İSTANBUL’UN TRAFİK VERİLERİ ABD’NİN ELİNDE Mİ?
Bu Fetö aparatını ciddiye almam ama şu paylaşımı beni 6 yıl geriye götürdü…
Tarih: 22 Eylül 2020..
İBB eski Başkanı Ekrem İmamoğlu ve dönemin ABD Büyükelçisi David Satterfield İstanbul Ulaşım ve Trafik Mükemmeliyet Merkezi" adlı proje için anlaşma imzalıyor.
Bu anlaşmayla…
16 milyonluk İstanbullunun tüm görüntü ve trafik verilerinin Amerikan şirketi SAS üzerinden CIA'ya aktarıldığı iddia ediliyor.
Yani “Büyük Birader” bu veriler üzerinden vatandaşın hareketlerini…
Yaya ve araç güzergâhlarını,
Araç plakalarını
Kimin, hangi Wi-Fi ağlarına bağlandığını.
Hangi metro istasyonlarını kullandığını..
Durak ve güzergah tercihlerine kadar takip edebiliyor!
Daha da kritik olarak…
Orduda, emniyette, istihbaratta ve yüksek teknoloji şirketlerinde çalışan kritik görevlilerin günlük yaşamlarını da bu şekilde takip edip kaydettiği iddia ediliyor.
Bu kişilerin işe gidiş gelişleri, evden çıkış saatleri, yemek ve çay molaları, spor ve yürüyüş rutinleri gibi hassas bilgilerin anlık olarak ABD'nin eline geçtiği belirtiliyor.
İran’da savaşın ilk günü öldürülen üst düzey isimlerin konumlarının trafik kameralarından belirlendiği iddia ediliyor.
Bu fetö aparatının paylaşımı da aynı tehlikeye işaret ediyor. İnşallah bu bir algı çalışmasıdır… İstanbullunun trafik verileri başka bir ülkenin elinde değildir.
📍 Mersin Şehir Hastanesi
✅ Hasta Ziyareti
İl Yönetim Kurulu Üyelerimiz ile birlikte hastanede tedavi görmekte olan, önceki dönem İl Kadın Kolları Başkanlarımızdan kıymetli Aysel Mavioğlu Öner ablamızı ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerimizi ilettik.
Rabbim kendisine ve tüm hastalarımıza acil şifalar nasip etsin. 🤲
Türkiye Cumhuriyeti her alanda güçlüdür, muktedirdir; her türlü saldırıyı püskürtecek, bekasına uzanan kirli elleri kıracak kudrete sahiptir.
Ortada durumu içler acısı halde olan tek bir kişi ve yapı vardır, o da ana muhalefet partisi ile onun genel başkanı ve yoldaşlarıdır.
Etrafımızın ateş çemberiyle kuşatıldığı bir dönemde, ana muhalefetin başındaki zatın, kimsenin önemsemediği, kendi seçmeni dâhil artık kimsenin umursamadığı söylemlerini ibretle takip ediyoruz.
Bu şahsı ben bir kez daha aziz milletimin ferasetine havale ediyorum.
Gelin siyasi fırsatçılığı bir yana bırakın, selden kütük kapma hesabını terk edin, bari bu hassas dönemde Ankara merkezli siyaset yapmayı deneyin.
Hükûmetimizin Türkiye’yi etrafını kuşatan bu ateşten koruma çabalarına madem destek olmuyorsunuz, en azından köstek olmayın.
Türkiye; İran krizinde hakkın, adaletin, uluslararası hukukun, barışın ve istikrarın tarafındadır, çatışmaların diyalog yoluyla çözülmesinden yanadır.
İlk günden itibaren yoğun bir diplomasi trafiği içindeyiz.
Daha fazla büyümeden krize bir çıkış yolu bulabilmek amacıyla şimdiye kadar 16 liderle görüşmemiz oldu.
Dışişleri Bakanımız, aynı şekilde 50’nin üzerinde telefon görüşmesi yaptı.
Millî Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız, MİT Başkanımız ve diğer arkadaşlarımız muhataplarıyla sürekli temas halindeler.
Başta Hazine ve Maliye, Enerji, Ulaştırma, Tarım olmak üzere bakanlarımız kendi görev alanlarıyla ilgili konuları hassasiyetle takip ediyor.
Krizin özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için dinamik bir süreç yönetimiyle gerekli tedbirleri alıyoruz.
Geçmişte pek çok küresel krizden ve bölgesel gerilimden yara alarak değil, güçlenerek çıkmış bir ülkeyiz.
Başta ekonomi yönetimimiz bu anlamda ciddi bir deneyime sahiptir.
Türkiye, emin ve ehil kadroların riyasetinde hamdolsun güvendedir.
Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye’nin dostluğunu zora sokacak son derece yanlış ve provokatif adımlar atılmaya devam ediliyor.
Milletimizin kalbinde ve zihinde derin yaralar açacak, bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek bir hesabın içine girilmemelidir.
Türkiye’nin yeri de tavrı da bellidir; ateşin daha fazla yayılmaması, daha fazla kan dökülmemesi için gösterdiği olağanüstü çabalar da ortadadır.
Bugünkü hadise bağlamında yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum.
Gelişmeleri NATO ve diğer müttefiklerimizle eş güdüm içinde takip edecek, güvenliğimizi tahkim edecek ilave önlemleri almayı sürdüreceğiz.
Kimse yanlış hesap yapmamalı, siyonist katliam şebekesinin kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşmemelidir.
Irak Kürt Bölgesi’ndeki kardeşlerimizin yaptığı açıklamaları memnuniyetle karşılıyor, bu oyuna gelmeyeceklerine yürekten inanıyoruz.
Son yarım asırda Orta Doğu’da dış müdahalelerin ve jeopolitik mühendislik girişimlerinin nelere yol açtığına; geride nasıl büyük bir siyasi, sosyal ve ekonomik enkaz bıraktığına defalarca şahit olduk.
Türkiye olarak biz bölgemizin aynı acıları tekrar yaşamasını istemiyoruz.