Değerli dostlar; yeni anayasa cehennemine giden yolda düne kadar uçuk komplo teorisi ilan edilen her şeyin tek tek gerçekleştiğini kendi gözlerinizle görüyor ve kulaklarınızla duyuyorsunuz.
Geldiğimiz noktada; terör örgütleri, suç grupları ve mafyatik yapılanmalar el üstünde tutulup meşru varlık gösteriyorken; dürüst, sade, cumhuriyetçi vatandaş marjinalize ve kriminalize ediliyor. Bir toplumun bu denli kendine yabancılaştırılması, değerlerden koparılması elbette iş bilmezlik veya tesadüf değildi.
Hainin el üstünde tutulup namuslunun cezalandırıldığı, ayakların başa geçtiği, tersin düz ve düzenin de tepetaklak olduğu yerde devlet bahçeli adındaki hilkat garibesinin terörist başı öcalan'a özgürlük çağrısı, hem bu düzende hem de kendi döneklik tarihinde son derece tutarlı bir ihanettir. Ancak bu ihanetle neyi hedeflemektedir? Neyi amaçlamaktadır? Kimlere hizmet etmektedir?
Çözüm süreci adlı kara lekeyle terör örgütünü aklamaya, meşru muhatap haline getirmeye çalışan iktidar, STK'lar ve bilimum gazeteciler; yaptıklarının bedelini bu ülkenin kahraman askerlerine ödetmiş, ülke bir iç savaşın eşiğinden dönmüş, bizim de ruhumuza bu kin ve öfke mıh gibi çakılmıştır.
Şimdi, seçimden sonra durup dururken başlayan ve aslında daha tanımlaması bile yapılamayan Kürt sorunu takıntısı, yeni anayasa süreci doğrultusunda bu ülkenin bağırına saplanmak üzere hazırlanan bir başka hançerden ötesi değildir.
Dur durak bilmez şekilde güce tapan bu isimler, bunaklık yaşına gelmiş olmalarına rağmen hala gücün peşinde bu ülkeye ve millete ihaneti göze alıyorken, bu ihaneti de kahve köşelerinden fırlama abuk subuk komplo teorisi sıçmıklarıyla meşrulaştırmaya çalışanlar bilsin ki; biz bu filmi daha önce izledik. Bu millet, "siyaseten dedim" gibi zırvalamayı dinlemez, Gazi meclise terörist başını sokmaya çalışanların başına o meclisi kurduğu gibi yıkar.
Tek kalsam dahi anayasayı, bu ülkenin ulusal bütünlüğünü ve Türk Milletini kanımın son damlasına kadar savunacağım. Yeni anayasaya kategorik olarak karşıyım, karşı kalacağım. Bizim duruşumuz yıllardır sarsılmaz şekilde net. Asıl karşı cephenin şeklini bütün boyutuyla görmek istiyoruz.
Zamanında idamdan kurtardığı terörist başının hasretiyle yanıp tutuştuğu görülen bahçeli, çok istiyorsa İmralı'ya yanına gidebilir, makamında ağırlayabilir. Ama şunu unutmasın ki; bugün, vaat ettiği eylemi gerçekleştirirse kendisini ipten kurtaracak başka bir Bahçeli yok.
Diamond Tema’dan Adalet Bakanı’na:
"Yılmaz Bey, katıldığım programda Müslümanların dini değerlerini aşağılamadım, ağzımdan hakaret suçunu oluşturacak hiçbir kelime çıkmadı. Programda şeriat savunan tarafa kurduğum üstünlüğe sinirlenen bir grup bana iftira atarak olayı kapatmaya çalıştı. Türk vatandaşlarını öldürüp kaçanlara çıkarmadığınız bir hızla yakalama kararı çıkardınız. Ortada suç ve hüküm yokken Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı azgın bir grubu memnun etmek için Adalet Bakanı sıfatıyla 'ifade özgürlüğü sınırlarını aşan, hakaret içerikli, provokatif ve çirkin' ifadelerini kullanıyor, ardından tarafsız ve bağımsız mahkemelerden bahsediyorsunuz. Bu çelişkili duruma düşmekten çekinmiyorsunuz, bari bakanlık makamını düşürmeseydiniz.
Bu arada benim okuduğum sahih hadis eğer iftira ve suç unsuru sayılıyorsa, o halde bu hadisleri yayınlayıp dağıtan Diyanet'e ve bu hadisleri kürsülerden okuyan din adamlarına da dava açmanız gerekmez mi? Yoksa suçum bu hadisleri okumak değil de dinsiz olmak mı?"