“Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da…
Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur.
Hayat “gemi”mi bilmiyorum; “gemicilik” olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz.
Herkes kendi talihinin mimarıdır.
Yaşadıkları, anbean insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer. Kader, gaipten yazılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar.”
İLBER ORTAYLI
(HASSAS) Kahramanmaraş'ta, 3 kez uzaklaştırma kararı aldıran Eser Karaca, 4. emrin henüz tebliğ edilmediği gün eski eşi Atilla Ayıntaplı tarafından hastanede katledildi.
Türkiye'nin ana gündemleri bunlar olması gerekirken nelerle uğraşıyoruz. Bu ülkeye çok yazık ediliyor.
Her gün en az birisi katlediliyor, şiddet giderek artıyor.
İlk kez bir şey hakkında bu kadar ümitsizim. Ümitsizim diye duracak, susacak değilim.
Ancak artık bir şeyi değiştirir diye değil, sadece üzüntü, keder ve öfkem için yazıyorum.
Benim medeniyete zerre inancım kalmadı.
Biz insanlık hiçbir yere varamamışız... Hiçbir şey olamamışız. Filistin'de olanları gözmezden, duymazdan gelen ve DURDURMAYAN dünya, insanlık...
Marsa gitsek ne olur, büyük bilim devrimleri yapsak, bilmem ne çağı yaşasak ne olur.
Anladık ki büyük devletler de sadece işlerine gelen konularda medeniler...
Çok güvendiğimiz insan hakları denilen şey ise çıkarlar söz konusu olduğunda görmezsen gelinebilecek bir safsatadan ibaretmiş.
Din kardeşliğinden bahsetmiyorum bile!!!
2025 yılında dünyanın ortasında bir SOYKIRIM...
Aleni ve açık.
Bu kadar bence.
Medeniyet son perde.
" #Palestine "
Sağımız savaş, solumuz savaş. Bize sıçramasın diye dua ediyoruz resmen. Peki biz neden kadınlarımızı, gençlerimizi, çocuklarımızı, bebeklerimizi gömüyoruz abi?! Madem sulh içindeyiz, neden askerlerimize, itfaiyecilerimize, madencilerimize ağıt yakıyoruz? Savaşa girdik de bomba mı attılar ormanlarımıza? Neden yanıyoruz abi!? Savaş yok diye şükrediyoruz. Şükrediyoruz da… Hangi düşman, hangi bayrağın altında saf tutsa bize biz kadar zarar verebilirdi acaba? Savaş olsa, düşman tankla, topla, uçakla gelse… Şanlı şerefli tarihin mirasçılarıyız, elbette dimdik dururduk karşılarında. Neden öldüğümüzü bilirdik en azından... Şimdi cephe yok, taraf yok, savaş yok. Peki biz sulh içindeyken, yürürken, çalışırken, tatildeyken hatta… Neden ölüyoruz abi?
Allah sonumuzu hayır etsin.
Bunu 👇 yapan ülkeler iklim kanununu bizim önümüze koyuyor.
- Yapay et yiyelim
- Ağaçları keselim
- Meraları kapatalım
- Hayvancılık, meyve sebzecilik bitsin
- Şehir merkezlerine girmeyelim
- Havayı kirleten değil, kirli havayı soluyan vergi versin
#iklimkanununahayır
YAŞ MESELESİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
10 Nisan 2025, yani bugün ilk duruşma var.
14 yaşında bir çocuk... Hiçbir günahı yok, kötü niyeti yok. Yüz binlerce insanımızın pamuklar içinde büyüttüğü evlatlardan sadece biri... Bahsettiğimiz, Minguzzi ailesinin oğlu: Mattia Ahmet Minguzzi. Kendisine laf atan serserilerin ne dediklerinin bile farkında değil. Saldırganlar ne istediklerini bildiklerini sanıyorlar, ama bildiklerinin ne anlama geldiğinin farkında değiller. Onların bildikleri tek şey: kıskançlık, haset. Yanl��ş yönlendirilmiş bir düşmanlık... Ve muhtemelen kimya endüstrisinin yarattığı uyuşturucularla, daha çocuk yaşta harap olmuş beyinler.
