam olarak anlayacak derinliğe, dikkat süresine ya da niyete sahip olmayabilir. Kimi dinler ama duymaz, kimi bakar ama görmez. Bu yüzden yanlış anlaşılmak bazen kaçınılmazdır. İnsanların seni hangi filtreden geçirdiğini, hangi yaralarla yorumladığını kontrol edemezsin. Herkes kendi kapasitesi kadar anlar. Bu gerçeği kabullenmek bir zayıflık değil, olgunluktur. Kontrol edebileceğin tek şey, kendini ne kadar sahici sunduğundur. Eğilip bükülmeden, onay aramadan, rol yapmadan… İçin neyse dışına o yansıyor mu, mesele bu. Çünkü algılar değişir, yorumlar dağılır, ama insanın kendine karşı dürüstlüğü kalır. Sen doğru durduysan, yanlış anlaşılmak karakterini bozmaz. Herkesin seni sevmesi gerekmez; önemli olan, senin kendini inkar etmemen.