Maltepe Üniversitesi’nde toplu işten çıkarmalar kabul edilemez!
🔴 Maltepe Üniversitesi’nde farklı bölümlerden 80’e yakın akademisyen gerekçe gösterilmeksizin işten çıkarıldı.
🎓 İşten çıkarmaların yarattığı belirsizlik nedeniyle öğrenciler ders seçimlerini gerçekleştiremiyor, eğitim süreçleri aksıyor.
💫 İşten çıkarılan akademisyenler ivedilikle görevlerine iade edilmeli; ticari kaygılar uğruna akademisyenlerin iş güvencesi ve öğrencilerin eğitim hakkı hiçe sayılmamalıdır.
Geliyoruz!
🛒 A101'de yıllardır hakkımızı yiyen, emeğimizin karşılığını vermeyen; bizden bir koltuğu, bir suyu dahi esirgeyen düzeni değiştirmeye geliyoruz.
🗓️ 17 Eylül Perşembe
⏰ 13.30
📍 A101 Genel Müdürlüğü | Burhaniye Mah. Nagehan Sok. No: 4 B/1 Üsküdar, İstanbul
Parti Meclisimiz geçtiğimiz hafta sonu faydalı sonuçlara yol açacağına inandığım verimli bir toplantı yaptı. Toplantımızın kamuoyuna açık sonuç bildirgesine ek olarak TBMM’de görüşülen yasal düzenleme ile ilgili duygu ve düşüncelerimi de eklemek, içimden geçenleri paylaşmak istiyorum.
İktidarın biricik derdi var: Koltuk.
Ne halkın acılarını bilirler, ne de o acının dindiği bir geleceği düşlerler. O yüzden de barış hakkıyla konuşulamasın, halk omuz omuza veremesin, bu sorun olması gerektiği gibi çözülemesin istiyorlar.
Bizim bu iktidara dün olduğu gibi bugün de zerre güvenimiz yoktur. Onların fıtratı memleketin zararına davranmak üzerinedir. Yıllardır yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır!
Tam da bu nedenle, AKP’nin de işine gelecek biçimde, kamuoyunda oldukça sığ bir tartışma düzlemi oluşsun diye uğraşıyorlar. Bu süreçte kim eleştiri yapsa, itiraz etse "barış düşmanı" diye çamur atmaya kalkıyorlar. Oysa, barışın baş düşmanı Saray’dır.
Kanımca sürece dönük "eleştiriler" ikiye ayrılıyor.
Bir yanda bu kinden beslenenler, savaştan nemalananlar var. Yoksul emekçi çocuklarının yaşamı üzerinden söz, siyaset ve iktidar kuranlar, çatışma bitmesin diye ellerini ovuşturanlar var. Sıvasız evlere asılan bayraklar onların ekmek kapısıdır. Onlarla aramızda yerle gök kadar mesafe var, aynı gökyüzünün altına bile sığmayız!
Diğer yanda ise AKP’nin ikiyüzlü, pazarlıkçı sahtekârlığını teşhir edenler; ülkemizin büyük özlemi barışı bir iktidar oyununa ve katakulliye kurban etmemek için dik duranlar var. Biz işte o onurlu eleştirinin, gerçek barışın tarafındayız.
Yine bugün Meclis’te "evet" oyu verecek olanlar da ikiye ayrılacak:
Biri tarafta koltuğunu, iktidarını biraz daha uzatmak için küçük hesaplar peşinde koşanlar var.
Diğer taraf ise; "Yeter ki tek bir anamızın daha yüreği yanmasın, hiçbir evladımız yaşamdan koparılmasın, Türk ve Kürt halkına on yıllardır acı ve gözyaşı getiren bu kapı sonsuza kadar kapansın" diye çabalayanlar.
Burada da ikinci taraftayız. Biz emekçi ana ve babaların gözyaşları dinsin; savaş, şiddet ve silah hayatımızdan çıksın, haksız yere cezaevinde tutulan siyasetçiler özgürlüğüne kavuşsun, ülkemiz onurlu bir barışta buluşsun diyenlerle birlikteyiz.
Hep öyleydik, AKP’ye rağmen öyle olmaya devam edeceğiz; bizi bu yolumuzdan Saray bile döndüremez.
Bu iktidar, bu zihniyet memlekete hakiki bir barış getiremez, bunu çok iyi biliyoruz. Barışı toplumdan kaçırmak, kapalı kapıların ardına sıkıştırmak, sonunda da seçimlere bağlamak için çaba ve niyetlerini görüyoruz. Onların derdi, kendi iktidar hesaplarını yürütmektir.
Tam olarak bu niyet ve zihniyetle mücadele ettiğimiz için Komisyon sonuç raporuna hayır oyu vermiştik.
Şunu herkes bilsin: Bugün TBMM'ye gelen yasa teklifi bizim teklifimiz değildir, altına imza atmamış olmamız da bu anlama gelir. Teker teker her maddeye içerik ve usul açısından eleştirilerimiz var, sevgili Ahmet konuya ilişkin görüşlerimizi genel kurulda da paylaşacak.
