Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan:
"Kanun teklifini okuduk. Bu tarafı kısmi af, tamam. Peki bütün bunların doğrultusu ne? ‘200 yıllık ataletten çıkış’, ‘yüz yıllık parantezin kapanması’, ‘en az cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli dönüşüm’... Bunlar ne zaman açıklanacak? Konunun asıl özünü halk ne zaman öğrenecek"
https://t.co/ILe7WC4yR7
Kanun teklifini okuduk. Bu tarafı kısmi af, tamam. Peki bütün bunların doğrultusu ne? “200 yıllık ataletten çıkış”, “yüz yıllık parantezin kapanması”, “en az cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli dönüşüm”… Bunlar ne zaman açıklanacak? Konunun asıl özünü halk ne zaman öğrenecek?
“Cumhuriyet yenileniyor” deniyor. Cumhuriyet gibi dönüşümler devrim veya benzeri ağırlıktaki toplumsal alt-üst oluşların eseridir. Şimdi ne oldu? Her sabah bir belediye başkanının tutuklandığı bir adaletsizlik ve yoksulluk denizinde sürüklenirken demokrasi adasına mı çarpacağız?
CHP’nin bölünmesi ve komünistler: 'Yeni' ile kavgalıyız ama biz...
❝ Bu sistem akılla işlemiyor, bir. Sürdürülebilir değil, iki. AKP Türkiyesi’nin kalıcı olma şansı yok, üç. AKP Türkiyesi’nden kapitalizmin içinde durarak kurtulmak mümkün değil, dört. AKP’den kurtulmak AKP Türkiyesi’nden kurtulmak anlamına gelmiyor artık, beş. Cumhuriyetçi birikimin AKP Türkiyesi’ne tamamen teslim olmayacağı açık, altı. Bu birikimin akabileceği ve enerji toplayabileceği tek mecra sosyalizm, yedi. ❞
🖊️Kemal Okuyan (@OkuyanKemal) yazdı...
https://t.co/9jV2wdH6I6
AKP ülkemizi Yemen karşıtı Amerikancı bir ittifaka dahil etti. Böylece sıcak çatışma alanlarında Ukrayna’da, İran ve Yemen de açık bir biçimde taraf hale geldik. Uzlaştırıcılık, moderatörlük, arabuluculuk propagandası da bitti.
Ya yıllardır “AKP’nin Türkiye’yi batılı emperyalistlerin bölgesel planlarını bozan bir aktör haline getirdiği, ABD ile Rusya-Çin arasında kişilikli bir denge oluşturduğu” masalını anlatan onlarca yandaş gazeteci ve yorumcuya ne demeli?
Şimdi başka telden çalıyorlar. Bir tanesi bile “ben yanılmışım, yanlış okumuşum, özür dilerim” demiyor. Çünkü yanılmadılar, yanılttılar. Bilerek, isteyerek. Defalarca uyardık bu çarpıtmalara karşı ama ne yazık ki AKP’li olmayan bazı kesimler dahi etkilendi bu “ABD’den uzaklaşıyoruz” iddiasından.
Oysa bugün gelinen noktanın tarihsel, sınıfsal ve ideolojik bir arka planı var. O arka plan, gündelik olay ya da söylemlere bakarak ihmal edilince yanlış kaçınılmaz olur. Aynısı iç politika için de geçerli.
Netenyahu ve Zelenski’nin aynı anda ABD’ye gidip Trump ile görüşmesi, İran ve Ukrayna savaşlarını birleştirme girişimleri açısından son derece önemli. Ukrayna’nın Hazar’da bir İran gemisini vurması basit bir konu değil.
Hazar Denizi Azerbaycan için yaşamsal olmasına karşın Bakü’den ses çıkmıyor. Ankara da suskun. Avrupalı liderlerin çoğuysa açıktan gülümsüyor. Zaten Ukrayna’nın tek başına Hazar’da bir gemiyi vurma kararını alma ve uygulamaya koyma yeteneği yok.
