@Kehf_tekI_iz Kıbrıs tan,arazi alıp yerleşmek lazım,meydanı boş bıraktık,chpkk zihniyetli bir kaç aile tanıyorum Türkiye bedava arazi ev vermiş onlara,şimdilerde ruma kuyruk sallayıp,Türkiyeye havluyorlar
Türkiye’yi tahrik etmeye çalışanlar, ham hayallere kapılanlar şunu iyi bilsin, iyi anlasın:
“Ecdadımızın heybeti ma’ruf-u cihandır. Fıtrat değişir sanma! Bu kan yine o kandır.”
💣 KELLE STRATEJİSİ
Pakistan ’da savaş uçakları, füzeler, roketler...
Ama yeter mi?
Hayır.
Savaşın kaderini belirleyen: Kellelerdir.
🎯 Pilotun arkasındaki komutan,
🎯 Füzenin başındaki lider,
🎯 Ordunun beynindeki subay...
Kelle alınır, savaş durur.
İşte bu yüzden: – İsrail Lübnan’da tıkandı.
– Suriye’ye giremedi.
– Irak’a uzanamadı.
– Türkiye’yi hedef bile yapamadı.
Neden?
Çünkü biz, sadece silahla değil, lider aklıyla vururuz.
Bugün Hindistan, Pakistan’a ilerleyemiyor.
Çünkü bir gece geliriz, kelleleri alırız.
Operasyon yapılır. Dönülür.
Ve düşman artık hareket edemez.
📍 DÜNYADA BUNU YAPABİLEN TEK GÜÇ BİZİZ.
#KehfTekiİz
#KelleStratejisi
#DevletAklı
🕯️🗡️🛡️
Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız.
Biz güçlü olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz.
Bunun için “ittifakta hayır vardır” diyor; kendi içimizde ve İslam dünyasında ittifakları büyütmeye, ihtilafları azaltmaya çalışıyoruz.
Asırlar boyunca tarihe yön, cihana nizam vermiş ümmet-i Muhammed’in, bir duvarın tuğlaları gibi birbirine yeniden kenetlenmesini arzu ediyoruz.
Müslümanlar olarak birbirimize inanarak, birbirimize dayanarak, omuz omuza, yürek yüreğe vererek istikbale hep beraber yürüyelim istiyoruz.
Bütün çabamız, ittifak ve ittihadın sağlanması içindir.
Bütün gayretimiz, coğrafyamızda huzur ve güven ikliminin inşası içindir.
İnşallah gücümüzün yettiği kadar vahdet için, uhuvvetin tesisi için, İslam âleminin birlik ve bütünlük içinde hareket etmesi için elimizle birlikte tüm gövdemizi taşın altına koymaya devam edeceğiz.
Seri Devam...
BÖLÜM 9 — ŞAHLANIŞ
Selâmün aleyküm kardeşlerim.
Şimdi artık başınızı kaldırın.
Sekiz bölümdür yere baktık.
Güneydeki ateşe baktık.
GAZZE'ye baktık.
ŞAM'a baktık.
BAĞDAT'a baktık.
AŞİRETLERE baktık.
PERS hattına baktık.
KIZILDENİZ'e baktık.
HÜRMÜZ'e baktık.
Ve hep aynı şeyi söyledik:
ÖNCE GÜNEY.
Çünkü arkan yanarken doğuya yürüyemezsin.
Kapının önü dağınıkken ufuk kuramazsın.
Devlet önce arkasını toplar.
Sonra başını kaldırır.
İşte kardeşlerim...
BAŞIMIZI KALDIRMA VAKTİ GELİYOR.
Ama Batı'ya değil.
Bu defa...
DOĞU'YA.
Kaşgar'a.
Hotan'a.
Urumçi'ye.
Aksu'ya.
Tanrı Dağları'na.
Altaylara.
Türkistan'a.
Ve en sonunda...
DOĞU TÜRKİSTAN'A.
Şimdi iyi düşünün.
Oradaki insanlar kim?
Bize yabancı bir millet mi?
Hayır.
UYGUR TÜRKLERİ.
Diliyle bizim.
Hafızasıyla bizim.
Tarihiyle bizim.
