LÜTFEN OKUYUN
#İBBDavası'nda 47.gün
"Cinayet büro ev baskına gönderilmiş"
Medya AŞ Genel Müdürü #FatoşPınarTürker beyanda bulunuyor.
"Bir gün sonra sabah saat 05.30'da evime polis geldi.
Ben iki kızımla yalnız yaşıyorum.
Kapı çaldığında ekran üzerinden polisleri gördüm ve Allah'tan avukatımı arayabildim. Çünkü polisler içeri girdikten hemen sonra telefonumu aldılar.
"Hiçbir şeye dokunmayın" dediler.
Çocuklar ağlıyordu.
"Bir bardak su vereyim" dedim.
"Hayır."
"Küçük kızım okula gidecek."
"Hayır."
"Sakın kimse yerinden kıpırdamasın."
Sürekli delil karartmaktan söz ediliyordu.
Oradaki polislerden biri, sanırım bir komiserdi. Gözlerindeki ifadeyi hiç unutamayacağım.
Bir ara bana:
"Kaşe var mı?" diye sordu.
"Ne kaşesi?" dedim.
"Şirket kaşesi."
"Yok" dedim.
"Ben şirketin genel müdürüyüm, şirket kaşesini evimde ne yapayım?"
Buna rağmen evi aramaya devam ettiler.
Biz pijamalarımızla öylece bekliyorduk.
Çocuklar ağlıyor, kimse hareket edemiyordu.
Bir noktada polise:
"Siz mali suçlar için gelmediniz mi?" diye sordum.
Polis:
"Biz Cinayet Büro'dan geldik" dedi.
Bunu duyunca kızlarım daha da korktu.
"Ne cinayeti?" dedim.
"Şu anda operasyon yürütülüyor, biz görevlendirildik" dedi.
O an yaşadıklarımız gerçekten tarif edilmesi zor şeylerdi.
Bir bardak su bile veremediğim çocuklarımın yanında, ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.
Bugün geriye dönüp baktığımda yaşananların bir tiyatro mu yoksa bir kâbus mu olduğunu hâlâ tarif edemiyorum.
Sonrasında sağlık kontrolüne götürüldüm.
Orada bir polis memuru, başına bir şey gelmediğinden emin olmak için annemi aramama izin verdi.
Daha sonra tekrar aramama da izin verdi.
Kendisine bu insani davranışı nedeniyle teşekkür borçluyum.
Ben evden bu şekilde ayrıldım.
Küçük kızımı son kez okuluna bırakmış oldum.
Akşam geri döneceğimi düşünüyordum.
Sonra Vatan Emniyet'e götürüldük.
Açıkçası ilk başta oradan çıkamayacağımı düşündüm.
Fakat içeri girince asistanımı gördüm.
"Canan, sen neden buradasın?" dedim.
"Beni de aldılar" dedi.
Sonra diğer arkadaşlarımız gelmeye başladı.
Tanıdığım ve tanımadığım birçok insan getirildi.
Sonrasında artık orada yaşamaya başladık.
Nezarethane şartlarını anlatmak istemiyorum ama umarım hiçbiriniz hayatınız boyunca görmek zorunda kalmazsınız.
Bodrum katta olduğu için cam yoktu, pencere yoktu.
Gün mü gece mi anlamıyordunuz.
Bir gün kadın polis memuru geldi.
"Arama yapılacak" dedi.
Bizi sıraya dizdiler.
Sonra beni küçük bir odaya aldılar.
Odayı da, o polis memurunu da hayatım boyunca unutmayacağım.
Memur:
"Üstünü çıkar" dedi.
Çıkardım.
Sonra:
"Altını da çıkar" dedi.
Şaşırdım.
Ama çıkardım.
Ardından:
"İç çamaşırını da çıkar" dedi.
Ne olduğunu anlayamadım.
Ama söylediklerini yaptım.
Sonra:
"Çömel" dedi.
Daha sonra çeşitli hareketler yapmamı istedi.
O an ne yaşadığımızı gerçekten anlamıyorduk.
Kadın memurun eldiven takması bile bize normal bir sağlık kontrolü yapılacağı hissini vermişti.
O kadar yabancıydık bu sürece.
Sonrasında tutuklandık.
Akşam saatlerinde Silivri Cezaevi'ne getirildik.
Hayatında hiç cezaevine girmemiş bir insan olarak yaşadıklarım gerçekten bir film sahnesi gibiydi.
İnsan, suç işlemediği sürece bir gün cezaevine düşebileceğini hiç düşünmüyor.
Ama olabiliyormuş.
Her şey insana dair.
Cezaevine geldiğimizde bize:
"Merak etmeyin, siz beş kadınsınız. Sizi aynı koğuşa koyacağız." dediler.
