Gözlemlediğim kadarıyla kötü insanlar sosyal hayatta oldukça arsızlar.
Mobbing, baskı, yalan, iftira, özel hayat müdahalesi gibi her tür kötü eylemi herhangi bir yüz kızarması göstermeden yürütüyorlar.
Dolayısıyla iyi insanların bazı savaşları kazanması için utangaç veya mahçup yönlerini dondurmaları ve mutlak saldırı pozisyonuna geçmeleri gerekiyor.
Sizi ısrarla kontrol etmeye çalışan insanlara kendinizi çaresizce savunmak yerine, “ne olduysa oldu, o da bunca harikalığım içindeki tek kusurum olsun” ya da “sen o konuda sorunluysan ben de bu konuda sorunluyum, bundan şikayet etme sebebin idare edilmesi gereken tek taraf olma özgürlüğünü elinden sökerek almam” tavrını göstermeleri gerekiyor.
Unutmayın, tek taraflı mutlak ahlak beklentisi felsefede “moral blackmail” (ahlaki şantaj) olarak adı konulmuş, bağımsız bir şekilde teorize edilmiş adaletsizlik türüdür. Bunu aşmanın yolu, size karşı ısrarla kötü davranan kimselere karşı tek taraflı erdem göstermek zorunda olma yükümlülüğünü reddetmeniz ve felsefenin güç ve sömürü ilişkilerini meşrulaştıran yönünü kökünden kesmenizdir.
Felsefem şu:
“I am good to everyone, but I owe no obligation to act virtuously toward those who try to exploit my kindness.”
(Ben her insana karşı iyiyim, ancak iyiliğimi istismar etmek isteyenlere karşı hiçbir ahlak ve erdemli davranış borcum yok.)
Bunun benim ahlak felsefem olduğunu açıkça beyan ederim. Eğer yazılarımdan memnunsanız belirtin, sizin için derinleştirmek isterim.