Akparti’nin yakın dönem siyaset ve iktidar anlayışı; baro seçimlerini kazanamıyorsan paralel baro kur, bir vakıf üniversitesine tahakküm kuramıyorsan kapat, bir belediyeyi kaybetmişsen ya kayyum ata, ya şantajla transfer et (birbirinize daha önce karşılıklı olarak çok ağır hakaretler etmiş olmanızın bir önemi yok, halk unutur) ya da başkanı içeri at. Dediğim gibi, artık bir demokraside değiliz, kime oy verdiğimizin de bir önemi yok. Türkiye yüzyılı!
Bence en temizi bu. Ne öyle yok diploma geçersiz yok butlan yok terörist diye bir sürü bahane uydurmaya gerek duymamış. Adam delikanlı gibi çıkmış “halk beni seçmez ama koltuktan da kalkma şansım yok dolayısıyla seçim falan da yok” demiş. En azından dürüst.
Orta Amerika ülkesi Nikaragua'da seçimler kaldırılabilir
Ülkede 2007'den bu yana yeniden aralıksız iktidarda olan Daniel Ortega, muhalefetin iktidara gelmesini önlemek için seçimlerin kaldırılabileceği mesajı verdi
https://t.co/4nXijuXLhV
İnsanlar Türkiye'nin nasıl bir eşiği aştığını pek kavrayamadılar. Ülkenin en büyük kentinin belediye başkanının 35 yıllık diploması iptal edildi. Sıradan vatandaşın tapusu falan çerez gibi kalır. Hukuk elitlerin talebi değil, en başta güvencesiz toplum yığınlarının talebi olmalı
Ülkede kimse sorumluluk almıyor. Başarısız da olsalar gurur duymamızı bekliyorlar. Aklıma Kılıçdaroğlu’nun seçimi kaybettikten sonra elini masaya vurarak söylediği “Buradayım be buradayım” repliği geldi. Kimse efendi gibi bırakmıyor.
@sonkezchpal CHP’liler sandıki hep DEM’in belediyelerine çökecekler. Oysaki DEM’in belediyeleri ve cumhurbaşkanı adayı sınırlıydı. Elbette sıra CHP’ninkilere gelecekti.
İşadamları sandıki sadece cemaatten kişilerin malına çökecekler. Halbuki onların malları da sınırlıydı. Böyle gider bu.
ermeni, rum, arap, türk, kürt demeden ırkçılığa "sıfır tolerans" anlayışı ile bakmalıyız. tarihsel hiçbir kavga, hiçbir anlaşmazlık ırkçılığı aklamaz, normalleştirmez, anlaşılabilir kılmaz. insan olarak da, müslüman olarak tavrımız net olmalı bu konuda. ırkçılık, alçaklıktır!
"...bu topraklar demokratikleşecekse hem iktidara hem de uluslararası aktörlerin isteklerine rağmen demokratikleşecektir. Ne Avrupa için ne de ABD için Türkiye’deki demokrasi mücadelesi ilişkilerimizde öncelikli bir konu değildir..."
https://t.co/cPyOqEIxsZ
@etkilihaberyeni Kılıçdaroğlu koltuk hırsı uğruna iradesini saraya teslim etmiş durumda. Hukukçu arkadaşlar dediği de sarayın hukukçuları. Yani Erdoğan ne zaman isterse ancak o zaman kurultay yapabiliriz diyor.
Biz ne yaşıyoruz Allahaşkına! Ülkenin yarısından çoğunun tüm vatandaşlık hakları askıya alındı. Sadece vergi vermekle yükümlü kılındık. Söz hakkımız yok, oy hakkımız yok, seçeneğimiz yok, adalet talep etme hakkımız yok, çocuklarımızın geleceği yok, anayasanın tanıdığı tüm haklarımız gasp edildi…Sahi biz ne yaşıyoruz böyle!
Bugün Türkiye demokrasisi için kapkara bir gün.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'ne plastik mermi ve biber gazıyla girilmesi asla kabul edilemez. Söylenebilecek her şeyin ötesindeyiz artık.
Bu bir darbedir.
Demokrasiden, adaletten yana olan herkes bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmalıdır.
Malesef bu noktaya (mutlak hukuksuzluk) hepimizin çeşitli nedenlerle/korkularla sessiz kalması nedeniyle geldik.
“Hukuksuzluk yalnızca onu yapanların eseri değildir. Ona susanların, “vardır bir bildikleri” diyerek vicdanını askıya alanların da payı vardır.”
Hukuksuzluk yalnızca onu yapanların eseri değildir. Ona susanların, “vardır bir bildikleri” diyerek vicdanını askıya alanların da payı vardır.
Hele bu suskunluk, kendisini “değer yargısı sahibi” olarak tanımlayan, mütedeyyin, muhafazakâr, bu toprakların manevi mirasının taşıyıcısı olduğunu söyleyen kişilerden geldiğinde yara daha da derinleşiyor.
Hukuksuzluk yalnızca onu yapanların eseri değildir. Ona susanların, “vardır bir bildikleri” diyerek vicdanını askıya alanların da payı vardır.
Hele bu suskunluk, kendisini “değer yargısı sahibi” olarak tanımlayan, mütedeyyin, muhafazakâr, bu toprakların manevi mirasının taşıyıcısı olduğunu söyleyen kişilerden geldiğinde yara daha da derinleşiyor.
