Boyun eğmeyen Adana Demirsporlular!
Galibiyet, direnen tüm Adana Demirspor taraftarlarına ve greve girmiş tüm emekçilere armağan olsun !
#AdanaDemirspor
Dilimiz döndüğünce anlattık. Kişilere değil kurumsallığa bağlı, şahıs parasından ziyade sponsorluklarla desteklenen şeffaf bir yönetim olmalı, olsun dedik!!!
Çokça küfür yedik, eserinizle övünün!!!
Tek suçlu MS değil kayıtsız, şartsız destek veren herkes pay sahibi!!!
@telatsahin12@rgnc01 Yahu bu çok ucuz bir açıklama, hiç tatmin edici değil. Yanlış yapılır, eksik davranılır vesaire. Lakin durum öyle bir noktaya geldi ki Sen bile güven vermiyorsun. M.S nin gelişi kulübe operasyondur dedik, siz müsade ettiniz. Ben senin hiçbirşey yapacağını dü§ünüyorum. Sessiz kal
@telatsahin12 2017 de aldım bu kartı tüzüğe aykırı hiçbir durum (rüşvet vesaire) olmadan. Sancak ne zaman üye oldu ve devamında kongre üyeliğini aldı da bir gecede Başkan seçildi? Görevi boyunca bir gün bile yanında olan kişi veya kişiler sakın burada atıp tutmasın. Telat buna sende dahilsin
Boyun eğme, mücadeleye devam!
Tarih boyunca boyun eğdiğimizi yazmaz tarih kitapları, “ne bir padişahın önünde çöktük.” Diye boşa besteler yapmadık. Sıra sesimizi yükseltmekte. Susma, haykır. Adana Demirspor özgürleşecektir!
#AdanaDemirspor
@nocontextads_ Boş işler müdürü, ağababası gibi mikrofon görünce ssnarsın dünyanın en mülayim en bilge insanı 😂😂😂
"yalandan kim ölmüş" felsefesi atıp tutuyor.
AŞIK İBRETİ
İlkokulu yeni bitirmiştim, diploma için öğretmen resim istedi.
O tarihe kadar hiç ilçeye (Sarız) gitmemiştim. Şehir nedir bilmiyordum.
Babamla birlikte şehre gittik, küçük bir dükkan önünde ayaklı bir kutu vardı.
Babam içerideki insanla konuştu ve birlikte dışarı çıktılar.
Bu insanı tanımıştım, bize dedemin (Cafer-i Gango) yanına sık gelirdi ve her geldiğinde dut ağacının bir dalını kestirir ve babamla tartışırlardı.
Bu defa hiç tartışma yoktu ve güzel güzel sohbet ettiler.
Beni o ayaklı kutunun karşısına bir ağaç sandalyeye oturttular.
Tanıdığım Terzi Hıdır amca o kutunun içerisini karıştırdı, bir şeyler yaptıktan sonra "Buraya bak, kıpırdama" dedi.
Ben cep aynası gibi kutuya baktım.
Terzi Hıdır amca içinden bir şeyler sayıyordu.
Biraz sonra herhalde kutudan ıslak bir kağıt çıkarttı, başladı sallamaya. Birkaç dakika içinde elinde benim resmim belirdi.
Kitaplardaki ve babamın okuduğu gazetelerdeki resimler böyle çekiliyordu.
Resmime bakıyordum ama bana benzeyip benzemediğini kestiremedim.
Bu resim benim ilk resmimdi. Dört adet çekmişti.
Öğretmene verdim ama birisi hala bende saklı.
Bu resmi çeken Terzi Hıdır amca aslında günümüzde ismi Alevi camiasında dalga dalga yayılan AŞIK İBRETİ'ymiş.
Dedeme kestirdiği dut dalından saz (bağlama) yapıyormuş.
Sonradan öğrendim ki Terzi Hıdır amca, iyi diş çekiyor, terzilik yapmış, ayakkabıcılık yapmış, fotoğrafçılık yapıyordu, bağlama yapıyordu.
Şiirler yazıyormuş fakat biz bilmiyorduk.
Terzi Hıdır amcanın Aşık İbreti olduğunu çok sonraları öğrendim.
Çatık kaşlı, yüksek sesli bu insanın içerisinde bir cevher varmış ama Sarız'lılar bunu bilememişler.
Gerçi Baki Hoca biliyormuş,
Sakallı İbiş amca,
İbrahim Erdem,
Dedem Cafer Tan (Cafer-i Gango),
Haydar Bayrak ve daha niceleri biliyorlarmış, biz anlayamamışız.
