Gaziantep’te meydana gelen elim trafik kazasında 7 vatandaşımızın hayatını kaybettiğini, 13 vatandaşımızın da yaralandığını büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet; ailelerine, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum.
FON krizi SON kriziniz olsun!
“Ekonomi Yüzyılı”nda yüzyılın dolandırıcılığı yaşanıyor.
Bu dolandırıcılık, “organize işler” kapsamındadır.
“Sazan Sarmalı”na alınan ise devlet değil vatandaşlardır.
Borsa İstanbul'daki değer kaybı 3 trilyon lirayı aştı.
Fonlardan hortumlanan ise 1 trilyon lira. Bunun 400 milyar lirasının yabancı yatırımcı görünümüyle legal yollarla yurt dışına çıkarıldığı iddiaları doğru mu?
“İçeri”den yardım almadan bu kadar pervasız olmaları, “yukarılar”dan himaye görmeden bu kadar servet yapmaları mümkün değildir.
Bu soygunun siyasi sorumluluğunu kim üstlenecek?
Birkaç yandaş aileyi ifşa etmekle bu hesap kapanmaz.
“Sayın Cumhurbaşkanı çok öfkeli” demekle sorumluluk bitiyor mu?!
Devlet Denetleme Kurulu harekete geçirilecekmiş.
Sermaye Piyasası Kurulu’ndan hesap sorulacakmış.
Kimsenin yaptığı yanına kalmayacakmış!
…mış …mış …mış
İyi de bunlar zaten dolandırılmadan önce yapılması gereken “rutin işler” değil miydi?
Bu vurgunun hesabını en kararlı şekilde biz soracağız. Dudak uçuklatan rakamların peşini bırakmayacağız!
Atı alan Üsküdar’ı geçti. Sorumlular sahilde ıslık çalıyor.
D-8’in kuruluşunda önemli bir sorumluluk üstlenen, Erbakan Hocamızın kadim dostu Dr. Mahathir Muhammed’in kıymetli eşi Dr. Siti Hasmah Muhammed’in vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Merhumeye Cenab-ı Allah’tan rahmet; Dr. Mahathir Muhammed’e, ailesine ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
Rabbim mekanını cennet eylesin. 🇹🇷🇲🇾
Bıçak kemiğe dayandı diyorduk ya… Artık bıçak kemiğe dayanmıyor! Bıçak vicdanları, insan onurunu, emeklilerimizi, dar gelirlilerimizi, esnafımızı, işçimizi ve memurumuzu delip geçiyor!
Dün akşam saatlerinde Anayasa Mahkemesi önünde geçim sıkıntısı yüzünden yaşamına son veren bir emekli polis memurumuz; gece saatlerinde ise yine bir başka polisimiz canına kıydı. Yüreğimiz yanıyor, ciğerimiz dağlanıyor!
Aylardır, yıllardır şehir şehir, ilçe ilçe, meydan meydan haykırıyoruz:
“Bu maaşlarla bu insanları yaşatamazsınız! Bu şartlar altında millete yaşama hakkı tanımıyorsunuz!”
İktidara ve bu bütçeyi hazırlayanlara buradan açıkça soruyorum: Şimdi ne yapacaksınız? Ankara’nın göbeğinde, milletin gözü önünde yükselen bu acı çığlığı yok saymak için yine erişim engellerinin, yayın yasaklarının arkasına mı saklanacaksınız?
Yoksa fildişi kulelerinizden bakıp, “canına kıymak suretiyle hükümeti yıpratmaya teşebbüs” diye davalar mı açacaksınız?
Yeter artık! Allah’tan korkun! Rahmetli Erbakan Hocamızın o tarihi ikazıyla sesleniyorum: Oyun oynamıyoruz!
Burada söz konusu olan bütçe rakamları, süslü istatistikler, kağıt üstündeki hedefler değil; doğrudan insanımızın canıdır, onurudur, haysiyetidir!
Milleti sadaka kültürüne mahkûm eden, faiz lobilerine trilyonları akıtırken alnının teriyle bu ülkeye hizmet etmiş insanlara açlık sınırını reva gören bu düzene derhal son verin.
Yeniden Refah Partisi olarak, canımız pahasına da olsa milletimizin vicdanı, kimsesizlerin kimsesi olmaya; adil bir düzeni kurana kadar durmaksızın mücadele etmeye devam edeceğiz.
#İşBaşaDüştü
Fon krizinin üstünden tam on gün geçti. Maşallah vatandaşın parası simsarlar tarafından çalınırken YOKSUNUZ, denetim yapıp vurguna engel olmaya gelince YOKSUNUZ; ama iş yayın yasağına geldiğinde ŞAMPİYONSUNUZ!
20 milyar dolar buharlaşırken ortada YOKSUNUZ, gerçek sorumlulardan hesap sormaya gelince YOKSUNUZ; ama giden paranın yanında çerez kalacak arabaların, jetlerin peşinde şov yapmaya geldiği zaman ŞAMPİYONSUNUZ!
Mağdurun hakkını savunurken ortada YOKSUNUZ, hatanızı kabul etmeye gelince YOKSUNUZ; ama vatandaşa SPK mevzuatı dersi verip algı yönetmeye, ekran karartmaya geldiği zaman ŞAMPİYONSUNUZ!
Buradan iktidara sesleniyorum!
10 günlük karneniz tekrar gösterdi; siz milletin derdinde, tasasında, acısında YOKSUNUZ.
Ama Milli Görüş burada! Aziz Milletimizin yanındayız. #İşBaşaDüştü
Gazze bugün yine ölümlere ve yıkıma uyandı.
Daha önce siyonist saldırılarda hasar gören, içinde yerinden edilmiş kadınların ve çocukların sığındığı sivil bir bina gece çöktü.