Acısıyla bizim.
Bugün haritaya baktığınızda aramızda binlerce kilometre görüyorsunuz.
Ama tarih haritasını açtığınızda bambaşka bir şey görürsünüz:
AYNI BÜYÜK TÜRK COĞRAFYASININ PARÇALARINI.
İşte mesele burada başlıyor.
Çünkü Türk milleti bir sabah dağılıp yok olmadı kardeşlerim.
Yüzyıllar boyunca parça parça ayrıldı.
Hanlıklar yıkıldı.
Devletler çöktü.
Sınırlar çizildi.
İmparatorluklar araya girdi.
Bir tarafta Rusya.
Bir tarafta Çin.
Bir tarafta İran.
Bir tarafta Batı'nın çizdiği yeni haritalar.
ANADOLU batıda kaldı.
TÜRKİSTAN doğuda.
KAFKASYA arada.
HAZAR arada.
Ama koparamadıkları bir şey vardı:
HAFIZA.
İşte o yüzden Kaşgar adı bize yabancı gelmiyor.
İşte o yüzden Tanrı Dağları denildiğinde içimizde bir şey kıpırdıyor.
İşte o yüzden Doğu Türkistan denildiğinde başımızı çeviriyoruz.
Çünkü bazı topraklar yalnız haritada yaşamaz.
MİLLETİN KANINDA YAŞAR.
Şimdi biraz daha geriye gidelim.
11'inci yüzyıl.
Kaşgarlı Mahmud...
Dîvânu Lugâti't-Türk'ü yazıyor.
Türk boylarını anlatıyor.
Türk dilini kayda geçiriyor.
Türk dünyasını bir bütün gibi görüyor.
Düşünün kardeşlerim...
Bin yıl önce adam haritaya bakıyor ve Türk'ün nerede yaşadığını biliyor.
Bugün biz aynı haritaya bakıp birbirimizi uzak sanıyoruz.
Sonra Yusuf Has Hacib...
Kutadgu Bilig.
Devlet nasıl yönetilir?
Adalet nasıl kurulur?
Akıl nedir?
Kut nedir?
Bir devlet hangi ahlakla ayakta kalır?
Yani Türkistan sadece at koşturanların toprağı değildi.
DEVLET KURANLARIN TOPRAĞIYDI.
Sonra Uygur Kağanlığı...
Sonra Karahanlılar...
Sonra Türkistan şehirleri...
Kaşgar.
Balasagun.
Hotan.
Semerkant.
Buhara.
Bunların her biri yalnız şehir değildi.
Türk tarihinin damarlarıydı.
Ve sonra damarlar kesildi.
Ama kan akmaya devam etti.
İşte şahlanış tam burada başlar kardeşlerim.
Şahlanış bir sabah ordunun yürümesi değildir.
Bir milletin yüzyıllar sonra yeniden kendi haritasını hatırlamasıdır.
Önce hafıza uyanır.
Sonra dil.
Sonra yol.
Sonra ticaret.
Sonra devlet.
Sonra strateji.
Ve bir gün...
PUSULA DÖNER.
Bakın bugün neredeyiz.
Azerbaycan'la aynı masadayız.
Karabağ'da dengeler değişti.
Zengezur konuşuluyor.
Hazar'ın iki yakası birbirine daha fazla bakıyor.
Kazakistan.
Özbekistan.
Kırgızistan.
Türkmenistan.
Türk Devletleri Teşkilatı.
Orta Koridor.
Demiryolları.
Enerji hatları.
Savunma ilişkileri.
Ortak alfabe tartışmaları.
Ortak kültür.
Ortak tarih.
Bunların hiçbiri tek başına TURAN değildir.
Ama hepsi bir araya geldiğinde başka bir şey söyler:
TÜRK DÜNYASI YENİDEN BİRBİRİNİ HATIRLIYOR.
İşte Turan dediğiniz şey önce harita çizmek değildir kardeşlerim.
Önce hafızayı birleştirmektir.
Sonra yolu.
Sonra pazarı.
Sonra dili.
Sonra iradeyi.
Ve bir milletin iradesi yeniden birleştiğinde...
Harita zaten konuşmaya başlar.
