Birinin size olan saygısını, sizinle tartışmaktan kaçmasından değil; sizinle "zor konuşmaları" yapma cesaretinden anlarsınız.
Anlık konforlarını kalıcı bir onarım için feda edenler ilişkiyi seçenlerdir.
Onarmak için risk alanlar, vazgeçmek için bahane arayanlardan çok daha değerlidir.
Bazen nefret de iyidir ve gereklidir. Bugün daha net anlayabiliyorum bazı şeylerin neden olmadığını.. Rabbim sen çok büyüksün ve sonsuz şükürler olsun.
Bu yaşıma kadar, birinin bana ters gelen davranışının içinde “çocuk bakmanın verdiği yorgunluğun ve sinir yıpratmasının etkisi” vardı ise ve ben ona tolerans göstermediysem; gerçekten özür dilerim
Mutlak güç sahibi sanrısında kontrolü kaybedip ah çukuruna battığınızı tahmini ne zaman anlarsınız? Ben söyleyim; Yaşattıklarınızı bin misliyle yaşadığınızda!
İlgiyi gizli yerden verip genelde bir alakanız yokmuş gibi davranan kadın arkadaşlarınız muhtemelen gıyabınızda arkanızdan konuşuyordur, bunu kamufle etmek için dışarı bağlantısız bir görüntü sunarlar. Aynı sekilde ilgiyi özelden sunup genelde bağlantısız görünen erkek de ya bir şey gizliyor ya da birinden gizleniyordur.
Dostluğun da, düşmanlığın da, her türlü ilişkinin yüreklice olanından yanayım. Hamlesiz, stratejisiz. Ömrümün ikinci yarısını da buna adadım. "Bizi yalnızca gerçek kurtaracak."
Çok iyi niyetliydi. Affederdi, alttan alırdı, hesap sormazdı, yapılan haksızlığı sineye çekerdi. Ne verilirse onunla yetinmeyi bildi. Sonra bir gün gereksiz bir çalı gibi çiğneyip geçtiler… Affetsem bile unutmamayı, her şeyi sineye çekmemeyi, çalı olmamayı ondan öğrendim.
Bilgi, eğitim, zekâ bir insanı iyi yapmaz. Karakter arkadaşım! Karakterin her şeyin üstündedir. Parayı zaten ölçüt olarak bile almadım. Gerçek zenginlik yine karakterindir.
En nefffret ettiğim insan tipi hayata tamamen network, statü gözüyle bakanlar. Bunlarla mümkün değil düzgün bi ilişki kuramazsın. Senden çıkarı yoksa çöp gibi davranır, sonra bi bakarsın arkasından salladığı ama işine yarayacak birine dünyanın en süper kişisi gibi görünür.
Dün işimden istifa ettim. Ne iki hafta önceden haber verdim,ne “biraz daha dayanayım” dedim.
Sadece bir dilim pastayı masada bıraktım,
çantamı aldım
ve kızımın evinden çıktım.
İşverenim kızım Zeynep’ti.
Maaşım neydi biliyor musunuz?
Altı yıldır “sevgi” sandım.
Ama dün +
"Körlerin yanında göze ait sırlardan bahsetme" demişti Mevlânâ. Ne hüzünlü bir ikaz.
Ve kalbî sağırların, kalbî körlerin, kalbî kana bulanmışların, kalbî hasta olanların yanında kalbîne dair sırlardan bahsetme. Sakın bahsetme. Çünkü insanın en mahrem yeri kalbidir... İncinirsin.
Mutsuz etmeyi, bir kontrol biçimi olarak kullanan insanlar gördüm. Avını zehirleyip hareket kabiliyetini felç eden hayvanlar gibi. Çocuğunu eşini yakınlarını ya da etki alanındaki kişileri mutsuz ederek, yaşam şevklerini söndürerek, elinin altında/ çatısının altında tutmak.
Kendimden özür dilerim. En çok kendimden özür dilerim. Sonra biricik oğlumdan bazen savaşırken yorulup neşeli vakitlerimizi azalttığım için.. Safi kötülüğe karşı had bildirmediğim için yapılan tüm kötülükleri göğsümde yumuşattığım için.
elli yaşındayım otuz yıldır yıldır yemek yapıyorum. tam otuz yıldır, soğan kavururken pembeleşmesini bekliyorum ocağın başında. asla pembeleşmiyor. iyi tamam olmuştur artık diye devam ediyorum yemeğe. meğer penbeleşmekmiş o. farsça pamuk, pamuk gibi yumuşak anlamında. insaf ya.