Ustaların ustası Zihni Göktay, sahneye taşıdığı o unutulmaz karakterle aslında “hayattaki rolleri” fısıldıyordu:
“Bu memlekette olacaksan, büyük hırsız ol. Bir koyun çalarsan tam 30 yıl yersin. Sürüyü götüreceksin ki seninle ticaret yapsınlar.”
“Lüküs Hayat” operetinde yıllarca aralıksız başrol oynadı ama hiç “lüküs hayatı” olmadı.
Dalkavuklukla, dalkavuklarla işi de…
Onuruyla ve sanatıyla yaşadı.
Derin saygıyla…
#zihnigöktay
"28 yıl 'Lüküs Hayat' oynadım, hiç lüks hayat sürmedim" demişti bir röportajında.
Lüküs hayat denilince Zihni Göktay Zihni Göktay denilince Lüküs Hayat akla gelirdi.
"O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık." #ZihniGöktay
Olacak İş Değil!
Adalet Sistemi Nasıl Bu Hale Geldi?
📍Türkiye'de Ters Lale Koparmanın cezası 700 bin lira
📍Sultan Çiçeği 557 bin Lira
📍Kazdağları Şakayığı 557 bin Lira
📍Eber Çiçeği 387 bin lira idari para cezası uygulanıyor.
Oyna maden şirketleri 900 bin liraya Maden Ruhsatı alarak talan ediyorlar.
👉Ceza sıfır.
👉Nehirlere siyanür karışır ceza sıfır.
👉Tarım alanları elverişsiz hale gelir ceza sıfır.
👉Doğa Hayvanlarının yaşam alanları yok edilir ceza sıfır.
Hangi Adalet Neye Göre İşliyor?
Bakın, bu videoda gördüğünüz cennet yer, "Milli Takım oyuncularına villa hediye ediyoruz" bahanesiyle katledilmek istenen bölgedir. Burası, yıllardır birinci derece sit alanı olarak korunan, nesli tükenmekte olan binlerce canlıya ev sahipliği yapan ve antik kent dokusuna sahip muhteşem bir doğa harikasıdır. Bizim uyanık Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, futbolcular üzerinden bu cennet yerin reklamını yaptırarak, bugüne kadar korunması için alınmış tüm mahkeme kararlarını hiçe sayıyor. Sit alanı olan bu bölge için yeniden mahkemeye başvurup onay çıkartarak, imara açılan bu yere tam 4 bin adet villa inşa edecek…Hiçbir futbolcumuz bu evleri istemezken "Zorla bu çocuklara evlerini vereceğim" diyerek haber ve basında algı oluşturup, arka tarafında 9.7 milyon metrekarelik devasa doğayı katledecekler.
🌉Osmangazi Köprüsü’nden geçen her araç için;
➖Araç sahibi 1.170 TL,
➖Hazine ise 1.530 TL ödüyor.
➖Yani her bir aracın vatandaşa ve devlete toplam maliyeti 2.700 TL.
✈️Bu arada Barselona-Roma uçak bileti 1.800 TL.
💡Dünya lideriyiz derken?
Oğuz Demir @droguzdemir : (Melih Gökçek ile ilgili) Tespit ettiniz, ekrana çıktınız, yüzleştiniz; dosyalar elinizdeydi diyorsunuz Kılıçdaroğlu'na. Hiçbir soruşturma yok, 17 sene geçti.
Sayın Kılıçdaroğlu'na bunu sormak lazım. Bakın, siz tespit ettiniz, dosyaları siz çıkarttınız, yargıya intikal ettirdiniz, soruşturma açılsın dediniz. 80 milyonun gözünün içine baka baka, adamın gözünün içine baka baka "Sen yolsuzluk yaptın" dediniz. Bu yargı kılını kıpırdatmadı.
Şimdi dönüyorsunuz, Cumhuriyet Halk Partili belediyelere operasyon yapılıyor. Neymiş, yolsuzluk davasıymış? Gerçekten mi ya?
2014 yılında A Milli Takım’a ilk adım attığımda takımın en genç oyuncularından biriydim. O gün başlayan yolculuğun beni böylesine özel bir hikâyenin parçası yapacağını hayal bile edemezdim.
Bu süreçte dünyanın en iyi antrenörleriyle çalışma fırsatı buldum, birbirinden değerli takım arkadaşlarımla aynı formayı paylaşmanın gururunu yaşadım. Benden önce bu formayı taşıyanlardan öğrendiklerimi, yıllar içinde benden sonraki nesillere aktarmaya çalıştım.
Ay yıldızlı forma altında unutulmaz anılar biriktirdik; büyük turnuvalarda mücadele ettik, madalyalar kazandık, kupalar kaldırdık ve olimpiyatlarda ülkemizi temsil etmenin gururunu yaşadık. Türkiye’nin son on yılda uluslararası voleyboldaki yükselişinin bir parçası olmak, çocukluk hayallerimin bile ötesindeydi.
Bu yolculuk boyunca bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan taraftarlarımıza, takım arkadaşlarıma, antrenörlerime, teknik ve idari ekiplere, başta Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanımız Mehmet Akif Üstündağ olmak üzere federasyonumuzda emeği geçen herkese gönülden teşekkür ederim.
Milli takım forması altında görevimi büyük bir gurur ve onurla tamamlıyorum. Bugün ay yıldızlı formaya veda ediyorum; ancak bu formanın bana yaşattığı anılar, dostluklar ve hissettirdiği gurur hayatım boyunca benimle olacak.
🇹🇷❤️
KAAN ARTIK YOK!
