Pancar çiftçisi tarladan isyan etti: Elektrik maliyetinden kaçıp güneş paneli kurdu, 135 bin lira ceza geldi!
📍 Yozgat / Yenifakılı
Çiftçi: “Ben ucuza üretmeye çalışıyorum. Kendi paramla güneş paneli kurmuşum, gelip 135 bin lira ceza yazıyorlar. Tarım Bakanının bundan haberi yok mu?”
Pancar üreticisinin içinde bulunduğu çıkmazı ise şu sözler özetledi:
“1 litre su 20 lira. 1 litre su alabilmek için 7 kilo pancar satmamız gerekiyor. Arkadaşlar, zararına üretiyoruz.”
🎥 Yozgatlı pancar çiftçisinin tarladan yaptığı bu çağrıyı gelin birlikte dinleyelim…
Bursa'da ormanlar yanıyor, halk seferber olup yangını söndürüyor.
Aradan dokuz gün geçince maden şirketi ruhsat başvurusunda bulunuyor. Akıllara soru geliyor; benim de aklıma geldi:
Acaba ormanı o maden şirketi mi yaktı?
ABD başkanı Trump pkk'nın maaşlı elemanları olduğunu kendisi açıklamış ve 35 bin mevcudu 50 bin göstererek kendilerini dolandırdıklarını söylemişti.
Daha sonra pkk'ya İran'a geçmelerini ve sabotajlar yaparak içten karıştırmalarını emretti.
Yemedi !
Çünkü İran yakaladığı pkk'lıyı anında idam ediyordu.
Çünkü teröriste böyle yapılır.
Mecliste millletvekili yapılmaz ,saygınlık itibar verilmez.
Apoya af istemek 50 bin şehide ve ailelerine 40 yıl terör acısı çeken Türk Miletine hakarettir.
Bunu ancak ABD emrinde bölücüye prim veren ,milliyetsiz vatansız hainler kabul edebilir.
Öcalan Ankara 3.Devlet güvenlik mahkemesi kararı uygulanmalı, toplu cinayet ve vatana ihanet suçundan idam edilmelidir.
Türk Millletinin değişmez kararı budur.
Kamu varlığını
“Niçin satıyoruz?”
sorusundan sonra en kritik soru şudur:
Kim alıyor
ve
hangi parayla alıyor?
Diyelim ki bir köprünün işletme hakkı 100 milyar liraya satılıyor.
ABC Şirketi ihaleye giriyor. Fakat 100 milyar lirayı kendi kasasından koymuyor.
Köprünün gelecekteki gelirlerini teminat göstererek %50 faizle 100 milyar lira kredi buluyor ve ve ihaleyi alıyor.
Sonra ne oluyor?
Şirket, aldığı kredinin anapara ve faizini köprünün geçiş gelirlerinden ödüyor.
Bununla da kalmıyor;
personel maaşlarını, bakım ve işletme giderlerini, yeni işe alımları, yatırımları ve diğer operasyonlarını da aynı gelirlerden karşılıyor.
Geriye kalan da şirketin kazancı oluyor.
Kısacası şirket;
Çayın taşıyla çayın kuşunu vurmuş oluyor.
Bu durumda ortaya şöyle garip bir nakit zinciri çıkıyor:
Devlet köprüyü sattı → şirket aldığı kredi ile ödeme yaptı → devlete 100 milyar TL geldi→ şirket köprü gelirlerini aldı → krediyi (100 milyar) + faizi (50+ milyar) + maaşları + işletme masraflarını + yatırımları ödedi → kalan para ile hiçbir para koymadan şirket kâr elde etti!
Burada sorulması gereken soru açıktır:
Bunu devlet neden kendisi yapmıyor?
ABC Şirketi,
devletin köprüsünün gelecekteki gelirlerine dayanarak %50 maliyetle finansman bulabiliyorsa;
devletin kendisi aynı gelir akışını teminat göstererek ihtiyaç duyduğu finansmanı örneğin %30 faizle bulabiliyorsa,
neden 30 yıllık gelir hakkından vaz geçsin?
