“Ümmetimin abdalları (erenleri), çokça namaz kılmaları veya çokça oruç tutmaları sebebiyle cennete girecek değillerdir. Fakat onlar, herkese karşı temiz kalpli, cömert gönüllü ve bütün Müslümanlara karşı merhametli olmaları sebebiyle cennete gireceklerdir.”
Hadis-i Şerif
@TVSemerkand Müminin hayatı hizmetten ibarettir. Mümin, evvela güzel kullukla, taat ve ibadetlerle kendi ebedî hayatına hizmet eder.
Seyyid Mübarek Elhüseynî
#hizmetnimeti
O (ks),
Gavsımızın (ks) verdiği vazifeler için, çoluk çocuk, gece gündüz demeden, hizmetten hizmete koştuğu için, O’nu(ks) pek tanıma şansınız olmadı…
Hizmet etmekten, sizlerle muhabbet etmeye pek vakit bulamadı…
Pek tanıyamadınız O’nu(ks)…
Bi tanısanız, çok severdiniz…
Gavs-ı Cihan Hazretlerinin yürüdüğü yol başından sonuna saf ve sahihti. İlk 10 yıl, ikinci 10 yıl, son 10 yıl hep aynı meşreb hep aynı düstur ile yürüdü o yolda. O, yolunda yürümeye devam etti, on yıllarla birlikte ilim ve irşad hizmetleri de katlanarak arttı. O, en güzel niyetle en büyük gayreti ortaya koydu. Allah Teâlâ o kısa on yıllarda Gavs-ı Cihan Şeyh Seyyid Abdülbaki Elhüseyni Hazretlerine bir asırlık ilim ve irşad hizmeti nasip etti.
YAKLAŞIK 30 SENE,
O’NUN(ks) İÇİN ŞÖYLE DEDİLER:
… ,
Tevazu sahiplerine muhabbeti çok olan,
Şeriatın ve Nakşibendi Tarikatı’nın sahibi,
Efendim, Şeyhim, Seyyidim ve Senedim,
Ve kendisine tutunduğum,
İtimat ettiğim,
Kendisiyle övündüğüm,
İstimdat istediğim,
Gözümün aydınlığı,
Bilvanisli, Kâmil ve Mükemmil Şeyhimiz,
Efendimiz, Eşşeyh, Esseyyid
ABDÜLBAKİ ELHÜSEYİNİ (ks)
SONRA KİMİLERİ,
O’NUN(ks) VEFATININ ARDINDAN ŞUNLARI DEDİLER:
O’nun(ks) Son 10 yılında, yolun adab ve usullerinden UZAKLAŞILDI.
O’nun(ks) kurduğu hizmet kurumları ile,
O’nun Vakfı ile hiçbir BAĞIMIZ YOKTUR.
O(ks), Halife ve Evlatları tarafından KANDIRILIYORDU.
O’nun(ks) Evlatları birer HIRSIZ.
O’nun(ks) Halifeleri YEZİDİ.
NETANYAHU şeriata gelir;
O’nun(ks) Halifeleri ŞERİATA GELMEZ.
(HAŞA)…
Ahirete irtihalinden önce aşkından öldüklerini iddia ettikleri MÜRŞİDİMİZE(ks);
İŞTE BÖYLE YAPTILAR…
O’nunla(ks) ünsiyetlerini böyle sonuçlandırmayı tercih ettiler…
Şeyh Ahmed el-Haznevî [kuddise sırruhû] (v.1369/1949) şöyle buyurmuştur:
"Ey kardeşlerim! Size gereken pak şeriata, kolay ve ak olan sünneti seniyyeye tâbi olmaktır."
Tasavvuf ve Sûfî
El Minhâcü's-Senî 🌹
ALLAH (cc), HİÇBİR TASAVVUF EHLİNİ;
Yalanla, iftira ile, saçma ve komik ifadelerle,
Şeyh bildiği kişinin davet edildiği şeriata,
Şartsız şurtsuz, gönül huzuru ile gelemeyişini;
Açıklamaya çalışma çabası içine düşürmesin…
Allah (cc), kimseyi Şerhendilerin aşağıdaki görsellerde düştüğü duruma düşürmesin…
Duamızı ettikten sonra gelelim meseleye !
Gördünüz mü Şerhendi hesaplarının dünkü paylaşımlarını !?
Bir tanesi bile diyememiş ki;
“Ne güzel olmuş, Şeriata davet olmuş, Biz de zaten meselelerin şeriat ile çözülmesi istiyorduk.
