Moroccan player Issa Diop after winning from The Netherlands
" We are muslims, we are here for a short time (on earth), everything is about Allah and thanking Him "
🇲🇦 Morocco’s players and staff turned to Allah in prayer before the penalty shootout against the Netherlands 🇳🇱, seeking strength for the decisive moment. ☝🏽🤲🏽
And they prevailed. ❤️
“Victory is only from Allah, the Almighty, the All-Wise.”
— Qur’an 3:126
#Worldcup2026
Ik heb Marokkaanse buren en ik zeg het ronduit: dit zijn de beste buren die je je maar kunt wensen.
Altijd warm en gastvrij, muntthee, dadels en “eet nog, eet nog!” als je langskomt. Ze helpen waar ze kunnen, zonder gedoe of overlast. Gewoon fijne mensen om naast te wonen.
Door de jaren heen louter positieve ervaringen met Marokkaanse Nederlanders. Ze hebben een ijzersterk arbeidsethos en ondernemerschap: veel starten hun eigen zaak en werken hard. Sterke familiebanden en saamhorigheid, respect voor elkaar en trots op hun roots. En een sterke eigen mening, soms Nederlandser dan veel Nederlanders zelf. Je ziet ze succesvol meedraaien in de sport, de zorg, het onderwijs en als ondernemers die banen creëren.
Iedereen heeft het vooral over problemen. Vooral PVV’ers schreeuwen al jaren dat de integratie volledig mislukt is en focussen alleen op de negatieve kanten. Maar de dagelijkse realiteit die ik om me heen zie, is veel genuanceerder en positiever. Marokkaanse Nederlanders werken hard, bouwen families, starten bedrijven en dragen zichtbaar bij aan Nederland.
Het lijkt erop dat sommige partijen meer baat hebben bij angst en verdeeldheid dan bij het erkennen van deze dagelijkse positieve verhalen. Past dit soort herkenbare realiteit gewoon niet in hun narratief?
Salam aleykoum wa rahmatullah
⚠ *PARTAGEZ AU MAXIMUM : Aidez la maman de Zeynab pour son cancer du sein !*
1 partage = PLUS de visibilité = plus de chances de trouver des donateurs !
👉 https://t.co/78jSh3CWjY
Tu vois la chaleur dehors ? L’enfer est bien pire alors viens on prends des hassanets ensemble insha’الله
- Subhan’Allah x3
- Al Hamdoulillah x3
- Allahu Akbar x3
- La ilaha ila Allah x3
- La hawla wa la quwwata illa billah x3
- Astaghfirullah wa atubu ilayh x3
Nous sommes probablement la première génération capable d’accéder au Coran en quelques secondes, partout dans le monde. Pourtant nous sommes aussi parmi les plus distraites.
y a des invocations qui mettent des années avant d’être exaucées et d’autres qui changent une vie en quelques jours. Mais dans les 2 cas, le croyant gagne : Allah lui accorde ce qu’il demande, ou Il lui prépare qlq de chose de meilleur. Aucune invocation sincère n’est perdue.
Le Coran est probablement le seul livre que des millions de personnes récitent chaque jour, mémorisent entièrement et transmettent génération après génération depuis plus de quatorze siècles.
Dire "Astaghfirullah" de manière posée et concentrée prend environ 1 seconde.
100 istighfar = environ 1 minute et 30 secondes.
1 000 istighfar = environ 15 minutes.
10 000 istighfar = environ 2h30 au total sur une journée de 24h
Kardeşlerim, lütfen beni dikkatle dinleyin.
Size rızık ve berekete vesile olacak çok kıymetli bir terkibi paylaşmak istiyorum. Dağlar kadar borcunuz, büyük maddî sıkıntılarınız ve çözülmesini beklediğiniz dertleriniz olabilir. Allah’ın izniyle bu amele devam ettiğinizde hayatınıza bereketin geldiğini göreceksiniz.
Bildiğiniz gibi 25 Haziran Perşembe günü Aşura Günü. Rahmetin, bereketin ve ilâhî ikramların tecelli ettiği mübarek bir gün.
Bu twiti gördüğünüz andan itibaren Aşura Günü’ne kadar her gece:
99 defa
• Yâ Rezzâk, Yâ Vehhâb, Yâ Hayy, Yâ Kayyûm esmâlarını zikredin.
Sonra Aşura Günü ellerinizi açıp şöyle dua edin:
“Allah’ım! Çektiğim bu esmâlar hürmetine ve Aşura Günü hürmetine üzerimize yağmurun sağanak hâli gibi rahmetini, bereketini ve rızkını yağdır. Borçlarımıza ödeme kolaylığı, işlerimize genişlik, hanelerimize huzur ihsan eyle.”
