Karanlık girerdi pencereden
Kaçılmaz ki geceden...
Tüm sesler susar
çıkar gelirdi imdadıma,
Kürdilihicazkâr makamından .
Geceyi zorda olsa sabaha bağlarım,
Hacı Kirâmi Efendi ile
devr-i kebir usulünde:
“Sanmayın mâziyi der-hâtır ederken ağlarım”..
Nesrin Kaya ~ Harman
Pazar sabahı, haftanın en sessiz şiiridir.
Aceleye kapılmadan geçen dakikalar, demli bir çay gibi ruhu dinlendirir.
Bugün, kalbimize iyi gelen ne varsa ona rast gelelim
💐📚✌️
https://t.co/OMhBpyBi2z
Bizim gibiler için en büyük sermaye, şartlara göre eğilip bükülmeyen bir omurgadır. Çünkü insanı ayakta tutan sahip oldukları değil, uğruna eğilmediği değerlerdir, derim.
İnsan, şahsi çıkar uğruna inandığını sattığında, kaybettiği şey sadece bir dava değil, kendi haysiyetidir.
Cananı benim sevdiğimi can bilir ancak
Gönlüm dileğin dünyada canan bilir ancak
…..
Hiç kimse Nesimi sözünü fehm edebilmez
Bu kuş dilidir bunu süleyman bilir ancak
#nesimi
https://t.co/pzvB2oGuCo
Bir toplumun olgunluğu, yalnızca eleştiri yapabilen insanların sayısıyla değil, eleştiriye tahammül edebilen insanların sayısıyla da ölçülür.
“Eleştiriyi ihanet sayanlar, hatalarını kader sanmaya mahkûmdur.”
Bugün en büyük ihtiyaçlardan biri, alkışlayan kalabalıklardan çok düşünebilen, sorgulayabilen ve gerektiğinde “yanılıyor olabilirim” diyebilen bireylerdir. Çünkü ilerleme, mutlak doğrulara sığınanların değil; kendi doğrularını dahi sorgulama cesareti gösterenlerin eseridir.
⬇️
Türkiye’de eleştiri çoğu zaman bir düşünceyi sınamanın değil, bir tarafı desteklemenin veya karşı çıkmanın aracı haline gelebilmektedir. Oysa gerçek eleştiri, kişileri değil fikirleri sorgular; yıkmayı değil anlamayı amaçlar.
⬇️
İnsanın başına ne gelirse merakından gelir demiş eskiler.
Baktım olmuyor.
Ben seni merak edeyim,
sen de geliver.
Cemal Süreya 💐
https://t.co/fzz9h27AYn
Nâzım Hikmet’in muhteşem rubaisi:
Ben bir bahçıvanım sen benim
Yedi yılda açan gülümsün
Erişilmez oluşun yıldırmıyor beni
Belki bilhassa bundan dolayı makbulsün
“Herkese selam, sana hasret…”
3 Haziran 1963 💐❤️
Akif burada sadece fiziksel bir zayıflığı değil, bir milletin fikri, ahlaki ve vicdani çöküşünü tasvir ediyor. Ona göre asıl tehlike dış düşmanlardan önce, insanların düşünmeyi bırakması, haksızlıklara alışması ve vicdanlarının körelmesidir.
Her aydın eğitimlidir; ancak her eğitimli kişi aydın değildir.
Aydın, bilgi sahibi olmanın yanında vicdani ve toplumsal sorumluluk da taşır.
Topluma yol gösteren, sorgulayan ve düşündüren kişidir.
Akademisyen bilginin, sanatçı estetiğin, yazar ise sözün gücünü temsil eder. Eğer bilgi, sanat ve söz adaletsizlik karşısında susuyorsa; geriye yalnızca unvanlar kalır. Oysa toplumların gerçek aydınlara ihtiyacı vardır. Bedeli ne olursa olsun hakikatin yanında duranlara.
“Yaşam boyu akmaz kan ile yaşım
Gün olur dikleşir eğilen başım
Matem müjdeleyen kanlı baykuşun
Ocağına incir dikilir bir gün”
#BirGün
https://t.co/59t6etk0ri
Yaktın fütâdegânını hâkister eyledin
Ey şem’ külfet eyleme pervane kalmadı
Dübeşte olma âleme sultan isen dahi
Bir mülktür cihan ki Süleyman’a kalmadı
Ziya Paşa
#sanadakalmaz