BARIŞ YARKADAŞ:
"Adem Soytekin'i Hollywood'a gönder,
dört dörtlük senaryo yazar.
Adam sıvıcılıktan gelmiş, kalfalıktan gelmiş,
750 milyon dolar mal varlığı var.
Bak kardeşim, kimin mal varlığı bu?
Adem Soytekin'in... 750 milyon dolar... Bak!
Şimdi Çetin Çapan, bu Adem Soytekin meselesi gündeme geldiğinde henüz gözaltı yok, operasyon yok, hiçbir şey yoktu. Bir tane tweet attı.
Dedi ki: 'Büyüksün Ekrem İmamoğlu! Bizim geçmişte içkilerimizi taşıyan ortak taşeronumuz Adem Soytekin, kalfamızı iş insanı yaptın.
Bankalar dışındaki esnafın kan ağladığı bugünlerde Adem'e 12 şirketiyle yürü ya kulum dedin, 100'er milyonluk ihaleler bahşettin. Öyle ki benim kalfamı Maslak Koru projesine 100 milyon dolar nakit para koyar hale getirdin.' dedi.
Şimdi ben bugün Çetin Çapan'ı aradım. Çetin Çapan'a dedim ki: 'Şu Adem Soytekin'in hikayesini bana anlatır mısın?' dedim. 'Adem Soytekin, Çetin Çapan'ın yanında tam 10 yıl ücretli olarak çalıştı. Yevmiyeli daha doğrusu, yevmiyeli.
Adem' dedi, '2005 yılında Ahmet Gül isimli bir kalfamızın yanında çalışırdı. Onun kalfasıydı.' dedi. 'Aslında' dedi, 'Adem sıvacı değildir, kalıpçıdır.' dedi. 'Kendisi' dedi, 'Trabzonludur. Çok da yeteneklidir işinde, iyi ustadır.' dedi. '2005 ile 2015 yılı arasında benim yanımda çalıştı.' dedi ya.
SGK'lı benim yanımda çalıştı. 2015'e kadar kalıpçılığa devam mı? Evet. '2005-2015 arası benim yanımda çalıştı.' dedi ya. 'Ben' diyor, 'Hatırlarsın' dedi, 'Esenyurt'tan aday oldum.
Ekrem de' dedi, 'Beylikdüzü'nden aday oldu.' Yakın arkadaş oldukları için ismiyle hitap ediyor. 'O arada' dedi, 'Adem Soytekin benim yanımdayken Ekrem İmamoğlu'yla tanıştı.
Biz' dedi, 'İnşaatta oturuyorduk, çay kahve içiyorduk Adem'le.' dedi. 'Öbür ustalar gelmişti, ben haftalıklarını dağıtıyordum...'" #İBBDAVASI
Danaya et yediriyorlar. Et yiyen hayvanın eti helal değidir. Bu peynir eti öldürüyor.
Youtube kanalımıza abone olmayı unutmayalım. Sohbetin tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz
#KırmızıEt#TavukEti#SütÜrünleri#Peynir#Beslenme#SağlıklıBeslenme
https://t.co/9pwQFZWCxQ
Anlaşılıyor ki!.. Türkiye yalnız bırakılacak.. Olası bir Türkiye-İsrail çatışmasında NATO'nun Ankara'yı yalnız bırakacağı artık iyice anlaşılmıştır. Eski ABD istihbarat subayı Scott Ritter; "Yunanistan, Türkiye ile İsrail arasında yaşanacak herhangi bir çatışmanın içine çekilecektir. Yunanistan, İsrail ile açıkça aynı safta yer aldığını ortaya koydu. Fransa da Türkiye ile yaşanabilecek herhangi bir çatışmada Yunanistan'a destek vereceğini belirtti. Dolayısıyla yalnızca İsrail ile Türkiye arasında değil, Türkiye'nin Yunanistan'la ve bunun devamında Fransa da dahil olmak üzere diğer Avrupa güçleriyle savaşmak zorunda kalabileceği bir senaryoyla karşı karşıya olabiliriz. Avrupa Türkiye'yi reddetti. NATO ise Türkiye'yi yalnızca kullandı."
