President Trump mocks Saudi Arabia’s Crown Prince Bin Salman:
“He didn’t think he would be kissing my ass, he really didn’t…and now he has to be nice to me….he better be nice to me, he’s gotta be..”
Barzani ve Cizre..
Çaldıran savaşı sonrası,
Doğu Anadolu'da beylikler, emirlikler şeklinde -toprak, köy ve köylülerin tek elden yönetimi- feodal bir yapı ortaya çıktı.
Bunlar içerisinde en ünlüsü Cizre/Botan Emiri Bedirhan'dır.
Ama Osmanlı beylikleri kaldırınca, 1846'da, Bedirhan isyan etti, bastırıldı ve sürgüne gönderildi.
Sonra gelen Bedirhanoğulları ise dededen kalma beylik servetini Osmanlı'dan alamadılar.
Ve her şey işte bu alınmayan bu miras noktasında başladı..
Bedirhan'ın bazı oğul/torunları önce Osmanlı'ya sonra Cumhuriyete karşı tavır aldılar, öyle ki -İsrail'den Fransa'ya, Mısır'dan İngiltere'ye, ABD'den Rusya'ya-işbirliği yapmadık dünyada ülke bırakmadılar.
Bu işin beylik yönü, bir de şeyhlik kısmı var..
Bu beyliklerin kaldırılmasıyla doğan otorite boşluğu, bu kez, 1826'da Bektaşi tekkelerinin yerini alan Halidi şeyhleriyle dolduruldu.
En ünlüsü Hakkari'den Seyit Taha oldu ve Cizreli Bedirhan'ın dostu idi.
Osmanlı'ya karşı ittifak kurdular, sonuç alamayınca Cumhuriyet döneminde devam ettiler.
Bakınız isyanlara ve tertipleyenlere:
1880, Şemdinli/Şeyh Ubeydullah isyanı,
1907, Barzan/ Şeyh Abdusselam isyanı,
1914, Bitlis/ Molla Selim isyanı,
1915 Van/Hakkari Ermeni-Nasturi isyanı,
1921, Koçgiri isyanı,
1924 Hakkari/ Nasturi isyanı,
1925 Diyarbakır/ Şeyh Said isyanı,
1925 Şemdinli/ Şeyh Abdullah isyanı.
Düşününüz..
1924/25 isyanları yüzünden Musul'u kaybettik.
Sonuçta bu isyanlar bastırıldı ancak masum halkımız üzerindeki İngiliz oyunları durmadı..
İsyanlardan kaçanlar, İngilizlerin desteğiyle, 1927'de Lübnan'da Taşnak Hoybun örgütünü kurdular.
İttifak senedi imzaladılar ve Türk Milleti ve Devletini ortak düşman ilan ettiler.
1930'da Ağrı'da isyan çıkardılar.
Bugün Cizre'ye gelen Mesud Barzani'nin babası Mele Mustafa, bu isyanı desteklemek için Dağlıca Piyade Bölüğümüze saldırdı, askerlerimizi şehit etti.
Sonunda isyan bastırıldı ve kaçtılar.
İşte bugün..
Türk Milleti ve Devleti'ni düşman ilan eden bu sinsi örgütü kuran Celadet Ali Bedirhan ile Papaz Vahanyan'dır.
Önce Asala ardından Pkk, bu Taşnak/Hoybun ittifakının bir parçasıdır.
Ellerinde taşıdıkları bayrak, Taşnak/Hoybun sembolüdür.
Bu sembol Mahabad'da önce Mele Mustafa'ya verilmiş, ardından Mesut Barzani devralmıştır.
Şimdi..
Açık yürekle söylüyorum, masum halkımızın bu kirli ittifaklardan haberi yoktur.
Ve inanınız..
İngilizlerin başlattığı bu sinsi tuzağa Türk Milletinin hiçbir ferdi düşmeyecektir, yeter ki gerçeği bilsin.
Erdal Sarızeybek
Araştırmacı Yazar
2 Aralık 2025/Ankara
Kürt Gerçeğinde Bilmediklerimiz..
‘Hoybun Nedir’
https://t.co/tqr3K4gvsK
Ben Din Kültürü Öğretmenliğini bıraktım çünkü Kur'an da bir ayet vardır,
"Bir toplum kendini düzeltmeden Allah onları düzeltmez",
Kimseye bir şey anlatamıyoruz, bu milletin düzelmeye niyeti yok zaten diyor ve sıralıyor.
Okumuşuna bakıyorsun cahil,
Diplomalıya bakıyorsun öküz,
İmama bakıyorsun imân yok,
Pisikolağa gidiyorsun o senden dertli,
Diyetisyene gidiyorsun o senden önce şişmiş zaten....
Ve ekliyor;
"Kartal'ın ufukta gördüğünü gelip kümesteki tavuklara anlatamazsın"...🤔
SULTAN ll. ABDÜLHAMİD'İN MEŞHUR İSTİBDAD/BASKI DÖNEMİ,
İBRETLİK !
Sultan ll. Abdülhamit çok korktuğu Ruslarla savaş açılmasına sebep olduğunu düşündüğü için meclisi kapatıyor ve sıkıyönetim yayınlatıyor...