Üstelik özel şirketin hesabının tutması için köprü gelirinin sadece finansman maliyetini karşılaması yetmez. Faizi, anaparayı, maaşları, bakım ve işletmeyi, yatırımları ve şirketin beklediği kârı da karşılaması gerekir.
Bu durumda çok temel bir finanspolitik soru ortaya çıkar:
Bütün bunları karşılayabilecek kadar güçlü bir gelir akışı varsa, neden bu gelir kamu adına kullanılmasın?
Elbette gerçek bir ihalede şirket özkaynak koyabilir, yatırım yükümlülüğü üstlenebilir ve ticari risk alabilir.
Bunların hepsi ihale şartnamesinde ayrıca hesaplanmalıdır.
Fakat temel ilke değişmez:
Bir kamu varlığını özelleştirirken sadece “Kaça sattık?” diye bakamayız.
Niçin sattık?
Kim aldı?
Hangi parayla aldı?
Borcunu hangi gelirle ödeyecek?
Operasyonlarını hangi gelirle finanse edecek?
Ve en sonunda:
Alıcının bütün finansman modelini yine kamuya ait varlığın kendi gelirleri taşıyacaksa,
devlet bunu neden kendisi yapmıyor?
Özelleştirmenin gerçek hesabı
işte buna benzer bir şekilde yapılmalıdır!!!
Erdoğan: 'Af ilan etme yetkisine sahip değilsiniz. PKK affı için şehit ailelerinin sana vermiş olduğu bir yetki varmı?'
O zaman, şehit ailelerinin size af ilan etme yetkisi vermemesine rağmen, siz hangi yetkiye dayanarak terörist başı Öcalan ve PKK'li katilleri affediyorsunuz? Katil PKK'lıları affetme yetkisini size kim verdi? Kürsülerde şehit ailelerinin haklarını ve millî iradeyi savunma nutukları atıp, perde arkasında bebek katillerine kurumsal kalkanlar ve idari af formülleri aramaya çalışanları, bizzat kendi geçmiş beyanatları yalanlamıştır!
AKP’nin ağır bakım yalanı!
AKP diyor ki; “Boğaz köprülerinin ağır bakım masrafı çok yüksek! Biz bu masraf yükünden kurtulmak için köprüleri özelleştiriyoruz!”.
Bu kuyruklu bir yalan!
Zira 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün ağır bakımları 2024 yılı itibari ile tamamlanmış durumda.
Bir sonraki ağır bakım 30 yıl sonra!
Yani özelleştirme programı bitip, köprü ve otoyol işletmeleri yeniden devlete devredildikten sonra!
Bunun adı organize soygundur!
İşte ağır bakım belgeleri⬇️
(Büyük Onarım ve Yapısal Takviye İşi)
Kaynak: Karayolları Genel Müdürlüğü Faaliyet Raporları
Torpille işe giren, seçimden seçime kadro alan temizlikçilere iş yaptırmak, İsrail'le savaşmaktan daha zor.. Memurlardan fazla maaş verilen bu niteliksiz elemanlar : "İşkurdan bulun getirin, temizlensin" diyorlar.
Böyle bir düzen Türk Tarihi'nde görülmemiştir !
İzleyin , izlettirin!
Para basan köprüler 30 yıllığına niye satılır?
O kadar net ve basit bir dille anlatılmış ki, muhalefet bu videoyu her yerde yayınlamalı.
Le président Vladimir Vladimirovitch Poutine s'adresse aux Allemands, en particulier à Friedrich Merz 🇩🇪 choqué par les résultats obtenus par l'AFD.
« Nous ne voulons pas vous attaquer ! Pourquoi le ferions-nous ? Cette époque est révolue depuis longtemps ! Quiconque a encore toute sa tête et sait réfléchir le comprend.
1) Vous avez déjà une dette nationale de 2 500 milliards d'euros, et aucun économiste sérieux ne sait comment vous comptez la rembourser.
(Alice Weidel déclare son pays en faillite.)
Et maintenant, vous voulez emprunter 1 000 milliards de plus pour vous armer contre nous.
