Ablamı kaybedeli 600 gün oldu. Bir sabah 5. kattaki evinin balkonundan düştüğü haberini aldım. Duygularımı tarif edemem.
Gece eşiyle 2 saatlik bir kanlı boğuşmanın hemen ardından düştü.
Sanık eş o gün ailemizle bağlantısını kesti. 78. gün serbest kaldı.
Olay enine boyuna soruşturulmadı. Hiçbir sorumuza cevap alamadık. Bırakın sanıktan cevap alamamamızı, mahkeme en önemli sorularımızı bu davanın konusu değil diye engelledi.
Resmen bu kadar gün sanığın ifadesine göre yargılama yapıldı.
Kamera görüntüleri incelenmedi. 2. katta düşme anını gören tanık dikkate alınmadı. Canlandırma yapılmadı.
Güllü olayında biz etkin soruşturma nedir görmüş olduk.
Sanık kendini kahraman ilan etti ve şimdi suçsuz ilan edilecek.
Biz sorularımıza cevap almadığımız sürece Tuğba’nın ailesi olarak suçsuzluğuna inanmıyoruz.
Biz sadece Tuğba’ya inanıyoruz ve şu an ciddi bir adaletsizlik yaşıyoruz.
#tuğbayavaşiçinadalet
#düşerseminanma
Babalarının cinsel istismarına maruz kaldıklarını anlatan depremzede dört kardeş koruma altına alındı ve baba hakkında dava açıldı. Ancak çocuklar bugün yeniden babalarına teslim edildi.
Devam eden bir istismar davası varken çocukların güvenliğini tehlikeye atan bu kararın gerekçesi nedir ? Bu kararı verenler çocukların üstün yararını, süregelen davayı neden görmezden geliyor ?
İstismar beyanı bulunan çocukların güvenliğini sağlayamayan her kararın takipçisi olacağız.
İstanbul'daki bir kedi için yapılan paylaşım:
"Bebekken çocuklar tarafından giysi kutusuna atıldı ve oradan kurtarıldı. Göz tansiyonu teşhisi aldı. İki gözünde de görme kaybı bulunuyor. Ona, ömür boyu ait olacağı bir yuva arıyoruz. Belki onu sahiplenemeyebilirsiniz ama bir paylaşımınız onu görecek doğru insanın karşısına çıkmasına vesile olabilir."
O kişinin profesör olarak girdiği sınavlar ve atamalar vs. n'olacak?
Sonuçta 15 milyon kişinin seçtiği Ekrem İmamoğlu'nun 32 yıllık diploması jet hızıyla iptal edildi ve temyiz mekanizmaları da işlemedi.
Denetim mekanizmaları çökmüş
Sorumlular kim?
Bunlar AKADEMİK yaşam ve ülkenin geleceği için korkunç HATALAR
Batman'da Âlimler ve Medreseler Birliği (İTTİHADUL ULEMA) bünyesindeki medreselerde Arapça medrese eğitimi alan 62 kız öğrenci için icazet ve mezuniyet programı düzenlenmiş.
3 Mart 1924 tarihli 430 sayılı devrim kanunu Öğretim Birliği Yasası ile medreseler kapatıldı; bu yasaya göre Türkiye’de tüm eğitim ve öğretim kurumlarının Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olması gerek.
Açık açık yasa çiğneniyor! @tcmeb@Yusuf__Tekin
Datça'ya tatile gelen bazı iğrenç insanlar Eski Datça'nın sokaklarında yaşayan hiç kimseye zarar vermemiş yıllardır şikâyet edilmemiş köpekleri şikâyet etmişler. Valilik kararıyla tüm ilçede köpekler toplandı. Kapasitesini aşan bir barınakta yaşıyorlar. 100 insan arıyoruz.
Irmak öğretmenimizle ilgili 2. paylaşımımı yapıyorum. Eğer 24 saat içerisinde @tcmeb ilgili okul müdürü ve İlçe Millî Eğitim Müdürü hakkında soruşturmayı başlatıp açığa almazsa 3. paylaşımımı da yapacağım. Olanları olduğu gibi öğretmen arkadaşının dilinden aktarıyorum:
1,5 yıl atanmayı bekledikten sonra 2024-2025 yılının ikinci döneminde Ağrı'nın Hamur ilçesi Soğanlıtepe İlkokuluna Irmak hoca ile birlikte atanmıştık. Hamur İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş'ün bana bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalması uygun değil diyerek beni Soğanlıtepe İlkokuluna, Irmak hocayı ise Karakazan İlkokulu-Ortaokuluna görevlendirdiler. Millî Eğitim Müdürüne ben de "Ben o köyde yapamam. İhtiyaçlarımı karşılayamam, köyün servisi yok beni de görevlendirin" diye söylemiştim. Fakat bana "İster uçakla istersen neyle gidiyorsan git!" dedi. Kimse yardımcı olmayınca köy muhtarının yardımıyla köye geldim. Hatta ilk atandığımızda bütün öğretmenlere "okullarınıza gidin ve görün" demişlerdi. Irmak hoca da gidemediği için İlçe Milli Eğitim Müdürü Irmak hocaya takmıştı diyebilirim.
