Gördüğünüz bu reklam filmi İstanbul’da faaliyet gösteren Alterna Gıda tarafından ilave şeker ve katkı maddesi içermeyen Züber ürünlerine ait. Reklam filminde yapay aroma verici, yapay tatlandırıcı, rafine şeker ya da türevleri ile nişasta bazlı şekerler içermeyen Züber ürünlerinin “gerçek atıştırmalık” sloganıyla tanıtımı yapılıyor. Film boyunca özellikle yaşadığımız dönemdeki yapay filtrelere, sosyal medyadaki sahte paylaşımlara, influencerların yapay hayatlarına ve reklam klişelerine de göndermeler yer alıyor.
Bu reklam filminin yayınlandığı anda, birileri bundan rahatsız oluyor. Türkiye’nin en zengini diye ortalarda dolaşan fakat fındıklı diye sattığı ürünlerine fındık aromalarını, çikolata aromalarını da hatta yoğurt aromalarını yakıştıranlar bu filmi durdurmak için harekete geçiyor.
Soluğu da daha önce Gıda Dedektifi’ni şikayet ederek orantısız ve dayanaksız ceza kestirdikleri Ticaret Bakanlığı Reklam kurulu’nda alıyor!
İşte bugün, bu reklam filmi Ülker’in şikayeti üzerine resmen durduruluyor! Gerçek olamaz demeyin.
Gerçek tam karşınızda!
İçerik okuyun, daha iyisini talep edin ve bilinçlenin, yoksa gerçeklerle yüzleştiğinizde çok geç olabilir.
#NeYediğiniziBilin
Bor bir mineraldir!
Radyoaktif değildir!
Size reklam yapa yapa kalsiyum magnezyum poşetleri aldırıp nasıl sattılar ve kullandınız şimdi aynı çevreler onlarla benzer olan bir minerali yani hem sizde hem de meyve sebzelerde bulunan bir minerali kötülüyorlar.
Deli olmamak mümkün değil!
Buyrun tabloları inceleyiniz. Bor nerelerde ne kadar var?
TEL AVİV İSLAM ÜNİVERSİTESİ
Birçoğunuzun bilmediği, yeni öğreneceği bir üniversite...
Evet İsrail'in başkenti Tel Aviv'de 1956 yılında kurulmuş olan Tel Aviv İslam Üniversitesi'nden bahsediyorum.
Yaklaşık 65 yıldır eğitim vermeye aralıksız devam etmektedir.
Bu üniversitede, Kur'an, hadis, siyer, kelam, akaid, arapça, psikoloji, sosyoloji, tarih, coğrafya, gibi birçok alanda dersler okutulmaktadır.
Öğrencileri Yahudi çocuklar arasından seçerler.
Seçtikleri bu çocukları “Müslüman din adamı” olarak yetiştirip, mezun olabilmeleri için özel çaba harcamaktadırlar.
Daha sonra mezun olan öğrenciler, Müslümanların arasına girip onlarla beraber İslami faaliyetlere girerek Müslümanlarla iletişim kurarlar.
Şunu da belirtmekte fayda var.
Öğrenciler; yetişip mezun olunca, onlara bundan sonraki hayatında kullanacağı isimler verilir.
Örneğin; çocuğun ismi Ariel iken, mezuniyeti sonrası "Ebu Bekir el-Bağdadi" gibi bir isimle karşınızda bulursunuz.
Ve bu çocuklar; inanıp iman ettiğiniz dininizi, sizden iyi bilen, âlim bir şahsiyet olarak fetva aldığınız, arkasında namaza durduğunuz birileri olurlar.
Hatta, cemaat, tarikat kurup müslümanlara önderlik ettikleri olmuştur.
Çünkü bu üniversitede yetişen çocuklar, dünyanın her tarafındaki, nüfusu yoğun Müslüman ülkelere gönderilerek, buralarda faaliyet göstermelerine her türlü olanak sağlanmaktadır. Arkalarında maddi güç sağlayıcıları vardır.
Eveeet...