2) Votre pays regorge de millions de migrants qui vous coûtent 50 milliards d'euros par an.
3) Une partie considérable de votre population est tellement dérangée qu'elle croit pouvoir influencer le climat en faisant du vélo et en mangeant des insectes.
4) Votre système éducatif était autrefois exemplaire. Aujourd'hui, dans de nombreuses salles de classe, il n'y a pratiquement plus d'enseignement car presque personne ne parle allemand.
5) Vos infrastructures tombent en ruine et vous n'arrivez pas à suivre le rythme des réparations.
6) Vos chemins de fer faisaient autrefois la fierté du monde entier. Aujourd'hui, vos trains circulent comme en Inde.
7) Nous n'avons pas besoin de vos célèbres ingénieurs. Pendant les sanctions, nous avons appris que nous pouvions nous en passer. Mais si nous en avions finalement besoin, nous nous tournerions vers la Chine. Là-bas, ils sont non seulement moins chers, mais
aussi meilleurs.
8) Vous ne possédez ni matières premières ni sources d'énergie. Alors, pourquoi devrions-nous conquérir votre pays ? Pour résoudre des problèmes que nous n'aurions même pas autrement ? Soyons réalistes : même si vous nous appeliez,
si vous capituliez et hissiez le drapeau blanc, nous ne viendrions pas pour autant ! »
Ak Partiye'ye oy verenlere sorularım:
Size, "Yap işlet devret modeli en mükemmel model, zamanı gelince bu modelle yapılan köprü ve yollar devletin işletmesine geçecek. Devlet de vatandaşı ezmeyecek" dediler, o halde zaten devletin olan ve kendi dönemleri öncesinde yapılan köprü ve yolların işletmesini neden özel sektöre satıyorlar?
Cevabınız var mı?
"Özelleştirme çok iyi bir şey. Kamu mallarını özelleştirirsek ekonomi uçacak" deniyordu, o zaman bu ekonomik kriz ne?
Cevabınız var mı?
Devlet zaten kâr eden bir müessesesini, köprüsünü ya da otoyolunu neden satar?
Cevabınız var mı?
Ak Partinin yapmadığı boğazdaki iki köprüden tek geçiş ücreti alınırken neden çift geçiş ücreti alınmaya başlandı?
Cevabınız var mı?
AKP’nin özelleştirme maskesini düşürüyoruz!
Bakanlıklar, özelleştirmelere gerekçe olarak;
Köprü ve otoyollar için, gelirlerin az, giderlerin çok, verimliliğin düşük olduğunu iddia ediyor.
O halde, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün mali verilerini açıklıyorum.
2025 yılında⬇️
🔴15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde;
Gelir: 87 Milyon 642 Bin Dolar
Gider: 2 Milyon 101 Bin Dolar
Kâr: 85 Milyon 540 Bin Dolar
Kâr oranı: %97
🔴 Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde;
Gelir: 102 Milyon 709 Bin Dolar
Gider: 4 Milyon 76 Bin Dolar
Kâr: 98 Milyon 632 Bin Dolar
Kâr oranı: %96
Yani iki Boğaz Köprüsünün yıllık toplam kârı: 184 Milyon 173 Bin Dolar❗️
Kâr oranı ortalaması: %96,75 ❗️
Ulaştırma ve Altyapı Bakanına soruyorum!
Devletin zaten yüzde 96 kâr’la işlettiği Boğaz Köprülerini özelleştirerek, acaba nasıl daha kârlı işlettirmeyi planlıyorsunuz?
Bunu akıl ve mantıkla nasıl izah ediyorsunuz?
Kamunun bu kadar yüksek kârla işlettiği bu köprüleri özelleştirmek vatana ihanettir!
Derhal bu özelleştirmeden vazgeçin!