Bunu yaptığınız da üzerinize bereketin yağmur gibi yağdığına şahit olacaksınız.
Dün "BÜYÜK BELA GELİYOR
en büyük felaket imansız ölmektir ve bugün günahlar birçok insanın imanını çalıyor. Tedbir alalım.." diye attığım tiwitten sonra
Elhamdülillah insanların büyük kısmı meseleyi anladı. Fakat her zaman olduğu gibi birileri güldü, birileri alay etti, birileri “iyi yapıyoruz” dedi, birileri de “hangi çağda yaşıyoruz” diyerek küçümsemeye çalıştı.
Bu yorumları görünce Kur’ân’da anlatılan kavimler aklıma geldi. Peygamberleri onları yaklaşan azapla uyardığında onlar da gülmüşlerdi. Onlar da alay etmişlerdi. Hatta “Doğru söylüyorsan vaat ettiğin azabı getir” diye meydan okumuşlardı. Fakat hakikat ortaya çıktığında artık iş işten geçmişti.
Kur’ân’da anlatılan kavimler içinde yalnızca Hz. Yunus Aleyhisselâm’ın kavmi gerçeği anlayıp tövbe etti. İstiğfara sarıldı. Bunun üzerine üzerlerine gelecek azap kaldırıldı.
Bu yüzden biz tövbeye ve istiğfara davet etmeye devam edeceğiz.
Çünkü bazen bir memleket salih insanların duasıyla ayakta kalır, bazen de bir edepsiz yüzünden bir memleket harap edilir.
Rabbim içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etmesin.
Kul hakkının yenmesinin, devlet malına el uzatılmasının, zinanın yayılmasının, faizin artmasının, çıplaklığın normalleştirilmesinin, diziler ve filmlerle ahlâksızlığın özendirilmesinin, iftiranın, ihanetin ve her türlü kötülüğün yaygınlaşmasının; dinimizin, değerlerimizin ve edebimizin ayaklar altına alınmasının karşısında sessiz kalmayalım.
İnsanları kurtarmak için çalışalım. Ateşe doğru koşan bir insanı uyarmanın felaket tellallığı olmadığını bilelim.
Rabbim son nefesimize kadar imanımızı muhafaza eylesin, bizleri tövbe ve istiğfarla yaşayan kullarından eylesin.
Âmin.
jangan pelit doa untuk diri sendiri berdoalah meminta bahagia untuk dirimu:
"ya Allah ditahun ini, bahagiakan hatiku seluas luasnya, angkatlah derajatku sebagai anak, jadikanlah tanganku "tangan emas" apa yang kupegang jadi rezeki, apa yang ku urus menjadi berkah, dan jauhkanlah aku dari rasa lelah yang sia-sia.
Aamiin ya Rabb
Çok ama çok büyük bir bela geliyor.
Belimizi kıracak, bugüne kadarki bütün belaların yanında küçücük kalacağı bir bela.
Belanın ne olduğunu söyleyeceğim ama önce neden geldiğini izah edeyim.
Bir gassal tanıdığım, son zamanlarda yıkadığı cenazelerin yüzlerinde, ruhlarının büyük bir ızdırap çekerek alındığını hissettiren izler gördüğünü ve bunun son zamanlarda çok arttığını söyledi. Neden?
Çünkü bu toplumda kul hakkı yeniyor. Torpil, adam kayırma ve rüşvet toplumu sarmış.
Hem bir yanda çıplaklık normalleşmiş. Takva sahibi olmak ise anormal görülür olmuş.
Diğer yanda sanal kumar ve uyuşturucu… Uyuşturucuya bulaşanların sayısı 10 milyona, bahis oynayanların ise 20 milyona ulaşmış.
Bununla beraber devlet malına el uzatılıyor. Hiç olmayan tarlayı varmış gibi gösterip devletten para alan da var, eşinden boşanmış gibi yapıp hak etmediği emekliliği alan da.
Hem ekranlardaki dizilerde hayasızlık, filmlerde ahlâksızlık, şarkılarda edepsizlik artık normal görülür olmuş.
Bir liralık malı on liraya satıp haram yiyenler artmış.
Zinanın her çeşidi toplumu ahtapot gibi sarmış.
Ana-babaya hürmet kalkmış, güven yerle bir edilmiş.
Özetle toplumun birçok yerinden günah ve isyan akıyor.
Kur’ân-ı Kerîm’de açıkça bildiriliyor ki günahlar alenî işlenmeye başlarsa ve insanlar bunu normal görürse Allah’ın azabı gelir. Kur’ân bunun örnekleriyle doludur.
