Derler ya "Direkten dönmüşüz" diye!
Gerçekten öyle olmuş.
Ergenekon kumpası sırasında içeri alınan MİT Asya Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu, cezaevinde FETÖ tarafından öldürülmüş.
Operasyon başladı toplanıyor hepsi birer birer.
Ancak, hala çevremizde dün Pensilvanya'ya gidip Fethullah Gülen'le fotoğraf çektirmek için yarışanlar dolaşıp, orada burada ahkam kesmeye devam ediyor...
Yazayım da dursun burada.
لَا تَحْقِرَنَّ مِنَ الْمَعْرُوفِ شَيْئًا
BİR HADÎS: “Hiçbir iyiliği küçümseme.” Not: Küçük iyilik yoktur; küçümsenen iyilik vardır. Zira “tebessüm sadakadır” sözüne nisbeten tebessüm bir gönlü diriltebilir. Bir güzel söz bir insanın vicdanını rahatlatabilir. İnsanları ayakta tutan da çoğu zaman büyük iyiliklerden ziyade, insanların birbirine karşı sergilediği küçük fakat daimi iyiliklerdir. Nitekim de, küçük iyilikler damlaya damlaya birikir, toplum, aile, mahalle ve arkadaş çevresinde büyük bir ahlâk iklimi meydana getirebilir; küçük ihmaller de birikir, büyük bir toplum, aile, mahalle ve arkadaşlar arasında kine dönüşebilir.
BİZ NE ZAMAN MI KAYBETTİK?
"Bandıra bandıra ye beni hiç
doyamazsın tadıma." adlı rezil şarkıyı normal görünce başladık kaybetmeye." Karabiberim vur kadehlere, hadi içelim, içelim her gece." rezaletiyle neşelenince, "Hani o muallayı sandala atıp." diye o ahlaksız nakaratları mırıldanınca, "Tanrı unutmuş olsa da" diye haykıran, dinden çıkma nedeni bile olabilecek şarkılarla hüzünlenince ve gözümüzün içine baka baka bu şarkıları seslendirenleri normal
görünce başladık tükenmeye.
Yeşilçam filmlerine uzansak,
sadece ‘Recep, Şaban ve Ramazan' desek, galiba anlaşılır bilinçaltımızın ne halde olduğu. Hala neden bu filmlerde en kötü karakterin imam olduğunu çözebildik mi mesela? Hâlâ büyük bir keyifle izliyor oluşumuzu,
hâlâ gülüyor oluşumuzu
nereye koyalım neye bağlayalım ne diyelim mesela?
Günümüzde aileyi hedef almış, ahlaksızlığı pompalayan, inancımıza hiç yer vermeyen, ramazanda bile orucun uğramadığı, caminin neredeyse
hiç gösterilmediği, şatafat ve
lükse yaşamın, entrikaların, yalanın, dolanın, aldatmaların ayyuka çıktığı, özendirildiği, diziler, şarkılar, yarışma programları sosyal medya hesapları, kuşak programları, komedyenler, reelsler ne anlama geliyor?
Hepsi kutsal saydıklarımızı umursamadan çiğneyip geçiyor
ve biz buna destek verenleri izlemeye, adı ünlü kişilerin paylaştıklarını da milyonlarca beğeni aldırarak takip etmeye devam ediyoruz. Belki de tirajı komik olanı, onlarla gülüp onlarla hüzünlenerek aslında biz çiğniyoruz kendi kutsallarımızı. Bize ait ne kadar kavram varsa, ne kadar kıymet varsa içi boşaltılırken çekirdek çitlemiş, patlamış mısır yemiş, keyiflenmişiz üstüne. Bizim adamlarımız, hocalarımız,
dini değerlerimiz aşağılanırken
linç edilirken itibarsızlaştırılırken de sessiz kalmışız destek çıkmammışız bir de bunların hepsi toptan kötü demişiz. Biraz dikkatle, biraz yakından,
biraz hakikat penceresinden
baksak, göreceğiz gönlümüze sızan, bağıra bağıra ya da mırıldanarak eşlik ettiğimiz şarkıların, şarkıcıların ve diğer şeylerin bize nasıl kastettiklerini gençlerimizi ifsat ettiklerini geleceğimizi kararttıklarını. Oturup kendi dizlerimizi dövelim önce! Oturup kendimize ağlayalım. Çünkü, hepsi bizim eserimiz! Hepsini büyüten biziz!.. Kötüyü, yanlışı, çirkini, hayırsız olanı öteki dünyada ilk hesaba çekileceğimiz canımızla, malımızla, nefesimizle, bedenimizle besleyen biziz.
