Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki yakınlaşma sonucu Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan MEKKE Güvenlik Anlaşması ile Türkiye’nin,
Ortadoğu’da barışın tesisi yönünde çözümün bir parçası olmaktan çok, sorunun bir parçası haline getirilmeye çalışıldığını görmek mümkündür.
ABD ve İsrail, İran’ın kendileri için büyük güvenlik tehdidi oluşturacağı vehmiyle, İran’a karşı başlattıkları tek taraflı saldırgan tutumlarla istedikleri sonucu alamayınca farklı yöntemlere başvurmaya başlamışlardır. ABD ve İsrail bölgedeki Müslüman ülkeleri İran’a karşı vekil güçler olarak kullanmak istemektedir. ABD etkisiyle imzalanan Mekke Anlaşması’nı da bu kapsamda değerlendirmek gereklidir. Anlaşmanın isminin de bu asıl amacı perdelemek için özellikle seçildiği anlaşılmaktadır.
Küresel güç odaklarının Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bloğu ile İran’ı karşı karşıya getirebilecek ve Ortadoğu’nun istikrarını bozmaya yönelik hamlelerinin farkında olmak ve buna karşı tedbir almak gereklidir.
Bu nedenle, Türkiye’nin öncülüğünde acilen, D-8 Teşkilatı’nı oluşturan ülkelerin ortaya koyacakları ‘kapsamlı eylem planı’ ile bölge aktörlerinin bir araya gelip, yeni istikrarsızlıklara değil, barış, kardeşlik ve güvenliğe yönelik adımlarla gerçek ve kalıcı çözümü ortaya koymaları elzemdir.
2026 Ziraat Türkiye Kupası’nı kazanarak şampiyon olan Trabzonspor’u tebrik ediyorum.
Başta futbolcular olmak üzere teknik ekip, yönetim ve Trabzonspor camiasını kutluyor; bu önemli başarının bordo-mavili taraftarlara hayırlı olmasını diliyorum.
Sayın Devlet Bahçeli’nin, Abdullah Öcalan’a kurucu önder diyerek çıktığı yolun sonunun kanaat önderliği olacağını söylemiştik.
Sayın Bahçeli nihai önerisini bugün net bir dille seslendirdi: Abdullah Öcalan için “Barış Süreci Koordinatörlüğü” önerdi.
Terörsüz Türkiye’ye elbette evet diyoruz, ancak bu sürecin Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasına, Ankara’da siyaset yapmasına indirgenmesini kabullenemiyoruz.
Sürecin sonu başından bellidir. Hedef Öcalan’ı özgürleştirmek, Ankara’ya getirmektir. Belli ki kapalı kapılar ardında bazı sözler verilmiştir.
Ancak…
PKK, Kürt kardeşlerimizi temsil etmediği gibi, çözümün reçetesi de Öcalan’a özgürlük değildir.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın net görüşünü beyandan kaçındığı bu süreç, Sayın Bahçeli’nin açıklamalarıyla daha fazla yönetilemez.
Bu nedenlerle çağrımızı yineliyoruz: Böylesine hayati bir konuda kararı aziz milletimize sorun, referanduma gidin!
Para kaybedebilirsiniz, bunu yeniden çalışarak kazanabilirsiniz. Allah muhafaza toprak da kaybedebilirsiniz, toprağı da tekrar savaşarak alırsınız. Ama bir nesli kaybettiğiniz zaman bunu bir daha kazanmamız mümkün değildir.