Kaynak: KGM 2024 Otoyollar Bakım, İşletme, Ücret Toplama Maliyetleri Raporu, KGM 2024-2025 Gişe Ücret Resmi Verileri, Resmi Gazete 2024 Yılı Değerleme Oranı İlanı, KGM 2025-2026 Yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu
Yol ve köprü özelleştirmesi bir faktoring işlemidir. Alacakların “kırdırılmasıdır”. Neticesi Deli Dumrul gibi fiyatlara keyfi zam yapmak olur
Yedi ay önce anlattım:
⚠️ “İnsan ‘Memleketin yolunu yordamını kiraya çıkarıyoruz’ demeye utanıyor tabii.
Hükümet değil sanki AVM yönetimi!”
👉🏻 Ekonomist Murat Muratoğlu:
• “Acaba yapacaklar mı?” aşamasını geçtik. Niyet mektubu bitti, resmi evrak geldi. Hadi bakalım başlıyor!
• Hani Ulaştırma Bakanı Uraloğlu çıkıp, “Ağır bakım maliyetleri bütçeye yük oluyor, mülkiyet bizde kalacak ama işletmeyi devredeceğiz” diyerek boğaz köprüleri ve otoyolların işletme hakkının devrini bize “Keriz” muamelesi yaparak anlatmaya çalışmıştı ya; hah, işte o!
• Dahası, liste genişledi… Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Otoyolu, Bursa Çevre Otoyolu’nun Çağlayan-Yenişehir kesimi de pakete eklendi.
• Sadece yol mu? Bağlantı yolları, bakım ve işletme tesisleri, hizmet tesisleri, ücret toplama merkezleri, yük aktarma merkezleri...
• Neymiş bunun adı? “Özelleştirme kapsam ve programına alma.”
• Kelime seçimine oldum olası hastayım... İnsan “Memleketin yolunu yordamını kiraya çıkarıyoruz” demeye utanıyor tabii…
• Batan geminin malları gibi… Tamam geminin battığı aşikar da… Böyle de satışa mı çıkılır birader… Ayıp valla…
• Nitekim seçenek bolluğu yaratılmış... İşletme hakkı verilebilir. Kiralanabilir. Gelir ortaklığı kurulabilir. Ayni hak tesis edilebilir. Başka hukuki yöntemler bulunabilir. Hatta bunların birkaçı birlikte uygulanabilir.
• İşin acayip yanı, tek paket olmak zorunda da değil. Böl, parçala, grupla, nasıl uygunsa...
• Hükümet değil sanki AVM yönetimi! “Dükkanı komple mi istersiniz, reyon reyon mu?”
• Zira 31 Aralık 2031’e kadar süre de verildi de… Bak aklıma gelen yine 2013 yılı... O zaman köprü ve otoyolların 25 yıllık işletmesi için tam 5.72 milyar dolar teklif edildi.
• Erdoğan düşük buldu. “Bunu verirsem vatana ihanet ederim, halkıma ihanet ederim” dedi. İhanet etmedi. İhale iptal edildi.
• Ve aradan 13 yıl geçti. Özelleştirme ve ihale sürecinin önü resmen açıldı. Üstelik bizim 25 yıl diye eleştirdiğimiz süre de yetmedi... Artık 30 yıl! Demek ki bunun da enflasyonu var. Baksanıza beş yıl zam geldi!
• Niye? Neden? Niçin? Bir de 2026 için hedeflenen 185 milyar liralık özelleştirme geliri var. Nakit lazım... Bütçe açık veriyor... Faiz yiyor... Para da suyunu çekti.
• Vergiyi artır artır nereye kadar? Banknot bassan ekonominin şaftı iyice kayacak. Biz de sonunda esnafın yaptığına geldik. Kasada para yoksa gelecekteki geliri bugünden kırdır!
• Tekrar düşünün… Elinizde bir dükkan var. Dükkanın borcu harcı bitmiş, her gün tıkır tıkır para basıyor. Siz bu dükkanı, “Badanası çok pahalı tutuyor” diye başkasına 30 yıllığına kiraya verir misiniz?
• “Varsa öyle enayi, arasın…” diyeceğim ama… Enayi yerine konulan belli burada… En azından ben öyle hissediyorum galiba…
• Önce keriz, şimdi enayi… Sizin de aklınıza gelen sıfat varsa söyleyin valla… Kabulümdür bu saatten sonra!