Düşünsenize sahneye giyinmeden çıkanları, çocuklarımızı dans figürleriyle ağına düşürenleri, yurt dışında yaşayıp parası bitince Türkiye’ye gelip bizim verdiğimiz çuvalla dolarları yurt dışına kaçıranları, "Kimseye hesap vermek zorunda değilsiniz." diyerek orasını burasını açanları, çeşitli gruplar adı altında çocuklarımıza rol model olarak ahlaksızlığa dayatanları kim besledi kim destek oldu mesela?
Bugün Gazze’ye yeterince üzülemeyen, Doğu Türkistan’la yeterince dertlenemeyen, mazlumları olması gerektiği gibi umursamayan, boykot deyince burun kıvıran kendi dertsizliğiyle keyiflenen kalplerimizin, akıllarımızın, ruhlarımızın katili kim? Bizi vuran yine biz değil miyiz? Oyun adı altında erkek çocuğun sutyen giyme ve makasla özür dilerim ama penis kesme videolarının on milyonlarca
İzlendiğinden haberimiz yok.
15 milyara yakın videonun içinden hangisi doğru hangisi yanlış değerlendirecek bir süzgecimiz de yok. Dinlediklerimiz ve izlediklerimizde özenle yapılan cinsiyetsizleştirmeden de haberimiz yok. En sevdiğimiz polisiye kahramanın zararlı maddeyi damarına nasıl enjekte ettiğini ama "kitap okuyor" diye görmezden gelebilme hakkımız yok. Ülkemizde yetişme çağında
olan çocukların açık ara en çok okuduğu kitabın içinde ne yazdığını bilen kaç anne ve baba var Allah aşkına? Ya da çocukların oynadığı online oyunlarda kendilerine sunulan bala sarılmış zehirlerden, bağımlılık ve kumara giden yoldan, ekranların çocuklarımızın zihnini ele geçirdiğinden kimin haberi var? "Soyunursam erkek arkadaşımın
gönlünü alabilirim" diyen daha binlerce ahlaksızlığı meşrulaştıran
animelerden, fıtratı bozma üzerine konumlanan mangalardan, ödülü öpücükle ve kucağa oturmayla veren çizgi filmlerden kimler haberdar? Değiliz. Şarkıların filmlerin dizlerin çizgi filmlerin bize ne anlattığını ve yıllardır verdiği subliminal mesajları bilmiyoruz? Bu kişilerin ne yapmak istediğini, bu alanı kimlerin nasıl ve neden finanse ettiğini biliyor muyuz? Dijital platformlarda pompalanan cinsiyetsizlikten, gençlerin özendirildiği uzak doğu figürlerinden, şeytanın tınısıyla zehirlenen, k-pop ve benzeri grupların hayranı yavrularımızdan haberimiz yok. Küçük kadınlar adı altında TV ekranlarından küçük çocuklara ahlaksızlığı aşılamaya çalıştıklarında, pavyona doktorlar mühendislerde geliyor diyerek, pavyon hayatını normalleştiren, çoluk çocuğu pavyona davet eden ahlaksız yapımları seyretmek için ekran başına toplanıldığında,
pavyon kıyafeti yok sattığında,
maddi gelir sağlıyor diye, çocukların tik tok denen kenef çukurunda yayın açıp her türlü ahlaksızlığa alet edildiği platformlara engel olmadığımızda,
göz yumduğumuzda, örtünmeyi sadece kapanmak olarak gördüğümüzde, örtülü moda ikonu olmaya başladığımızda, dışımız Mevlana içimiz Ebu Cehil gibi olduğunda daha nelerin olacağına şahit olacağız hep birlikte. Dini terimleri sadece tesettür markası yaptığımız gün, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav)’e haşa postacı muamelesi yapıp, Sünneti Kur'an'dan, Milleti imandan ayırmaya başladıkları gün, Kur'an Müslümanlığı adlı iblisi bir bakış açısını hayatımıza sokuşlarına seyirci kaldığımız gün, dillerimizi birbirimiz için bir kılıç gibi ve zehirle ama düşmana yumuşayarak sallamayı marifet sandığımız gün, insanların bir kesiminin