Ozgur Ozel has just been ousted as head of Turkey’s main opposition party. Earlier this week, in a guest essay, he warned of the challenging conditions hampering a democratic breakthrough in his country https://t.co/NHGb0HH6Ly
Piyasaları yere çakacağı ve ülkeden meşru sermayenin kaçmasına yol açacağı belli olan anayasa dışı butlan kararı öncesinde.. "Varlık Barışı" adı altında gayrı meşru sermayeye gel yasasının çıkarılması.. Suudi Arabistan'dan ABD'ye belli dış ülkelere ballı satışların, kapitülasyonların bahşedilmesi.. tesadüf olmasa gerek.. bu süreçte halk olarak sadece siyasal haklarımızı yani seçme, seçilme ve kendi kendimizi yönetme hakkımızı kaybetmiyoruz.. Sadece mutlakiyet rejimine geri dönüş yaşamıyoruz.. Toprağından yoluna ve köprüsüne, suyuna ve bankadaki sermayesine ülkenin bilfiil mülkiyeti el değiştiriyor..
CHP Hakkındaki “Mutlak Butlan” Kararı Demokrasi Adına Kara Bir Lekedir
Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi'nin CHP 38. Olağan Kurultayı'nı "mutlak butlan" ile iptal eden kararı, dikkatle okunduğunda bir parti içi ihtilafın çözümü değil; anayasal düzenin yargı eliyle yok sayılmasıdır.
Daire, Anayasa md. 69 ve SPK md. 4-93'ü "emredici norm" sayarak, bu normlara aykırılığı doğrudan TBK 27/1'deki "kesin hükümsüzlük"e bağlıyor. Bir siyasi parti kurultayı, siyasi partilerin anayasal konumundan kaynaklanan kamusal ve siyasal niteliği göz ardı edilerek, adeta iki özel kişi arasında yapılmış sıradan bir hukuki işlem gibi değerlendiriliyor.
Bu karar üç anayasal kurumu birden devre dışı bırakıyor: 👇🏼
1. Anayasa Mahkemesi'nin Denetim Yetkisi: Anayasa md. 69 ve SPK md. 100 vd. uyarınca siyasi partilerin faaliyetlerinin denetim yetkisi AYM'dedir. Kararda Anayasanın 69. maddenin emredici olduğununa atıf yapılmış ama nasıl oluyorsa aynı maddedeki denetim yetkisine ilişkin hükümleri dikkate alan yok! Daire bu kapsamı "iptal" yerine "butlan tespiti" diyerek by-pass ediyor. Ad değişiyor, sonuç aynı.
2. YSK ve Seçim Kurullarının Yetkileri: Kararda da belirtildiği gibi söz konusu kurultaylar Sarıyer ve Çankaya 4. İlçe Seçim Kurulları denetiminde yapılmış, tasdik edilmiştir. Daire bu tasdiki tartışmıyor; üzerinden geçiyor. Daha ağırı: tedbir kısmında YSK'ya ve seçim kurullarına gereği için tebliğ emrediliyor. Anayasa md. 79 seçim kurullarının kararlarına karşı başka mercie başvurulamayacağını söyler; burada ise tersi işliyor.
3. Hak Düşürücü Süre: TMK 83 iptali 1 ay, en geç 3 ayla sınırlar. Son fıkradaki "mutlak butlan saklıdır" istisnası bugün kural haline geldi. Üç yıl önce kapanmış kurultay, bütün alt kongreleri ve sonraki olağanüstü kurultayları da yutarak geri dönüyor.
Hukuk mahkemelerinin, Siyasi Partiler Kanunu’ndaki açık hükümlere rağmen kendilerini görevli sayarak siyasi partilerin kurultay seçimlerine ilişkin davalara bakması, Anayasa ve siyasi partiler mevzuatında öngör��len seçim yargısını fiilen ortadan kaldıracak son derece tehlikeli bir sonuç doğurmaktadır. Çünkü bu yaklaşım, seçim kurullarının ve YSK’nın anayasal konumunu işlevsiz hale getirmekte; seçim hukukunu sonradan genel mahkeme denetimiyle aşılabilir bir alana dönüştürmektedir.
Bunlara ek olarak, daire butlanı tespit ederken henüz kesinleşmemiş iddianamelere ve derdest ceza dosyalarına dayanıyor. Masumiyet karinesi altındaki veriler doğrudan hukuki tespitin temeli yapılıyor.
Hukukta "mutlak butlan", bir işlemin baştan itibaren yok hükmünde sayılmasıdır. Bugün bir siyasi partinin iradesi hakkında verilen bu karar asıl sorunun üstünü örtüyor: Anayasal kurumlar birbirinin yetkisini tanımaz hale gelmişse, yürürlükte görünen rejimin kendisi hangi hükümdedir?
Bu kararın oluşturduğu tehlike yalnızca CHP ile sınırlı değildir. Demokratik siyasetin tamamına yöneliktir. Çünkü seçimlerin, kurultayların, siyasi iradenin ve anayasal kurumların son sözü artık hukuk güvenliğiyle değil; sonradan üretilebilen yargısal yorumlarla belirlenmesi doğrudan bir rejim sorunudur.