Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
#KHKZulmüneSon
Milli takımı bir siyasi parti takımı haline getirmeye kalkarsanız olanları gördünüz.
Eğer bir gram vatan, millet sevginiz varsa ülkeyi parti devleti yapmaktan vazgeçin!
İnsan Hakları Komiseri: Türkiye, İnfazı Bekleyen En Yüksek Dosya Sayısına Sahip Ülkedir!
🗞️Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty, 1-5 Aralık 2025 tarihleri arasında yaptığı ziyaretin ardından Türkiye’deki insan hakları ihlallerine ilişkin hazırladığı gözlem raporunu (memorandum) paylaştı. İfade, örgütlenme ve toplanma özgürlüğü ile yargıya ilişkin yapısal sorunların devam ettiği vurgulanan raporda; Türkiye’nin Avrupa Konseyi üye devletleri arasında, 445 dosya ile infazı bekleyen en yüksek dosya sayısına sahip ülke olduğu belirtmiştir. Ayrıca bu dosyaların 37’sinin yoğunlaştırılmış, 106’sının ise standart prosedür kapsamında olduğu ve birçoğunun beş yıldan uzun süredir infazı beklediği ifade edilerek, Türk makamları AİHM kararlarını gecikmeksizin uygulamaya çağırılmıştır.
📌Komiser, yargı bağımsızlığını güçlendirmek adına Türk makamlarına şu tavsiyelerde bulunmuştur:
🟥Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısını, Venedik Komisyonu rehberliğinde çoğulculuğu ve bağımsızlığı güvence altına alacak şekilde şeffaf ve liyakat temelli olarak yeniden düzenleyin.
🟦İddianame ve yargı kararlarının adil, zamanında ve gerekçeli olmasını sağlayın; tutukluluk kararlarını titizlikle gözden geçirin, gizli tanık kullanımını sınırlayın ve benzer gerekçelerle açılan mükerrer/paralel davalara son verin.
🟩Avrupa Konseyi Avukatlık Mesleğinin Korunması Sözleşmesi’ni onaylayarak baroların ve avukatların bağımsızlığını garanti altına alın.
🟨AİHM ve AYM kararlarının tamamını, özellikle ifade özgürlüğü ve kişi özgürlüğü alanındaki davalar için eksiksiz uygulayın.
🟫AYM'nin önceliklendirme kriterlerini, özgürlükten yoksun bırakılan davaların hızla incelenmesini sağlayacak şekilde AİHM kriterleriyle uyumlu hale getirin.
🔗https://t.co/ivHCXEf5vT
Her zor zamanın bir kahramanı vardır, @gergerliogluof vekilimiz de bu çağın vicdanıdır.
Böyle bir insanla tanışmak, sohbet etmek hepimiz için büyük bir onur oldu.
@Denizli_KHK olarak kendisini ağırlamaktan kıvanç duyduk.
Her şey bittiğinde tarih kendisini altın harflerle yazacaktır.
KHK’lılar nasıl göreve döner diye merak edenler için emsal bir örnek:
👇
İstanbul Bilgi Üniversitesi bir gecede kapatıldı; yine bir Cumhurbaşkanı Kararı ile kapatma kararı kaldırıldı.
Demek ki mesele irade meselesidir.
Aynı yöntemle KHK mağduriyetleri de giderilebilir; hukuksuz ihraçlar bir kararnameyle iptal edilip insanlar görevlerine iade edilebilir.
Hukukun gereği de vicdanın emri de budur.
@tcbestepe@RTErdogan
Milletvekili Mustafa Yeneroğlu:
"10 yıl hiç kimsenin geri veremeyeceği bir zaman dilimidir. AİHM kararı kesindir ve benzer durumdaki on binlerce kişiyi etkileyecektir."
@myeneroglu AİHM'nin "YASAK" kararını değerlendirdi.
Anabaşlıklar şöyle:
📍1) Bir kişinin cemaate ait kurumlarda çalışması, Bank Asya’ya para yatırması, sohbete katılması veya tanık beyanlarında adının geçmesi terör örgütü üyeliği için yeterli değildir. Kişinin, yapının suç ve şiddet amacını bilerek, isteyerek bu amaca katıldığı somut verilerle kanıtlanmalıdır.