gördükleri her Arapça yazıyı kutsal, bir kesiminin de Arap seviciliği, Şeriat ilanı olarak gördüğü, İslam'a yabancılaşmanın, cehaletin bu seviyelere çıktığı gün,
domuz eti yememeye gösterilen özenin kul hakkı yememeye gösterilmediği gün, Kanuni Sultan Süleyman gibi bir sultanı halvetten çıkmayan, uçkur düşkünü biri gibi gösterip,
sayemizde reyting rekorları kırdıklarına ses etmediğimiz gün,şanlı ecdadımıza vatan haini muamelesi yaptıklarına tepkisiz kaldığımız gün bizim için felaketler daha da artarak devam edecek demektir. Kısaca İslam'ın ve
Müslümanların izzeti ayaklar altına alınırken seyirci kalarak
tükettik manevi sermayemizi. Şimdi çocuklarımız helal haram bilmeden, din iman bilmeden,
ahlak edep bilmeden en önemlisi
tarih ve merhamet bilmeden yetişiyor, yetiştiriliyor. Çocuklarımıza dini değerlerimizi
öğretmekten tarihimizi ve kültürümüzü anlatmaktan utanıyoruz, korkuyoruz, çekiniyoruz. Deist oluyorlar, ateist oluyorlar agnostik oluyorlar engelleyemiyoruz. Yetemezmiş
gibi sessiz kalarak meşrulaştırıyoruz her şeyi. Şimdi şeytan ve dostları neden bunları yapıyor diye kızmayalım, öfkelenmeyelim,
sert sözlerle eleştirirken,
'Sürekli dedikodu, saldırganlık, acımasızlık ve aldatma konularını işleyen Türk dizileri insanları yozlaştırıyor.’ derken haksız mıydı? Ya da “Japon Bilim Adamı KalyoYasuo: Üç yıldır Türk kültürünü inceliyorum. Bir şey çok korkunç, diğeri garip. Korkunç olan, Batı bir ülkeyi savaşmadan yok ediyor. Ülkede 3-5 dizi hariç hepsi Türk din ve geleneğine ters. Garip olan
ise herkes bunu biliyor ama yine de izliyor. Anne, baba ise çocuğu ile izliyor. Hayret…” derken haksız mıydı? Sevgili dostlar bir millet parasızlıktan değil ama ahlaksızlıktan yıkılır. Güzel bir kelamı kibar var. Hatırlayalım: Namaza 5 vakit ahlak 24 saat farz. Unutmayalım ki; ahlakı kaybedersek bulacak başka hiçbir değerimiz kalmaz.
16. Devletimize sahip çıkalım…
Kalın sağlıcakla…
Eşref Sencer Kuşçubaşı, Osmanlının son devir istihbârât birimi olan Teşkîlât-ı Mahsúsa'nın reisi idi. Çok kábiliyetli bir uzmandı. Rivâyet olunur ki, bir yerde meşhûr Lawrence ile karşılaşmışlar. İngiliz demiş ki: "Seninle ilk karşılaşıyoruz!"
Eşref Sencer'in cevâbı çok ma'nidâr:
"Daha önce de karşılaşmıştık. Arabistan'daki bir Arab şeyhine altın vererek Osmanlıya karşı kışkırtmaya gelmiştin ya; işte o Arab şeyhi zannettiğin bendim!"
Siz ne kadar kıvrak zekâlı ajan olursanız olun, bu toprakların Eşref Sencer'leri eksik olmaz. Sizi sulu dereye götürür susuz getirirler.
Sonra, sonrasına küçüğü büyüğüyle içeride ve dışarıda yaşananlar örnek değil mi❗❗❗
Rt lütfen:
📌 Kıymetli Kardeşlerimiz:
📌 Bugün evlerimizin en mahrem köşelerine, ekranlar aracılığıyla sızan ve aile yapımızı derinden sarsan bir tehdit ile karşı karşıyayız.
📌 Kültürel emperyalizmin birer silahı haline gelen içerikler; şiddeti, ahlaki çöküntüyü ve değer erozyonunu normalleştirerek en kıymetli hazinemiz olan çocuklarımızı bizden koparmaya çalışmaktadır.
📌 Bizler, toplumun temel taşı olan aileyi korumayı ve manevi değerlerimizi ihya etmeyi kendine şiar edinmiş bir teşkilatın mensuplarıyız. Evlatlarımızı hedef alan bu saldırılara karşı susmak, bu vebale ortak olmaktır.