İki NATO üyesi olmayan NATO müttefiki ülke, Ukrayna ve İsrail, Ukaryna-İran hattını birleştirerek savaşın genişlemesi için her şeyi yapıyorlar. Bunun temelleri NATO’nun Ankara’da yapılan son zirvesinde atıldı. Kimileri “zirve fare doğurdu” yorumları yapmıştı. Beklentileri neydi bilmiyoruz ama NATO zirvesinin “silahlanma ve savaş” doğuracağını başından beri söyledik ve elimizden geldiğince zirvenin karşısında durduk.
Ukrayna Savaşı ve İran’a dönük saldırıların birbirinin içine geçmesi, savaşın ölçek ve karakterinde büyük bir dönüşüm anlamına gelir. Türkiye ile Irak arasında son haftalarda gerçekleşen görüşmeleri, Karadeniz’deki gelişmeleri ve de “açılım”ı bu gözle de değerlendirmek gerekiyor.
Ülkemiz bu iki çatışma alanının bağlantı noktasında. Emperyalist planlara ve emperyalist savaşa karşı uyanıklığı artırmak bugün en önemli görevlerden biri olmak durumunda.
Eylem paylaşmak da suç oldu: ‘NATO defol!’ demek halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmiş!
📍İktidarın NATO karşıtlığı korkusu ilginç haberlere konu olmaya devam ediyor. TKP'nin 5 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirdiği NATO yürüyüşünü sosyal medya hesabından "NATO defol" diyerek paylaşan bir avukat, "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamasıyla ifadeye çağrıldı.
🖋️Haber: Özgür Tuna
https://t.co/KcVWG3fNfZ
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, CHP’de yaşananlardan utandığını söyledi. “Nasipse Adayız” filmindeki sahneyi hatırlattı:
“Ben sevgili Ercan Kesal’ın Nasipse Adayız filmini izlemeyi asansör sahnesinde bırakmıştım. CHP adına utanmıştım o sahneden.
Bir başka partiden onlar adına utanır mı insan? Utandım, ne yalan söyleyeyim.
İşte bu hafta sonu yine aynı duyguyu yaşadım görüntüleri izlerken. Karmaşa, bağrış çağrış, olup bitenlere aldırış etmeden kesintisiz gülümseyen bir lider…”
İktidar tarafından CHP’ye atanan yönetimin düzenlediği rozet törenine ve ardından yaşananlara bakıyorum, bakıyorum, bir daha bakıyorum. Şaşkınlık içindeyim. Birgün muhabiri Ebru Çelik’in haberi her açıdan sağlam. Tartışılacak tarafı yok.
Gerçi siyasette parayla şakşakçı ilk kez tutulmuyor. Başka örnekleri de var. Ama butlan CHP’sinin bu haftasonu verdiği fotoğrafta tek sorun ajans marifetiyle salona getirilen figüranlar değil.
Ben sevgili Ercan Kesal’ın Nasipse Adayız filmini izlemeyi asansör sahnesinde bırakmıştım. CHP adına utanmıştım o sahneden. Bir başka partiden onlar adına utanır mı insan? Utandım, ne yalan söyleyeyim. Filme konu olan olayları Ercan Kesal’in kendisinden dinlerken de yine utanmıştım.
İşte bu hafta sonu yine aynı duyguyu yaşadım görüntüleri izlerken. Karmaşa, bağrış çağrış, olup bitenlere aldırış etmeden kesintisiz gülümseyen bir lider…
haluk levent'in yaptıkları, 6 şubat depreminde sorumluların yapmaları gereken şeyleri yapmadıkları gerçeğinin üstünü örtmenin malzemesi olarak kullanılamaz. o günleri hep beraber yaşadık, hiçbir şeyi unutmadık, hepsi aklımızda.
ABD İran’a dönük yeni saldırıyı NATO zirvesi sırasında başlattı. Zirve sonuç bildirisinde de adı zikredilen iki “düşman” Rusya ve İran oldu.
Ankara Zirvesi böylece Ukrayna ve İran’daki çatışma alanlarını resmi olarak birbirine bağlayarak dünyayı daha da tehlikeli hale getirmiş oldu.
