Rusya'nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş sordu:
— Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?
Köylü cevap verdi:
— Sadece bir vida beyim... Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem. Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı söker, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez.
Müfettiş öfkeyle:
— Delilik bu! Muhtar görmüyor mu bunu?
Köylü gülümsedi:
— Görmez olur mu? Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta...
Müfettiş bir süre sustuktan sonra yeniden sordu:
— Peki ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?
Köylü başını salladı:
— Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz.
Bu sözler karşısında dehşete düşen müfettiş, raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi.
Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı:
— Bu sefalet bir gün felakete yol açacak...
Tam o sırada ray kenarında, elinde iki vida tutan küçük bir çocuk gördü. Çocuk gülümseyerek el sallıyordu.
Müfettiş dehşet içinde bağırdı:
— Treni durdurun!
Ama çok geçti...
Kulakları sağır eden metal çatırtısı duyuldu.
Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını. O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı. Fakat bu kez yan yana duran iki vidayı birden sökmüştü.
Tren devrildi.
Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçildi.
Suçlu kimdi?
Çocuk mu?
Köylü mü?
Muhtar mı?
Yoksa yıllarca yanlışı görüp susanlar mı?
Asıl suçlu;
Cehaleti normalleştiren toplum,
Çıkarı ahlakın önüne koyan düzen,
"Bir şey olmaz" kültürü,
Ve yanlışa sessiz kalan herkesti.
Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez.
Önce vidaları gevşer.
Not: Bu metin yaygın olarak Anton Çehov'a atfedilse de, Çehov'a ait olduğuna dair güvenilir bir kaynak bulunmamaktadır.
Merak etmeyin cesedim caminize falan gelmeyecek boşuna burda ahkam kesmeyin.
10 yıl önce bedenimi tıp fakültesine gönüllü olarak bağışladım.
Tıp fakültesinde çocuklar ders yapar bedenimin üzerinde bu daha işlevsel olur. Geriye kalanı da biyolojik atık olarak imha ederler. Bir hücremi bile ne camilerinize, ne kiliselerinize, ne de sinagoglarınıza sokturtmam!
Sokak röportajında vatandaşın sözleri gündem oldu:
“4 çocuk okuttum, şimdi dördü de evde işsiz”
“Ben çalıştım, didindim… Evimi aldım, dükkanımı aldım, 4 çocuk okuttum.”
“Eşimle geldim, dışarıda bir yemek yiyemiyorum. Gittim orada su içtim.”
Deniz Zeyrek'ten Mehmet Şimşek'e:
"Onu izlerken öfkemden çıldırdım."
"Yabancılara, 'Türkiye'ye gelin, 20 sene vergisiz para kazanın' diyor."
"20 sene ne demek ya?"
"Sen burada 3 sene varsın, yoksun..."
"2028'deki seçimi kazanamazsan gideceksin."
"İngiliz vatandaşısın, İngiltere'de yaşamaya devam edeceksin."
"Benim adıma yabancılara 20 yıl vergisiz para kazanma hakkını sana kim veriyor?"
Mehmet Şimşek konuşurken yabancı yatırımcılar gülmeye başlıyor. Mehmet Şimşek güldüğünüzü görüyorum bunları uydurmuyorum diye ifade kullanıyor
Bir ülke adına ne kadar utanç verici durum.
Şehit Jandarma Uzman Çavuş Selçuk Özer’in babası:
“Biz bu çocukları boşuna mı verdik? Bu vatan için, bu bayrak için verdik!
Bir devlet, bir ülke terör örgütüyle nasıl masaya oturabilir?
Süreç dedikleri her gündeme geldiğinde benim dünyam başıma yıkılıyor.
Kaç evlat yetiştirdiniz de kaç evlat verdiniz bu topraklara?
Ben buraya Atatürk’ün bir askerini, bir bozkurtu, bir Türk Milliyetçisini ellerimle toprağa verdim. Her mezarlığa geldiğimde içim parçalanıyor. Oğluma diyorum ki: ‘Boşuna mı verdim seni bu topraklara?’