📌 Ankara Sivil Toplum Platformu (ASTP) çatısı altında, yetkilileri sorumluluğa davet etmek ve "Dur!" demek için sesimizi yükseltiyoruz. Bu sadece bir basın açıklaması değil; bir medeniyet nöbeti, bir gelecek mücadelesidir. Mümin duruşunuz ve ferasetiniz, bu karanlık dalgaya karşı en güçlü kalkanımız olacaktır.
Ailemize ve geleceğimize sahip çıkalım. Katılımınız, bu haklı davada gücümüze güç katacaktır.
@eminpazarci Sayın @eminpazarci,
Gelene hayırlı olsun derken sizin ayrılışınıza üzüldük😪
Yine de Allah'tan hakkınızda hayırlı olmasını diliyoruz.
Siz her zaman bizim yanımızda değerli olmaya devam edeceksiniz.
Verdiğiniz mücadeleyi asla unutmayacağız😪🤲🌹
Bir Yusuf değil ki, yüz binlerce Yusuf var.
Bunların içinde yüksek okul mezunu evlilik yaşını geçmiş işsiz gençlerde var.
Yusuf gibi zor şartlar altında çalışanlardan, Baba para istiyor, Ana gelin istiyor.
İşsiz gençler ise, adı üstünde işsiz.
Utana sıkıla babadan harçlık istiyor.
Ekserisi CHP yöneticilerinden olmak üzere, yöneticiler, yakınları ve onlara yakın duranlar ise hanımlarına eşlerine ihanet edip rüşvet usulsüzlük Yolsuzluk hırsızlıktan elde ettikleri milyon TL, dolar, avrolarla namusuzluk yapıyor. Adına da "özel hayat" diyorlar.
Sizin özel hayatınızın da, sizinde size yalakalık yapanların da ... nokta nokta nokta😡😡😡
Yazdıklarım suç olmaz.
Çünkü küfür etmiyorum. ... Nokta nokta nokta, diye nokta koymuyorum.
Eyy vicdan sahibi insanlar, özellikle yetkililer #GüranAilesi çokmu çok mağdur edildi.
Bu mağduriyete dayanmak, her ailenin her, Ananın Baba'nın kârı değildir.
Küçücük Masum yavruları katledildi, ana, abi, emiye siz katletti denildi, yetmedi en kötüsü namuslarına dil uzatıldı...
😡😡😡İster vali olsun, ister belediye başkanı olsun, isterse başka başka görevlerde bulunan herkim olursa olsun, devletin gücünü arkasına alıp, kendisine emanet edilen başta milletin namusuna tasallut ediyor, yetmiyor onu katlederek faili meçhul yapan, yapmak isteyen kandilde ki terörist başlarından farksızdır.
Hatta onlardan daha beterdir.
Çünkü onlar açıktan açığa terör eylemi yapıyor, vali ve belediye başkanı gibiler devletin gücünü kullanarak namus gibi bir emanete ihanet ediyorlar.
Suçları sabit olduğunda teröriste verilen cezanın kat be katı bu mahlukatlara verilmeli...😡😡😡
Those familiar with the subject know well that the goal of Zionist Israel is to establish an Israeli state in the land it calls the "Promised Land." To achieve this goal, when the opportunity arises, it will first occupy the territories of neighboring countries under various pretexts. Even without Hezbollah in Lebanon, Zionist Israel would establish an organization there, have that organization bomb Tel Aviv, and attempt to occupy Lebanon...
T.C. Cumhurbaşkanı, aziz kardeşim Sayın R.T. Erdoğan’ın saldırgan Siyonist rejimi kınama konusundaki kararlı tutumu takdire şayandır.Kardeş Türk milleti, uzun yıllardır İslam ümmetiyle dayanışmada önemli bir rol üstlenmiştir. Bu şerefli yolu, ilahî lütufla birlikte devam edeceğiz
נתניהו וממשלו, באמצעות מלחמותיהם, מעשי הטבח ורצח העם, גרמו לאומות ולעמים לשנוא עזה את העם הישראלי. אפילו אויביה המושבעים של ישראל לא היו יכולים ליצור רמה כזו של שנאה...
פלסטין מעולם לא הייתה, וכנראה שלעולם לא תהיה, מקלט בטוח ליהודים ציונים. המקום הטוב ביותר עבור יהודים ציונים הוא אמריקה, שם גרים אחיהם הציונים האוונגליסטים. עדיף בהרבה עבורם לנסוע לאמריקה בהקדם האפשרי.