elinde tüfek olan bir çocuğa kimse bir şey yapamazdi ama okulda çocukların baktığı, okuldaki çocukları sahiplenen bir sokak köpeği mani olurdu.. bir ton vaka var böyle.. istemediniz.. 1 santimlik dişten korkunuzu çocukların ölmesine tercih ettiniz
O yaşlı bir kral, yaşlı bir kraldan daha tehlikelisi yoktur. Son bir zafer ister, hiçbir şeyden korkmaz ve kazanmak için yapmayacağı şey yoktur. O yaşlı bir kral.
Binanın kolonlarını kesmişler...35 kişi altında kalmış. Tam 2 yıl adaletten kaçmışlar ve mahkeme diyor ki; "Bunlar iyi hallerdir, indirimi hak ettiler. Tahliye edelim."
Bu genç adam ise yurtdışından gelip teslim olmuş ama kuyu tipinde, zindanda.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. günd��. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.
Karaoğlan yani kısaca Ecevit:) hipotermiden ölmek üzereydi bulunduğunda,fabrika bahçesinde forklift altında kalmadan direndi büyüdü, nasıl vitamin verdiyse vet göbek yaptı:) Anası olacak zilli o sırada gitti hamile kaldı :) 2 ay sonunda bugün o da kısırlaşmış olarak çıktı vetten.
Eşek arılarının yuvasına sıcak su döktü: Doğum gününde hayatını kaybetti
Isparta'da mobilya döşemeciliği yapan Zafer Kaya (51) yuvasına sıcak su döktüğü eşek arılarının saldırısına uğradı. Arı sokmasına alerjisi olan Kaya, tedavi gördüğü hastanede bir hafta sonra, bugün, doğum gününde hayatını kaybetti.
https://t.co/xEL8WB4CTU
Aynen öyle cücüllatam çok Doğru tespit. Herkese nasip olmaz. Insan kendisinin tertemiz ve mis gibi olduğunu bildiği zaman işte böyle salınarak giriyor her kapıdan içeri çooook şükür. Sonuçta iki tık fazla alayım diye insanların hayatlarını hiçe sayarak haber yapanlar için de bizim bir serzenişimizin olması çoook normal .
esas anormal olan Bunu sanki dev bir mağduriyete çevirip inlemeniz tek lafla hüzün kapladınız az daha eleştirilseniz ne olacaksınız acaba.
@cuneytozdemir
Tüm önyargıları ve ezberleri bozan tesettürlü gurbetçi kadın:
"Almanya'da çamaşır makinesi bile devlet veriyor.
Çocuğa 400€ destek, İtalya gezisine 500€"
Burada ne var? "Çay simit"
Soru bu kadar basit. #sefaletiçindeyaşıyoruz
Karadeniz'e görece daha geri olan Güneydoğu'da küçük bir ilçede okudum 30 sene önce ilkokulu ve bunların hiç birini yaşamadım, bunlar kesin paralel evrende bir yerde yaşadı,sonra bizim paralele geliş yolunu buldular ve geldiler maalesef.
Yusuf Tekin:
"Ben öğrenciyken, ders kitaplarını kırtasiyeye sipariş ediyorduk. 3-5 ay sonra geliyordu. Birinci yarıyıl bitmiş oluyordu.
Ben öğrenciyken sınıflar 70 kişiydi. Sınıflarda soba bile yoktu, soba olan okul lüks kabul ediliyordu. Annelerimiz fileyle odun yollardı."
Geçenlerde Antalya Kemer’deydim.
Saat 22.00 suları işlek caddenin üzerinde haşlanmış mısır satan bir seyyar satıcıyla sohbet ettik.
“İş yok, geçenleri görüyorum, eskiden ellerinde dolu poşetler, çantalar olurdu, şimdi sadece su şişesi var” dedi, ekledi:
“Bugün sadece iki tane mısır sattım.”
Bu esnada lahmacunun 220 lira olmasından dert yandı, karnını doyuramadığını söyledi.
Zor bir dönemden geçtiğimizi anlatıp kaygılarının önemli kısmına hak verdiğimi ifade ettim.
Ama küçük bir itirazım oldu:
“Sen de mısırı 150 liradan satıyorsun, sana maliyeti tüm masrafıyla 20 lirayı geçmez.”
Seyyar tezgah için belediyeye aylık 10 bin lira kira ödediğini belirterek kendini savunmaya çalıştı.
O arada mısır almak için tezgaha yanaşan kadın da fiyatı pahalı buldu, “en tepedeki sağolsun” diyerek cumhurbaşkanımıza gönderme yapmasın mı?
“Bir saniye” dedim:
“Kirayı kim belirliyor?”
“Belediye”
“Belediye kimde?”
“CHP”
“O halde kiranın en tepedekiyle ne ilgisi var?”
Başını eğdi, sustu.
Esnafın sorunlarını kabul etmekle birlikte, kimsenin kendi fırsatçılığını veya siyasi tarafgirliğini iktidara ciro etmesini de doğru bulmuyorum.
Özetle.
Ekonomik güçlükler ve fırsatçılık kolkola geziyor.
Bir arkadaşımın akrabası vardı hikayesine çok üzülmüştüm, kocası ve 5 ÇOCUĞU bir şekilde ondan önce ölmüştü ve tek başına yaşıyordu dünyaya küsmüş bir halde. Yani HS.
Hangi gerizekalı çıkıpta kumaşı ısı ile düzleştirirsek daha güzel olur dedi ve geri kalan tüm gerizekalılarda bunu mantıklı buldu??? Sene olmuş 2026 ve hala bir demiri ısıtıp kumaşa sürtmekle vakit harcıyoruz 🤬 bu arada kış güzel işte bi kot bi kazak miiiiiis