tek bakamayacağım için annemi ve engelli ablamı da peşimde sürükleyeceğim mecburen. Piktes ten sonra kadroya geçeceğimiz kesin değilse Sivas’a akademiye gideceğim. Çok çıkmazdayım Allahım sen yardım et
2023 mülakatında elenen bir okul öncesi öğretmeniyim. Piktes’e başvuru yaptım. Aynı zamanda 2026 Ags de güzel bir sıralamam var. Fakat hangi yolu seçmeliyim bilemiyorum. Piktesi seçersem bizlere kadro verileceği kesin mi bilmiyorum. Eşim doğu görevinde olacağı için küçük kızıma+
Bundan 10 yıl önce KPSS'ye girdim. O sene mülakat geldi. 2.atamada kontenjanın içindeyim ve atanırım gözüyle bakıyorum. +5 -5 uygulamasında birçok kişiye +5 verilip bana +1 verildiği için geriye düştüm ve virgülle atanamadım. 2017 yılında biz sınırda kalanlardan PİKTES'e alım yapıldı. Yani o sene mülakat mağdurları PİKTES'li oldu gibi bir şeydi. Şimdi aradan 10 yıl geçti yine benzer bir tablo ve ben bunu olumlu karşılıyorum. Teşekkür ederiz @tcmeb
Bakanla mart ayındaki yapmış olduğum görüşmede PİKTES'e kadro verileceğini zaten sizlere söylemiştim. Mülakat mağdurlarının da PİKTES'e alınıp atanması doğru bir yaklaşım olmuş. İnşallah mülakat mağdurları doğru bir şekilde tespit edilip mağduriyetleri giderilir.
📢İTA Okulları’nda maaşlar yaklaşık iki senedir düzensiz yatıyor.
Sendika temsilcilerimizin İTA Okulları patronu Köksal Yavuz’la yaptığı görüşmede maaş ödemeleri için günler belirlenmiştir. Ancak Köksal Yavuz verdiği sözü tutmamış, arkadaşlarımızın alacakları yine gecikmiştir.
Konuya ilişkin İTA Okulları emekçilerinin basın açıklamasını yayımlıyoruz.
#AGS50BinAtama
MEB’de son geniş kapsamlı doğrudan öğretmen ataması 24 Kasım 2025’te 15 bin sözleşmeli öğretmenle yapıldı. Sonrasında sistem akademi modeline geçti. Akademiye alınan öğretmenlerin en iyi ihtimalle Mart-Nisan 2027’de atanabileceği düşünüldüğünde, son büyük öğretmen atamasıyla arada yaklaşık 16-17 aylık (şimdilik) ciddi bir boşluk oluşacak. Ataması yapılanların fiilen göreve başlamalarının sonraki aylara sarkması hâlinde bu süre daha da uzayabilir. Oysa bu süre boyunca sınıflarda olması gereken binlerce öğretmen, eğitim fakültelerinde yıllarca aldıkları eğitimin önemli bir bölümünü akademide yeniden almakla meşgul ediliyor. Diğer tarafta onların yerine binlerce ücretli öğretmeni de (Türk Eğitim Sen verilerine göre ciddi bir çoğunluğu öğretmen kökenli değil) görevlendirmek zorunda kalıyoruz. Bunun öğretmenlere, kamu bütçesine ve en önemlisi çocuklarımızın eğitimine ciddi bir maliyeti var.
Önümüzdeki yıllarda sorun çok daha büyük boyutlara ulaşabilir. Örneğin AGS 2026 sonucunda akademiye 40-50 bin öğretmen alınırsa, bu 40-50 bin öğretmen aylarca akademide eğitim görürken okullardaki öğretmen ihtiyacını karşılamak için onların yerine yaklaşık o ölçekte ücretli öğretmen görevlendirilmesi gerekecek. Devlet bir taraftan akademideki binlerce öğretmene mevzuatta öngörülen ödemeyi yaparken, diğer taraftan onların yerine sınıflarda görev yapan on binlerce ücretli öğretmene de ödeme yapmak zorunda kalacak ki kalıyor da. Akademideki diğer maliyetleri hesaba katınca ortaya devasa bir harcama kalemi çıkıyor. Dahası, büyük bir iddiayla hayata geçirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni de önemli ölçüde ücretli öğretmenlere uygulatmış olacağız. Zaten şu an bu modeli uygulayanların içinde on binlerce ücretli öğretmen de var. Sonuçta yetişmiş öğretmeni bekletiyoruz, fakültede aldığı derslerin önemli bir kısmını yeniden aldırıyoruz, aynı öğretmen ihtiyacı için kamuya çift yönlü maliyet çıkarıyoruz ve bunun eğitimsel bedelini çocuklarımıza ödetiyoruz. 2027’de akademiye alınacak yeni öğretmenlere aynı döngü tekrar edecekse, karşımızda yalnızca bir öğretmen atama meselesi değil; ekonomik, pedagojik ve yönetsel açıdan çok ciddi bir sistem sorunu var demektir. Ne kadar acı…
Öte yandan bana göre bu sistem devam ettiği sürece Bakanlık, istese dahi 40-50 bin kişilik bir kontenjan ayırmakta zorlanacaktır. Çünkü mevcut akademi altyapısı daha 15 bin öğretmeni bile sağlıklı biçimde karşılayamadı. Yaşanan aksaklıklar ve öğretmenlerin mağduriyetleri günlerce kamuoyunda tartışıldı. Bu nedenle Millî Eğitim Akademilerinin tamamen kaldırılması, bu mümkün olmayacaksa en kötü ihtimalle sürecin yaz aylarında verilecek iki aylık kısa ve yoğun bir eğitimle sınırlandırılması (akademi olmayan illerde fakültelerin kullanılması) ve en az 50 bin öğretmen kontenjanı ayrılması, artık bir tercih değil eğitim sistemimizin geleceği açısından elzemdir.
Deniz bana çok iyi geliyor her zaman, deniz görmek, dalga sesi duymak, denizi izlemek, denize girmek. Hepsi hep dinginleştiriyor ve iyileştiriyor sanki.
İl dışında, bir kaç günlük yüz yüze eğitim için kıyameti koparan okul müdürlerinin ve sendikaların, 10 bin öğretmene "akademi" adı altında devam eden ve daha uzun sürecek olan insanlık dışı muameleyi görmezden gelmeleri ilginç değil mi?
2022 okul öncesi ruhunu çok özlüyorum ya🥲 bu arada çocuk gelişimciler okul öncesi öğretmeni değildir, özel eğitim öğretmeni değildir, hiçbir şey öğretmeni değildir, öğretmen değildir.
Bayılıyorum bu olaya; Sen kalk Atatürk'e ve onun kurduğu laik ülkeye saygısızlık yap, tarikatlarla "protokol" anlaşması yap ama özel günlerde paşa paşa ayağına gidip minnet duymak zorunda kal. Çok büyük adamsın Atam.