Şimdi gelelim bu işleri organize eden, her türlü faaliyetleri yöneten, koruyup kollayan, gözeten, dünyanın her tarafına, dini, siyasi, ekonomik alanlarda adamlarını yerleştiren,
Siyonizmin hakimiyetini sağlamlaştıran günümüzdeki istihbarat oluşumu MOSSAD gerçeğine...
Mossad'ın Tel Aviv İslam Üniversitesi'ni kurmasındaki amaç, senin gibi olan; ama senden olmayanları yetiştirip senin içine yerleştirmek ve bu sayede her geçen gün hakimiyetini sağlamlaştırmak.
Başarıyorlar mı peki ?
Gün geçtikçe gücü artıyorsa demek ki başarıyorlar.
Peki buna karşı müslümanlar ne yapıyor?
Mossad'ın yetiştirmiş hocaların peşinde İsrail'e lanet mitingleri düzenlenip;
Kahrolsun İsrail!
Kahrolsun Siyonizm!
Diyerek bir kaç dua ederek, ölenler için gıyabi cenaze namazı kılıp, gazı alınmış olarak eve vicdanı rahatlamış şekilde gitmenizi sağlıyorlar.
Yok öyle değil diyen varsa eğer; açsın haritayı koysun önüne son 40-50 yılda İsrail'in nereden nereye gelmiş olduğunu görür.
Mossad, yeni Lawrence'ler yetiştirip en can alıcı noktalarda önümüze imam diye yerleştirirken.
Müslümanlar slogandan öteye gidemiyor maalesef...
Acı gerçeğimiz budur.
O yüzden
Eğitim!
Eğitim!
Adam akıllı eğitim..!
...✍️🏻—Yavuz Yıldızbaş
Araştırmacı-Yazar-Eleştirmen
💥💥.. SON DAKİKA.. 💥💥
Dünya Ekonomik Forumu: "İklim Değişikliği inkârcılarını Tutuklayın" çağrısı yaptı.
📌 Tartışılmayan bilim, bilim değil illüzyondur.
📌 Farklı dünya ülkelerinden binlerce bilim adamı, bilimsel tespitlerini de ortaya koyarak iklim değişikliği yoktur dedi. Bu tezleri bilimsel zeminde tartışmak yerine "biz ne diyorsak o dur" yaklaşımı küresel bir diktatörlüktür.
📌 İnsan sadece çevreyi kirletir, iklimi değiştiremez. Bu bilimsel bir gerçektir. Daha temiz bir çevreye sahip olmak hepimizin ortak arzusudur. Lakin sizin amacınızın çevreyi korumak olmadığı aşikardır.
📌 Sizin her sözünüzü emir telakki edecek, sorgulamayan, araştırmayan köle bir toplum inşa etmek istiyorsunuz. Hitler siyasetini devam ettirmeye çalışıyorsunuz. Denenmişi tekrar deneyerek müspet bir sonuç almayı düşünmek çılgınlıktır. Size Hitler'in sonunun nasıl getirildiğini de hatırlatmak isterim. Halkları karşılarına alanlar asla iflah olmaz.
📌 Ezcümle "Hakkı ve Hakikati savunmak cesaret işidir." Bunu göze alan insanlar ne hapse girmekten korkar ne de ölmekten.
TARİH KORKAKLARI DEĞİL,
HER DAİM CESURLARI YAZAR.
KORKMUYORUZ..!!!!
#1milyonimza
Mersin'de hayvanlarını ormanlık alana soktuğu iddiası ile çobana "otlatma suçu" olarak 728.000 TL para cezası verildi ve yasal işlem başlatıldı..!!!
📌 Tarım ve hayvancılığı bitirmek için elinizden geleni yapıyorsunuz.
📌 Caydırıcı cezalarla üreticileri tarım ve hayvancılık sektöründen el çektirmeye zorluyorsunuz.
📌 "İklim Değişikliği" yalanı ile halka zulüm ediyorsunuz.
📌 Siz bu millete düşman mısınız?