5 Mayıs 2025'te ben askere gittim. Bir yıl sonrasında askerliğim bitmeye yakın Irmak hoca beni aradı. Durumunu anlattı: Karakazan'daki okul müdürü ile tartışma yaşıyor ve okul müdürü Irmak hocaya vuruyor. Bu konu başka kişilere tam tersi olarak anlatılıyor. Olay servis şoförünün gözü önünde olduğu hâlde hiçbir şey söylemiyor. Servislerde bulundurulması zorunlu olan kamera olmadığı için olay tam olarak açıklığa kavuşamıyor. Fakat Irmak hoca olayı gerçekliğiyle anlatacak şahitlerin olduğunu da söylüyordu. Sonuç olarak Irmak hoca Soğanlıtepe İlkokuluna sürülüyor. Köy, Irmak hocanın evine yaklaşık 60 km uzaklıkta. Onun için durum gerçekten çok zordu. Lojman kalınacak durumda değildi ki şu an ben de ana sınıfında kalıyorum. Lojman rutubet içinde ve orada kalacak olan kişinin hastalanması kaçınılmaz. Irmak hoca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yazı gönderiyor lojmanın durumuyla ilgili ve yaptıkları tek şey duvarları boyamak. Sonuçta da lojmanı yaptık kalabilir diyerek Irmak hocanın vermiş olduğu dilekçeler hiçbir zaman olumlu yanıtla karşılanmıyor. Fakat Irmak hoca sürekli Kaymakamlığa, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gidip durumunu anlatıyor. İlk zamanlarda taksiye 3.000 lira para veriyordu. Bunun üstüne ev kirası da eklenecek olursa bu durum maddi olarak kabul edilemezdi.
Ulaşımın zorluğu ise işin fiziksel tarafıydı. Ruhsal olarak ise daha kötüydü. Sabahları kahvaltı yapmadan geliyordu. Bunları haber alınca köyde tanıdığım ve güvendiğim bir öğretmene Irmak hocaya iyi bakmasını tembih ettim. Sa�� olsun sabahları çay ve kahvaltılık getiriyormuş. Olabildiği kadar gönlünü hoş tutmaya çalışıyormuş. Fakat Mehmet Özmüş'ün uyguladığı mobbing arkadaşımı bitirdi, mahvetti. Özellikle yanlı davranmak. Irmak hocanın sürgün edilmesi fakat arkadaşımı darp edenlerin hiçbir ceza almaması işi psikolojik olarak çok kötüye götürdüğünü düşünüyordum. Ben bunları hocamızdan dinleyince ona şöyle söyledim: "Hocam merak etmeyim askerliğim biter bitmez ben oraya geleceğim ve sizin durumunuzu düzeltmek için elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalmasını uygun görmüyorlar." Sürekli konuşurduk ve ona olabildiğince moral vermeye çalışıyordum. 13 Mayıs 2026'da göreve başladım. İlçe Millî Eğitim Müdürü ile görüşemedim fakat şube müdürü ile konuşup arkadaşımın durumunu anlattım. Hatta en sonunda "Sizden müdürlük yapmanızı değil abilik yapmanızı istiyorum, Irmak hocanın durumu iyi değil" dedim. Fakat hiçbir gelişme olmadı. Bu süreç içinde Irmak hoca dilekçe vermeye ve durumunu ilgili makamlara iletmeye devam etti. Yine hiçbir sonuç alamadı.
Bu tweete özel olarak destek olmanızı istiyorum. Çünkü minik kızı babasını çok özledi.
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı, meslektaşım, dostum Mehmet Pehlivan tam 345 gündür hukuksuzca cezaevinde tutuklu!
AKP’liler hakkında aynı işlem uygulanmazken; Mehmet Pehlivan kendi ayağıyla gidip ifade vermesine rağmen tutuklanarak cezaevine konuldu.
Yeter artık!
Adalet istiyoruz!
On üç yıl önce bugün Ankara’nın göbeğinde
bir genci vuracak polis.
Sonra çektim sıktım üç tane diyecek ve serbest kalacak.
Bugün Ethemi vuracaklar.
#EthemSarısülük#Gezi13Yaşında
14 yaşındaki bir kız çocuğunu öldüren abdli bi şarkıcı vardı david, hani çocuğun cesedi teslasından çıktı, işte o david bugün hala ayda 20 milyon dinleme almaya devam ediyormuş. 1m dolar kazanıyormuş hala. Erkeklerin kariyeri için endişe edenlere söylüyorum etmeyin.
@denizbank bu sabah bana şifre değiştirtti, eft yaptım, hesaptan düştü, 10dk sonra işlem gerçekleştirilemedi mesajı maili bildirimi aldım. Saatlerdir uygulamaya giremiyorum. Noldu şimdi yani?! Ödemelerimiz alacaklarımız vs ne olacak?