Bunca haksızlığa, yanlışa, ayıba rağmen bu teklife evet diyeceğiz; çünkü barış, Saray’ın insafına terk edilemeyecek kadar önemlidir. Bu karanlıkta, bu devasa hukuksuzluk deryasında bir ufak adalet kırıntısı bile koparma ihtimalimiz olacaksa, bir tek genci bile o karanlıktan söküp alacaksak o sorumluluktan kaçmayız. Çok yaralar almış, kırılgan ama direngen ve kocaman barış umudunun karşısına dikilmeyiz. Bedel ödeyenlerin el sıkıştığı yerde bizim de elimizden gelen budur.
Barışı Saray’ın insafına terk etmemek için teklife evet diyeceğiz; Saray Rejimi’ne karşı mücadelemizi bir kez de bu kutsal meseleyi sabote etmek için hiçbir fırsatı kaçırmayan iktidara karşı duyduğumuz öfkeyle birleştireceğiz.
Ülkemizi bu Saray karanlığından mutlaka kurtaracak, eşit-özgür yurttaşlar olarak barış içinde yaşayacağımız bir ülkeyi mutlaka kuracağız.
Kampımızın ilk akşamında Meltem Kolgazi’den ‘’Feminizmle Yeni mi Tanıştık?’’ oturumunda bir aradayız.
Feminizm tarihinden bu yana, hayatlarımıza dokunduğu yerlerden mücadele deneyimlerimize kadar pek çok konuyu yan yana tartışıyor, öğreniyor ve paylaşıyoruz. ✌️
Genel Başkanımız Erkan Baş'ın bugün saat 14.30'da TBMM'de düzenleyeceği basın toplantısını sosyal medya hesaplarımızdan ve TİP Dijital mobil uygulamasından canlı izleyebilirsiniz.
Parti üyemiz Elif Önder derhal serbest bırakılsın!
NATO’ya karşı çıkmak suç değildir, Trump ve benzerlerinin ülkemize gelmesini istememek en doğal yurttaşlık hakkıdır. Anayasal haklarını kullanan yurttaşlara dönük keyfi ve gayrimeşru uygulamalara derhal son verilmelidir.
Sayın Sera Kadıgil’in danışmanı ile görüştüm. Sera hanım “Ortak adayımız olacaksa ortak dilde (Türkçe) konuşmalı. DEM Partinin bir tabanı varsa bizim de bir tabanımız var” gibi bir ifadeyi kesinlikle hiçbir yerde kullanmadığını, bu haber ve paylaşımların tamamen uydurma olduğunu ifade etti.
Arkadaşlar bir insanın siyasi görüşünü benimsemeyebilirsiniz, o insanı sevmeyebilirsiniz de; ama söylemediği bir şey üzerinden itibar suikastı yapmak doğru değil kabul edilemez. Burada derdim ne TİP’i ne de Sayın Sera Kadigil’i savunmak değil. İdeolojik ve siyasi olarak da ortaklaştığımız nokta azdır. Onları söyledikleri her şey üzerinden en sert şekilde eleştirebilirsiniz ama söylemedikleri bir şey üzerinden yargıya varırsanız bu itibar suikastine girer. Bugün Sayın Sera Kadigil’e yapılır, yarın herkese hepimize yapılır. Onun için lütfen kimse böyle şeylere itibar etmesin.
Son zamanlarda Türkiye İşçi Partisi’ni hedef alan hakaretler, asılsız yakıştırmalar, olmayanı varmış gibi gösterme gayretkeşlikleri, kendinden menkul akılların doğru yolu gösterme tuhaflıkları…
Sosyal medyada kimilerinin bilinçli yürüttüğü operasyon, bu arada kimilerini akıntıya sürüklüyor, kimi bilinçli, kimi bilmeden.
Doğrusu bu bir operasyon, çünkü artık düzmece haberler, yalan, riya, düpedüz çamurdan işler de işin içine karıştı. Bu yol nereye çıkar, havaya mı, suya mı… Değil, hiç kuşkunuz olmasın, sonunda buharlaşıp gider.
Kaldı ki dışarıdan, Bu TİP de neymiş böyle, dedirtir. Bir kalabalık işi gücü bırakmış, onunla uğraşıyor.
Elbette can sıkıcı bir yanı var. Ama emin olunuz, bu gayretler Türkiye İşçi Partisi gibi bir partiyi, Partilileri çok etkilemez.
Yani şimdi düşünüyorum, sosyal medyadaki hakaretlere mi bakayım, kendi tabanının girdiği bu yanlış mı yanlış yola karşı gözünü kulağını kapamayı seçen dostlarımızın düştüğü durumu mu tartayım, yoksa paylaşmak için bu kısacık metni yazdığım sırada Parti için yaptığım işlerden çaldığım vakte mi üzüleyim.