📍 2) Cemaatin uzun süre yasal bir "eğitim hareketi" olarak tanındığı, dolayısıyla birçok kişinin gerçek amaçtan haberi yoktur.
📍3) 17/25 2013 sonrasında cemaatle bağların devam etmesi tek başına suç kastı sayılmaz; yargının her kişi için özel bir kast tespiti yapma yükümlülüğü vardır.
SONUÇ ve ÇAĞRI
AİHM kararı kesindir ve benzer durumdaki on binlerce kişiyi etkileyecektir.
İktidarı ve yargıyı Anayasa gereği bu karara uymaya; TBMM’yi ise hak ihlallerini giderecek ve yeniden yargılama yolunu açacak kapsamlı bir yasal düzenleme yapması gerekmektedir.
Son olarak, on yıldır süregelen bu süreçteki mağduriyetlerin giderilmesinin toplumsal adalet için bir zorunluluk haline gelmiştir.
https://t.co/f6hK5i3pqS
Elden ele dostlar! Ersan $en'in, Büyük Daire'nin Yasak/Türkiye kararının etkisini kırmak ve kararı çarpıtmak için kaleme aldığı yazıya ilişkin verdiğimiz cevabı okuyalım ve herkese okutalım! 👇
Prof. sn. @izzetoezgenc’in sayın Cumhurbaşkanına hitaben yazdığı not, AİHM kararındaki önemli tespitlere işaret ediyor.
Suç oluşturan eylem ve kasıt olmadan ceza olmaz.
Ceza hukukunun bu temel hükümlerine rağmen verilen cezaların yarattığı mağduriyetleri gidermenin vaktidir.
AİHM, doğrudan KHK ihraç dosyalarına nasıl yaklaşacağının altyapısını Pişkin (2020), İ.Ç. (Ocak 2026) ve Kandemir (Şubat 2026) kararlarıyla oluşturmuştu. Yasak kararı ceza yargılamasını ilgilendiren bir karar olmakla birlikte, AİHM ‘somut delile dayalı bireysel cezai sorumluluk standardı’ konusunda çıtayı yüksek bir yere koymuş oldu. Bu yaklaşım KHK ihraç başvurularında bireysel sadakat yükümlülüğü ihlallerinin değerlendirilmesi ve devletin ispat külfeti (bireyselleştirme ve somut delile dayanma) standartlarını da etkileyecektir. Dolayısıyla devletin egemenlik yetkisini kullandıkları için sadakat yükümlülüğünün daha yoğun olduğu polis, asker vs. gibi bazı özel meslek gruplarının başvurularında dahi ihlal çıkma ihtimali Yasak kararından sonra artık bence daha yüksek görünüyor. Bu noktadan sonra benim beklentim, Mahkemenin, adil yargılanma hakkı ihlaline (AİHS madde 6) ek olarak, doğrudan KHK rejimi ile meslekten çıkarmaların yasallık-öngörülebirlik-gereklilik-orantılılık açılarından (özel ve aile hayatına saygı hakkı, AİHS madde 8) çok sorunlu yönlerini en azami şekilde tespit edeceği (Yalçınkaya ve Yasak kararları gibi) prensipli bir karar vermesi.
Günlerdir YASAK kararını konuşuyoruz, hakkında yazılar yazılıyor ancak şunu söylemek isterim;
AİHM bizim kanunlarımızda olmayan yepyeni bir şey söylemedi. Bizim mevzuatımızdada “terör ve terör eylemleri” tanımı muğlak olsa da şiddet ve cebir vurgusu vardır, bu eylemleri bilerek ve isteyerek yapma yani özel kast olmazsa olmaz olarak aranan şarttır.
AİHM’in Yasak kararında dile getirdiğini biz hukukçular 9,5 yıldır kendi kanunlarımıza atıf yaparak kürsülere haykırdık.
Yasak kararı, Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinin Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını uygulamadığının tescilidir.