Haydi hep beraber bu şeriat çağrısını destekleyelim.
Şeriata gidelim, bu fitneyi bitirelim.”diyememişler.
Ne kadar acınası bir haldeler…
Gerçi zaten diyemezlerdi ki;
Diyecek olsalar,
Rahmetli Gavsımızın (ks), Ş.Molla Nezir başkanlığındaki Halifelerinden oluşan Şer-i Hakem Heyeti sürecinde, derlerdi. Şeyhlerinin süreci baltalamasına müsaade etmezlerdi…
Hatırlıyor musunuz o süreci !?
Büyük Abi, yine şeriata davet edilmişti.
Şeyhlik iddiasındaki bir kişi, direk “şeriata gelmiyorum” diyemeyeceği için;
Büyük Abi “şeriata gelmiyorum” dememişti ama türlü türlü bahaneler öne sürmüştü.
Yok kışlık camide olsun, yok herkesin içinde olsun, yok kameralar önünde olsun vs. vs. vs…
Büyük Abi sanmıştı ki;
Menzil’in itibarını korumaya çalışan kardeşleri, insan içinde ve kamera önlerinde böyle bir sahne vermeyecektirler ve şartlarını kabul etmeyecektirler. Sanmıştı…
Ama Büyük Abi yine yanılmıştı !
Çünkü meselelerin çözülmemesi Menzil’in itibarına daha fazla zarar vereceği için;
Diğer kardeşler, Büyük Abinin şartsız şurtsuz şeriata gelemeyişini de sinelerine çekip, tüm şartları kabul ederek Şer-i Hakem Heyeti sürecini sürdürmüşlerdi.
Kabul edilmeyeceğini sandığı tüm şartlarının kabulü ile;
Oyunu bozulan Büyük Abi, tüm çabalarına rağmen,
Sürecin kişiler ve kameralar önünde yaşanıyor olması sebebi ile -ki bunu kendisi şart koşmuştu-, imza atmaktan kaçamamıştı.
Ancak;
Sürecin, Şeriat ile devam etmesi halinde;
Kitaplarda dahi geçmeyen, menşei belli olmayan görüşünün haksız çıkacağını,
Herkesin meselenin gerçek yüzünü göreceği gören Büyük Abi,
Şer’i hüküm çalışmalarına ve hükmün açıklanmasına fırsat vermemek için kısa sürede attığı imzadan dönmüştü.
İşte burası çok enteresandı !
Kandırılmış binlerce kişinin, uyanacak olmasının verdiği KORKU ile;
Bir ‘Şeyh’ sözünden ve imzasından dönmeyi, şeriattan kaçmayı tercih etmişti…
Şaşırtıcı olan diğer bir husus da;
Bu yaşananlar sonrası kimi Serhendiler gittikleri yolun yanlış olduğunu anlayıp intisabını değiştirmiş olsa da,
Zaten tüm iddialarının boş çıkacağını bilen Büyük Abinin imzasından dönmesine;
Kimi Serhendilerin hiç tepki göstermemesiydi.
Diyememişlerdi ki;
“Korku girdi içime” diyerek bir şeyhin sözünden, imzasından dönmesi nasıl mümkün olabilir ? dememişlerdi.
Bizim şeyhimiz neden sürekli şartlar sunuyor, meseleyi başka yerlere çekip algı yapmaya çalışıyor ki,
Sanki, Rahmetli Gavsımız’ın (ks) Halifelerinden oluşan Heyet; Şeriatı, Menzili, Vakıfı bilmiyor mu ? diyememişlerdi.
Ama neyseki şimdi yeniden şeriata davet var.
Serhendiler için yeni bir fırsat var.
Belki şimdi derler…
Belki bu kez, Serhendiler, Serhendi Mollar,
Şeriatın yanında durur da;
Şeyhlerinin bu kez bahanelere ve manipülasyonlara sığınmasına ve süreci baltalamasına müsaade etmezler,
Güzel bir hayra vesile olurlar. İnşallah…
Evet,
Bir kez daha, bekleyip göreceğiz;
Kim Allah’ın (cc) Şeriatının yanında !?
Kim şeriatın karşısında, işin algısında !?
MUHLİS...🤍
Allah cc dostları Gösterişi sevmezler;
Halkın içinde her daim hakka yönelirler...
Ama hâlisane ihlâslı olmaları hasebiyle, heybet ve azamet her tarafı her mekânı kaplamıştı...