@hazalsipahi 30 yıl bir kadınla evli kaldıysam, şiddet faili bir insanı savunmamı beklemezsiniz herhalde diyor 🤷🏽♀️ yani nereye çeksen oraya gidiyor zaten açımlamaları her zaman. Anlaşılmamak için konuşuyor gibi
Şiddet faili erkekleri, postlarda hep erkekler savunuyor. Tek tük kadın da var. Bir kadını dövmekten cezası kesinleşmiş bir erkeği nasıl mağdur ilan edebilirler anlamıyorm?! Cezasını çekmemiş mi? ÇEKMEDİ! İbrahim de çekmedi hatta yargılanmadı bile! Napalım kucaklayalım mı hepsini
2 yıl 3 ay ceza aldı , 1 gün bile içeride yatmadı.Yedi içti gezdi takıldı, uyguladığı şiddet yanına kar kaldı! Dün gece cesur kadınlar tarafından protesto edildi diye mağdur ilan edilemez! Şiddet failiyle empati kuramazsınız! Keşke zamanında İbrahim Tatlıses denilen adamda dün geceki gibi sürekli protesto edilseydi bugün bu iğrenç kadına şiddet kültürüyle bu kadar uğraşmak zorunda kalmazdık! Dün geceki cesur tutumlarından dolayı bacılarımı tebrik ederim!
Depremin ikinci günü Hatay'a girdiğimizde her yer yıkılmıştı..
Armutlu'da bir pazar tentesinin altında yüzlerce insan acı içinde, çaresizce birilerinin gelmesini bekliyordu..
Enkazdan çıkmış yaralı insanlar, enkaz altındaki sevdiklerini çıkarabilmek için çırpınıyordu..
Yardım için şehre her giren aracın peşinden koşuyordu insanlar.. babam şu apartmanda, annem şurada diyerek yalvardılar hiç unutmam..bir yetkili yoktu.. bir genç kız bana bir çekiç bulur musun dedi..ne yapacağını sordum..annem çekyatın altında olabilir hava açmam lazım dedi..
ilk gittiğimde tam 15 gün kaldım orada...ben bu adamı bir kez bile görmedim.
Ölüler battaniyelere sarılı yerlerde bekletildi.. Gece başında nöbet tutardık araçlar çarpmasın diye.. Bir tek kişi vardı Armutlu muhtarı o da çaresizce koşturuyordu... Araç yoktu.. dördüncü gün orman bakanlığının pikap aracı geldi..bir genç vardı hiç unutmam bacağı kırık enkazdan çıkartılmıştı...tüm ailesi yedi kişi battaniyeye sarılı yerde, araç bul kendine dediler..
hayatımda duyduğum en acı sözlerden biriydi..psikolog var demişlerdi bir çadırda koştum oraya gelin dedim tüm ailesini kaybetmiş bir gence böyle söylediler...sen yoktun. Bir abiye serum takmışlar.. serum yere bakıyor.. akmıyor.. fırça sapına tutturdum serumu sen yoktun.
Sol partiler vardı orada, aracına atlayıp yola koyulan yurttaşlar vardı, yurt dışından gelen arama kurtarma ekipleri vardı ben seni görmedim.. elinde bir kazma ile gelmiş inşaat işçisi vardı sen yoktun..
Üçüncü gün şehre jak geldi, dördüncü gün madenciler.. Armutlu, Defne, Antakya her enkazın başında umutla ve acıyla bekleyen ailer vardı sen yoktun.. Tüm şehir bağırdı "sesimi duyan var mı?" sen yoktun...
Karanlıktı tüm sokaklar günler sonra gelen vinçler vardı sen yoktun..
Bir kadın tam dokuz gün boyunca nişanlısının bulunduğu enkaz başında yalvardı herkese..
"sesini duydum konuştum yaşıyor" dedi..
apartman tam yıkılmadığı için kimse girmeye cesaret edemedi..
dokuz gün sonra her şeyi göze alan madenciler çıkardı bedenini...sıcaktı bedeni..sen yoktun.
Suriyeli bir ailenin bebekleri çıkarıldı enkazdan.. akrabaları yağmacı sanılıp sorgulanmıştı..
"gel" dedi bana "bak yeğenim hala sıcak" bakamadım..sen yoktun..
Pazar yerinin karşısında apartman yerle bir olmuştu..kendi kepçesi ile yakını çıkarmak isteyen bir yurttaş vardı..yolu kesmek istemiyordu çünkü yol boyunca her apartman yıkılmıştı..bir düdük bulmuştum trafiği kontrol etmek için..
bir enkazdan blok çıkarıyorduk, bir araç geçiyordu...sen yoktun.
Üçüncü gün öğlen saati jak komutanı bundan sonrası bizde dedi.. sen yoktun.
Çok acı biriktirdik..taş kesildiğimiz çok an oldu..sen yoktun. Köylerde insanlar seralarda yattı..çadır için günlerce bekledi sen yoktun.. Nereye baksam İstanbul'dan tanıdık bir yüz vardı ama sen yoktun.
Çok şey var unutmak istediğim..
Demek senin hassasiyetin var öylemi...