Şimdi burada devlet aklı devreye giriyor.
Çünkü büyük hedefler sloganla kurulmaz.
Devlet duyguyla hedef belirler.
Ama o hedefe yalnız duyguyla yürümez.
Önce g��neyini sağlamlaştırır.
Sınırını tahkim eder.
Ekonomisini büyütür.
Savunma sanayiini kurar.
Ordusunu güçlendirir.
Diplomasisini genişletir.
Dostlarını çoğaltır.
Yollarını açar.
Enerji damarlarını kurar.
Ve en önemlisi...
ZAMANI GELMEDEN KARTINI AÇMAZ.
İşte bugün neden Güney diyoruz?
Suriye...
Irak...
Akdeniz...
Çünkü doğuya bakacak devlet önce arkasından emin olacak.
Şam karışıkken Kaşgar konuşulmaz.
Bağdat çökmüşken Türkistan siyaseti kurulmaz.
Kızıldeniz yanarken Hazar'a yürünmez.
Devlet önce kapısının önündeki yangını söndürür.
Sonra ikinci halkayı kurar.
KAFKASYA.
Sonra:
HAZAR.
Sonra:
ORTA ASYA.
Ve sonra kardeşlerim...
Uzak sandığımız o coğrafya birden yaklaşır.
Kaşgar yaklaşır.
Hotan yaklaşır.
Urumçi yaklaşır.
Tanrı Dağları yaklaşır.
Çünkü milletler yalnız kilometreyle uzaklaşmaz.
HAFIZAYLA YAKINLAŞIR.
İşte HİÇ'in önündeki yeni dosya tam burada açıldı.
Üzerinde ne savaş planı vardı.
Ne hedef koordinatı.
Ne tarih.
Tek cümle:
“DOĞU HATIRLANACAK.”
HF haritanın başına geçti.
Yıllardır güneyi gösteren kalemi ilk defa kaldırdı.
ŞAM.
BAĞDAT.
NİL.
GAZZE.
Hepsi arkasında kaldı.
Kalem kuzeydoğuya döndü.
AZERBAYCAN.
Sonra HAZAR.
Sonra KAZAK BOZKIRLARI.
Sonra KIRGIZ DAĞLARI.
Sonra TANRI DAĞLARI.
Ve sonunda...
KAŞGAR.
O odada kimse konuşmadı.
Çünkü bazı haritalar sesli okunmaz.
Sadece bakılır.
Ve insan içinde bir şeyin ayağa kalktığını hisseder.
İşte kardeşlerim...
Biz dağıldık.
Ama kaybolmadık.
Biz sınırlarla ayrıldık.
Ama soyumuzu unutmadık.
Biz birbirimizden uzak düştük.
Ama aynı kelimelerde buluştuk.
Aynı destanlarda.
Aynı ağıtlarda.
Aynı dağ isimlerinde.
Aynı tarih hafızasında.
Ve şimdi yeniden yollar kuruluyor.
Bunun adı işgal değildir.
Bunun adı başkasının toprağında hak iddia etmek değildir.
Bunun adı:
KENDİNİ HATIRLAMAKTIR.
İşte şahlanış budur.
Bir milletin başını yeniden kaldırması.
Kendisini yalnız bugünkü sınırlarıyla tarif etmemesi.
Geçmişini bilmesi.
Geleceğini kurması.
Ve yüz yıl sonrasını bugünden düşünmesi.
Şimdi bakın kardeşlerim.
Bugün Güney'e bakıyoruz.
Ama Anadolu'nun ufku Güney'de bitmiyor.
Güney sadece ilk halka.
Sonra Kafkasya.
Sonra Hazar.
Sonra Türkistan.
Sonra...
DOĞU TÜRKİSTAN.
Ama devlet aklı yine aynı şeyi söyleyecek:
Acele etme.
Kartını erken açma.
Gücünü büyüt.
Bağlarını kur.
Dostlarını çoğalt.
Ekonomini büyüt.
Ticaret yollarını aç.
Türk dünyasını birbirine bağla.
Ve bir gün biri sana:
“Kaşgar sana ne?”
diye sorarsa...
O gün cevap vermek için slogan atmana gerek kalmasın.
