Bursa’da onlarca köyden yüzlerce çiftçi seferber olmuş, traktörleriyle sahada. Motokuryeler organize olmuş birer ikişer damacana taşıyor. Halk seferber, sırtına hayvanları yüklemiş kaçırıyor. Orman işçileri, itfaiyeciler, gönüllüler kelle koltukta çalışıyor.
Cumhurbaşkanlığının orduyu, her nev’i kamu kurumunu ve ekipmanını harekete geçirmek yetkisi var.
Özel/kamu her türlü araç ve envanteri yangınla mücadele etmek için seferber etme, bunları tek merkezden koordine etme yetkisi var.
Her sene sadece Diyanete ayırdıkları kadar bütçe ayırıp yılda misal 40-50 yangın söndürme uçağı alacak yetkisi var.
Uluslararası yardım çağrısı yapma yetkisi var.
Ama profilinde “ TC Cumhurbaşkanı Başdanışmanı” yazan biri sadece Allah’tan imdat diliyor.
Bursa yanıyor, Karabük yanıyor, Ankara, Diyarbakır, Eskişehir yanıyor. Köyler, hayatlar yanıyor, ağaçlar, böcekler, kuşlar, hayvanlar yanıyor. Milyonlarca canlı yok oluyor. Ormanlar yok oluyor.
Gözümüzün önünde cayır cayır yanıyor memleketimiz, saray seyrediyor.
Beceriksizlik falan değil bu.
Düpedüz tercih.
Orman Genel Müdürlüğünü rezil rüsva ettiler. Yeterli personeli yok, kaynağı yok, bütçesi yok, liyakat yok, kelle koltukta çalışan personeline hakkını veren yok.
Başına kayyum atayıp çökertmek için canla başla çalıştıkları Türk Hava Kurumu’nun filosunu da darmaduman ettiler.
Koskoca! devletin 27 minik yangın uçağı, 105 tane de helikopteri var. Pardon devletin de değil, yarısı kiralık. Şirketler para kazansın diye kiralamayı seçiyorlar. Gece çalışabilen uçaklara zaten anca katalogdan bakıyoruz.
Yangın uçağı almaya neden bütçe ayırmıyorlarsa yanan ormanların şevkle maden ve turizme açılması da aynı sebepten oluyor.
Sadece çürümüşlükten ya da beceriksizlikten yaşamıyoruz bunları.
Bu memlekete bunu reva gördükleri, bunu seçtikleri için yaşıyoruz.
İçim yanıyor.
#BursaYanıyor
#KarabükYanıyor