İçişleri Bakanı ile bir telefon görüşmesi yaptım ve kendisine; gazilerimizi İçişleri Bakanlığı'na davet edip bir kahve ikram etmesi konusunda ricada bulundum.
Bu insanları geri çevirmeniz, yollarından döndürmeniz mümkün değil. Burada ortaya çıkacak manzaralardan Türkiye'nin bir fayda görmesi mümkün de değil. 'Arkadaşlarımızı davet edin ve görüşün,' dedim. Dört defa görüştüğünü ifade etti. Ben de 'Bir defa daha görüşün, bir defa daha davet edin,' dedim ve 'Düşüneceğim,' dedi.
Anlaşılan şu ana kadar düşündü mü, düşünmedi mi, sonuçlandırdı mı, sonuçlandırmadı mı bilmiyorum ama ortaya çıkan manzara ne yazık ki bu işi polisiye tedbirlerle bitirme niyetinde oldukları doğrultusunda. Bu insanlara gösterilen bu şefkatsizlik hayret verici bir şey.
Bu insanlar Türkiye'nin birliği, devletin dirliği için savaşmış, terörle mücadele etmiş, vurulmuş, gazi olmuş, uzuvlarını kaybetmiş insanlar. Bu insanları yıldırmanızın mümkün olmadığını son 37 günde yaşananlardan görmüş olmanız lazım. Ama hâlâ ısrarla sanki geri adım atacaklarmış gibi davranıyorlar ve yok saymaya devam ediyorlar. Bunun Türkiye'ye bir hayrı yok. Bu insanlar geri adım atmayacaklar.
Beni hedef gösterdi, ertesi gün tutuklandım.
Fatih Altaylı'yı hedef gösterdi, ertesi gün tutuklandı.
Alparslan Kuytul'u hedef gösterdi, ertesi gün tutuklandı.
Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.
Bu ülke için evladını şehit veren analarımız…
Bu ülke uğruna bacağını, kolunu, gözünü; bedeninin bir parçasını feda eden gazilerimiz…
Onlara izin vermeyenler de gerektiğinde bu vatan için gözünü kırpmadan gazi ya da şehit olacak vatan evlatları.
Gazilerimiz yalnızca haklarını istiyor.
Onları dinlemek, taleplerine kulak vermek bu kadar zor mu?
Türk askerlerinin şehit edildiği lanet olası ilk terör eylemini kutlayanlara halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten dava dahi açmayacaksınız fakat Türkiye Cımhuriyetini savunanlar en küçük bir sert eleştirilerinde tutuklanacak öyle mi? @zaferpartisi@zpgencresmi
Milyonlarca liralık şüpheli para hareketleriyle ilişkilendirilen Rasim Ozan Kütahyalı, iddianame hazırlanmadan tahliye edildi.
Hakkındaki tek maddi delil internette herkese açık stand-up gösterisi olan Deniz Göktaş ise 47 gündür “kuyu tipi” cezaevinde.
Göktaş’ın gösterisi çözümlendi, esprileri savcılıkta tek tek soruldu; ancak iddianame hâlâ yazılmadı. .
İki dosya, tutuklamanın neden birinde geçici tedbir, diğerinde ise peşin cezaya dönüştüğü sorusunu gündeme getirdi.
Polisler sabah 04.45'te Güvenpark'a baskın düzenleyip 38 gündür özlük haklarının iyileştirilmesi için eylem yapan er şehit aileleri ve er gazileri dağıttı.
Gaziler otobüslere doldurulup uyum evine götürülürken, Güvenpark da bariyerlerle kapatıldı.
11 yıl ve 3 yıl önce yaptığı iki ayrı konuşmada “Bu iktidar değişecek”diyen, 40 yıl Türk devleti ve milletine hizmet etmiş bir amiral tutuklandı.
İstanbul’da çoluk çocuk 12 kişiyi yakarak şehit eden PKK’lı ise pişman değiliz diyerek meydanlarda nutuk atıyor ve halkı kin ve düşmanlığa tahrikten tutuklanmıyor.
Bu düşman ceza hukukudur! Bu hukuk anlayışı iktidara muhalif olanları ikinci sınıf yurttaş olarak gören bir hukuk anlayışıdır. @zaferpartisi@zpgencresmi
‘Atın zindana’ dönemi yaşıyoruz. YouTube kaydı yani suçun olmadığının kanıtı yayın ortada. Başka incelenecek hiçbir veri yok. Ama iddianame yazılmıyor ve Deniz Göktaş cezalandırılıyor. Oysa yasaya göre; tutuklama istisnai bir tedbir. Yasaları çiğniyorlar.
FİRARİ KARDEŞ ARANIYORDU, 200 KİLO KÜLÇE ALTIN ÇIKTI
Alihan Kuriş suç örgütüne yönelik soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.
Tutuklu Alihan Kuriş’in firari kardeşi Hilmi Tuna Kuriş’e yönelik aramalarda, tek bir adreste kaynağı belirsiz 200 kilogram külçe altın ele geçirildi.
Altının güncel değeri yaklaşık 1 milyar 340 milyon TL!
“Bir hırka, bir lokma” diyenlerin adreslerinden çıkan servet sadece bunlar .Ne hırkaymış ,ne lokmaymış arkadaş!
İşte sonuç. Bu edepsizler yarın ilk terör eylemi gününü resmi tatil/bölgesel bayram ilan edelim derlerse hiç şaşırmayalım. Çünkü başlatılan süreç çok uluslu bir Yugoslavya modeline gidişi hedefliyor. Ve sonra parçalanmayı.
Olmaz öyle şey diyenler.. kendinize sorun, 3 sene önce Bahçeli’nin Öcalan için kurucu önder diyeceğini, Sıtkı Süreyya Önder’in fotoğrafını seveceğini söyleselerdi ne derdiniz? İnanır mıydınız? @zaferpartisi
CHP'ye butlan atandığında genel merkez önünde böyle bir kalabalık yoktu. Memleketteki onlarca tarikattan bir tanesi. Bu da Türkiye'nin gerçeği. Kim örgütlüyse ülkeyi o yönetir.
RUS YAZAR ANTON ÇEHOV’UN HİKAYESİ;
Rusya’nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş: "Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?"
Köylü:"Sadece bir vida beyim... Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem. Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez."
Müfettiş: "Delilik bu! Muhtar görmüyor mu bunu?"
Köylü: "Görmez olur mu? Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta..."
Müfettiş: "Peki ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?"
Köylü: "Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz."
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi. Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı: "Bu sefalet bir gün felakete yol açacak..."
Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü. Çocuk gülümseyerek el sallıyordu. Müfettiş dehşetle bağırdı: "Treni durdurun!" Ama çok geçti. Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu.
Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını. O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü. Tren devrildi. Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçilmişti.
Suç veya suçlu kim?
Asıl suçlu kim mi?
Cehaleti normalleştiren toplum,
Çıkarı ahlakın önüne koyan düzen,
“Bir şey olmaz” kültürü,
Ve yanlışa sessiz kalan herkes.
Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez.
Önce vidaları gevşer.