Buna çok sevindik.
Ancak daha sonra müdür geldi ve:
"Adalet Bakanlığı'ndan talimat geldi. Hepiniz ayrı ayrı koğuşlarda kalacaksınız." dedi.
Bizi tek tek farklı koğuşlara götürdüler.
İlk gün birbirimizi sadece pencerelerden görebildik.
Ben koğuşa konulduğum anda pencereye koştum.
Çünkü diğer arkadaşlarımın da yan koğuşlara yerleştirildiğini anlamıştım.
Fatoş'un sesini duyuyordum.
Çok ağlıyordu.
Bir şey olacak diye korkuyordum.
Bütün gece pencerelerden birbirimize seslenerek geçti.
Birimiz ağlıyor, birimiz teselli etmeye çalışıyordu.
İlk gecemiz böyle geçti."
#İBBDavası'nda 47.gün
İBB Başkanı #Ekremİmamoğlu
Medya AŞ Genel Müdürü #FatoşPınarTürker'e soru sormak için söz aldı.
🔺️Ekrem İmamoğlu:
Bugün, hem burada bulunan insanlar adına hem de bu memleketin 86 milyon insanı adına bir hususu ifade etmek istiyorum.
Açıkçası az önce Pınar Hanım'ın anlattığı; emniyetten başlayıp ilk gittiği cezaevine, oradan ikinci gittiği cezaevine kadar yaşadığı psikolojik ve fiziksel baskıların, işkencenin etkisinden çıkabilmiş değilim.
Birileri sırıtarak izliyor olabilir.
Çok da önemli değil nasıl sırıttıkları.
Ama bu gerçekten çok yakıcı bir durum.
Yüce Mahkemeniz huzurunda yapılan bu tür anlatımların, yaşanmışlıkların ki ne yazık ki sayısı çok oldu! sadece burada anlatılıp uzay boşluğuna mı gittiğini merak ediyorum.
🔺️Yoksa bu anlatımlar hukuken de bir sonuç doğuracak mı?
🔺️Elbette cevap vermek zorunda değilsiniz. Ancak sizin huzurunuzda anlatılan bu tür olaylar hakkında bir soruşturma yürütülecek mi?
🔺️İster adı savcı olsun, ister emniyet görevlisi olsun, ister cezaevi yöneticisi ya da başka görevliler olsun...
Çünkü daha yeni bir gazetecinin anlatıları sonucunda, medyada takip ettiğim kadarıyla, bu konularda çok hızlı şekilde suç duyuruları yapıldı.
🔴 Bugün burada anlatılanlar ise gerçekten vahşi deneyimlerdir.
Tam anlamıyla bir hukuk cinayeti, tam anlamıyla adaletin infazıdır.
Ben buna başka bir şey diyemiyorum.
Bir devlet düzeninin gereği olarak bu hususta bir adım atılmasını talep ediyorum.
🔺️Kendi adıma ve burada bulunan birçok insan adına bunu bir talep olarak kabul etmenizi istiyorum.
Bu konuda bugün bir açıklama yapılmasını da isterim.
Yetkinizin ne olduğunu bilmiyorum. Bunu da açıkça söyleyeyim. Ben hukukçu değilim.
Hiçbir avukatıma da sormadan bunu ifade ediyorum.
Çünkü şu anda hâlâ anlatılanların etkisi altındayım.
Ama şunu düşünüyorum:
Eğer böyle bir adım atılırsa toplum rahatlar.
Çünkü şu an burada artık tarih yazılıyor. Muhtemelen burada konuşulanlar dışarıya da yansıyacaktır.
Ben de bunları anlatacağım.
Çünkü gerçekten çok acı bir durum.
Bu konuda gerekenin yapılmasını talep ediyorum, diliyorum ve umut ediyorum ki; gerek savcılık makamı, gerek HSK, gerekse ilgili kurumlar nezdinde, dönemin sorumluları hakkında bir suç duyurusu, inceleme, araştırma veya ihbar mekanizması işletilir.
Mahkemenizin bu konuda katkı sunması, adaletin daha sağlıklı işleyeceğine dair topluma bir umut ışığı verecektir.
Ben eminim ki, ben dahil burada bulunan hiçbir arkadaşım bugün dinlediklerimizin etkisinden kolay kolay kurtulamayacaktır."
İBB Davası'nın 48. günü için yoldayız.
Dünün öne çıkan başlıklarında biri İBB bürokratına sanki uyuşturucu madde taciriymiş gibi çıplak arama işkencesi yapıldığını unutma.
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, "Ben utanmadan söylüyorum, yapanlar utansın" dediği için aynen yazıyorum.