İbreti'nin şiirleri Alevi öğretisini, hakikat anlayışını anlatıyor.
İnsanı Kamil olma yolunda nasıl mücadele verileceğini anlatıyor.
"Her neyi gördükçe kaşların yıkma,
Ne suçum var ise bildir efendim,
Hata eyledimse kusura bakma,
Düştümse elim tut kaldır efendim..." diyen
Aşık İbreti 5.11.1976 tarihinde devriye alemine yürüdü.
Anıları ve söylemleri gönüllerde,
Şiirleri dillerde yaşıyor.
Aşk olsun İbreti'ye,
Aşk olsun İbreti gibi düşünenlere.
5.11.2024
Abbas Tan
İlme değer verdim uykudan kalktım Sarık, seccadeyi elden bıraktım Vaizin her günkü vaazından bıktım Ramazanı sele verdim de geldim
Karnım acıktıkça kederim arttı Hele Hac kaygısı ayrı bir dertti Paralılar hemen hac'oldu gitti Şeytanı taşlarken gördüm de geldim
Dört kitabı koyup torbaya astım Cennet hurisiyle ilgimi kestim Muskacı hocaya sanmayın sustum Ağzının payını verdim de geldim
Aklım ermez ahret eğlencesine Saygım var insanın düşüncesine Hayal cennetinin has bahçesine Softa sürüsünü sürdüm de geldim
İBRETİ, emelim insana hizmet Eşim bana huri, evim de cennet Hacıya, hocaya kalmadı minnet Ibrığı, tesbihi kırdım da geldim
ÖZETLEYELİM.
Alevilik,
Ne Kerbela'dır. ne İslam.
Ne Ali'dir, ne de Muhammed.
Ne Hüseyin'dir, ne Ehlibeyt.
Ne dindir, ne de mezhep.
Ne cennet cehennemdir, ne ahiret,
Ne hayalcidir, ne kinci.
Ne ırkçıdır, ne Faşist.
Ne Allah, ne de Kuran'dır.
Peki nedir Alevilik? Öncelikle bildiğiniz bütün ibrahimi dinleri bir tarafa koyun.
Alevilik doğadır. Hava, Ateş, Su ve Topraktır. Bunlar var oluşun kaynağıdır. Alevilik Yol'dur, Öğretidir, Felsefedir, Bilimdir. Doğa, Evren, Canlıdır. Ocak, talip, rayber, pir, mürşid birlikteliğine, ikrar ve rızalık hukukuna dayanır.
Aleviliğin birinci ilkesi ,hiç bir şey ''yoktan'' ''var'' edilemez. ''Vardan'' ''yok'' edilemez.
Alevilikte TANRI, EVREN, DOĞA VE CANDIR. Karşılığı HAKK'tır. “Devriye” öğretisi geçerlidir. Doğada ölüm yoktur. Değişim, dönüşüm ve yeniden doğum vardır. Evrenden (haktan) geldik evrene (hakka) döneceğiz derler. İbrahimi dinlerde olan Ahiret inancı yoktur. Vahdeti mevcut, varlığın birliği temeli üzerinde hedefinde rıza şehri ve kâmil insan anlayışı vardır.
(''İNSAN HAK DA HAK İNSANDA ne ararsan var insanda..') Daimi
Alevilik Ateizm değildir. Ateizm'de tanrı yoktur. Alevilikte tanrı, Evren'in kendisidir. Enel Hak (tanrı benim) düşüncesi hakimdir. Ateizm insani değerleri savunduğundan, Alevilikle çelişen bir tarafı yoktur. Aşk ile..
Bütün evren semah döner
Aşkından güneşler yanar
Aslına ermektir hüner
Beş vakitle avunmayız
Canan bizim canımızdır
Teni bizim tenimizdir
Sevgi bizim dinimizdir
Başka dine inanmayız
Hüdai’yim hüdamız var
Dost elinden bademiz var
Muhabbetten gıdamız var
Ölüm ölür biz ölmeyiz
Hüdai
ALEVİ FELSEFESİNİ VAR EDEN TEMEL KURUM VE KAVRAMLAR:
1=(4 ANASIR) HAVA-ATEŞ-ŞU-TOPRAK, bu dört ana unsurun uyumlu ilişkisi sonucu canlı varlığın oluştuğunu iddia eder.
2=(EN-EL HAKK) "Hakk benim, cümle varlıklar hakkın birer parçasıdır."(Yani HAKK KAİNATIN KENDİSİDİR.)
3=(VARLIĞIN BİRLİĞİ) "Doğada ne varsa bendede o var, ben doğanın bir minyatür bir parçasıyım."demektir.
