Özgür Özel'den şok iddia:
"Bizim suçumuz; seçim kazanıp AKP'ye tehdit oluşturmak, ABD ve İsrail'in bölgede planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek."
3 senedir yazıp çiziyorum. Bugün Marmaris’ten bir esnafın çektiği bir video önüme düştü. Turist gelmiyormuş, devletten yardım istiyormuş!
Evet, devlet yardım etmeli.
İşgal ettiğiniz, kumsalını ve denizini parayla sattığınız sahilleri geri almalı. İşletmelerinize gelen yerli ve yabancı turistleri sarhoş edip ceplerinde ne varsa aldığınız eğlence mekanlarına mühür vurmalı.
“Tekne turu” adı altında yiyecek yasağı koyup, insanlara ne olduğu belli olmayan yemekleri ve içecekleri fahiş fiyatlarla satan teknelerin izinlerini iptal etmeli.
Gece olunca eğlence mekanlarının önünde 10-20 kişi bekleyip turist kadınlara sarkıntılık edenleri toplamalı, gereken cezayı vermeli.
Evet, devlet yardım etmeli.
Adına restoran deyip deniz kenarında turistlere bayat balık yediren, balığı tavada değil derin dondurucudan çıkarıp kaynar yağa atan ve bunu hizmet diye sunan işletmeleri kapatmalı.
Aynı model kadın çantasını yan yana beş dükkânda 250 TL’den başlayıp 1.000 TL’ye, 3.000 TL’ye kadar farklı fiyatlarla satmaya çalışan esnafları da denetlemeli.
Her gelen yerli ve yabancı turistin tatili bittiğinde ilçeden beddua ederek ayrılmasına engel olmalı.
Haklısın kardeşim…
Vallahi devlet yardım etmeli.
Ama önce turisti kaçıranlara, bu ülkenin turizmine en büyük zararı verenlere yardım değil, hesap sormalı.
Okul müdüründen tokat yedığı için şikayetçi olması sebebiyle cezalandırılan ve 180 km uzakta bir yere sürülen her gün 3000 TL taksi parası veren, ve sonunda intihara sürüklenen annesinin tek başına büyüttüğü bir yetimin hakkını savunmak zorundayız #Irmaköğretmeniçinadalet
Herkes sussun. Sadece bu işkence konuşulsun.
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
"Polis altımı indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi.
“Cinsel organını aç, arkanı dön ve eğil” dendi bana.
İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyor.
Yapan utansın, ben utanmıyorum!
Bir kişi bir konuyu ihbar ettiğinde, cevap muhatabı ihbar edilenin kendisi değildir.
Ihbar edilenin hukuka aykırı davranmış olup olmadığı ve ihbara konu iddiaların doğru olup olmadığı hususlarını soruşturup karara bağlama yetki ve sorumluluğuna sahip birimlerdir. Bu olayda, yetkilendirilecek savcıdır.
96 yaşındaki insanın söylediği bir söz dolayısıyla derhal soruşturulduğu ülkede, gayet detaylı biçimde işkence ihbarında bulunan bir potansiyel mağdurun da konunun objektif olarak soruşturulmasını sağlayabileceği umulur.
Reza Zarrab'ın koluna 300.000 franklık Patek Philippe takıp iş yaptırdığı Zafer Çağlayan'dan, imam hatip parası diyerek evindeki ayakkabı kutularına 4.5 milyon dolar istifleyen Süleyman Aslan'dan, 800 milyon doları Anka Parka gömen İb. Melih Gökçek'ten, kocasının şirketi üzerinden kendi bakanlığına piyasa değerinin 4 katına dezenfektan satan Ruhsar Pekcan'dan, AKP döneminde İBB'den 85 bin dolar burs alarak New York'a giden Fatma Betül Sayan Kaya'dan, 5 maaş alan bürokratlardan, karısını defalarca Hacca götüren diyanet personelinden hesap sormayanların kamu zararını gözetiyormuş gibi ahkâm kesmesi boştur. Bu yüzden davaları da hukuki değil düpedüz siyasidir.
Dün Fatoş Pınar Türker'in savunmasını okuduğumdan beri bir yanım iş güç yapıyor, çocuğumla, ailemle, arkadaşlarımla vakit geçiriyor, normal günümü yaşıyor, bir yanım Fatoş hanım’la.
İnsanlık suçu ve işkence olan çıplak aramaya dahi tabi tutulan Fatoş Hanım evden çıkalı 15 ay olmuş. Küçük kızı akşam eve geleceğini sanmış, 15 ay olmuş.
2 çocuklu bir kadını istenilen ifadeleri vermesi için çocukları ile tehdit etmişler…
Fatoş hanım yapanlar utansın demiş. Hakkımı helal etmiyorum demiş.
Yüzlerce insanı tutukladılar, senelerdir rehin tutuyorlar, insanlara işkence ediyorlar, ülkeye milyarlarca dolar zarar veriyorlar, ülkenin geleceğini tıkıyorlar, çocuklarımızın gelecek şansını ellerinden alıyorlar.
Nasıl hakkımızı helal ederiz, nasıl susarız?
Niye konuşuyorum? Bu yüzden konuşuyorum. Her yerde anlatacağım. Kendini savunabilmek için 15 aydır bekleyen, tehdit edilen, onuru kırılmaya çalışılan Fatoş Pınar Türker'in savunmasını nefesim yettikçe her yerde anlatacağım.
SİLİVRİ'DE UTANÇ ANLARI...