Haritayı aç.
Tarihi aç.
Dili aç.
Milleti aç.
Ve de ki:
“BİZ ORAYI BUGÜN HATIRLAMADIK.”
“BİZ HİÇ UNUTMADIK.”
İşte kardeşlerim...
ŞAHLANIŞ tam burada başlar.
Orduda değil.
Önce hafızada.
Sonra devlette.
Sonra ekonomide.
Sonra yolda.
Sonra diplomaside.
Ve en sonunda...
TARİHTE.
Şimdi başını kaldır Türk milleti.
Güneyde hesap kapanıyor.
Kafkasya'da kapılar açılıyor.
Hazar'ın ötesinde kardeşlerin seni bekliyor.
Tanrı Dağları hâlâ yerinde.
Kaşgar hâlâ yerinde.
Hotan hâlâ yerinde.
Urumçi hâlâ yerinde.
Ve tarih hâlâ bitmedi.
BİZ DAĞILDIK... AMA KAYBOLMADIK.
BİZ AYRILDIK... AMA BİRBİRİMİZİ UNUTMADIK.
BİZ SUSTUK... AMA HAFIZAMIZ SUSMADI.
Önce Güney.
Sonra yollar.
Sonra Türk dünyası.
Sonra...
PUSULA DOĞU'YA.
GÖNÜL DOĞU TÜRKİSTAN'A.
Ve bütün bunların üzerinde tek bir kelime:
ŞAHLANIŞ.
Çünkü büyük milletler bazen yüz yıl susar kardeşlerim.
Ama uyandıklarında...
YÜZYIL SONRASINI KONUŞURLAR.
(devam edecek)
ŞİMDİ TAŞLAR YERİNE OTURUYOR ARTIK…
Daha önce söylemiştim:
Büyük savaş Avrupa'da çıkmayacak.
Avrupa, büyük savaşın sancısını yaşayacak.
Asıl hesaplaşma PASİFİK'TE olacak.
Şimdi yaşananlara tek tek değil, yukarıdan bakın.
İngiltere, Rusya hattını sürekli geriyor.
Rusya bugün artık İngiliz askerî hedeflerini açıkça vurabileceğini konuşuyor.
Avrupa'nın dikkati Rusya'ya çevriliyor.
NATO'nun gözü doğuya dönüyor.
Tam bu sırada Trump Kanada üzerinde tarihte görülmemiş bir baskı kuruyor.
Ontario Gölü'ne “Lake America” diyor.
Sonra daha ilginç bir cümle geliyor:
“Bir körfezimiz var. Bir gölümüz var. Şimdi bir okyanusa ihtiyacımız var.”
Ve özellikle iki okyanusun adını söylüyor:
Atlantik ve PASİFİK.
Bu cümleyi basit bir Trump şakası olarak okumayın.
Amerika kendi arka bahçesini sağlamlaştırması ile, Atlantik'i kontrol altında tutması ve yüzünü asıl hesaplaşmanın yapılacağı yere çevirmesidir.
PASİFİK.
Çünkü karşı tarafta Rusya'dan çok daha büyük bir mesele var.
ÇİN.
Tayvan var.
Güney Çin Denizi var.
Japonya var.
Filipinler var.
Dünya ticaretinin can damarları var.
Rusya Avrupa'da tutuluyor.
İngiltere Avrupa cephesini geriyor.
Amerika kendi kıtasını tahkim ediyor.
Orta Doğu vekâlet unsurlarıyla yönetiliyor.
Ve büyük güçler yavaş yavaş Pasifik'e bakıyor.
O yüzden aylardır söylediğim cümleyi değiştirmiyorum:
SAVAŞ AVRUPA'DA BAŞLAMIYOR.
Avrupa'da gördüğümüz şey…
PASİFİK'TE DOĞACAK FIRTINANIN SANCISI.
Şimdi izlenecek yer Londra veya Moskova'dan çok;
Tayvan Boğazı.
Çünkü gerçek hazırlık orada başlayacak.
ÖNEMLİ...
Şu bir gerçek:
Türkiye'nin doğrudan bir savaşa girmeyecek.
ASLA girmeyecek.
