🔸Usta sanatçı Kadir İnanır yaşamını yitirdi
"Ömrümün geri kalanını hiçbir şeye elini ayağını sokmayan, pısırık, korkak bir adam olarak mı yaşamalıyım? Hayır, tam tersine. 'Helal olsun Kadir abiye' diyecekler öyle öleceğim"
“Bu ülkeyi sevenler devrimcilerdir.
Kürt sorunu, adalet, gelir dağılımı, yüzlerce temel sorunumuz var. Ama bence en önemlisi, bu ülkede kardeşçe yaşamak istiyorsak, birinci sırada Kürt sorunu var. Herkes elini taşın altına koyacak, ezilecek o eller. Elimden geleni yapıyorum ama bunu yaptığım için kendimi ayrıcalıklı biri gibi görmüyorum. Böyle yapılması gerekiyor.”
Yattığı yer incitmesin. Saygı ve minnetle.
✍️ Murat Sabuncu yazdı:
🕊️ 2007’den 2026’ya, Yaşar Kemal’den Burhan Sönmez’e, barışa 'pênc-rê’ açmak: Ya gerçek demokrasi ya da hiç
📌 2007 yılı. Yaşar Kemal, ‘Türkün Türkten başka dostu vardır, Kürtlerdir’ diye başladığı konuşmasını ‘ya gerçek demokrasi ya da hiç’ diye bitiriyor. 2026 yılı. Bu kez Burhan Sönmez konuşuyor: Bir pencere çizdiğimizde, dört yanı vardır, çizgiler ilerler, birleşerek bir kafes yaratır ve bizi bir kafes gibi içine alır. Bu dört çizginin tam ortasına baktığımızdaysa, aslında beşinci yolu, Kürtlerin pênc-rê dediği imkanı görürüz. Orada yeni bir ufuk vardır bizim için. Bugün, kalın çizgilerle etrafımıza çizilen çerçevelerin içindeki bu ufuk, barıştır, barışa açılan yoldur
https://t.co/zJlIkRdRAf
@muratsabuncum
Biz batıdaki gazetecilerin, özyönetim sürecine dair (2015/2016) samimi ve sağlam bir özeleştiri vermemiz gerektiğini düşünüyorum.
Kürtleri yaşadıkları acılar ve kayıplarla yapayalnız bıraktık.
Bu gerçekle yüzleşmeden, özeleştirisini vermeden aynı yolu bir daha yürüyemeyiz.
Zira bir barıştan söz ediyoruz ama Kürtlerin Türklerle duygusal açıdan barışması çok da kolay olmayacak gibi düşünüyorum. Sebeplerinin en başında da birçok zor dönemde yalnız bırakılmışlık gerçeği geliyor.
Bu “kardeşlik” söylemine aşırı kızmalarını, kabul etmemelerini ve tepkilerini de anlıyorum. “Madem kardeşiz, biz her acı çektiğimizde siz pozisyonu ya karşı taraftan yana alıyor, bizi acıtanı haklı sayıyor ya da sessizce bir kenarda gizleniyorsunuz” diyorlar. (Bir benzerini daha çok yeni Rojava sürecinde de yaşadık.)
Tanım kardeşlikse, egoist, ben merkezci, kendini üstün sayan ve kendi pozisyonunu öncelemek adına kötücüllüğü tercih edebilen bir kardeşten fazlasından söz etmek de pek mümkün görünmüyor gerçekten.
“Sorun; Türklerin sorunu olduğunda ‘Kürtler nerede?’ diye soranların, Kürtler haksızlığa uğrarken ortadan yok olmasında” diyorlar.
Tahran'da kız çocukları öldürüldü, acımasızca.. Dünyanın vicdanlı insanları gözyaşı döküyor o günden bu yana..
"Yapay zeka" da çokkk üzüldü!!!
İnternettte dolaşıyor bu video, hayattan alınmış kız çocuklarının anısına..
Peygamber Efendimiz, kuşu ölen bir çocuğun üzüntüsünü paylaşmak için ona başsağlığı dilemeye gidecek kadar ince bir vicdana sahipti. Peki, 'kuşu ölene başsağlığı dileyen' o peygamberin ümmeti, bugün 170 kız çocuğunun Amerikan bombalarıyla okullarında parçalanmasına nasıl bu kadar kör, sağır ve dilsiz kalabiliyor?
Yaşar Kemal’i Anarken
Bugün bir yazarı değil, bir vicdanı anıyorum.
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca’da filler saltanat kurarken, küçücük bir topal karınca hakikatin yanında durur. Orada öğrendim: Güç büyük olmakta değil, doğru yerde durmaktadır.
Hüyükteki Nar Ağacı’nda nar ağacı, yıkımın ortasında direnen hafızadır. Kökleri sökülmek istenir ama o toprağa daha derin iner. Sabırla, onurla…
Ve İnce Memed…
Zulme karşı ayağa kalkan insanın sesi. Korkuya rağmen adaletin tarafında durmanın destanı.
Yaşar Kemal benim için yalnızca bir usta değil; öğretici bir varlıktı.
Büyüdükçe küçülmeyi, yükseldikçe alçakgönüllü kalmayı öğreten bir ölmez ağacı gibiydi.
Gölgesi serin, kökleri derin, kalbi temiz…
Hakikat bazen bir karınca kadar küçük,
Bir nar ağacı kadar köklü,
Bir İnce Memed kadar başkaldırandır.
Onu saygıyla anıyorum.
Ruhu şad olsun.
#YaşarKemal
İsrail/ABD yapımı İran saldırısı başladı. Bölge için yeni bilinmezlikler ve acıların, nereye şekillleneceği belli olmayan bir sürecin de habercisi. İran’ın baskıcı rejiminin kendi halkına zulmünü unutmadan, İran halkının kendi iradesiyle değişimi sağladığı bir dönem olabilse…
Halep’te yeni acıların yeni yıkımların olmaması için herkes elinden geleni yapmalı. Savaşın değil barışın yanında silahın değil diyaloğun tarafında olmak gerekiyor.