Olmayacak bir şey söylüyorum ama AKP iktidarı “biz İran ile komşuyuz, böyle ifadeler kullanmayalım” diyebilirdi.
Ama diyemezler. Yeni-Osmanlıcılığı NATO şemsiyesi altında hayata geçirmeye karar verdiler bir kere.
NATO sonuç bildirisindeki o madde Türkiye’nin İsrail ile müttefikliğini de dolaylı olarak tescil etmiş oluyor.
Zirve boyunca Netanyahu ile Trump arasındaki gerilime bu gerçeği örtmek için medyada geniş yer verdiler. Öyle ki iktidar İsrail ile ABD’nin arasının açılmasında kendilerinin de rolü olduğunu ima etmeye başladı.
Oysa ABD ve İsrail’in arası açılmaz. Netanyahu ve Trump geçicidir; ABD emperyalizminin İsrail devletine ihtiyacı ve tersi kalıcıdır.
NATO Zirvesi’nden silahlanma ve savaşa devam kararı çıktı. Şimdi bunun sonuçlarını görüyoruz. Hem Ukrayna hem İran’da çatışmalar tırmanıyor.
Ve bize “NATO bir savunma ve güvenlik örgütüdür” denmeye devam ediyor.
soL Haber yeni hesabıyla X’te
17 yıldır kullandığımız X hesabımız, NATO Zirvesi’ne giden süreçte tüm ülkeyi bir süreliğine cezaevine çeviren iktidar tarafından Türkiye’de erişime engellendi.
Kamuoyunu, dostlarımızı, okurlarımızı soL’la dayanışmaya çağırıyoruz.
En önemli dayanışma, soL’a abone olmak, bizzat omuz vermektir.
soL’u susturma girişimi başarısızlığa mahkumdur.
Sesimizi yükselteceğiz. Sizin desteğinizle. Hep birlikte.
📍Abonelik: https://t.co/N5rjOWVsCX
📍soL TV X: https://t.co/guQIEHTBF8
📍Facebook:https://t.co/fhDdRGd6Dt
📍Instagram:https://t.co/yyBYMUKEnJ
📍soL TV Instagram: https://t.co/3nm2JGAJCR
📍Telegram: https://t.co/VUxQm7FDaU
📍WhatsApp: https://t.co/JpPmLcDvXO
📍Bluesky: https://t.co/aOM1WoFfeN
📍Youtube: https://t.co/8Srx1FKLUA
Haziran Direnişi'nde milyonlarca yurttaşımızla birlikte sokağa çıkan, AKP zorbalığına ve hukuksuzluğuna karşı boyun eğmeyen gençlerden biriydi. Bir sokak başında hain ve vahşice saldırıya uğradığında daha 19 yaşındaydı.
Bugün aramızdan koparılmasının üzerinden tam 13 yıl geçti. Acımızı ve öfkemizi güçlendiren, büyüten 13 büyük yıl...
Sözümüz var ona, tutmaktan başka bir yolumuzun olmadığı bir söz.
Ali İsmail'in düşlerindeki özgür dünyayı kuracağız, mutlaka!
NATO zirvesinde liderlere tabanca hediye edilmesi çok eleştiriliyor. Neden ki? Zirve silah şirketlerinin zirvesiydi. Füzeler, SİHA’lar, toplar. On milyarlarca dolarlık anlaşma yapıldı, taahhütlere girildi. Zeytin dalı mı hediye edilecekti? Hiç yakışmazdı.
Bugün Ankara’da NATO’ya karşı yürürken polis şiddeti sonucu yaralanan ve durumlarının ciddiyeti nedeniyle gözaltıları sona eren partili arkadaşlarımızla birlikteydik. Moralleri iyi. Kaburga ve kol kırıkları iyileşir. Sizin NATO sevdanızın ise tedavisi yok ne yazık ki.
Perşembe akşamı İzmir Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’ın katılmıyla “Yaşasın yaşam, bağımsızlık ve sosyalizm” demek için bir araya geliyoruz.
Etkinliğe tüm İzmirliler davetlidir.
📍20.00 OS-KA Pasajı, Anafartalar Cd No:20, Konak / İzmir