Pınar Türker çıplak aramaya maruz kaldığını,
savcının kendisini çocuklarıyla nasıl tehdit ettiğini anlattı ve savunması şu cümlelerle bitirdi: " Anneme, keşke idam cezası olsa da kalemi kırsa, bitse bu iş. Pınar'ı yargılayın da anne Pınar'ı ne olur tahliye edin."
Vatan Emniyet'e girdiğimde "ben buradan çıkamam" diye düşündüm. Hatta ölüm düşüncesi de gelişti. Çok korkunç bir andı. Yani tam bir kabus gibiydi.
Zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz, bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum.
Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi.
Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi.
"Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda.
"Üstünü çıkar" dedi, Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."
“Peki” dedim, “gidebilir miyim?” “Hayır” dedi.
“Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim.
“Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi. Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim.
“Şimdi yere çömel” dedi. Bu onurunu gururunu insanların belki şeyini yıkmak için yapılıyormuş ama hani yapan utansın, ben utanmıyorum.
“Cinsel organını aç” dedi. Arkanı dön, eğil filan.
*******
Savcı "Ben sana ne dedim" dedi, "ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sanakumpas kuracak demedim mi. "Niye konuşmadın sen. Verecektin ifadeni gidecektin" dedi.
"Ama Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım."
"Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi.
"Geleceksin, burada bana ifadeyi vereceksin, buradan" çocuklarına gidersin" dedi.
Ben de dedim ki: "Savcım ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız, bir avukatıma sorayım."
"Hâlâ avukat diyorsun bana. Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin. Sen bekârsın, değil mi?" dedi.
Evet.
"Velayetleri de sende?" Evet.
"Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?" dedi.
Değil dedim.
"Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi.
"Sen bakıyordun, değil mi?" dedi.
Evet.
"Bak mal varlığı tedbiri için karar var benim elimde. Ama 28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi.
#ibbdavası
Baş örtülü bacılarımız diyerek yola çıktılar, bir anneyi çırıl çıplak arama ve çocuklarıyla tehdit etme noktasına geldiler.
Çünkü ortada suç yok.
Suç yaratmak için, işkencenin türlüsünü yapıyorlar.
Çıplak arama sıradan bir prosedür değildir. Gözaltına alındığınızda polisler sizden iç çamaşırınızı çıkarmanızı isterse çıkarmayın. Ayrıca “otur/kalk” deriz biz, yapmayın. Bu muamele işkence kapsamındadır, insan onuruna aykırıdır. Amacı yüzde yüz aşağılamaktır.
Ne yazık Saraçhane’deki genç kadınlardan da dinledim bu iddiaları. Toplu şikayet yapacaktık fakat korktukları ve utandıkları için geri durdular. Zaten hemen hepsi bu kötü muameleyi sıradan bir emniyet prosedürü sanmışlar. Bu konuda kimseyi yargılayamayız fakat korkmayın, utanmayın. Başınıza böyle bir şey gelirse şikayet edin, ceza alıyorlar. Bizler geri durdukça bu aşağılayıcı uygulama devam eder.
Bu arada maalesef bazı meslektaşlar da bu işkenceye maruz kalan müvekkillerini “Aman konuşma, boşver, başımıza dert almayalım, bak tahliye etmezler” vs. diyerek sessiz kalmaya itiyorlar. Bunun hiçbir faydası olmadığı gibi şiddet sustukça büyür unutmayın. Özellikle temel hak ve özgürlüklerinize sahip çıkın.
Antalya'da Demre çayının iki yanındaki tepeler, dağlar bir bir yok oluyor. "Yok oluyor" derken öylesine bir fiil kullanmıyorum. Dağı mermer bloklar olarak kesip yok ediyor, ucuza dünyaya satıyorlar. Vadide bitki böcek tozda boğulmuş. Vatan hainliğinin tanımı budur işte.
13 yıl %25’e mahkum ettiği CHP’yi, kendisinden kurtulduktan sadece 4 ay sonra %38’e çıkarıp 1. parti yapan partinin seçilmiş evlatlarına”Bunlar haramın sığınağı olmuş” deyip tutturamayınca, “arınılacak kir” deyip yediremeyince, “Haram para ile alınmış araç” deyip yalan çıkınca, FETÖ’cü” deyip kimseye kabul ettiremeyince, şimdi de “Topyekun halk ayaklanması çağrısı yapıyorlar” diyerek aklınca ihbar etmek… Hem de kime? Yıllarca “Saray Yargısı” dediklerine.
Ne acı!
“Kayyum”luk kesmedi, bir de “Sayın muhbir vatandaş”lık mı deneniyor?
Yazıklar olsun! #AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@ozgurozeliletsm
Büyükşehir belediyesinde yönetici bir kadına çıplak ve uyuşturucu kaçakçısı gibi cinsel bölge muayenesi ile gözaltı işlemi yapanlar yargılanacaksınız...
İBB Davası’da Fatoş Pınar Türker, savcı tarafından küçük çocuklarının velayetinin alınmasıyla tehdit edildiğini, çıplak aramaya maruz bırakıldığını gözyaşları içinde anlatıyor. Bu sırada Kılıçdaroğlu ve ekibi İBB Davası’nın savunuculuğunu CHP Genel Merkezi’nde yapıyor. İBB Davası üzerinden kendilerine koltuk devşirenlerde, bu operasyonları savunanlarda, bu insanlık suçuna ortak olanlarda hiçbir insanı değer, nebze vicdan, ahlak yok. Yazıklar olsun.
This is utter bullshit. When Indonesia refused to grant the Israeli under 17 team visa’s for the 2023 U-20 World Cup, FIFA stripped Indonesia’s hosting rights and moved it to Argentina. So @FIFAcom can stop with the lies.