Ev basmalar, gazete kapatmalar, kitaplara sansürler, insanları sürmeler gibi 33 yıl sürecek karanlık süreci başlatıyor ve iktidarını bu yolla uzatıp sürdürüyor. Vergileri devrediyor, duyunu umumiyeyi kuruyor, Türkiye'nin iki katı toprak kaybediyor, hatta 1903 yılına gelindiğinde halk fakir kendi dünyanın en zengin 3. Sultanı olduğu halde, kimse ona karşı gıkını çıkartamıyor, çıkartanlar saraya ispiyonlanıyor enseleniyordu...
Bu süreçte en acısı çok kıymetli 150 çuval kitap ve belgelerin yakılması oldu.
İtiraz edene; "Allah'ın gölgesi olan padişahın" sözlü iradesidir denildi!.. Osmanlı'da Padişah Allah'ın gölgesi sayılıyordu...
Halit Ziya Uşaklıgil'in "Kırık Hayatlar" adlı romanını sansür memurları delik deşik edince Uşaklıgil 2. Meşrutiyet tarihine kadar tek satır yazmamıştı...
Abdülhamit'in resmi sansür memurlarının dışında sayısı binleri aşan jurmalcileri vardı...Sarayca hoşa gitmeyen Ziya Paşa, Namık Kemal gibi yazarları yasaklanmış, kitaplarını okuyanları saraya curnal ederlerdi!
ll. Abdülhamit döneminde saraya jurnalcilik öyle bir hal almış ki, herkes birbirinden korkar hale gelmiş...kocalar karılarından, babalar çocuklarından bile saklanırdı...çünkü anasını, babasını, hatta evladını jurnal edenler görülmüştü! İstibdat ruhu Stalin'in meşhur 58. Maddesi gibi milyonlarca masumun hayatını karartmıştı...
Sultanı ll. Abdülhamit'i övmek için yazılmış olanlar dışındaki kitaplar alıkonurmuş. Kitapçı dükkanları basılırmış.
Yazar ve şairler bezmiş...Tevfik Fikret, Bebek'teki Aşiyan'a ; Halit Ziya, Yeşilköy'e sinmişti...
Kitap okumak isteyenler için kitap bulma olanakları kısıtlıydı.
Kitapta ilginç ve güldüren bölümler de var,
Abdülhamit'e "Babıali'nin ileri gelenleri toplanıp müzakere yapıyorlar." diye jurnal gitmiş...
Bir gece yalıyı basıp herkesi alıp sorgulamışlar.
Sahip Efendi öyle korkmuş ki titreye titreye; "Hindi yedik, kaz dolması yedik, başka da bir b*k yemedik" diyebilmiş...
Il. Abdülhamit döneminde yasak olan yüzlerce kelime varmış ve hepsinin de nedeni var... Mesela tahtakurusu (tahtın kurusun) anlamına geleceği için yasakmış!
Hürriyet, Vatan, Millet, Zulüm, Adalet gibi yasak sözcükler dışında deli ve birader de yasaktı. Deli, Sultan Murad'ı çağrıştıracaktı...
Birader ise kendisini tahtından edecek diye korktuğu biraderi Reşat'ı...
Bir de tepe sözcüğü var. Yıldız sarayının tepede kurulduğuna atıf olurmuş!
Dr. Besim Ömer bir resim çizer. Çeşme başında ihtiyar bir adam dua eder şekilde...
Abdülhamit'in sansürcüsü resme (?) İşareti koyar. Dergi sahibi ise şaşkınlıkla memura sebebini sorar.
Memur: "Alttan alta 'işimiz duaya kaldı' demeye gelir bu resim." der!
Sultan ll. Abdülhamid, kardeşi Reşat'ın tahta çıkmasından ödü kopuyor. Reşat'ın yakını ile kazara bile temasta bulunmazdı kimse ki, jurnale uğramasınlar...
İnsanlar korkudan çocuklarına Reşat yerine Reşet, Murat yerine Mirat, Hamit yerine Hamdi koymuştu!
Deli sözcüğü de Sultan Murat'a çağrışım yaptığı için ll. Abdülhamit döneminde yasaklı sözcükler arasındaydı. Halit Ziya Uşaklıgil "Deli" adlı romanını bu yüzden yazmamıştı.
Burun kelimesi zinhar yasaktı çünkü "Tanrı'nın yeryüzündeki gölgesi ll. Abdülhamit'in!" kural dışı ve gösterişli bir burnu vardı vr alay konusu olamazdı...
H.Yalçın "İzlanda Balıkçısı" adlı romanında burun sözü gerektikçe "Karaların denizlere doğru ilerlemiş bölümleri" diye yazmıştı.
"Halletmek" ve "Tahtakurusu" sözleri bile
ll. Abdülhamid döneminde yasaklıydı.
Halletmek derken tahttan indirmekle aynı olan "hal" sözüyle ses benzerliği oluyordu...
"Tahtakurusu" ise "Tahtın kurusun" ile ses olarak benzeşiyordu...
Dalkavukluk öyle bir hal almış ki; her iyi şey
Sultan ll. Abdülhamid'den olurmuş, yağmur bile onun sayesinde yağarmış...her kötü iş ise dış güçlerin işiymiş!
Devamı var...