Şimdi gelelim başta bahsettiğim belaya. O bela imansız ölmektir. Ondan daha büyük bir bela yoktur. Dünyadaki her musibetin bir çözümü vardır ama imansız öldü ise bir insan yeri ebedi cehennemdir. Bu günahlardan dolayı bir çok insan imansız ölüyor.
Ben işte böyle bir beladan bahsediyorum.
Ve bununla beraber dünyevî belaların da gelebileceğini söylüyorum. Bazı kardeşlerimizin gördüğü rüyalar da bu yönde.
Ama ne olur yanlış anlamayın. Bunları korkutmak amacıyla yazmıyorum. Çünkü insanları korkutmak da bir vebaldir.
Sadece tedbir alalım diye yazıyorum. Tıpkı bir doktorun, “Eğer dikkat etmezseniz bu hastalığa yakalanırsınız.” demesi gibi, ben de bir kardeşiniz olarak söylüyorum:
Tedbir almazsak dünyevî ve uhrevî belalar kapımızı çalabilir.
O belaları def edecek şey ise tövbedir, istiğfardır ve duadır.
İçimizde hâlâ ağzı dualı, gönlü güzel insanlar var ki onların duası hürmetine belalar bizi bulmuyor.
Şimdi gelin kardeşlerim, biz de o dua halkasına katılalım. Birlikte Dua edeli.
Biliyorsunuz, Aşure Günü’ne az kaldı.
Sizden şunu rica ediyorum:
Şimdi Öncelikle Benimle beraber tekrar edin. Tövbe istiğfar ve dua edeceğiz. Sonra da bu duayı aşure gününe kadar Hergün bir kere yapın.
Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh.
Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah.
Allah’ım! Elimizden, dilimizden, gözümüzden ve diğer azalarımızdan sadır olan ne kadar günah varsa hepsinden tövbe ediyoruz. Bizi affet.
O günahlar yüzünden bizi helâk etme.
Ya Rabbi! Bu tövbemiz hürmetine bizi ve vatanımızı dünyevî ve uhrevî bütün belalardan muhafaza eyle.
Üzerimize rahmet, huzur ve bereket yağdır.
Kardeşlerim, sizden ricam; bu Gönderiyi beğenin, paylaşın ve sevdiğiniz herkese gönderin. Bu tövbe ve dua halkasının büyümesine vesile olun.
Belki bir kişiye daha ulaşır. Belki onun duası hepimize rahmet olur.
Bu niyetle herkese ulaştırın.
Rabbim bu tövbeler ve dualar hürmetine hem bizi hem de vatanımızı bütün belalardan muhafaza eylesin.
Üzerimize yağmurun sağanak hâli gibi huzur, rızık ve bereket yağdırsın.
Âmin.
Korkma.
Senin için gökte yazılan kaderi, yerde hiçbir güç değiştiremez. Allah'ın yazdığını hiçbir kul bozamaz.
Tevekkül et.
Kalbini Allah'a emanet et, gerisini O'nun hikmetine bırak.
günahların cezası yalnızca bedene isabet eden hastalıklar, rızıkta meydana gelen darlıklar veya dünyanın görünen sıkıntıları değildir. bazen kulun farkına dahi varamadığı daha derin ve daha ağır mahrumiyetler vardır. bunların en acısı ise kalbin, rabbine karşı duyarlılığını yitirmeye başlamasıdır. öyle ki insan ibadet eder ama eski huzuru bulamaz, zikreder ama kalbi eskisi gibi titremez, ayetleri işitir ama gönlünde derin bir yankı oluşmaz. gözler okur fakat kalp seyretmez, dil söyler fakat ruh hissedemez. işte bu hâl, dünya musibetlerinden çok daha ağır bir imtihandır. çünkü kulun asıl sermayesi kalbinin Allah’a yakınlığıdır. ne büyük bir mahrumiyettir ki insan, münacatın lezzetinden, secdenin huzurundan, gözyaşının inceliğinden ve rabbiyle baş başa kalmanın tatlılığından uzak düşer de bunun farkına bile varamaz. salihler, dünyalık kayıplardan ziyade kalplerindeki nurun eksilmesinden korkarlardı. çünkü bilirlerdi ki bütün hayırlar Allah’a yakınlıkta, bütün zenginlikler onunla ünsiyette ve bütün huzur onun zikrindedir. bu sebeple rabbimizden yalnız günahlarımızın affını değil, kalplerimizin diri kalmasını da istemeliyiz. ya rabbi, bizi sana karşı katılaşan kalplerden, zikrinden lezzet alamayan ruhlardan ve günahları sebebiyle manevi mahrumiyetlere uğrayan kullardan eyleme. kalplerimizi nurunla dirilt, ruhlarımızı zikrinle ihya et ve bizi bir an dahi nefsimizin karanlığına terk etme. allahümme âmin.