Yıllardır yazıyoruz bugünlerin geleceğini. Mesiyanik Koalisyon üyeleri artık gizli açık tüm şirk-et devletleriyle açığa çıkıyor.. Keşke okuyup tedbir alsaydınız. https://t.co/F6cDNs6sxu
Murat Ağırel. ilk defa yazmadığı bir haberden dolayı soruşturulduğunu söylüyor.
Peki işin aslı nedir?
Soruşturma, Sarıgül ailesiyle iş yapan iki Almanın suç duyurusuyla başlıyor.
Suç duyurusuna göre;
Mustafa Sarıgül, oğlu Emir Sarıgül ve bağlantılı kişiler, bu Almanlarla 80 milyon Euroluk yatırım planlıyorlar, aralarında 100 milyon Euroluk para transferi oluyor, 1 Milyar Euroluk Fon pazarlığı yapıyorlar.
Özetle.
Bir karapara trafiğinden söz ediliyor.
MASAK da bir ekip oluşturmuş, trafiği inceliyor.
Ağırel, işin neresinde?
Almanlar, iddialarını yazmak üzere Ağırel’e ilettiklerini, yazmak yerine belgeleri Sarıgül’e teslim ettiğini ve ondan sonra Sarıgül tarafından tehdide maruz kaldıklarını iddia ediyorlar.
Savcılık haliyle soracak Ağırel’e:
-Bu belgeleri aldın mı, aldınsa yazmak yerine neden Sarıgül’e verdin?
-Belge teslimi karşısında menfaat temin ettin mi?
Sorulmasın mı?
Demek ki yazmadan da soruşturma konusu olabiliyormuş.
Eğer iddialar doğruysa hesabını verecek.
Heryerde aslında yaşanan budur; Siyonist İsrailin küçük cüzleri tüm cihanda etkindir.
İşgal ettikleri toprakta işledikleri cürümleri cezasız kılmanın bir yolu; dünyanın -var olmasını yasak ettiği kimseleri- katletmenin meşru kabul edilmesi gerektiği algısını oluşturmaktır.
Halkı Müslüman olan memleketlerde bile Müslümanı yasak ettirmeyi başardıkça işlediği zulüm göze görünmez olur.
Rezalete bakın:
Emir Sarıgül, Yeni Parti Milletvekili olan babası Mustafa Sarıgül'ün Angora Evlerindeki lüks konutuna saklandı.
Milletvekili dokunulmazlığı hiç bir dönemde bu kadar istismar edilmedi. Siyaset bu kadar dibe vurmadı.
Pişkinliğe bak! Çocuklarını da almış yanına kendine aitmiş gibi bütün zeytinleri toplayıp arabasına doldurmuş..
Onca emek, onca hak boğazına yumruk olmaz mı?..
🔴Hiç mi utanmanız yok sizin be?
Bülent Tezcan'ın kızı ve damadı yurtdışına kaçar gelmez, Mustafa Sarıgül'ün oğlu Babasının dokunulmazlığının arkasına saklanır çıkmaz.
Korkma be çık ortaya, dava siyasidir de, CB. adayı olacaktım önümü kesiyorlar de..
Mustafa Sarıgül'ün dokunulmazlığının derhal kaldırılması, suçu ve suçluyu korumaktan tutuklanması gerekir.
BARIŞ YARKADAŞ:
Ekrem İmamoğlu ve ekibi Bakırköy Capacity
AVM'den 5 milyon dolar istemişsiniz.
Adamlar yalvarmış ya, "Ya 5 milyon dolarımız yok,
daha az olmaz mı? Biz burayı satsak zaten
5 milyon dolar etmez." diye.
"Yok, hayır." demişler, "5 milyon dolar olacak."
Şişli'de bir tane hastaneden...
Ya o hastane aylarca açılamadı kardeşim.