Şu an yüzlerce Gazze’li kardeşimiz enkaz altında.
Gazze’de enkaza müdahale edebilecek kurtarma ekipleri YOK!
Gerekli ve yeterli tıbbi ekipman YOK!
Başta bizim yöneticilerimiz olmak üzere Trump’ın yanında dizilip Gazze’ye barış getiriyoruz diyenler ortada YOK!
Buradan iktidara sesleniyoruz! Aylarca Gazze’ye barış getiriyoruz, garantörüz dediniz.
Hani nerede garantörlüğünüz?
Gazze’de bırakın Filistinli kardeşlerinizi korumayı, onları enkazdan çıkartmaya bile gücünüz yetmiyor.
Ne yapacaksınız? Yine en sert şekilde kınayacak mısınız? Miting mi tertip edeceksiniz?
Amerika’dan değil Allah’tan korkun!
Akaryakıt tabelasında YÜZünüz var.
İmralı’ya villa yapmaya YÜZünüz var.
Faize trilyonlar akıtmaya YÜZünüz var.
Peki;
Emeklinin, çiftçinin, sanayicinin, esnafın, şehit anasının yüzüne bakmaya YÜZünüz var mı?
Dün, Borsa İstanbul'da yaşanan büyük çöküş, bir 'iş kazası' veya 'piyasa dalgalanması' değil; göz göre göre gelen, doyumsuzluğun, denetimsizliğin ve liyakatsizliğin eseri olan çok ağır bir DOLANDIRICILIK vakasıdır.
Yıllardır kuruş kuruş biriktirdiklerini Devlet’in kurduğu sisteme emanet eden milyonlarca küçük tasarruf sahibi, Borsa’daki büyük çöküşün ardından bugün gözyaşlarını biriktiriyor! Yazık, günah değil mi? Şimdi bu kirli oyunu tezgahlayan failleri bulmak için soruyoruz:
S&P ve MSCI gibi uluslararası kuruluşların, aylar öncesinden Türkiye'ye yaptığı açık uyarılar neden kulak ardı edildi?
Hiçbir ekonomik dayanağı, üretimi ve karşılığı olmayan şirketlerin halka arz değerlerinin 80-100 katına çıkmasına kimler, hangi menfaatler karşılığında göz yumdu?
Türkiye'nin, 50 yıllık, dişiyle tırnağıyla büyümüş köklü sanayi şirketlerinin ulaştığı değere, birkaç ayda ulaşan içi boş şirketlere kim onay verdi, kim teşvik etti, kimler göz yumdu?
Fon şirketlerinin, sahip oldukları tasarruf finansmanı şirketlerinden borçlanabilmelerinin önünü kim açtı?
Yıllar öncesinde mevzuata konulan "inançlı mülkiyet esası" kavramını, hangi fonların çiğnemesine müsaade edildi?
Küçük yatırımcı bu enkazın altında can çekişirken, yaklaşan kaosu önceden haber alıp sermayesini kurtaran siyasetçi ve bürokratlar var mıdır? Mutlaka vardır, bunlar kimlerdir?
Sosyal medyada dolaşıma sokulan ve borsa çöküşünün tüm faturasını, küçük yatırımcının kâr iştahına kesmeye çalışan ahlaksız algı operasyonları ile kaostan önce gemiyi terk eden fareler arasındaki bağlar ortaya çıkarılacak mıdır?
Borsadaki tarihi çöküş; küresel finans otoritelerinin bağıra bağıra yaptığı uyarıları duymayan, kendi bildiğini okuyan kontrolsüz, denetimsiz, doyumsuz ve işbirlikçi bir oyunun eseridir.
Türkiye’nin kaynakları, imtiyazlı zümrelerin oyun ve sömürü alanına çevrilmiştir. Bu büyük suistimalin hesabı yargı önünde mutlaka sorulmalıdır.
Bu organize dolandırıcılığın hesabını hukuk sormayacaksa kim soracaktır? Açıkça söylüyorum; SİZ sormazsanız BİZ soracağız.
Yeniden Refah Partisi olarak; bu ağır suistimalin üzerinin kapatılmasına ve sorumluların adaletten kaçmasına müsaade etmeyeceğiz, rıza göstermeyeceğiz, izin vermeyeceğiz.
16 Eylül 2026 tarihini not alıyoruz!
İktidarımızda, bu günü yaşatan suistimalcilerden ve işbirlikçilerinden hukuk önünde hesap soracağız.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’a 48 adet F-35 satışını onayladı.
Hani "Dostum Trump" NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin F-35’lerine onay verecekti?
"Dostum Trump"a şirin gözükmek için milletin kasasından 12 Milyar Lira masraf yaptınız. Dahası o "Dostum Trump", Ankara’dan komşumuz İran’ın bombalanması talimatını verecek cüreti yine sizin bu teslimiyetçi tutumunuzdan almadı mı?
NATO Zirvesi’nin üzerinden aylar geçti. Buradan iktidara soruyoruz: Parasını peşin ödediğimiz, projesinde ortak olduğumuz F-35 savaş uçaklarımız nerede? Ortada ne bir imza var, ne bir takvim, ne de hukuki bir güvence!
NATO Zirvesi sonrası "O masaya ev sahibi olarak oturduk ama garson olarak kalktık, masada değil menüdeyiz" dediğimizde bize saldıranlar, şimdi neredesiniz?
Batı’nın kapısında müttefiklik arayanlar bir kez daha hüsrana uğramıştır. Şahsiyetli dış politika illüzyonlarla değil, dik duruşla yapılır.
Milli Görüş gömleğini çıkaranlara ısrarla Milli Görüş Gözlüğü öneriyoruz! 👓