11 yıl önce bugün 37 izleyici ile başladığım Patronsuz Yayın yolculuğunda beni yalnız bırakmayan, kurduğum hayalin yaşaması için omuz veren herkese binlerce kez teşekkür ederim. Karnımızdan konuşmadan, eğip bükmeden, güçlüden değil haklıdan yana olmaya devam...
Nice yıllara, birlikte...
NOT: 11. yıl logomuz yine kardeşim @photoobi 'den.
NOT 2: 1. foto 26 Ağustos 2015, 2. fotoğrafı bu sabah yayın için çektim. Evet, 11 yılda epeyce hırpalanmışız, olur o kadar :)
Aziz İhsan Aktaş, “Rüşvet verdim” diyerek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandı. Mahkeme, TCK’nin 254. maddesindeki koşulların oluştuğunu kabul ederek rüşvet suçu yönünden “ceza verilmesine yer olmadığına” hükmetti.
Ardından Aktaş’ı, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçundan beraat ettirdi.
O hâlde şu soruların yanıtlanması gerekiyor:
Rüşvet verilerek alınan ihalelerden elde edilen milyonlarca liralık kazancın hukuki niteliği nedir?
Bu kazançlar suç geliri değilse nedir? Suç geliriyse hangi şirketlere, banka hesaplarına ve mal varlıklarına aktarılmıştır?
Para hareketleri, şirketler arası transferler ve edinilen mal varlıkları ayrıntılı biçimde araştırılmış mıdır?
Rüşvet sayesinde elde edildiği belirlenen kazançlar hakkında neden müsadere kararı verilmemiştir?
Kemal Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına getirilmesi, Kılıçdaroğlu’nun doğrudan hiç Erdoğan’ı eleştirmemesi, Etimesgut ve Menderes seçimlerinde yapılan ittifaklar neyin göstergesi?
CHP, Cumhur İttifakı’nın gizli bir üyesi mi?
-Kılıçdaroğlu ihanetinin bir belgesi daha:
-İzmir Menderes Belediyesi, biraz önce CHP’den AKP’ye geçti.
-Çünkü, CHP’de kalan meclis üyeleri, seçimde Yeni Parti’ye değil AKP’ye oy verdiler.
-Bunu da Kılıçdaroğlu istedi.
-İşte Kemal Kılıçdaroğlu budur.
O, 1970’lerden itibaren tıpkı Bahçeli gibi, tıpkı Perinçek gibi bu görev için yetiştirilmiştir.
-Kılıçdaroğlu 6 Ok’a da Atatürk’de kökten düşmandır ve Alevilerin gözünde de tam bir düşkündür.
-İşte onun eline verilen şu anki CHP de budur.
-Bu CHP Atatürk’ün değil Tayyip Erdoğan’ın partisidir.
-Hedef, AKP ve MHP ile birlikte Amerika’nın PKK’ya yönelik planını gerçekleştirmek ve yine Türkiye’de ABD’ye bağlı mezhepçi bir din devleti kurmak, Erdoğan’ı başında tutmaktır.
-Hala bu CHP’de kalanlara soruyorum:
Vicdanınız Saray’a ve ABD’ye böyle açıktan hizmeti kabul ediyor mu?
-Siz susun vicdanınız konuşsun…
Süleymancılar’ın servetini üç yıldır anlatırken bize din düşmanı diyenler şimdi “Alihan Kuriş suç örgütü” diye yazıp çiziyor, demediğini bırakmıyor. Süleymancılar, Menzil, İsmailağa ve dahası… Hepsi birbirinin aynı, ne zaman anlayacaksınız? Tarikat, ticaret ve siyaset üçgeni
Ben barışa karşı değilim.
Terörün bitmesini, silahların susmasını, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözülmesini istiyorum.
Ama barış istemek başka, AKP’nin getirdiği her düzenlemeye sorgusuz sualsiz “evet” demek başkadır.
Ben bu iktidara güvenmiyorum.
Çünkü bir taraftan “demokrasi ve toplumsal barış” diyorsunuz, diğer taraftan demokratik siyasetin alanını her geçen gün daraltıyorsunuz.
Muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının diploması iptal edildi, kendisi cezaevinde.
Seçilmiş belediye başkanları tutuklanıyor, görevlerinden uzaklaştırılıyor.
Muhalefet partilerinin yöneticileri hakkında soruşturmalar ve fezlekeler gündemden düşmüyor.
Meşru, demokratik ve silahsız siyaset yapan insanlar ceza hukukuyla karşı karşıya bırakılıyor.
AYM kararlarının gereği yerine getirilmiyor.
AİHM kararları uygulanmıyor.
Kayyum uygulaması devam ediyor.
Sonra aynı iktidar bize “demokrasi”, “hukuk” ve “toplumsal barış” diyor.
Ben de soruyorum:
Mevcut hukuku uygulamayan bir iktidarın yeni hukuk vaadine neden güvenelim?
Ayrıca bu çerçeve yasanın gelecekteki seçimlerin, Meclis aritmetiğinin veya başka siyasi hesapların aracı olmayacağının güvencesi nedir?
Ben AKP’nin siyasi hesabına ortak olmayacağım.
Çünkü kalıcı barış siyasi hesaplarla değil; hukukla, demokrasiyle, adaletle ve toplumsal güvenle kurulur.
Önce AYM kararlarını uygulayın.
Önce AİHM kararlarının gereğini yerine getirin.
Önce sandık iradesine saygı gösterin.
Önce iktidara da muhalefete de aynı hukuku uygulayın.
Sonra bize demokrasi ve hukuk devleti anlatın.
Benim tavrım çok açık:
Barışa EVET.
Terörün bitmesine EVET.
Silahların susmasına EVET.
Demokratik çözüme EVET.
Ama hukuksuzluğa HAYIR.
Çifte standarda HAYIR.
Barışın siyasi ve seçim hesaplarına alet edilmesine HAYIR.
Benim HAYIR oyum barışa değil, bu iktidarın güven vermeyen hukuk ve demokrasi anlayışınadır.
Bu nedenle bu hâliyle çerçeve yasaya oyum nettir:
HAYIR.
"Bize şunu, bunu derler" veya "Bize filanca küser" diyerek siyaset yapılmaz !
Kılıçdaroğlu 13 yıllık genel başkanlığında aynen böyle yaptı. Sonuç ortada.
Yeni Parti ilkesel siyaset yapmalıdır.
Çerçeve yasaya HAYIR oyu vermelidir.
Cam tavanı kırın !
@yenipartiyiz
— YENİ Parti Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici:
“Pazartesi günü yapılacak olan ‘Çerçeve Yasa’ oylamasında ‘Hayır’ oyu vereceğimi tüm kamuoyunun bilgisine sunarım.”