Ya Barış Bey söyleyeyim; Medicana, Medicana Hastanesi.
Medicana, Hüseyin Bozkurt ifade verdi.
Şişli'de Medicana yapıldı ya, ben dedim ki acaba
burası çürümeye mi terk edildi,
burası niye açılamıyor bir türlü?
Bu arada doktorlar çalışmaya başladı. Hayır, doktor şöyle çalıştı, doktorlar çalışmıyor, geliyor maaşlarını alıyor, asla tedavi edemiyorlar, ameliyat yapamıyorlar çünkü işletme ruhsatı yok.
E sonra hatırlı dostlar araya sokularak ancak işletme ruhsatı alınabildi, sadece alt katı açılabildi. Sonra gördük ki hastanenin sahibi gitmiş "Benden 10 milyon dolar istediler." demiş. Bir ilaç firması...
"Benden 10 istediler, sonra 8..." Araya giriyorum, "İstediler" değil, Hüseyin Bozkurt "Verdim." diyor. "Sonunda dayanamadım baskılara, bu parayı verdim." diyor. Adam kalp krizi geçirmiş zaten. Bu arada çok ünlü, mesela Abdi İbrahim...
İşte ilaç firması dedim. Abdi İbrahim'in sahibinden de önce bir 10 milyon dolar isteniyor, sonra 8 milyon dolar isteniyor. Adam gidiyor işte ağlıyor, diyor ki ya... Kalp krizi geçiriyor zaten galiba. "Ben işte bu işin altından kalkamam." diyor.
#ibbdavası #ekremimamoğlu #özgürözel
Bizimle nasıl dalga geçtiklerini şöyle gösterelim!
Kenya'dan yok pahasına ithal edilen bu avokadoları allayıp, pullayıp arada komisyonları götürüp fahiş fiyatlarla satıyorlar ya...
İngiltere'deki fiyatlara bakın. Onlar da ithal ediyor ama 88 kuruşa satıyorlar!
@ticaret
Tarafımız net olsun diye yazıyorum;
Bugün bir yerde İslam üzerinden bir oyun oynanıyorsa hele ki o oyun, dost halkları, milletleri ve hatta devletleri birbirine düşürmek için kurgulanmışsa...
İşte orada Yahudi aklı vardır. Bu bin yıllardır değişmemiş lanetli bir kavmin izidir.
💢 İLGİLİ BAKANLIKLARA VE
YETKİLİLERE ÇAĞRIMIZDIR ⚠️
İsrail’i öven ve Gazze’deki askerî operasyonda ölen İsrailli komutanı “kahraman” ilan eden Maxim Galkin’in 25 Ekim’de İstanbul’da sahne alacağı duyuruldu.
İçişleri Bakanlığımızı, Kültür ve Turizm Bakanlığımızı ve İstanbul Valiliğimizi söz konusu etkinliği incelemeye ve gerekli adımları atmaya davet ediyoruz.
Gazze’de yaşananlar karşısında milletimizin hassasiyetleri görmezden gelinmemelidir! 🇹🇷🇵🇸
@TC_istanbul - @gul_davut -
@TC_icisleri
Kim kul hakkı ve kamu hakkına el uzatıyorsa Allah belasını versin.
“Esenyurt Belediyesi soruşturmasında "kasa evi" ortaya çıktı: 7 milyon dolar ve 400 bin Euro ele geçirildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Esenyurt Belediyesi'ne yönelik soruşturmasında, rüşvet paralarının saklandığı değerlendirilen daire basıldı.
•Park ve Bahçeler Müdürü İbrahim Doğancıoğlu, Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın rüşvet paralarının temininde kullandığı aracılardan biri olarak belirlendi.
•Gözaltına alınan Doğancıoğlu mahkemece tutuklandı.
•Doğancıoğlu etkin pişmanlık kapsamında ifade verdi.
•Ulutaş'ın kendisinden, başka bir kişinin üzerine ev kiralamasını ve eve iki kasa yerleştirmesini istediğini söyledi.
