Sahte şeyhler Türkçeyi yüzünden okuyamazken Vekîllerin Emîri İbrâhîm Efendi Sellemehullâh Hocamız Marifetnâme'den ne beyitler okuyor ne beyitler… Maşâallâh diyelim, nazar etmeyelim.
BÜYÜK MÜJDE!
Yusuf Ziya Gümüşel Hocaefendi kardeşimizin hapisten halâsı ve tahliye kararı aldığını şu an itibarıyla büyük bir sevinç içerisinde öğrenmiş bulunuyorum.
Yıllardır duâlar edip hâcet namazları kıldık. Daha bir önceki gece, Hicri yılbaşında 444 hatm-i şerîf ve milyonlarca salevât-ı şerîfenin duâsında onun da kurtuluşuna niyet ettik. Geçen haftalarda yaptığım iki mühim görüşmenin de inşâellâh bunda olumlu bir tesîri olmuştur diye düşünüyorum.
Allah-u Teâlâ, kendisine bir daha hapis yüzü göstermesin. Ailesiyle huzur üzere, Mahmûd Efendi Hazretleri’mizin tecdîd buyurduğu Ehl-i Sünnet yoluna hizmetini dâim eylesin. Âmîn!
Tahliyesinde emeği geçen yetkili, yetkisiz herkese, bazı konularda mühim görüş ayrılığımız olsa da bu konuda özel emeği geçtiğini bildiğim Yeni Şafak câmiasına ve en büyük yardım olarak duâlarıyla destekte bulunan bütün Müslümanlara bu vesîleyle teşekkürü bir borç bilirim.
Cübbeli Hoca, Sa‘y’de Ümmet-i Muhammed’in selâmeti için zalim kâfirlerin mağlubiyeti için ve Cumhurbaşkanımızın ve Bakanlarımızın muvaffakıyeti için duâlarda bulundu
Cübbeli Ahmet Hoca, müminlerin annesi ve Rasûlüllâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in zevce-i tâhiresi Seyyide Meymûne Bintü’l-Hâris Radıyallâhu Anhâ Vâlidemiz’in Mekke yolu üzerinde bulunan kabr-i şerîfini ziyâret etti.
Birçok duâlarda ve tevessülâtta bulundu. Allâh-u Teâlâ, cümlemizi annemizin şefâatlerine mazhar eylesin ve “Âmîn” diyen herkese ziyâretlerini nasîb eylesin. Âmîn!
@c_ahmethoca Cübbeli Ahmed hocayı eleştiren, ona karşı çıkan, iftira eden ve hatta hakaret edenlere bakın, karşınıza sadece İslâm düşmanları çıkmayacaktır. Onların aralarında çok sayıda İslamcı geçinen de vardır!
Çok değerli dâvâ adamı merhum Timurtaş Uçar Hocamız’ın mahdûmu Tarık Yusuf Uçar Beyefendi’nin “Cübbeli Ahmet Hoca Hakkında Şahitlik Etmek Vazifemizdir” yazısı İrancı müfsid Akit yazarı gibilere yeterli gelmezse müfterîlere cehennem yeter.
---
CÜBBELİ AHMET HOCA HAKKINDA HAKKA ŞAHİTLİK ETMEK VAZİFEMİZDİR!
Kamuoyunu ilgilendiren konularda Cübbeli Ahmet hoca her açıklama yaptığında sevmeyen yahut fikirlerini beğenmeyenler bir tür operasyon başlatıyorlar. Eski beyanlar, eski konuşmalar vs. servis ediliyor. Bunlar arasında fetö hakkında muhtelif zamanlarda yaptığı açıklamalar da var. Bunlar üzerinden dedikodu yahut saptırma yapılması kul hakkıdır. Ümid ederim şu bilgilerden sonra bu Fetö bahsini artık açan olmaz.
2011 Haziran Ayında yapılan Milletvekili Genel Seçiminden kısa süre önceydi.
Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de saha çalışması yapıyoruz. O gün Seçim Koordinasyon Merkezi tarafından sahaya çıkacak ekibin başındaydım. Sancaktepe’de Akpınar, Veyselkarani mahalleleri başta olmak üzere gün boyu ziyaretler yapılacak.
Çoğu Milli Görüş kökenli emektar arkadaşlarla çalışmak bizi de mutlu ediyor. Sorumlumuz Murat Sarı abimizle mahalle seçim bürosunda erkenden buluştuk. Milletvekili adayımız gelecek. “Sen şuradan kim olduğunu daha iyi anlarsın” diyerek aday tanıtım afişini masaya koydu. Haklıydı. Bayağı alışılmadık bir CV. ABD’de profesör. Dinlerarası Diyalog Enstitüsü Başkanı vs.
Biraz hafızayı zorlayınca 25 sene öncesinde tanıdığım kişiyi hatırladım. Ama bizim bildiğimiz adı başkaydı. Kuleli Askeri Lisesi’nden ihraç bir subaydı. İngiliz dili mezunuydu. Dersane, özel okullarda öğretmenlik yapıyordu. Sonraki yıllarda ABD’ye gitmiş. Üniversitelerde doktora vs. yapmış. Türkiye ve siyasetle alakalı hiçbir geçmişi yok. Tümüyle cemaat denilen yapıya ait bir insan.