Devrimci sosyalist bir partinin günlük hayatı bunlara bakarak geçmez. Orada başka şeyler yaşanır.
Parti bütün üyeleriyle son zamanlarda pek çok yerde art arda yükselen işçi direnişlerine destek olmaya gider,16 milyon emeklinin kaçına ulaşabilirse ondan daha çoğunu bulmaya çalışır, kadın hakları ve kadınlara yönelik şiddete karşı çalışmalar içinde sokaktan eve girmez, tam şu sıralarda Epstein’ci halk düşmanı Trump’ın 7-8 Temmuz’da Ankara’daki NATO Zirvesi’ne gelişine karşı sokağa çıkar…
Bu arada insanları tek tek kazanıp üye yapmak, gönüllü sayısını çoğaltmak, bir erken seçime şimdiden hazırlanmaya başlamak, orada burada halk buluşmaları düzenlemek, ne diyeyim, Parti hayatı budur, 24saat yetmez.
Şimdi bütün bunlar arasında sosyal medyanın başına oturup kim ne demiş, onlara bakmaya kalkarsam günün yarısı gider, kimi dostlarımızın ne dediğimizi anlamayı hiç umursamadan yaptığı açıklamaları okuyarak canımı mı sıkayım.
Bir sosyalist bir başka sosyaliste hakaret etmez, onun altını oymaya çalışmaz. Sosyalistler arasında artık böyle tutumlar da ne iyi ki kalmadı. Artık çok daha yüksek düzeyli, devrimci, nitelikli bir kültür var içimizde.
Belki ufukta görünen, belki o ufkun da arkasına gizlenmiş sosyalizm mücadelesinin zaferini göremeyeceğimden kuşkum yok, yaşım da ilerliyor. Ve iyi ki hayatımda Türkiye İşçi Partisi var.
Derdim, sıradan ve yarım yüzyıldan uzun bir geçmişin içinden hiç kopmadan gelen bir Partili olarak, karınca kararınca ve hiç durmadan katkıda bulunmayı sürdürmek. İnsan başka ne ister.
Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş'a Özşen Madencilik direnişimizi ziyaret ettiği için teşekkür ederiz.
Madenciler kazanacak!
#KiremitçiyeHuzurYok
Genel Başkanımız Erkan Baş, Edirne'de Bağımsız Maden İş Sendikası öncülüğünde haftalardır direnen Özşen Madencilik işçilerinin ve ailelerinin üzerine bugün işletme içerisinden ateş edilmesinin ardından dayanışma ziyaretinde bulundu. İşletme önünde direnişimiz sürüyor.
Arkasına Saray’ı alıp madenciye kabadayılık taslayan patronlarla hesaplaşacağız, işçiler hakkını almadan mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.
Türkiye İşçi Partisi Sözcüsü Sera Kadıgil Urla’da halk buluşmasında konuştu:
“Biz bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm derken sadece mücadeleyle geçen bir ömre taptığımız için değil, bu mücadelenin sonunda herkesin en azından bir zengin çocuğu kadar iyi yaşayabileceğine dair inanç barındırdığımız için bu mücadeleyi veriyoruz.”
TİP’li Kadınlar 2. Yaz Kampında Buluşuyoruz 🌿✊
Yaşamın her alanında eşitsizliğe, şiddete, yoksulluğa ve hak gasplarına karşı mücadele eden kadınlar olarak yan yana geliyoruz.
Bu yıl ikincisini gerçekleştireceğimiz Kadın Kampımızda, kadın mücadelesinin güncel başlıklarını konuşacak, Türkiye’de ve dünyada yaşanan gelişmeleri kadınların gözünden değerlendirecek, atölyelerde buluşacak ve önümüzdeki dönemin mücadele hattını birlikte kuracağız.
Çünkü biliyoruz,
Haklarımızı da hayatlarımızı da mücadele ederek kazandık.
📍 Kocaeli Patagonya Festival Alanı
📅 31 Temmuz - 1-2 Ağustos
Şimdi yan yana gelme, güçlenme ve mücadeleyi büyütme zamanı.
Şimdi eşit ve özgür bir geleceği birlikte kurma zamanı.
Özgürlük yanı başımızda, kurtuluş ellerimizde!
Kampımıza katılmak ve kadınlarla buluşmak için bio’daki linke tıkla!
Genel Başkanımız Erkan Baş ve beraberindeki Parti heyetimiz, Çorum Rıza Şehri Canlar Buluşması kapsamında düzenlenen programa katıldı.
Ayrıştıran, yoksullaştıran, asimilasyoncu Saray Rejimi’ne karşı laikliği ve eşit yurttaşlığı hep birlikte savunacağız.
NATO’ya, emperyalist savaş politikalarına ve halkları yoksulluğa mahkûm eden düzene karşı sözümüzü büyütüyoruz!
Semih Gümüş moderatörlüğünde;TİP Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergün ve MYK Üyesi İlke Bereketli’nin katılımıyla gerçekleşecek “NATO ve Emperyalizme Hayır” söyleşisinde