•Küçükçekmece Atatürk Mahallesi'ndeki Avrupa Konutları 1 Sitesi'nde bir daireyi arkadaşı adına kiraladı ve eve iki kasa koydu.
•İfade üzerine Başsavcılık adrese operasyon düzenledi.
•Tamamen boş dairede iki siyah kasa bulundu.
•Polis ekipleri kasaların açılması için çilingir beklerken Ulutaş'ın annesi Ayşe Ulutaş ile kuzeni Mustafa Zahit Seval, ellerinde iki boş valizle anahtar kullanarak daireye girdi.
•İkisi içerideki kolluk ekiplerince yakalandı.
•İlk görüşmede kendilerini adrese Ulutaş'ın avukatının gönderdiğini söylediler.
•Şüphelilerin üzerinden kasa anahtarı çıktı, kasa şifresini de ekiplere verdiler.
•Kasalardan 7 milyon ABD doları ile 400 bin Euro nakit çıktı.”
Memleketi ite köpeğe teslim edecek değiliz. Bizim gidecek başka yerimiz yok. Vatanını, dinini, milletini seven uyanık olsun.
Altay Cem Meric tebrikler!
Türk ve Türkçü kılığına girmiş içimizdeki yüz binlerce din düşmanı yabancıya meydanı bırakmayın!
MHP’li Osman Durmuş haklıymış
TEI Genel Müdürü Faruk Akşit diyor ki…
Türkiye’den kök hücreleri çaldılar, götürdüler. Türk milletinin genetik yapısının haritasını çıkartıyorlar. Sadece Türk milletine etki edecek silah yapabilirler.
Yaşı müsait olan herkesin bu açıklamayı okurken aklına Osman Durmuş isminin geldiğinden adım gibi eminim.
Yıl 1999.. DSP-MHP-ANAP koalisyonu işbaşında. Osman Durmuş da MHP’li Sağlık Bakanı olarak her gün manşetlerde.
Türkiye büyük bir deprem yaşamış… ABD insani yardım amacıyla hastane gemiler yolluyor.
MHP’li bakan “İhtiyacımız yok” diyerek bu gemilere hasta yollamayı reddediyor.Yunanistan’dan gelen yardım desteğini elinin tersiyle itiyor.
Gazeteler gün aşırı Sağlık Bakanını istifaya davet ediyor!
Öyle ya.. Sen koskoca ABD’nin hastane gemisine nasıl karşı çıkarsın? Ne zararı olabilir ki Sam Amca’nın gemilerinin Türk insanına!
O sıralar Türkiye gündeminde deprem dışında Oktar Babuna adlı bir de doktor var.
Gazetelerde sürekli Babuna’nın kan kanseri olduğu ve tedavisi için ilik nakli gerektiği yazılıp, çiziliyor. Ve bir kampanya başlatılıyor.
Tam 160 bin ünite kan örneği toplanıyor. Sonra ne mi oluyor? 120 bin ünite kan örneği ortadan kayboluyor!
Dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş bu kampanyaya da karşı. Ama medyanın karşısında o yıllarda kim durabilir ki! Kimse dinlemiyor bakanı… Ancak kanlar kaybolunca soruşturma başlatılabiliyor.
Ve Durmuş kameraların karşısına geçerek 2026 yılında bile hatırlanmasını sağlayan o konuşmayı yapıyor: “ Oktar Babuna için gerçekleştirilen kampanya sonrası gen haritamız çıkarıldı. Muhtemel bir savaşta genlerimize duyarlı virüs üretip Türk askerinde savaşacak güç bırakmayabilirler.”
Aradan tam 27 yıl geçti. 1999’da medyanın dalga geçtiği, hedef gösterdiği Durmuş’un anlattıklarının komplo teorisi olmadığı 2026’da ortaya çıktı. Bknz: TEI Genel Müdürünün açıklamaları…
O günün hala hayatta olan medya elitlerine çağrımdır. Osman Durmuş’tan özür dileyin.