Olası kalkışmalar, sınır ötesi gerilimler ve bölgesel çatışmalar elbette olacaktır.
Fakat bunların karşılığı Türk askerinin cepheye sürülmesiyle olmayacak.
Daha önce de anlatmıştım.;
Aşiretler…
Peşmergeler…
Türkmen unsurlar…
Yerel yapılanmalar…
İstihbarat ağları…
Özel ve örtülü unsurlar…
Sahada görünen başka olacak, arkasındaki akıl başka.
Benzer bir dönüşüm Avrupa'da da yaşanıyor.
Avrupa da aynı şekilde ASLA savaşa girmeyecek.
Bu nedenle bugün gördüğümüz her askerî hareketliliği “Büyük savaş Avrupa'da başlayacak” diye görmeyin.
Ben daha önce de söyledim:
Asıl büyük kırılmanın PASİFİK te yaşanacak.
Bugün Avrupa'da, Orta Doğu'da ve çevremizde gördüğümüz hareketliliğin bir kısmı yaklaşmakta olan o büyük güç mücadelesinin ön hazırlıklarıdır.
Henüz savaşın kendisini görmüyoruz.
Onun sancısını yaşıyoruz.
2026 TİCARET / EKONOMİ savaşı olacak demiştim.
2027 KAPANMALAR ve SAVUNMA AMAÇLI PASİF duruma geçmelerle geçeçek.
24 Ağustos 2026...
BU GECE MEVLİD KANDİLİ…
Âlemlere rahmet olarak gönderilen,
ümmeti için “Ümmetim… Ümmetim…” diye gözyaşı döken, bizi görmeden seven, görmeden özleyen
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed ﷺ'in dünyaya teşrifini anıyoruz.
Rabbim bu mübarek gece hürmetine kalplerimizi O'nun sevgisinden, hayatımızı O'nun ahlâkından, dilimizi salavattan mahrum bırakmasın.
Başta Gazze olmak üzere zulüm altında olan bütün kardeşlerimizin yardımcısı olsun.
Yetimin g��zyaşını dindirsin, açın sofrasını bereketlendirsin, mazlumlara ferahlık ve kurtuluş nasip etsin.
Ve Rabbim bir gün bizi de Resûlullah ﷺ'in “Ümmetim” diyerek sahip çıktığı kullarının arasında haşretsin.
Mevlid Kandilimiz mübarek olsun.
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed.
Allahümme salli ala seyyidina Muhammed🌹
(Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."
Enbiyâ sûresi, 107. ayet
Mevlid kandilimiz mübarek olsun.⚘️
İÇERİDE TARTIŞIRIZ.
İÇERİDE ANLAŞAMAYIZ.
HATTA BAZEN BİRBİRİMİZE ÇOK SERT ÇIKARIZ.
Çünkü hepimizin bu vatana dair bir sözü, bir derdi, bir sevdası var.
Ama mesele dışarıdan;
VATANIMIZA,
BAYRAĞIMIZA,
DEVLETİMİZE,
DİNİMİZE,
EZANIMIZA uzanan bir dile, bir ele geldiğinde Orada tartışma biter.
Sağcı-solcu,
iktidar-muhalefet,
şu görüş-bu görüş diye ayrılmayız.
Çünkü evin içinde kavga edilir.
Ama kapıya yabancı dayandığında, o ev birlikte savunulur.
Bizim birbirimizle olan meselemiz BİZİM MESELEMİZDİR.
Vatan ise hepimizindir.
Bayrak hepimizindir.
Devlet hepimizindir.
Ezan hepimizindir.
İÇERİDE FARKLI OLABİLİRİZ.
DIŞARIYA KARŞI BİR OLMAK ZORUNDAYIZ.
BUGÜN BİRLİK ZAMANI.
Bugün Cumhurbaşkanı @RTErdogan ’ı sosyal medyada yalnız bırakmayın.
Bu, her söylediğine katılmak meselesi değildir.
Bu, dışarıya karşı Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’nın arkasında Türkiye’nin olduğunu gösterme meselesidir.
Yarın yine tartışırız.
AMA BUGÜN BİRLİK ZAMANI.
BUGÜN TÜRKİYE ZAMANI. 🇹🇷