"Polis altımı indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. 'Cinsel organını aç, arkanı dön ve eğil' dendi bana"
Ve kariyeri ile bir pırlanta gibi olan bu kadını çocuklarıyla tehdit etmiş bir savcı...
Unutma...
Biz unutulmaması için yazdık ve yazmaya devam edeceğiz.
Sizler de bu işkencelerin ve yaşananların herkesin bilmesi için gazetecileri takip edin ve paylaşın. #İBBDavası
444 Çağrı merkezi terörü diye bir şey var! Konuşana kadar yakandan düşmüyor, engellesen gerçekten ihtiyaç duyduğun zamanda ulaşılamıyor. Bıktım senden @TurkTelekom hiç mi sistemin yok! Kaç kere arayacaksın yahu?? Belli ki uygun değilim, sapık gibi arayıp durmanın ne gereği var???
@kilicdarogluk Ya sana dede falan dedik, gittik sandıkların başında nöbet tuttuk falan, ağladık, üzüldük….Doğal olarak sen de bizi salak sandın, haklısın…
Timur ve Murat tutuklamaya sevk edildi. Şu an Çağlayan adliyesindeyiz; aileler ve gazeteci arkadaşlarımız beraberiz.
Mecliste siyaset yapanların büyük işleri var muhtemelen.
Sezgin Tanrıkulu, Aylin Nazlı Aka ve Sera Kadıgil burada.
Yorumu size bırakıyorum.
Dear @muse@robbiewilliams@anebrun
I’ve respected your works for years and know how much you mean to many.
But neither I, nor anyone, will attend your Istanbul concerts because the organizer is on the boycott list of the pro-democracy movement, fyi.
Solidarity matters.
Korkunun ecele faydası yok!
Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin.
Haklılığımıza, cesaretimize, tevazumuza, güler yüzümüze yenileceksin!
Aziz Milletim;
Asla üzülmeyin, mahzun olmayın, umudunuzu yitirmeyin.
Demokrasimize yapılan bu darbeyi, bu kara lekeyi el birliğiyle söküp atacağız.
Bu süreci yöneten insanların, hem bu dünyada hem de ahirette yüce Yaradan huzurunda hesap vereceği günler yakındır.
86 milyon vatandaşımı sandığa koşmaya, demokrasi ve adalet mücadelesini tüm dünyaya duyurmaya davet ediyorum.
Dimdik ayaktayım, asla eğilmeyeceğim.
Her şey çok güzel olacak…
📺 Kürsü
🏃46. İstanbul Maratonu, 3 Kasım'da yapılacak.
🖍️ İstanbul Maratonu'nda kaç etap olacak?
🎙️ Spor İstanbul Genel Müdürü İ. Renay Onur Kürsü'de yorumladı.
Tarihimizde ilk defa Yargıtay, Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.
Anayasa Mahkemesi’ni fiilen ortadan kaldırma girişimi olan bu karar alenen anayasal bir suçtur, anayasal düzene karşı darbe girişimidir.
Bu akşamki Yargıtay kararı, AK Parti iktidarının Cumhuriyet kurumlarını tek tek yok etmesinin doğal bir sonucudur ve ülkemize büyük bir maliyeti olacaktır.
Herkes bilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi sadece demokrasinin değil devletin de son kalesidir. Egemenliğin en önemli unsuru anayasa, vatandaşlığın anlamı ise anayasal haklardır. Bunu kaybetme, yıpratma lüksümüz yoktur. Siyaset kurumunun tüm aktörlerinin anayasal düzenin ve Anayasa Mahkemesi'nin arkasında durması gerekmektedir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, Anayasa’nın açık ve net hükmüne rağmen “AYM kararına uyulmaması” kararı alması açıkça anayasayı çiğneme girişimidir.
Herhangi bir makamın, "Anayasa ve Anayasa Mahkemesi'ni tanımıyoruz" açıklaması yapması, üstelik Anayasaya ve yasalara uygun olarak aldıkları bir karar nedeniyle AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması, yetmezmiş gibi bir de TBMM’ni tehdit etmesi açık bir darbe girişimidir!
Tüm yurttaşlarımızı, tüm siyasi partileri bu paralel yargı darbesi girişimi karşısında ortak tavır almaya çağırıyorum.
Merkez Yürütme Kurulumuz birazdan bu konu hakkında görüşmek üzere olağanüstü toplanacaktır.
Sadece görüştüğünü söylemiyorum Erdoğan, sen teröristlerin hamisisin! Madem kanıt istiyorsun, meydan okuyorum sana. Kendi televizyonun TRT’de, bu akşam, yarın ya da Cumartesi günü çık karşıma. Senin teröristlerle işbirliği yapan bir namert olduğunu herkese ispat edeceğim!