Ama şunu çok iyi bilin: Bu çocukların kanına girenler kanlarında boğulacak! Evvelinde sonunda tarihe bakın. İlahi adalet muhakkak tecelli edecek. Biz bu dünyadan gitmeden o adaleti göreceğiz. Dua ediyorum…”
Şehidimiz Selçuk Özer’in ruhu şad olsun. Mekânı cennet olsun. 🇹🇷
Recep Tayyip Erdoğan!
Sana diyorum! Öle ortalıkta efelik yapıyorsun ya!
Herkesin konuşmaya yüzü var senin yok!
Mevlüt Çavuşoğlu’nun dokunulmazlığını kaldır hadi!
Yargıya teslim et!
Dışişleri Bakanlığını ticarethane olarak kullanmıştı! 3 yıl önceki açıklamalarım ortada! Haklı çıktım!
Vize satıyor; ofisler kurmuş dediğimde işlem bile yapılmamıştı!
Bu şahsın mal varlığına el konulmalıdır!
Ayrıca, Fetö iltisakı konusunda Alanya Ticaret Odası Başkanı dinlenmelidir! Fettullah Gülen’e gitmişler! Poliste verilen ifade incelenmelidir! İfadeyi alan ve sonra sürgün edilem polisler dinlenmelidir!
Kardeşinin şüpheli ölümü de araştırılmalıdır! Bazı yetkilerini almış ve olay o nedenle olmuş iddiası var! Cevap vermelidir!
Mevlüt! çekirge bir sıçrar iki sıçrar! Bakalım bu defa da yırtabilecekmisin!
Bizzat iktidarın planladığı ve Kılıçdaroğlu’nun bir aparat olarak seçildiği mutlak butlan operasyonu ile çok kritik bir eşik aşıldı. Bundan sonra hiç kimse ama anayasada şöyle yazıyor, meri yasalar buna izin vermiyor, asıl yetkili YSK’dır falan diyemeyecek. İktidar fiilen anayasayı ve norm devletini ortadan kaldırmıştır. Bu otoriterleşmede çok önemli bir sıçramadır. Bu sıçrama sonrasında hedef 400’ü bularak rejimin ihtiyaç duyduğu anayasayı yapmaktır. Öyle bir anayasa ki, bugüne kadar atılan mevcut anayasaya aykırı tüm adımların ve alınan kararların hepsini anayasal hale getirecek ve rejimin tüm aparatlarının bir daha asla anayasal suç işleme korkusu duymadan rahatça hareket edeceği bir anayasa olacak. Yani başyücelik anayasası gelecek.
Yaşar Nuri Öztürk’ün şu sözleri yeniden gündem oldu:
“Bir tane sağlık ocağı olmayan mahallede 20 tane cami var. Siz buna din mi diyorsunuz? Böyle diyen insanlıktan zerre nasibini almamıştır.”
Sayın Kılıçdaroğlu’na güvenim tamdır. SSK’yı batırdı, CHP’yi batırdı, seçimleri batırdı ve Allah’ın izniyle cumhur ittifakını da batıracaktır. Rabbim bu kutlu mücadelesinde onun yâr ve yardımcısı olsun.
Bu hocamızın yanında, onun sesi olmak zorundayız!
İsmi Deniz Yolçu. Kız İmam Hatip lisesinde müdür yardımcısı.
Özgür Özel’in İzmir buluşmasında TOMA’ya karşı direndiği için darp edilerek tutuklandı, cezaevine atıldı!
Yetmedi görevden de uzaklaştırmışlar. Yani hem özgürlüğünü hem ekmeğini elinden aldılar!
AKP’li kayyum Kemal Kılıçdaroğlu! Vicdanın rahat mı? İnsanlar senin yüzünden hem işinden hem özgürlüğünden oluyor!
Bu tweeti görüp geçmeyin, hocamıza ses olun! Ailesine de hep beraber sahip çıkmalıyız! @eczozgurozel
Dün “Dedem Abdülhamit gah reisi yedirmedik” diyen tipler, bugün Gebze’de AKP il binası önünde isyan ediyorlar.
Bakmayın siz bunların suni isyanlarına. Yarın 10 bin lira ikramiye yatınca hesaplarına, hepsi yeniden “Reisin g*tünün kılıyım” moduna geçer.