SOKAKLARDAKİ AYAKLI SUÇ DOSYALARI
Bunların hiçbiri kontrol altında değil. Bazılarının kabarık suç dosyası var ama hâlâ serbestçe ortalıkta dolaşıyorlar. Üstelik yalnızca 18 yaş altındakiler değil, yetişkinler de aynı durumda. Trafikte zorbalık yapan birine bakıyorsunuz; sabıka kaydı 19, 20, 30, 50 dosyaya ulaşmış. Biri eşini dövüyor, diğeri sevgilisini öldürüyor; tonla sicil kayıtları var.
Fransa’da Adalet Bakanlığı’na “Mühürler Bakanlığı” denir. Çünkü Adalet Nezareti, yurttaşlar hakkında insan onuruna ve temel haklara aykırı olmayacak şekilde kayıt tutmakla yükümlüdür. Zira millî güvenlik ve toplumsal huzur için bu şarttır. Bizde ise adlî sicil müessesesinin ne işe yaradığı halen bilinmemekte. Kanunlarımızda bazı gariplikler var. Maalesef bu alan çığırından çıkmış durumda.
YAŞ MESELESİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’yi 15 yaşındaki B.B. bıçaklıyor, yetmiyor, hâlâ can çekişen çocuğa 16 yaşındaki U.B. tekme atarak adeta ölümünü hızlandırıyor. İkisi de suçlarını itiraf etmesine ve neden yaptıklarını anlatmalarına rağmen, yeterli cezayı almayacak ve büyük ihtimalle kısa süre sonra serbest bırakılacaklar.
“Şâbb-ı emred” -yani İngilizce’de “teenager” denen yaş grubu- hâlâ bir çocuk kadar masum kabul ediliyor. Oysa bu çağ geçmiştir. İlmin sesine kulak vermeli ve kanunlar buna göre düzenlenmelidir.
130.1 milyar bütçeyle nedir sizin millete katkınız? nikahsız çiftleşmeyin, herkes evlensin, o zaman şuursuzca korunmasız sevişin demek için mi 130.1 milyar bütçe? o çocukların nasıl büyüyeceği, ebeveynlerin bu koşullarda maddi durumu, akıl sağlığı, çocukların gelecekleri falan hiç umrunuzda diil dimi? 130.1 milyar allah fiyatları belirliyo demek için mi? siz napıyosunuz o bütçeyle herhangi bir yararınız var mıdır topluma? @DIBAliErbas
tedbirinize
Bazılarının gözünde sevenlerimiz, sevdiklerimiz, acılarımız, mutluluklarımız yokmuş gibi. Düne ait anılarımız, yarın için kurduğumuz hayaller yokmuş gibi. Tanımımız insan, taşıdığımız can değilmiş gibi… Hiç yaşamamışız gibi… Birey birey toplum değiliz de, birer birer sayıymışız gibi. 6 değil, 66 kişi, 301 kişi bile az gelir… 50 binimiz de ölsek, üç beş kişinin itibarı canımızdan değerliymiş gibi. Yaşıyorsak oy, ölüyorsak şık takım elbiselere bulaşan leke gibiyiz. Ölmesek her şey yolunda aslında… Öldüğümüz için yetkililerden özür dileriz.
Ayyıldızı dünyanın zirvesine diken ilk Türk dağcı, depremlerde hayatına hiçe sayarak milletinin yardımına koşan, hayat kurtaran Nasuh Mahruki sosyal medyadaki yazısından dolayı tutuklandı. Katiller, tecav��zcüler, eroin tüccarları serbest, Nasuh tutuklu!
@nasuhmahruki