NE YAPARSANIZ YAPIN;
ASLA BAŞARAMAYACAKSINIZ..!!!
🔥🔥🔥ÇOK AZ ZAMANIMIZ VAR!
⚠️⚠️⚠️Aklımızı başımıza devşirip iklim kanununa redd imzası verme zamanı! Uyumayın! Videoyu Retweetleyin herkes bilsin! Yayın! Konuşun! Paylaşın! İmzalayın! Bir şey yapın! mücadele edin👉 bu iklim kanunu geçmemeli!🔥
Türkiye'yi ekonomik sıkıntılardan kurtaracak tek reçete "Paris İklim Antlaşması" adı altında imzalanan küresel sömürüden kurtulmaktır.
Enflasyonun, petrol, enerji, tüketim ürünleri ve konut maliyetlerinin yükselmesi bu antlaşmanın bir sonucudur.
Bu antlaşma üretimi değil, dışa daha bağımlı bir tüketimi öncelemekte ve asıl büyük sömürü aracı olan dijital paranın kullanımına zemin hazırlamaktadır.
Paris İklim Antlaşması vatana ihanettir..!!!
CANINIZ SIKILACAK AMA, YAPACAK BİR ŞEY YOK, SONUNA KADAR OKUYUN DERİM...
1-
Aşağıda Cumhubaşkanlığınca yayınlanmış olan 7408 Sayılı Kararı okuduğunuzda hiç bir şey anlaşılamıyor değil mi? Durun biz size bu kararın ne anlama geldiğini elimizden geldiğince ifade etmeye çalışalım.
+
Salgın tiyatrosuyla aşılanan insanların muhtemel kalp krizi ölümlerinin kılıfı iklim olacak diye yazıp duyurmuştuk. Maalesef beklediğimizden fazlası oluyor. Bu tür şaibeli ölümlerin hepsine 'iklim kaynaklı hava sıcaklığı yüzünden oluyor' yalanı kullanılıyor. Utanmaları da yok.
📍TEKSAS: Bir çiftlikte meydana gelen patlamada 18 bin inek telef oldu.
📍İRLANDA: Hükümet iklim değişikliği hedeflerine ulaşmak için 200 bin ineği itlaf etmeye hazırlanıyor.
📍TÜRKİYE: Hayvancılık bitme noktasına geldi, et fiyatları rekora koşuyor.
YAPAY ET PLÂNI İŞLİYOR.!!
Ay kadınlarda yüz çehresini de anlatır. Ay burcu koç,ikizler veya kova olan kadınlar yaşından daha küçük gösterirken ay burcu oğlak, yengeç veya yay olan kadınlar olduğundan daha yaşlı görünebilir.
Her sene yaşadığımız grip-nezle sezonunu yaşıyoruz. Ama iki sene boyunca insanları kapatıp, maske taktırıp, bağışıklık sistemlerini bozan aşıları yaptıkları için, bu sene daha yoğun geçiyor. Özellikle tam doz mRNA olanlar, çok daha şiddetli yaşıyorlar. Klinik gözlemimiz budur.
@gulbahar_arsln Bütün bir gençliği bu kıza mı bağladınız? İlginçsiniz, sırf birşey paylasmak icin paylaşılmış bi video. Pek cok gencin hakkına girdiniz.
1️⃣-Çin'de Covid kapanmaları adı altında oynanan tiyatronun asıl sebebi,
➖Üretimi durdurup, küresel talebi arttırmak. Ülkelerde enflasyonu tetiklemek ve toplumların alım gücünü azaltmak.
➖Tedarik zincirini sekteye uğratarak özellikle gıda sektöründe
"Aşı üreticilerinin kullandığı bebekler ölü doğan bebekler değildir, sezaryenle alınırlar, hala canlıdırlar. Anestezi verilmez çünkü anestezi çıkarmaya çalıştıkları hücreleri bozar. Bebekler azami acı çekerken sadistçe bir yönlemle bu dokuyu alırlar." - Ünlü biyolog Pamela Acker.