Biraz sonra lüks bir karavanla geldi. Yanında gelen asistanı, Türkiyede halen ilk beş büyük holdingden birisinin koordinatörü. Araç da seçim masrafları da holdingdenmiş. Açıkçası canım sıkıldı. Çünkü biz gençlik yıllarımızda Refah Partisi yahut MGV çatısı altında çalışırken bize ters bakarlardı. Şeytandan ve siyasetten Allaha sığınırız diyen bu gruptan gelip paraşütle milletvekili adayı yapılmış. Hem de en garanti sıradan.
İstanbul Anadolu yakası 7. sıra. Düşünün 1. sırada Recep Tayyip Erdoğan’ın ismi var o listede. Adam 12 sene boyunca Amerika’da kalmış, bizim siyasetimizin dinamiklerini bilmeyen birisi. Kime ne anlatacak?
Kendimi tanıtınca merhum babamdan filan söz edildi ama ortam bir türlü ısınmıyor.
Arkadaş zorla gelmiş gibi. Hiç aidiyet duygusu yok. Ben de boşluğu bulup sordum ortam az yumuşayınca. ABD’de kurulu düzeni, oturum hakkı, üniversitede başkanlığı bırakıp vekil olmak üstelik siyasete inanmadığınız halde neden dedim.
Bana bu iş görev olarak verildi dedi. Parasal zararının olduğunu, gelirinin orada 10 bin dolar olduğunu söyledi. Düz milletvekilliği olmayacağını, ya Milli Eğitim bakanı yahut en azından TBMM milli eğitim komisyonu başkanı olacağını söyledi.
Neyse, hazırlık bitti. Sahaya çıkıldı. Biz başta onlar geriden gidiyoruz kapı kapı. Öğlene doğru yanındakilerle bir fısıldaşma başladı. Moraller bozuk. Koptular adeta. Hayırdır deyince, telefonu açıp bir konuşma izletti molada.
Merhum Mahmut Efendi ortada. Bir tarafında İsmailağa’dan bir yetkili, diğerinde Cübbeli hoca. Ahmet hoca konuşuyor. “İhvan her yerden arayıp bu seçimde kime oy vereceğiz” diye soruyorlar. Biz bu seçimde dinimize zarar verenlere, diyalogculara oy vermeyeceğiz. Bakın ta Amerika’dan diyalog başkanını getirip listenin üst sırasına koymuşlar…” diyor. “Cemaat arasında fitne olmaması için bunu video olarak efendi hazretleri de oradayken konuşup ilan etmek istedik” diyor. Böyle bir görüntü.
Döndü, bir hışımla; “al işte dedi. Biz burada çalışıyoruz ama senin adamlar bize bunu yapıyor!” Bu olaydan birkaç ay önce Mahmut Efendiyi Çavuşbaşında cuma namazı sonrası ziyaret edip duasını almıştım. Bana, “Timurtaşım rahmetli olalı 10 sene oldu değil mi” diye neredeyse nokta atışı soru sormuştu da şaşırmıştım.
Ben: “Onun da takdirinin gayet bilinçli olarak bu şekilde olduğunu, saygı duyulması gerektiğini” söyledim. Ama ne fayda. Dinlemiyor ki. Teşkilat şaşkın. Birkaç yeri arıyor, engelleyin, durdurun vs.
Bizim program bozuldu. Gitmemiz bu durumu yönetmemiz lazım filan diyor. En son: “Bu adama haddini bildirmeden, bu yaptığını da ödetmeden bırakmayacağım” dedi ve bizden ilçe binası önünde hızla ayrıldı gitti.
Gördüğüm, takip ettiğim kadarıyla bundan sonra Cübbeli Ahmet Hoca’yla hayli uğraştılar ve başına gelmeyen kalmadı. Hoca o seçimde siyaseten de ters düşmüş olduğundan olsa gerek sahip de çıkılmadı siyasiler tarafından. Nihayet bu adam vekil seçildi ve 17/25 sürecinde hakaretler ederek istifa etti ve gitti.
Yeri, sırası geldikçe dost meclislerinde bu acı hatırayı paylaştım. Gençliğimizi verdiğimiz bu siyasi harekette bizi hep en sona koyup, bu tezgahta dokunmuş el kadar kumaşı olmayan adamlara takım elbiseler bahşedenlere sitem ettik.
17/25 sürecinde yaptığım bir Facebook paylaşımı orada duruyor. Demişim ki: Beni FETÖ’nün Milli Eğitim İmamı olup, Ak parti 1. Bölge 7.sıra milletvekili aday sırasında bulunan Muhammed Çetin’e seçim kampanyasında günlerce çalıştırıp bir de oy verdiren kafalara hakkımı helal etmiyorum.”
Siz helal edermisiniz bilemem ama Cübbeli Ahmet hoca ne kadar sitem etse hakkı vardır vesselam.
TARIK YUSUF UÇAR