4=(DEVRİYE İNANCI) Devriye/Devri Daim - Haktan geldi Hakka dönüş anlamına gelen süreklilik arz eden bir döngüdür Alevi inancında ölüm yoktur yunus diyor ya “ölür ise ten ölür canlar ölesi değil” varlığın birliğine inanan bizler taşıdığımız can itibariyle tanrısal varlıkla var olduğumuz için ebediyeten yok (ölmeyiz) olmayız sadece “Don değişiriz” geldiğimiz öze Hakka geri döneriz Ve de yeni bedenlerde harmanlanarak vucut buluruz. Onun için Hakk'a Yürüyen CANA "DEVRİ DAİM OLSUN" denir.
5=(4 KAPI-40 MAKAM) Bu kavram ile bir toplumsal yapının KÜLTÜREL EĞİTSEL ve FELSEFİ BOYUTUYLA oluşturulan eğitim sistemiyle AHLAK ve ERDEM konusunda BİREYİ YETİŞTİRME ALANININ ADIDIR.
6=(TEMSİLİYET MAKAMI) ANA, MÜRŞİT, PİR, REHBER, TALİP erki dışında bu inançta temsiliyet makamı bulunmamaktadır. "SEYİTLİK DEDELİK ve BABALIK"(!)(?) makamları sonradan icat edilmiş ve BU YAPININ İÇERİĞİNİ BOŞALTMAK için oluşturulan TAŞERON yapılardır.
7=(CEM) Yılda bir toplumsal sözleşmeye bağlılığını yenilemek, ve varsa yaptığın bir yanlışın, yada birilerinin sana yaptığı bir haksızlık varsa onun hesabını vermek. Ve dolayısıyla AHLAKİ VE VİCDANI OLARAK ARINMAKDAN GEÇMEKTİR, Cemlerin toplumsal niteliği buydu, toplumsal tarih bakımından.
8=(MUSAHİPLİK) Dört canın kendi özgür iradeleriyle karar verdikleri ve bu kararlarını toplum huzurunda sözleşmeye çevirdikleri YOLDAŞLIK HUKUKUNA DAHİL OLDUKLARININ en önemli aşamalarından birisidir MUSAHİPLİK.
9=(SEMAH) Bu ritüelle DÜNYANIN YILDIZLARIN ve güneşin BİRBİRLERİNİN ETRAFINDA DÖNDÜKLERİNDE ATIFTA BULUNULARAK ÇARKI PERVAZ EDİLİR, onun için şöyle ifade edilmiştir bu durum: Bütün evren semah döner, Aşkından güneşler yanar, Aslına ermektir hüner, Beş vakitle avunmayız...
10=(BAĞLAMA) Bu enstrüman Alevi toplumunun olmazsa olmazııdır, dertlerini kederlerini DEYİŞLERİNİ beyitlerini SEMAHLARINI kısaca "Zülfü Yare" dokunan, bütün haykırışlarını bu enstrümanla dile getirmişlerdir. Onun için Alevi toplumunun sembolü "Zülfikar"(!)(?) falan değil, "telli Kur'ân" diye bilinen BAĞLAMALARDIR.
11= (İNANÇ MEKÂNI) Bu felsefik düşüncede inanç mekanı diye tanımlanan CEMEVLERİ(!)(!?) bulunmamaktadır. Dolayısıyla kurumsal yapı olarak OCAKLAR ve DERGAHLAR bulunmaktadır tarihsel olarak. Cemevleri son 30-40 yılda DEVLET DESTEKLİ olarak ortaya çıkmış yapılardır.
12= (DÜŞKÜNLÜK) Bu toplumsal yapıda insan öldüren, Komşusunun haklarına saygılı olmayan, Hırsızlık yapan, Ahlaki suç işleyen, Sınırları bozan insanların CEMLERE ALINMASI YASAKTIR. Ve aynı zamanda bu suçları işleyeyen insanlar bu inançta YOL DÜŞKÜNÜ kabul edilirler. Şimdi asıl "Müslüman biziz"(!)(?) diyen Alevilere sormak lazım, bu kaide ve kuralların hangisi var İslam'da???
AŞK İLE...
Sabri Karaman
@barancan6262 Fon da çalan türküye dair,
Ali bizim sultanımız falan değil.
Arap uşağıydı kendisi. Biz Arap soyundan olsaydık gider Cami de namaz kılardık.
Bu da böyle biline !!!
@DemirFerit Senin baska uğraşın derdin işin gücün yok mu?
Populistliğe gerek yok.
Türkiye de son birkaç sende o kadar cinayetlere o kadar haksızlığa tanık olup sustunuz ki simdi de susun !!!