@MaysaDiye Kadının elinde tuttuğu fincan içindeki çay, kahve ya da herneyse farklı, çünkü resimler arada en az 12 saat olması gereken farklı zamanlara ait 😉
@borsamuhendisim İlk çeyreğini anca izledim, boş... Sonrasından da bi beklentim yok.
Aq kapitalist düşüncesi, birlikte uyum içinde hareketin nimetlerinden hiç bahsetmiyor da düelloda nasıl kazanacağına odaklanıyor. Kaç düellodan sağ çıkacağını hesap ediyorsun gt?
@guldefteri Sol avucunun içinde sakladığı bi taneyi koyuyor. Aşağıya dizdiği her sıradaki parça sayısını akılda tutup, 3. Sırayı yerleştirdiği anı dikkatle izlerseniz görebilirsiniz.
@smurfypappa Dayı, dalga mı geçiyon bizle? Hiç yanılmadan ikiye katlanacak on tane coini peşpeşe nasıl bulacağız; bi yol gösterebilir misin? Bi kez yanıldık mı paramızın en az yarıya, belki onda birine düşeceğini hiç hesaba kattın mı?😉
Banklarda oturan kadınlara bakın.
Onlar mahkûm değil, sadece fakirler.
Viktorya dönemi İngiltere'sinde eğer paranız, kocanız veya bir işiniz yoksa oraya gönderilirdiniz!!
Bugünkü işleri kenevir toplamaktı; Kraliyet Donanması için yeni halatlar yapmak amacıyla, katranla kaplı eski gemi halatlarını çıplak parmaklarıyla didikliyorlardı.
Parmakları kanıyor, katran tenlerini yakıyordu.
Ama dururlarsa yiyecek alamazlardı.
Siyah elbise giyen ve elinde değnek olan kadın ise gözetmendi.
Konuşan her kadını döverdi.
Sabah saat altıdan akşam sekize kadar sessizlik kuralı vardı; bu küçük pencereli, soğuk taş salonda oturup halatları didiklerlerdi.
Yanlarındaki çocukları görüyor musunuz?
Altı veya yedi yaşlarındalar.
1890 Londra'sında, yetimhanedeki (yoksullar evindeki) bir çocuğun da çalışması gerekiyordu.
Eğer bir anne yetimhaneye girerse, çocukları elinden alınır ve başka bir odaya gönderilirdi. Kadının, çocuklarını sadece pazar günleri bir saatliğine görmesine izin verilirdi.
Geceleri elli kişi aynı odada, samanların üzerinde, her yatakta iki kişi olacak şekilde uyuyordu.
Akşam yemeği ise sulu bir lapa ve bir parça küflü ekmekten ibarettir.
Neden buradaydılar?
Çoğu duldu.
Kocaları fabrikalarda ölmüştü.
Kocanın olmaması demek; parasızlık ve evsizlik demekti. Yetimhane, sokaktan önceki son duraktı.
İşte bu, Charles Dickens'ın hakkında yazdığı Londra'dır.
Ve bu fotoğraf, onun Oliver Twist romanını yazmasının sebebidir.
Bu cehennem, Britanya İmparatorluğu'nun kalbinde, sadece 136 yıl önceydi.
Oysa Britanya, dünyanın çoğunu kontrol ediyordu ve "üzerinde güneş batmayan imparatorluk" olarak adlandırılıyordu.
Kaynak BBC World old history