Vasiyeti üzerine mektubunu herkese
iletelim. Kaan, bu mektubu yazmış,
sadece annesine vermiş.
(Neden sadece annesine olduğunu okuduğunuzda anlayacaksınız.)
“Bu mektup adresine ulaşmalı”
dedim kendi kendime..
Buyurun siz de okuyun.
Sağlık bürokrasisindeki herkes okusun. Noktasına, virgülüne dokunmadan aktarıyorum..
"Ben bundan 6 sene önce lösemi hastalığına yakalandım. Ankara’da LÖSEV’in LÖSANTE Hastanesi’nde çok zor olan tedavim başladı, 2 sene sürdü. Tam “İyileştim” derken hastalığım tekrarladı.
Tekrar başa döndük ve 3 yıllık tedaviye başladık. Hiç yıkılmadım, “Ben bu hastalığı yeneceğim” diye anneme, kardeşlerime söz verdim. Ama lösemi canavarı beni 3’üncü kez pençesine alıp lösemi tekrarlayınca tam umudum kırılmak üzereyken LÖSEV’in doktorları yine imdadıma yetişti
ve “Artık sana kemik iliği nakli yapacağız ve yaşatacağız” dediler.
3’üncü defa uzunca bir kemoterapi aldım, yine saçlarım döküldü, ateşler içinde yandım ama sonunda Kemik İliği Nakli Servisi’ne geçmeyi başardım. LÖSEV LÖSANTE Hastanesi’nin Kemik İliği Nakli Servisi tıpkı bir uzay üssü. Her tarafı havadaki gözle görülmeyen en küçük tozları, mikropları süzen hepafiltrelerle kaplı.
Doktorlar, hemşireler içeri girerken özel solüsyonlarla yıkanıyorlar, çok özel kıyafetler giyiyorlar.
Annemden başka kimse içeri giremiyor, o da dışarı çıkamıyor.
Adeta fanusta yaşıyordum. Kapıların birisi kapanmadan diğeri açılmıyor. Anlayacağınız, sağlığımız için dünyanın en steril Kemik İliği Nakil Merkezi’ndeydim. Bir gün hematoloji uzmanı profesör doktor odamıza geldi ve “Artık radyoterapi (ışın tedavisi) alacaksın, sonra da sonra da kemik iliği naklini gerçekleştireceğiz. Ama radyoterapi için başka hastaneye gideceksin” dedi. Hemen,
- Bizim hastanemizde yok mu, dedim.
- Var, hem de dünyanın en iyi radyoterapi cihazları var ama kullanamıyoruz, dedi
- Neden, diye sordum.
- Çünkü Sağlık Bakanlığı ruhsat vermiyor, yani çalıştırmamız yasak.
- Neden, kötü bir şey mi yaptınız?
- Hayır, her şey yönetmeliklere uygun. Hatta Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan (TAEK) ruhsat da alındı ama kullanamıyoruz
Bağışıklık sistemim çökmüşken ve bu servisten dışarı adım atmamam gerekirken hem sabah hem de akşam (günde 2 defa) başka bir hastanede radyoterapi almak için dışarı çıktım ve ışın aldım.
Düşünebiliyor musunuz, hem milletin tuğla bağışlarıyla satın alınmış dünyanın en mükemmel
5 milyon dolarlık aleti LÖSANTE Hastanesi’nde çürüyor hem de ben aynı hastanede 2 kat aşağıdaki bu özel merkezde ışın tedavisi alabilecekken dışarıya yani mikrop dolu ortama çıkıp hayatımı tehlikeye atıyorum. En son olarak size şunu itiraf etmek istiyorum:
“Beni lösemi hastalığı öldüremedi ama bürokrasi canavarı öldürebilecek.” Belki de sayılı günlerim kaldı. Ben görmedim ama bu mektubu herkese iletirseniz, sizin sayenizde başka lösemili çocuklar bu cihazın çalıştığını görebilirler.
Saygı ve sevgilerimle..
(Kaan Özelçam)
Bir tarafta özel bir maç için sadece bir saatlik (!) mesafeye özel uçakla giden futbolcular, diğer tarafta tarafta 10+ saatlik Amerika seferine tıklım tıklım dolu uçakta buldukları boş koltuklara dağıtılan voleybolcular.
Bir tarafta 48 takım arasına girdi diye şımartılan erkekler diğer tarafta şampiyonluk üstüne şampiyonluk kazandıkları halde duruşları yüzünden eleştirilen kadınlar.
Başarıyı değil, şımarıklığı ödüllendiriyoruz!
❤️🇹🇷❤️
📌 Yıl 2023, Belçika’nın başkenti Brüksel. Yani AB’nin merkezi. Voleybol Federasyon Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, ekibi ve diğer görevliler salonda. Daniele Santarelli ve sporcular da hazır.
📌 Başkan, “Şampiyonluk için ne versek az. Prim olur, başka bir şey olur. Tüm özel isteklerinizi yerine getireceğiz. Salonda işiniz bitti. Şimdi söz sırası sizde” dedi..”
📌 Önce İtalyan hoca söz aldı. “Bu konuda konuşması gereken oyuncularım..” diyerek sözü Kaptan Eda Erdem’e bıraktı. Otelin salonu bir anda sessizliğe büründü. Kimseden çıt çıkmıyordu.”
📌 “İşte Eda’nın o kısa konuşması: "Atatürk’ün sporcu kızları, ülkesi adına kazandıkları başarıyı pazarlık konusu yapmaz. Ne prim ister, ne de başka özel bir şey. 85 milyona yaşattığımız mutluluk bize yeter..”