Bu soru çok doğru bir soru.
Ben 30 yılı aşkın sosyal girişimciyim, dernekçiyim, sivil toplumcuyum. Dernekler hele böyle büyük para dönen dernekler çok sıkı ve düzenli denetlenir. Eğer varsa bunca zaman neden ve nasıl tespit edilemedi böyle bir yolsuzluk?
Bu sorunun cevabı göründüğünden daha önemlidir.
“Translar öğretmen olmasın, doktor olmasın, kamuya alınmasın, işe alınmasın, ev kiralanmasın” diyorsunuz. İnsanları eğitimden, istihdamdan ve barınmadan sistematik olarak dışlıyorsunuz. Sonra da hayatta kalabilmek için önlerine bırakılan dar seçenekleri gösterip onları suçluyorsunuz.
Bu bir çelişki değil; ayrımcılığın kendi sonuçlarını yeniden üretme biçimidir. Bir insanın yaşam alanını daraltıp ardından o darlığın sonuçlarını ahlaki bir kusur gibi sunmak vicdanla da adaletle de bağdaşmaz.
Murat Kapki İnan Güney’e “Hakkını helal et, ben sana iftira attım” dedi mahkemede.
Kapki “İnan Güney’i tanımazdım. O anda kurtulmak için her şeyi söyleyecek durumdaydım, eşimi almışlardı, evde yalnız kalan çocuklarımı düşündüm. İnan Güney’in adını geçirdiler, o da vardı değil mi dediler, evet dedim” dedi. Kapki'nin tüm beyanlarını kolay bir internet araması ile siz de bulabilirsiniz.
İBB davasında sık karşımıza çıkan “etkin pişmanlık” mekanizmasının böyle bir psikolojik baskı sonucu alınan ifadelerden oluştuğunu gözlemliyoruz.
Literatürde buna coerced compliant confession deniyor, zorla alınan itaatkar itiraf ve bu bir sahte itiraf olgusu.
Baskı ve tehdit sonucunda (mesela bu örnekte Kapki eşi ve çocukları ile tehdit edilmiş) alınmış bu ifadeler gösteriyor ki devlet savcı makamı vasıtası ile bir çaresizlik kapanı kurulmuş.
Böyle bir tehdit altında beyin gerçeği değil tehdidin bitmesini önceler. Kişi o anda “doğruyu” değil, tehlikeyi / acıyı durduracak cümleyi arar. Söylenen şey gerçekler değil, tehdit geçsin diye güçlünün duymak istediği cümlelerdir.
İnan Güney böyle durum sonucu 11 ay suçsuz yere hapiste yattı. Bunun hesabını kim verecek? O savcı böyle bir mekanizma yaratarak hem Kapki'ye psikolojik baskı kurduğu hem de İnan Güney'in hayatından 11 ay çaldığı için bir yaptırıma uğrayacak mı? Bunlar psikolojinin değil hukukun konusu ama ben de bir vatandaş olarak merak ediyorum.
İnan Güney, Murat Kapki'nin itirafçılık beyanlarıyla tutuklanmıştı. Murat Kapki duruşmada bu beyanları baskıyla ve yönlendirmeyle verdiğini söyleyip, İnan Güney'den hakkını helal etmesini istemişti. İnan Güney 11 ay boşuna yattı.
Yıllardır "Deprem bahane, bunlar tapulara çökme yasaları" dedik.
Bu yasalarla şu an, iktidarın isteyip de gaspçı müteahhitler aracılığıyla el koyamayacağı hiç bir yer yok!
Siyasal islamcıların, Kemalistleri yıllarca "batı özentisi, batı hayranı" diye eleştirdikten sonra, sırf batılı efendilerine "şirin" gözükmek için kırk takla atmaları fena ibretlik.
Adam oturarak su içiyo ve salon ALKIŞLIYO amk ülkenin özet işte. O sırada özel okul öğretmenleri hakları için 12 gündür açlık grevinde yaka paça gözaltına alınıyor.
İnsanlar Türkiye'nin nasıl bir eşiği aştığını pek kavrayamadılar. Ülkenin en büyük kentinin belediye başkanının 35 yıllık diploması iptal edildi. Sıradan vatandaşın tapusu falan çerez gibi kalır. Hukuk elitlerin talebi değil, en başta güvencesiz toplum yığınlarının talebi olmalı